Ümran Öztürk
Köşe Yazarı
Ümran Öztürk
 

Kartpostallar ve Şehirler

ggg Şehir kartpostalları, bir dönemin en etkili tanıtım broşürleri yerine kullanılırdı. Titiz çalışmalar sonucu hazırlanan bu kartpostallarla kentlerin tanıtımları yapılırdı. Özellikle bayram kutlamaları için tebrik kartı olarak gönderilen bu kartpostallar, o kent hakkında birçok ipucu verirdi. Bir şehrin gizli hikayesini bu kartpostallardan öğrenirdik. Caddeleri, farklı sokakları, evleri, anıtları, simgeleri ve tarihi dokularından oluşan o kentlerin önemli varlıkları renkli kolajlarla kartpostallarda yerini alırdı. Bir kentin simgesi haline gelmiş fotoğrafların basıldığı bu kartlara tebrik kartı da denirdi. Bizler az çok bu fotoğraflardan öğrenirdik şehirlerin özelliklerini. Çünkü o dönemlerde her kentin dokusu, yapısı kendine has özellikleri korunurdu ve bu özellikleriyle tanınırdı.  Son yıllarda ülkemizdeki şehirlere baktığımızda hepsinin birbirine ne kadar çok benzemeye başladığını görüyoruz. Bir kentte yapılan yapılardan, çevre düzenlemesine, parklardan ışıklandırmaya kadar her yapılanın şehrin karakteristik özelliklerine, tarihi dokusuna bakılmaksızın birebir aynı olması şehirlerin özeliğini, kent kimliğini yitirmesine neden oluyor. Birkaç şehri kapsayan bir geziye çıktığınızda aklınızda sadece, o yöreye ait simgeler, çarşılar ve yapılar kalıyor. Bu da dönüşüme uğramamış kentlerde önümüze çıkıyor.  Dönüşüme uğrayan şehirlerin caddeleri, sokakları, bulvarları hep aynı tarz ve şehirler birbirinin aynısı oldu.  Sokak lambalarından tutun da parklardaki havuzlar, caddelere döşenen taşlar, irili ufaklı kafeler ve içindeki aksesuarlara kadar hepsi aynı. Zaten zincir mağazalar kasaba, şehir demeden her yerleşim birimine hoyratça açılıyor. Bu zincir marketlerin katkılarıyla da hangi kentte olduğumuzu unutturacak kadar birbirinin kopyası olmuş şehirler. Bir zamanlar şemsiyeli sokak furyası vardı. İlk kez keşfedilmiş gibi büyük açılışlar yapılan o sokaklar. Bu kadar kopyacılık yerine bir kentin tarihi dokusuna uyan yapıların, heykellerin, anıtların yanı sıra kentsel göstergelerin disipline edilerek, dinlenme ve sosyalleşme amaçlı mekânsal tasarımların yapılması çok daha doğru olmaz mı? Yaşadığımız kentin tarihi dokusunu bu kopyacılıktan kurtarmak çok mu zor? Yanlış politikalar her yerin imara açılması kentlerin tarihi derinlikleri ile kimliğini yitirmesine neden oldu. Geçmişten gelen değerlerin yok olmasında ve bu çarpık kentleşmede politikacılar kadar imar plancılarının büyük payı var.  Şimdi şehir plancılarına ve tasarımcılara büyük ölçüde ihtiyaç olduğu kanısındayım. Bunun için o eski kent kartpostallarına bakmak lazım. Eski kartpostalları arşivlerden bulup çoğaltalım ki,  tarihe tanıklık eden o kartpostallara bakarak neleri koruyamadığımızı, neleri kaybettiğimizi görelim.  O tarihi yapıların nasıl dönüştürülerek yok olduğunu, kocaman bahçeli, cumbalı evlerin yerini nasıl soğuk, ruhsuz yüksek binaların aldığını, sırf rant uğruna denizlerin, göllerin doldurularak imara açıldığını, yemyeşil örtülerin nasıl griye dönüştüğünü görelim. O eski kartpostallar kentlerin hafızalarıdır. Onlara iyi bakalım ki doğanın acımasızca nasıl talan edildiğini o kartpostallarda daha net görelim.
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2021 - Çarşamba

Kartpostallar ve Şehirler

Şehir kartpostalları, bir dönemin en etkili tanıtım broşürleri yerine kullanılırdı. Titiz çalışmalar sonucu hazırlanan bu kartpostallarla kentlerin tanıtımları yapılırdı. Özellikle bayram kutlamaları için tebrik kartı olarak gönderilen bu kartpostallar, o kent hakkında birçok ipucu verirdi.

Bir şehrin gizli hikayesini bu kartpostallardan öğrenirdik. Caddeleri, farklı sokakları, evleri, anıtları, simgeleri ve tarihi dokularından oluşan o kentlerin önemli varlıkları renkli kolajlarla kartpostallarda yerini alırdı.

Bir kentin simgesi haline gelmiş fotoğrafların basıldığı bu kartlara tebrik kartı da denirdi. Bizler az çok bu fotoğraflardan öğrenirdik şehirlerin özelliklerini. Çünkü o dönemlerde her kentin dokusu, yapısı kendine has özellikleri korunurdu ve bu özellikleriyle tanınırdı.

 Son yıllarda ülkemizdeki şehirlere baktığımızda hepsinin birbirine ne kadar çok benzemeye başladığını görüyoruz. Bir kentte yapılan yapılardan, çevre düzenlemesine, parklardan ışıklandırmaya kadar her yapılanın şehrin karakteristik özelliklerine, tarihi dokusuna bakılmaksızın birebir aynı olması şehirlerin özeliğini, kent kimliğini yitirmesine neden oluyor.

Birkaç şehri kapsayan bir geziye çıktığınızda aklınızda sadece, o yöreye ait simgeler, çarşılar ve yapılar kalıyor. Bu da dönüşüme uğramamış kentlerde önümüze çıkıyor.  Dönüşüme uğrayan şehirlerin caddeleri, sokakları, bulvarları hep aynı tarz ve şehirler birbirinin aynısı oldu.

 Sokak lambalarından tutun da parklardaki havuzlar, caddelere döşenen taşlar, irili ufaklı kafeler ve içindeki aksesuarlara kadar hepsi aynı. Zaten zincir mağazalar kasaba, şehir demeden her yerleşim birimine hoyratça açılıyor. Bu zincir marketlerin katkılarıyla da hangi kentte olduğumuzu unutturacak kadar birbirinin kopyası olmuş şehirler. Bir zamanlar şemsiyeli sokak furyası vardı. İlk kez keşfedilmiş gibi büyük açılışlar yapılan o sokaklar.

Bu kadar kopyacılık yerine bir kentin tarihi dokusuna uyan yapıların, heykellerin, anıtların yanı sıra kentsel göstergelerin disipline edilerek, dinlenme ve sosyalleşme amaçlı mekânsal tasarımların yapılması çok daha doğru olmaz mı? Yaşadığımız kentin tarihi dokusunu bu kopyacılıktan kurtarmak çok mu zor?

Yanlış politikalar her yerin imara açılması kentlerin tarihi derinlikleri ile kimliğini yitirmesine neden oldu. Geçmişten gelen değerlerin yok olmasında ve bu çarpık kentleşmede politikacılar kadar imar plancılarının büyük payı var.  Şimdi şehir plancılarına ve tasarımcılara büyük ölçüde ihtiyaç olduğu kanısındayım. Bunun için o eski kent kartpostallarına bakmak lazım.

Eski kartpostalları arşivlerden bulup çoğaltalım ki,  tarihe tanıklık eden o kartpostallara bakarak neleri koruyamadığımızı, neleri kaybettiğimizi görelim.  O tarihi yapıların nasıl dönüştürülerek yok olduğunu, kocaman bahçeli, cumbalı evlerin yerini nasıl soğuk, ruhsuz yüksek binaların aldığını, sırf rant uğruna denizlerin, göllerin doldurularak imara açıldığını, yemyeşil örtülerin nasıl griye dönüştüğünü görelim.

O eski kartpostallar kentlerin hafızalarıdır. Onlara iyi bakalım ki doğanın acımasızca nasıl talan edildiğini o kartpostallarda daha net görelim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.