Yunus Türkoğlu
Köşe Yazarı
Yunus Türkoğlu
 

Bahçeler Sulanırken!

Yunus Türkoğlu O bahçeler ki; Gönüllere inşirah verir, ağaçların dalları çeşit çeşit meyvelere durur, kuş cıvıltıları seher vakti zikri ilahiyle etrafa velvele verirdi! Yeşilin bin bir tonu, çiçeklerin miski amber kokuları, elmanın aslı, armudun nesli, vişnenin rengi ve eriğin tadından sual olunmazdı! Salkım söğütlerin gölgesinde mevsimler gelip geçerken, kavak yapraklarındaki hışırtıda sevgiler olurdu! O insanlar ki; Fazilet, huzur, merhamet ve cömertlikle doluydular! Bozulmaz bir dostluk ve yardımseverlik onların şiarındandı! Bu üstün şahsiyetli insanlar gönüllerde var olmayı bilir, insanları menfaatsiz severlerdi! Dünya malı çok yoktu, fakat samimi olarak paylaşmayı, ikram etmeyi bilirlerdi! Ve o eski insanlar Van’ın örnek şahsiyetleriydiler…  İkindi geçmiş, hava oldukça serinlemiş gölgelerimiz uzamaya başlamıştı! Artık bahçelere su açma vaktiydi. Bahçe sulama günü olanlar kürekleri ellerinde kanal boyundaki hepenklerin başlarında çırbacı bekliyorlardı. Bekleyenlerden biride bendim! Beton su kanalları, Mercimek Mahallesi’ni bir baştan bir başa kat eder, Amiklioğlu Sokaktan Dingo Faik’in bahçesine, Erek’ten Terzi Refik Tüfekçi, Çeşminaz Teyze, Hamaloğlu Mustafa, Şahe’lerin aşağıdaki çevirmeler ve Pala Ezo’nun bahçesine kadar giderdi! Gittiği her tarafı da gülistana çevirirdi! Biraz sonra bisikletinin üzerinde Çırbaç Muharrem’in bize doğru geldiğini fark ettik. Hepenklerin (Buna biz Edremit’te “darav” derdik) başına gelince bisikletinden iner, seledeki anahtarnıı çıkarır, hepengin ucundaki büyükçe somunu çevirir, kanat yukarı doğru kalkınca suyu salar ve tekrardan yoluna devam ederdi! Rahmetli, sıranın kimde olduğunu da çok iyi bilir, kimseye bir şey sormazdı!  Bizim bahçeye giden hepengi de açtıktan sonra aşağıya doğru devam edip gitti. Su sokağın altındaki künklerden akmaya başladı. Benimde karşıya geçip suyu takip ederek bahçeye gitmem gerekiyor!   Mahallemize su gelmeye başlayınca sokağımız şenlenirdi. Her evde bulunan galvanizli su bakraçlarıyla yollar sulanır, mahalle sakinleri çıkar kapı önlerinde, pencerelerde veya balkonlarında otururlardı!  Okuldan dönen çocuklar ise bakkal İdris’in köşede toplanırken her taraf cıvıl cıvıl olurdu! Suyun bahçemize gidebilmesi için Hasret teyze ile Behçet Yaşar’ın bahçesinden geçmesi gerekiyor! Sokağın karşına geçtikten sonra tahta kapıyı gıcırtıyla açıp Hasret teyzenin bahçesine giriyorum. Su bütün güzelliğiyle sağlı sollu kavak ve karaağaçların olduğu toprak kanaldan çakılları cilalayarak akıp gitmeye devam ediyordu. Solumdaki evin üst katında Van Belediyesi Muhasebe Müdürü Mehmet Metin ve hanımı Ayşe teyzeler, alt katta ise Karayolları personeli Halis Askar ve hanımı Necla teyzeler oturuyorlardı. Sabahtan bentleri ayarlamıştım su gideceği yolu biliyor fakat ben yinede suyla beraber yürüyorum. Karşımdaki ikinci tahta kapıya gelmeden önce bir bent var! Buradan” Mevsim Lokantası” sahibi Cenap Aytok ve Sağlık Müdürlüğü’nden Salih İl’in bahçesine su giderdi. İkinci kapıdan geçip Behçet Yaşar’ın bahçesinden yürüyorum! Şırıl şırıl akan suyun bir yanında kerpiç duvar diğer yanında ise vişne ve alo ağaçları görülmeye değer güzellikler oluştururdu! Dikenli telleri de aştıktan sonra nihayet bahçemizdeyim. Küreği bırakıp bir köşede oturup suyun akışın seyretmeye başlıyorum! Birkaç saat sonra akşam olup karanlıklar çökünce, bir başka boyutta sulama daha da zevkli bir hal alıyordu!       “Bir yaz gününün sabah vaktinde, Gürpınar’ın yeşil yaylalarındaki havanın serinliği insana tarifsiz duyguları yaşattığı demlerde, Engil Çayı’nın üzerinde bir kano’dayım!  Aheste aheste kürek çekerken etraftaki muhteşem manzaraları izleyerek Vangölü’ne doğru yol alıyor olsam” Bahçe sulamanın ne kadar zevkli bir iş olduğunu ancak bu kelimelerle sizlere ifade etmeye gayret ettim! Siz, hiç ay şavkını akan suların üzerine vurunca bahçe suladınız mı? Siz, hiç “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar” gibi tabiatla başa baş kalırken tefekküre dalıp bahçe suladınız mı? Siz, hiç ateşböcekleri suyun içersinden size göz kırparken bahçe suladınız mı? Siz, hiç su sesinin huzuru, bülbül zikirleri ve kekik kokuları arasında bahçe suladınız mı? Siz, hiç yetmişlerde Van merkezde olan bağ ve bahçelerin güzelliklerini büyüklerinizden dinlediniz mi? Hoşça kalınız…
Ekleme Tarihi: 19 Temmuz 2020 - Pazar

Bahçeler Sulanırken!

Yunus Türkoğlu

O bahçeler ki; Gönüllere inşirah verir, ağaçların dalları çeşit çeşit meyvelere durur, kuş cıvıltıları seher vakti zikri ilahiyle etrafa velvele verirdi! Yeşilin bin bir tonu, çiçeklerin miski amber kokuları, elmanın aslı, armudun nesli, vişnenin rengi ve eriğin tadından sual olunmazdı! Salkım söğütlerin gölgesinde mevsimler gelip geçerken, kavak yapraklarındaki hışırtıda sevgiler olurdu!

O insanlar ki; Fazilet, huzur, merhamet ve cömertlikle doluydular! Bozulmaz bir dostluk ve yardımseverlik onların şiarındandı! Bu üstün şahsiyetli insanlar gönüllerde var olmayı bilir, insanları menfaatsiz severlerdi! Dünya malı çok yoktu, fakat samimi olarak paylaşmayı, ikram etmeyi bilirlerdi! Ve o eski insanlar Van’ın örnek şahsiyetleriydiler… 

İkindi geçmiş, hava oldukça serinlemiş gölgelerimiz uzamaya başlamıştı! Artık bahçelere su açma vaktiydi. Bahçe sulama günü olanlar kürekleri ellerinde kanal boyundaki hepenklerin başlarında çırbacı bekliyorlardı. Bekleyenlerden biride bendim!

Beton su kanalları, Mercimek Mahallesi’ni bir baştan bir başa kat eder, Amiklioğlu Sokaktan Dingo Faik’in bahçesine, Erek’ten Terzi Refik Tüfekçi, Çeşminaz Teyze, Hamaloğlu Mustafa, Şahe’lerin aşağıdaki çevirmeler ve Pala Ezo’nun bahçesine kadar giderdi! Gittiği her tarafı da gülistana çevirirdi!

Biraz sonra bisikletinin üzerinde Çırbaç Muharrem’in bize doğru geldiğini fark ettik. Hepenklerin (Buna biz Edremit’te “darav” derdik) başına gelince bisikletinden iner, seledeki anahtarnıı çıkarır, hepengin ucundaki büyükçe somunu çevirir, kanat yukarı doğru kalkınca suyu salar ve tekrardan yoluna devam ederdi!

Rahmetli, sıranın kimde olduğunu da çok iyi bilir, kimseye bir şey sormazdı!

 Bizim bahçeye giden hepengi de açtıktan sonra aşağıya doğru devam edip gitti. Su sokağın altındaki künklerden akmaya başladı. Benimde karşıya geçip suyu takip ederek bahçeye gitmem gerekiyor!  

Mahallemize su gelmeye başlayınca sokağımız şenlenirdi. Her evde bulunan galvanizli su bakraçlarıyla yollar sulanır, mahalle sakinleri çıkar kapı önlerinde, pencerelerde veya balkonlarında otururlardı!  Okuldan dönen çocuklar ise bakkal İdris’in köşede toplanırken her taraf cıvıl cıvıl olurdu!

Suyun bahçemize gidebilmesi için Hasret teyze ile Behçet Yaşar’ın bahçesinden geçmesi gerekiyor! Sokağın karşına geçtikten sonra tahta kapıyı gıcırtıyla açıp Hasret teyzenin bahçesine giriyorum. Su bütün güzelliğiyle sağlı sollu kavak ve karaağaçların olduğu toprak kanaldan çakılları cilalayarak akıp gitmeye devam ediyordu.

Solumdaki evin üst katında Van Belediyesi Muhasebe Müdürü Mehmet Metin ve hanımı Ayşe teyzeler, alt katta ise Karayolları personeli Halis Askar ve hanımı Necla teyzeler oturuyorlardı.

Sabahtan bentleri ayarlamıştım su gideceği yolu biliyor fakat ben yinede suyla beraber yürüyorum. Karşımdaki ikinci tahta kapıya gelmeden önce bir bent var! Buradan” Mevsim Lokantası” sahibi Cenap Aytok ve Sağlık Müdürlüğü’nden Salih İl’in bahçesine su giderdi.

İkinci kapıdan geçip Behçet Yaşar’ın bahçesinden yürüyorum! Şırıl şırıl akan suyun bir yanında kerpiç duvar diğer yanında ise vişne ve alo ağaçları görülmeye değer güzellikler oluştururdu!

Dikenli telleri de aştıktan sonra nihayet bahçemizdeyim. Küreği bırakıp bir köşede oturup suyun akışın seyretmeye başlıyorum! Birkaç saat sonra akşam olup karanlıklar çökünce, bir başka boyutta sulama daha da zevkli bir hal alıyordu!     

 “Bir yaz gününün sabah vaktinde, Gürpınar’ın yeşil yaylalarındaki havanın serinliği insana tarifsiz duyguları yaşattığı demlerde, Engil Çayı’nın üzerinde bir kano’dayım!  Aheste aheste kürek çekerken etraftaki muhteşem manzaraları izleyerek Vangölü’ne doğru yol alıyor olsam”

Bahçe sulamanın ne kadar zevkli bir iş olduğunu ancak bu kelimelerle sizlere ifade etmeye gayret ettim!

Siz, hiç ay şavkını akan suların üzerine vurunca bahçe suladınız mı?

Siz, hiç “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar” gibi tabiatla başa baş kalırken tefekküre dalıp bahçe suladınız mı?

Siz, hiç ateşböcekleri suyun içersinden size göz kırparken bahçe suladınız mı?

Siz, hiç su sesinin huzuru, bülbül zikirleri ve kekik kokuları arasında bahçe suladınız mı?

Siz, hiç yetmişlerde Van merkezde olan bağ ve bahçelerin güzelliklerini büyüklerinizden dinlediniz mi?

Hoşça kalınız…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.