Ümran Öztürk
Köşe Yazarı
Ümran Öztürk
 

Güleriz Ağlanacak Halimize!!! Cenaze Ağlayıcıları…

ggg Covit 19 tüm dünyayı kasıp kavurdu. Piyasalar durdu, gençler işsiz, esnaf güç durumda. Hem okuyup hem çalışan üniversite öğrencileri okulların ve işyerlerinin kapalı olmasından dolayı parasız pulsuz kalakaldılar. Yıllardır yalnız yaşayan bu büyük kitle, kiraladıkları evleri kapatıp ailelerinin yanlarına dönmek zorunda kaldılar. Aslında çoğu dar gelirli, asgari ücretle geçinen veya emekli olan bu aileler bu kez korona döneminde işsiz kalan çocuklarını sarıp sarmalayarak onlara bir çorba tasları, sıcacık aşları oldular. Hiçbir dönemde aile bireyleri bu kadar bir arada olmamışlardı. Aslında %7-8” lik zamla çok zorlansalar da bir bakıma devletin üzerinden bu yükü kendi sırtlarına alıp büyük bir görev üstlendiler. Üniversiteyi bitiren gençler şimdi pandemi döneminin bitmesini bekliyorlar yeni işler aramak için. Bazıları bu dönemi kendilerine yatırım yaparak geçirmeye çalışıyorlar. Örneğin yeni bir dil öğrenerek, enstrüman çalmaya başlayarak, online eğitimle resim, müzik ve diğer güzel sanatlar eğitimi alarak bu dönemden yeni bir meslek öğrenmiş olarak çıkma çabasındalar. En azından bu dönem bittiğinde farklı alanlarda da iş bulma şanslarını  arttırmayı hedefliyorlar.   Yeni bir meslek edinme, yeni bir dil öğrenme hevesini emekliler ile ev hanımlarında da fazlasıyla görmeye başladık. Adeta insanlar yeniden kendilerini tanımaya, gizli yeteneklerini keşfetmeye başladılar. Bu da monotonlaşan yaşama biraz renk ve hareketlilik getirdi. Umarım en azından bu dönemi sağlıklı kalarak , yeni beceriler kazanmış olarak atlatırız. Pandemide en çok zarar gören  ve yaşamını yitiren meslek gruplarına baktığımızda başta sağlık personeli onun hemen ardından gazetecilerin geldiğini görüyoruz. En çok maddi kaybı yaşayanlar; konaklama ve eğlence merkezleri, müzisyenler, lokantalar, kafeler küçük esnaf . Zincir marketler takip ettiğim kadarıyla kaybeden değil her gün raflarda ki mallara zam yaparak kazanan grupta yer aldı. Pandemiden  etkilenen  bir başka  iş alanı var ki bu hiç gündeme gelmedi. Dünyada yeni bir meslek değil aslında. Ama benim çocukluk anılarımın arasında hep yerini korudu tıpkı bir masal gibi. Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerden biri olan ağıtçılığın okuduğum bir haberle tekrar günyüzüne çıktığını öğrendim.  İşte o an yıllar önce babaannemin hikayelerinde geçen cenaze ağıtçılarını hatırladım. Babaannem bir defasında ağıtçıların cenaze evinde insanları ağlatmak için özel tutulduğunu söylemişti . Yakıcı, acı dolu sözler ağıtçıların en önemli enstrümanıymış. Güfte ne kadar acılı ise ağıt o kadar etkili olur ve cenaze evi de o kadar yaslı bir havaya bürünürmüş . Yaslı ve acıklı mersiyeler olarak bilinen ağıtlar, ağıtçıların repertuarını oluştururmuş. Cenaze sahibi repertuarı en geniş ve en içli ağıt yakanı tercih edermiş ve birkaç saatliğine deyim yerindeyse kiralarmış. Uzak ve Orta Doğu ile Afrika’da yüz yıllardır var olan bu iş kolu batı dünyasında da itibar görmeye başladı cenaze ağlayıcıları. Ülkemizde de bu işi yapan bir dernek de faaliyetini sürdürüyor 1996’ dan beri. Dilerseniz bu işin geçmişine bir yolculuk yapalım.  İlk kez Gana Cumhuriyeti’nde görülen bu meslek, son zamanlarda bu ülkede popüler bir meslek haline gelmiştir. Daha çok cenazelerde ağlayan, yas tutan kadınların yaptığı bir iş olarak önümüze çıkıyor. Ölen kişinin çok seveni olduğunu göstermek için, yakınları tarafından üzüntüyle ve ağlayarak ağıt yakacak kişileri birkaç saatliğine tutuyorlar. Kadınların ağlamak için geldikleri cenaze evinde cenazenin büyüklüğüne, cenaze sahibinin gelir seviyesine göre, sessiz bir göz yaşı ile yas tutma mı  yoksa  feryat figan ağıtlar yakarak mı ağlayacağı belirleniyor. Yasın ve ağlamanın dozuna göre aralarında bir ücret belirliyorlar. Cenaze sahibi ödemesini merasimden önce ve sonra olmak üzere iki bölümde anlaştıkları ücret üzerinden yapıyor. Bu iş Afrika , Uzak ve Orta Doğu ülkelerinde  eski bir gelenek olan cenaze ağlayıcılığı şimdilerde popüler bir meslek olarak varlığını sürdürüyor. Batı dünyasında böyle bir sektör var mı,  diye düşünüp araştırma yaparken,  İngiltere’de yaşayan doğulu göçmenler için ayarlanmış böyle bir sektörün olduğunu okuyunca şaşkınlığım arttı.  “Rent a Mourner” isimli  firma bu sektöre girmiş. İngiltere’de cenazesi olan, bu firmayı arıyor ve  firmanın profesyonel ağıtçılarını 2 saatliğine 70 $ karşılığında kiralıyor. Cenaze ağıtçılığı İngiltere’de nasıl işliyor? Uzak ve Orta Doğu ve Afrika’ya göre  İngiltere’deki firmanın daha sistemli çalıştığını okudum. Bu firmada çalışan personel daha önce müşteriyle görüşüyor.  Ölen kişinin hikayesini öğrenip, özgeçmişi hakkında bilgiler alıyor. Tüm bu çalışmaların nedeni de;  yas tutanlarla daha güvenli sohbet edebilmek. Kısacası cenazeye gelenlerin parayla tutulan cenaze ağıtçıları değil de ölen kişinin sevenleri olduğu intibasını vermekmiş. Peki ülkemizde nasıl yürüyor bu işler? Ülkemize baktığımızda Türklerde ağıt geleneğinin köklü bir geçmişi olduğunu biliyoruz. İstanbul’da Oflu Ali Öztürk 1995 yılında bu alanda hizmet vermek için   “Cenazelerde Ağlama Derneği” ni kurmuş . Bu derneği kurmasının sebebi arkasından ağlayacak kimsesi olmayan, parası olup ancak sevilmeyen kişilerin cenazelerine gidip cenaze sahibine ağlayarak destek vermekmiş.  İhtiyaç duyulduğunda cenaze sahibi derneği arayarak dernek üyelerinin cenazeye katılmasını istiyor.  Derneğin çalışanları ise  belirlenen ücret karşılığı ölenin yakınıymış gibi 2 saatliğine cenazeye katılarak cenaze sahibinin istediği şekilde  feryat figan ağlıyor. Cenaze bitince de paranın  geri kalan bölümünü de alarak cenaze evinden ayrılıyorlar. Ama pandemi, diğer sektörleri olduğu gibi bu sektörü de vurdu. Cenazelere ve taziyelere katılımın sınırlı tutulmasından dolayı cenaze ağlayıcıları da işsiz kaldı.  Bakalım pandemiden sonra daha ne gibi yeni mesleklerle tanışacağız!
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2021 - Salı

Güleriz Ağlanacak Halimize!!! Cenaze Ağlayıcıları…

Covit 19 tüm dünyayı kasıp kavurdu. Piyasalar durdu, gençler işsiz, esnaf güç durumda. Hem okuyup hem çalışan üniversite öğrencileri okulların ve işyerlerinin kapalı olmasından dolayı parasız pulsuz kalakaldılar. Yıllardır yalnız yaşayan bu büyük kitle, kiraladıkları evleri kapatıp ailelerinin yanlarına dönmek zorunda kaldılar. Aslında çoğu dar gelirli, asgari ücretle geçinen veya emekli olan bu aileler bu kez korona döneminde işsiz kalan çocuklarını sarıp sarmalayarak onlara bir çorba tasları, sıcacık aşları oldular.

Hiçbir dönemde aile bireyleri bu kadar bir arada olmamışlardı. Aslında %7-8” lik zamla çok zorlansalar da bir bakıma devletin üzerinden bu yükü kendi sırtlarına alıp büyük bir görev üstlendiler.

Üniversiteyi bitiren gençler şimdi pandemi döneminin bitmesini bekliyorlar yeni işler aramak için. Bazıları bu dönemi kendilerine yatırım yaparak geçirmeye çalışıyorlar. Örneğin yeni bir dil öğrenerek, enstrüman çalmaya başlayarak, online eğitimle resim, müzik ve diğer güzel sanatlar eğitimi alarak bu dönemden yeni bir meslek öğrenmiş olarak çıkma çabasındalar. En azından bu dönem bittiğinde farklı alanlarda da iş bulma şanslarını  arttırmayı hedefliyorlar.   Yeni bir meslek edinme, yeni bir dil öğrenme hevesini emekliler ile ev hanımlarında da fazlasıyla görmeye başladık. Adeta insanlar yeniden kendilerini tanımaya, gizli yeteneklerini keşfetmeye başladılar. Bu da monotonlaşan yaşama biraz renk ve hareketlilik getirdi. Umarım en azından bu dönemi sağlıklı kalarak , yeni beceriler kazanmış olarak atlatırız.

Pandemide en çok zarar gören  ve yaşamını yitiren meslek gruplarına baktığımızda başta sağlık personeli onun hemen ardından gazetecilerin geldiğini görüyoruz. En çok maddi kaybı yaşayanlar; konaklama ve eğlence merkezleri, müzisyenler, lokantalar, kafeler küçük esnaf . Zincir marketler takip ettiğim kadarıyla kaybeden değil her gün raflarda ki mallara zam yaparak kazanan grupta yer aldı.

Pandemiden  etkilenen  bir başka  iş alanı var ki bu hiç gündeme gelmedi. Dünyada yeni bir meslek değil aslında. Ama benim çocukluk anılarımın arasında hep yerini korudu tıpkı bir masal gibi.

Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerden biri olan ağıtçılığın okuduğum bir haberle tekrar günyüzüne çıktığını öğrendim.  İşte o an yıllar önce babaannemin hikayelerinde geçen cenaze ağıtçılarını hatırladım. Babaannem bir defasında ağıtçıların cenaze evinde insanları ağlatmak için özel tutulduğunu söylemişti .

Yakıcı, acı dolu sözler ağıtçıların en önemli enstrümanıymış. Güfte ne kadar acılı ise ağıt o kadar etkili olur ve cenaze evi de o kadar yaslı bir havaya bürünürmüş . Yaslı ve acıklı mersiyeler olarak bilinen ağıtlar, ağıtçıların repertuarını oluştururmuş. Cenaze sahibi repertuarı en geniş ve en içli ağıt yakanı tercih edermiş ve birkaç saatliğine deyim yerindeyse kiralarmış.

Uzak ve Orta Doğu ile Afrika’da yüz yıllardır var olan bu iş kolu batı dünyasında da itibar görmeye başladı cenaze ağlayıcıları. Ülkemizde de bu işi yapan bir dernek de faaliyetini sürdürüyor 1996’ dan beri. Dilerseniz bu işin geçmişine bir yolculuk yapalım.

 İlk kez Gana Cumhuriyeti’nde görülen bu meslek, son zamanlarda bu ülkede popüler bir meslek haline gelmiştir. Daha çok cenazelerde ağlayan, yas tutan kadınların yaptığı bir iş olarak önümüze çıkıyor. Ölen kişinin çok seveni olduğunu göstermek için, yakınları tarafından üzüntüyle ve ağlayarak ağıt yakacak kişileri birkaç saatliğine tutuyorlar. Kadınların ağlamak için geldikleri cenaze evinde cenazenin büyüklüğüne, cenaze sahibinin gelir seviyesine göre, sessiz bir göz yaşı ile yas tutma mı  yoksa  feryat figan ağıtlar yakarak mı ağlayacağı belirleniyor. Yasın ve ağlamanın dozuna göre aralarında bir ücret belirliyorlar. Cenaze sahibi ödemesini merasimden önce ve sonra olmak üzere iki bölümde anlaştıkları ücret üzerinden yapıyor.

Bu iş Afrika , Uzak ve Orta Doğu ülkelerinde  eski bir gelenek olan cenaze ağlayıcılığı şimdilerde popüler bir meslek olarak varlığını sürdürüyor. Batı dünyasında böyle bir sektör var mı,  diye düşünüp araştırma yaparken,  İngiltere’de yaşayan doğulu göçmenler için ayarlanmış böyle bir sektörün olduğunu okuyunca şaşkınlığım arttı.  “Rent a Mourner” isimli  firma bu sektöre girmiş.

İngiltere’de cenazesi olan, bu firmayı arıyor ve  firmanın profesyonel ağıtçılarını 2 saatliğine 70 $ karşılığında kiralıyor.

Cenaze ağıtçılığı İngiltere’de nasıl işliyor?

Uzak ve Orta Doğu ve Afrika’ya göre  İngiltere’deki firmanın daha sistemli çalıştığını okudum. Bu firmada çalışan personel daha önce müşteriyle görüşüyor.  Ölen kişinin hikayesini öğrenip, özgeçmişi hakkında bilgiler alıyor. Tüm bu çalışmaların nedeni de;  yas tutanlarla daha güvenli sohbet edebilmek. Kısacası cenazeye gelenlerin parayla tutulan cenaze ağıtçıları değil de ölen kişinin sevenleri olduğu intibasını vermekmiş.

Peki ülkemizde nasıl yürüyor bu işler?

Ülkemize baktığımızda Türklerde ağıt geleneğinin köklü bir geçmişi olduğunu biliyoruz. İstanbul’da Oflu Ali Öztürk 1995 yılında bu alanda hizmet vermek için   “Cenazelerde Ağlama Derneği” ni kurmuş . Bu derneği kurmasının sebebi arkasından ağlayacak kimsesi olmayan, parası olup ancak sevilmeyen kişilerin cenazelerine gidip cenaze sahibine ağlayarak destek vermekmiş.  İhtiyaç duyulduğunda cenaze sahibi derneği arayarak dernek üyelerinin cenazeye katılmasını istiyor.  Derneğin çalışanları ise  belirlenen ücret karşılığı ölenin yakınıymış gibi 2 saatliğine cenazeye katılarak cenaze sahibinin istediği şekilde  feryat figan ağlıyor. Cenaze bitince de paranın  geri kalan bölümünü de alarak cenaze evinden ayrılıyorlar.

Ama pandemi, diğer sektörleri olduğu gibi bu sektörü de vurdu. Cenazelere ve taziyelere katılımın sınırlı tutulmasından dolayı cenaze ağlayıcıları da işsiz kaldı.  Bakalım pandemiden sonra daha ne gibi yeni mesleklerle tanışacağız!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.