Şahbettin Uluat
Köşe Yazarı
Şahbettin Uluat
 

Küresel terör Kovid-19

Önce Kabil kardeşi Habil’i öldürdü. Sonra zaman içinde insanların çoğalmasıyla birlikte cinayetler de çoğaldı. Kabile savaşları, aşiret savaşları, mahalle, köy çatışmaları, din savaşları, ulusal savaşlar, dünya savaşları giderek daha büyük kalabalıkları çatışmaların tarafı haline getirdi. İnsanlık tarihi boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli nedenlerle ortaya çıkan savaşlar sayısız insanın canına mal oldu. Oklar, yaylar, mızraklar, mancınıklar giderek ateşli silahlarla yer değiştirdi. Toplar, tanklar, uçaklar, savaş gemileri, bombalar, mayınlar savaşlarda kullanılır oldu. Zaman içinde bu sayılanları da çok geride bırakacak nükleer silahlar, biyolojik silahlar, kimyasal silahlar icat edildi. Dünyaya ciddi anlamda zarar verecek silahlar üretilince bu silahları üreten, depolayan, bulunduran, kullanma olasılığı olan ülkeler bir araya gelip sözde “nükleer silahların sınırlandırılması” anlaşmaları yaptılar. Kendilerinde bolca bulunan bu silahları başka ülkeler de üretmesin diye dünyanın geri kalanına yasaklar getirdiler. Ne var ki, ok yaydan çıkmıştı bir kere. Modern teknolojik olanaklar ulaşımı, haberleşmeyi inanılmaz ölçüde kolaylaştırınca daha önce önlerine ve sınırlarına bakanlar, önlerindekileri ve sınırlarındakileri isteyenler artık dünyaya küresel gözle bakmaya, dünyanın tamamının nimetlerini istemeye başladılar. Eskiden karşılarındaki düşman hatlarına dürbünlerle bakanlar artık karşı tarafa uydularla bakmaya başladılar. Eskiden geleneksel yöntemlerle tespit edilebilen yer üstü kaynaklarını. Petrol kuyularını, maden ocaklarını sömürmek için her yol ve yöntemi kullananlar; bunu yaparken hedef ülkelerdeki can kayıplarına aldırmayanlar artık uydularla uzaydan görebildikleri bakir yer altı kaynakları görmeye, bu kaynakları sömürmek için planlar yapmaya başladılar. İlkel zamanlarda trampadan kazananlar zaman içinde yerel ticarete, ulusal ticarete, uluslararası ticarete geçerek vizyonlarını genişlettiler.   Yeryüzünde yapabilecekleri tek bir şey kalmıştı küresel kaynakların kontrolünü ellerine geçirmek. Gittikçe kalabalıklaşan dünya ve gittikçe çoğalan yoksul insanlar bu anlamda ciddi ayak bağı olabilirlerdi.  Dünya nüfusunu bir şekilde azaltmak gerekiyordu. Bunun ellerinde bulunan silahlarla yapamazlardı. Onun gürültüsü çok fazla olurdu ve çevreye zarar vererek kaynakları kullanılamaz hale getirirdi. Başka bir yol bulmaları gerekiyordu. Karşı tarafa tespit ve mücadele şansı vermeyen sessiz sedasız bir yol. * Sonra Kovid–19 virüsü çıktı ortaya. İlk kez Çin’in Wuhan kentinde kendini gösteren ve kimi bilim adamlarına göre yarasadan bir başka hayvana ondan da insanlara geçen bu virüs şüpheli bir yüksek bulaşıcılık hızıyla dünyanın dört tarafına dağıldı. Hastalık bir yıla yakın zamanda milyonlarca insanı etkiledi, bir milyonun üzerinde insanı öldürdü ve bugün de kontrolsüz bir şekilde öldürmeye devam ediyor. Çıplak gözle görülmeyen ama insanlığı bu şekilde etkileyen virüs sadece dokunduğu canlara zarar vermiyor aynı zamanda çalışma yaşamını, eğitim süreçlerini, devlet politikalarını da dönüştürüyor, pek çok şeyi yerinden oynatıyor. Milyonlarca küçük işyeri, milyonlarca çalışan, milyonlarca aile gidişattan olumsuz etkilenirken belli başlı birkaç sektörde özellikle kimi küresel firmalarda inanılmaz paralar el değiştiriyor. Virüsün gölgesinde uzaktan yürütülmeye çalışılan işler yeni bilgisayar ve iletişim cihazlarına, ağ bağlantılarına olan talebi patlatmış durumda. Dünyanın her yerinde yaşam tarzları değişiyor. * Sınır tanımadan kontrolsüz olarak yayılan virüsü yok etmek, yeryüzünden silmek için, ilaç dışında acilen kullanılabilecek tek bir çare var o da aşı. Ülkemiz dâhil pek çok ülkede, pek çok bilimsel araştırma laboratuvarı bu virüsün aşısı üzerinde çalışıyor. Ciddi ilerlemeler var. Çin’in aşısından sonra Rusya’nın, Amerika’nın, Türkiye’nin ve başka ülkelerin aşıları da yolda.  Ne var ki, aşı dünden bugüne üretilebilen bir şey değil. Üretilmiş ve üretilmekte olanların olası olumsuz yan etkilerinin tam olarak anlaşılabilmesi için testler, testler için de uzun zaman dilimleri gerekiyor. Öte yandan virüsün çıkışı ile ilgili olarak dile getirilen ve günümüz dünya koşulları düşünüldüğünde çok da mantık dışı görülmeyen komplo teorilerine aşılar üzerine dile getirilenler de ekleniyor. Dünyayı kendi kontrollerine almak isteyen çevrelerin Kovid–19 virüsünü yayarak dengeleri değiştirmiş oldukları gibi kendi üretecekleri Kovid-19 aşısını da şu ya da bu şekilde suiistimal edecekleri, aşı yoluyla insanlara zarar verecekleri konuşuluyor.   Sonuçta, bugün için küresel terör niteliğindeki Kovid–19, dalgalar halinde yayılmaya, dünyanın başının belası olmaya devam ediyor.  
Ekleme Tarihi: 30 Kasım 2020 - Pazartesi

Küresel terör Kovid-19

Önce Kabil kardeşi Habil’i öldürdü.

Sonra zaman içinde insanların çoğalmasıyla birlikte cinayetler de çoğaldı.

Kabile savaşları, aşiret savaşları, mahalle, köy çatışmaları, din savaşları, ulusal savaşlar, dünya savaşları giderek daha büyük kalabalıkları çatışmaların tarafı haline getirdi.

İnsanlık tarihi boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli nedenlerle ortaya çıkan savaşlar sayısız insanın canına mal oldu.

Oklar, yaylar, mızraklar, mancınıklar giderek ateşli silahlarla yer değiştirdi. Toplar, tanklar, uçaklar, savaş gemileri, bombalar, mayınlar savaşlarda kullanılır oldu.

Zaman içinde bu sayılanları da çok geride bırakacak nükleer silahlar, biyolojik silahlar, kimyasal silahlar icat edildi.

Dünyaya ciddi anlamda zarar verecek silahlar üretilince bu silahları üreten, depolayan, bulunduran, kullanma olasılığı olan ülkeler bir araya gelip sözde “nükleer silahların sınırlandırılması” anlaşmaları yaptılar. Kendilerinde bolca bulunan bu silahları başka ülkeler de üretmesin diye dünyanın geri kalanına yasaklar getirdiler.

Ne var ki, ok yaydan çıkmıştı bir kere.

Modern teknolojik olanaklar ulaşımı, haberleşmeyi inanılmaz ölçüde kolaylaştırınca daha önce önlerine ve sınırlarına bakanlar, önlerindekileri ve sınırlarındakileri isteyenler artık dünyaya küresel gözle bakmaya, dünyanın tamamının nimetlerini istemeye başladılar.

Eskiden karşılarındaki düşman hatlarına dürbünlerle bakanlar artık karşı tarafa uydularla bakmaya başladılar.

Eskiden geleneksel yöntemlerle tespit edilebilen yer üstü kaynaklarını. Petrol kuyularını, maden ocaklarını sömürmek için her yol ve yöntemi kullananlar; bunu yaparken hedef ülkelerdeki can kayıplarına aldırmayanlar artık uydularla uzaydan görebildikleri bakir yer altı kaynakları görmeye, bu kaynakları sömürmek için planlar yapmaya başladılar.

İlkel zamanlarda trampadan kazananlar zaman içinde yerel ticarete, ulusal ticarete, uluslararası ticarete geçerek vizyonlarını genişlettiler.  

Yeryüzünde yapabilecekleri tek bir şey kalmıştı küresel kaynakların kontrolünü ellerine geçirmek.

Gittikçe kalabalıklaşan dünya ve gittikçe çoğalan yoksul insanlar bu anlamda ciddi ayak bağı olabilirlerdi.  Dünya nüfusunu bir şekilde azaltmak gerekiyordu.

Bunun ellerinde bulunan silahlarla yapamazlardı. Onun gürültüsü çok fazla olurdu ve çevreye zarar vererek kaynakları kullanılamaz hale getirirdi.

Başka bir yol bulmaları gerekiyordu. Karşı tarafa tespit ve mücadele şansı vermeyen sessiz sedasız bir yol.

*

Sonra Kovid–19 virüsü çıktı ortaya.

İlk kez Çin’in Wuhan kentinde kendini gösteren ve kimi bilim adamlarına göre yarasadan bir başka hayvana ondan da insanlara geçen bu virüs şüpheli bir yüksek bulaşıcılık hızıyla dünyanın dört tarafına dağıldı.

Hastalık bir yıla yakın zamanda milyonlarca insanı etkiledi, bir milyonun üzerinde insanı öldürdü ve bugün de kontrolsüz bir şekilde öldürmeye devam ediyor.

Çıplak gözle görülmeyen ama insanlığı bu şekilde etkileyen virüs sadece dokunduğu canlara zarar vermiyor aynı zamanda çalışma yaşamını, eğitim süreçlerini, devlet politikalarını da dönüştürüyor, pek çok şeyi yerinden oynatıyor.

Milyonlarca küçük işyeri, milyonlarca çalışan, milyonlarca aile gidişattan olumsuz etkilenirken belli başlı birkaç sektörde özellikle kimi küresel firmalarda inanılmaz paralar el değiştiriyor. Virüsün gölgesinde uzaktan yürütülmeye çalışılan işler yeni bilgisayar ve iletişim cihazlarına, ağ bağlantılarına olan talebi patlatmış durumda.

Dünyanın her yerinde yaşam tarzları değişiyor.

*

Sınır tanımadan kontrolsüz olarak yayılan virüsü yok etmek, yeryüzünden silmek için, ilaç dışında acilen kullanılabilecek tek bir çare var o da aşı.

Ülkemiz dâhil pek çok ülkede, pek çok bilimsel araştırma laboratuvarı bu virüsün aşısı üzerinde çalışıyor. Ciddi ilerlemeler var.

Çin’in aşısından sonra Rusya’nın, Amerika’nın, Türkiye’nin ve başka ülkelerin aşıları da yolda.  Ne var ki, aşı dünden bugüne üretilebilen bir şey değil. Üretilmiş ve üretilmekte olanların olası olumsuz yan etkilerinin tam olarak anlaşılabilmesi için testler, testler için de uzun zaman dilimleri gerekiyor.

Öte yandan virüsün çıkışı ile ilgili olarak dile getirilen ve günümüz dünya koşulları düşünüldüğünde çok da mantık dışı görülmeyen komplo teorilerine aşılar üzerine dile getirilenler de ekleniyor.

Dünyayı kendi kontrollerine almak isteyen çevrelerin Kovid–19 virüsünü yayarak dengeleri değiştirmiş oldukları gibi kendi üretecekleri Kovid-19 aşısını da şu ya da bu şekilde suiistimal edecekleri, aşı yoluyla insanlara zarar verecekleri konuşuluyor.  

Sonuçta, bugün için küresel terör niteliğindeki Kovid–19, dalgalar halinde yayılmaya, dünyanın başının belası olmaya devam ediyor.  

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.