Yunus Türkoğlu
Köşe Yazarı
Yunus Türkoğlu
 

Yavuz Sultan Selim, Şair ve Van Müftüsü

ggg   Her Vanlının mutlaka okuması gerekir diye, yıllar önce keyifle okuduğum tarihi bir yazıyı bu hafta bilgilerinize sunmak istiyorum. Payitahttan Van’a kadar uzanan bu tarihi olayı tekrardan hatırlarken; Kısada olsa ana hatlarıyla Yavuz Sultan Selim Han’ı tanımaya çalışacağız. Devletin üst kademelerinde yaşanan meselelerin nasıl üstesinden gelindiğine şahit olacağız. Edebiyatın, şiirin günlük hayatımızda ne kadar etkili olduğunu göreceğiz. Tarihin yaşandığı o dönemlerde ki Van’ı hayalen de olsa yaşama fırsatı bulacağız.  “Sultan Birinci Selim Han, 10 Ekim 1470’de Amasya’da doğdu. Babası İkinci Beyazıt, annesi Gülbahar Hatundur. Dedesi Fatih Sultan Mehmet’i ilk ve son kez İstanbul’da gördü. 1487’de Trabzon sancağına görevlendirildi. Yirmi dört yıl bu görevini sürdürerek devlet tecrübesi kazandı. Sert mizacı ve cesareti sebebiyle “Yavuz” lakabını aldı. 1512’de tahta çıktıktan sonra İslam birliğini sağladı. Sekiz senelik padişahlığı döneminde Osmanlı topraklarını iki katına çıkarmıştır. Hilafet onun zamanında Osmanlı’ya geçti. Aynı zamanda mukaddes emanetleri İstanbul’a getirtmesi en mühim icraatlarından biridir! Batıyla sulh politikası güden Yavuz Sultan Selim Han, bütün enerjisini doğuya ve Mısır yönüne harcadı. Sekiz yıl süren saltanatı seferler ve zaferlerle geçti.   Kemalpaşazade, Yavuz devrinin bu özelliğini şu teşbihle ifade eder:   Şems-i asr idi,  asrda  şemsün,   Zıllı memdud olur zamanı kasir.   “İkindi güneşinin vakti kısadır. Fakat cisimlerin gölgesi o vakitte uzundur. Senin saltanatının güneşi de ikindi güneşi gibiydi. Müddet kısa oldu ama tesiri asırlara yayıldı.”   Yavuz Sultan Selim Han; dedesi Fatih gibi ilme, âlime, sanata ve sanatkâra azami derecede ehemmiyet gösterirdi.   Çok okuyan, en bilgili padişahlardan biridir,“Selimi” mahlasıyla yazdığı manzum eserleri, Farsça şiir divanı, Türkçe şiirleri vardır. Zamanının ilimlerine vakıftı.   Yavuz Sultan Selim Han, 22 Eylül 1520’de vefat etti. Kabri Sultan Selim Camii haziresindedir. Yavuz Sultan Selim Han, bir gün şair Vehbi’yi üzüp yanından uzaklaştırır. Vehbi gönlü kırık bir şekilde diyar diyar dolaşarak önce Erzurum’a oradan da Van’a gider. Nihayet Van Müftüsü’ne varıp vaziyeti izah eder, ondan yardım ister. Müftü bey şaire sahip çıkar ve kâtip olarak vazifeye başlatır. Bir müddet sonra Padişahın aklına Vehbi gelir ve çağrılmasını emreder. Vezirler Vehbi’nin İstanbul’u terk etiğini söyleseler de Padişah dinlemez! Vezirler kara kara bir çözüm düşünürler. Nihayet vezirlerden biri Sultana şöyle bir teklifte bulunur:   “-Sultanım siz az bir mısra yazın. Ardından bir yarışma düzenleyelim. Sizin mısraınıza en uygun ikinci mısrayı yazan şairi mükâfatlandıracağınızı ilan edelim.  Şüphesiz ki, şairlerin eli dili ve kalemi durmaz! Vehbi’de dayanamayıp yarışmaya katılacaktır. O vakit onu buluruz. Rivayete göre ödül bin altındır. Ödülün büyüklüğü şairleri cezb eder. Sultan bu teklifi beğenir ve sonrasında aşağıdaki mısrayı yazar; “Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?”   “…                                                                                         “  Hemen münadiler çıkarılır ve Osmanlı Devleti’nin her köşesinde Sultan’ın başlattığı yarışma ilan edilir. Eli kalem tutan herkes Sultan’ın mısrasına bir mısra ekleyip saraya gönderir.   Van Müftüsü de bu yarışmaya katılmaya karar verir. Kendince bir şeyler yazdıktan sonra temize çekmesi için kâtibi Şair Vehbi’ye verir. Vehbi mısraya bakar fakat beğenmez. Müftü’nün yanına giderek; “-Şurası şöyle olsa nasıl olur? Şurasını da şöyle değiştirsek güzel olmaz mı?” derken ortaya şu mısra çıkar: “Ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bedendir bu.” Bu mısra saraya gönderilir. Padişah Van Müftüsü imzasıyla gelen mısrayı okuyunca mısranın Vehbi’ye ait olduğunu anlar. Van Müftüsü’ne cevaben yarışmayı kazandığını, mükâfatının yola çıkarıldığını buna mukabil Vehbi’nin de İstanbul’a gönderilmesini ferman buyurur. Bu beyitte tarihe yadigâr kalır:  “Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?”  “Ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bedendir bu…”   Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun, hoşça kalınız…
Ekleme Tarihi: 16 Eylül 2020 - Çarşamba

Yavuz Sultan Selim, Şair ve Van Müftüsü

 

Her Vanlının mutlaka okuması gerekir diye, yıllar önce keyifle okuduğum tarihi bir yazıyı bu hafta bilgilerinize sunmak istiyorum. Payitahttan Van’a kadar uzanan bu tarihi olayı tekrardan hatırlarken; Kısada olsa ana hatlarıyla Yavuz Sultan Selim Han’ı tanımaya çalışacağız. Devletin üst kademelerinde yaşanan meselelerin nasıl üstesinden gelindiğine şahit olacağız. Edebiyatın, şiirin günlük hayatımızda ne kadar etkili olduğunu göreceğiz. Tarihin yaşandığı o dönemlerde ki Van’ı hayalen de olsa yaşama fırsatı bulacağız.

 “Sultan Birinci Selim Han, 10 Ekim 1470’de Amasya’da doğdu. Babası İkinci Beyazıt, annesi Gülbahar Hatundur. Dedesi Fatih Sultan Mehmet’i ilk ve son kez İstanbul’da gördü. 1487’de Trabzon sancağına görevlendirildi. Yirmi dört yıl bu görevini sürdürerek devlet tecrübesi kazandı. Sert mizacı ve cesareti sebebiyle “Yavuz” lakabını aldı. 1512’de tahta çıktıktan sonra İslam birliğini sağladı. Sekiz senelik padişahlığı döneminde Osmanlı topraklarını iki katına çıkarmıştır. Hilafet onun zamanında Osmanlı’ya geçti. Aynı zamanda mukaddes emanetleri İstanbul’a getirtmesi en mühim icraatlarından biridir! Batıyla sulh politikası güden Yavuz Sultan Selim Han, bütün enerjisini doğuya ve Mısır yönüne harcadı. Sekiz yıl süren saltanatı seferler ve zaferlerle geçti.

  Kemalpaşazade, Yavuz devrinin bu özelliğini şu teşbihle ifade eder:

  Şems-i asr idi,  asrda  şemsün,

  Zıllı memdud olur zamanı kasir.

  “İkindi güneşinin vakti kısadır. Fakat cisimlerin gölgesi o vakitte uzundur. Senin saltanatının güneşi de ikindi güneşi gibiydi. Müddet kısa oldu ama tesiri asırlara yayıldı.”

  Yavuz Sultan Selim Han; dedesi Fatih gibi ilme, âlime, sanata ve sanatkâra azami derecede ehemmiyet gösterirdi.

  Çok okuyan, en bilgili padişahlardan biridir,“Selimi” mahlasıyla yazdığı manzum eserleri, Farsça şiir divanı, Türkçe şiirleri vardır. Zamanının ilimlerine vakıftı.

  Yavuz Sultan Selim Han, 22 Eylül 1520’de vefat etti. Kabri Sultan Selim Camii haziresindedir.

Yavuz Sultan Selim Han, bir gün şair Vehbi’yi üzüp yanından uzaklaştırır. Vehbi gönlü kırık bir şekilde diyar diyar dolaşarak önce Erzurum’a oradan da Van’a gider. Nihayet Van Müftüsü’ne varıp vaziyeti izah eder, ondan yardım ister. Müftü bey şaire sahip çıkar ve kâtip olarak vazifeye başlatır. Bir müddet sonra Padişahın aklına Vehbi gelir ve çağrılmasını emreder. Vezirler Vehbi’nin İstanbul’u terk etiğini söyleseler de Padişah dinlemez! Vezirler kara kara bir çözüm düşünürler. Nihayet vezirlerden biri Sultana şöyle bir teklifte bulunur:

  “-Sultanım siz az bir mısra yazın. Ardından bir yarışma düzenleyelim. Sizin mısraınıza en uygun ikinci mısrayı yazan şairi mükâfatlandıracağınızı ilan edelim.

 Şüphesiz ki, şairlerin eli dili ve kalemi durmaz! Vehbi’de dayanamayıp yarışmaya katılacaktır. O vakit onu buluruz.

Rivayete göre ödül bin altındır. Ödülün büyüklüğü şairleri cezb eder.

Sultan bu teklifi beğenir ve sonrasında aşağıdaki mısrayı yazar;

“Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?”

  “…                                                                                         “

 Hemen münadiler çıkarılır ve Osmanlı Devleti’nin her köşesinde Sultan’ın başlattığı yarışma ilan edilir.

Eli kalem tutan herkes Sultan’ın mısrasına bir mısra ekleyip saraya gönderir.

  Van Müftüsü de bu yarışmaya katılmaya karar verir. Kendince bir şeyler yazdıktan sonra temize çekmesi için kâtibi Şair Vehbi’ye verir. Vehbi mısraya bakar fakat beğenmez. Müftü’nün yanına giderek;

“-Şurası şöyle olsa nasıl olur? Şurasını da şöyle değiştirsek güzel olmaz mı?” derken ortaya şu mısra çıkar:

“Ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bedendir bu.”

Bu mısra saraya gönderilir. Padişah Van Müftüsü imzasıyla gelen mısrayı okuyunca mısranın Vehbi’ye ait olduğunu anlar. Van Müftüsü’ne cevaben yarışmayı kazandığını, mükâfatının yola çıkarıldığını buna mukabil Vehbi’nin de İstanbul’a gönderilmesini ferman buyurur.

Bu beyitte tarihe yadigâr kalır:

 “Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?”

 “Ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bedendir bu…”

  Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun, hoşça kalınız…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.