Şahbettin Uluat
Köşe Yazarı
Şahbettin Uluat
 

Bir film Gönül Yarası

Filmler de şiirler, romanlar gibidir, çeşit çeşittirler. Yerlisi yabancısı, güldüreni ağlatanı, derini yüzeyseli, eğlendireni, düşündüreni, şaşırtanı, esin vereni, ufuk açanı vardır.  Dünya görüşümüze, yaşam tarzımıza, kültürümüze ve inançlarımıza bağlı olarak her birimiz filmleri de tıpkı şiirler, romanlar gibi seçeriz.  Kimilerini beğenir, kimilerine dudak bükeriz.  Hatta eğer ajandamızda sinema hiç yoksa (ki olabilir) zaten hiçbir şekilde ilgilenmeyiz. İlgilendiklerimizin bir kısmına ilgi derecemize göre zaman ayırırız, para harcarız, bulup izleriz. Her film ciddi bir emek ve masrafla çekilir. Yapımcısından en basit işi yapan set işçisine kadar çok sayıda insanın çabasıyla, emeğiyle izleyiciyle buluşacak hale gelir. İşin bir yanında filmi yapanlar, filme emek verenler;  bir yanında onu izleyenler, omuzlayanlar olur. Tıpkı piksel yoğunluğu fazla olan resimler gibi, oyuncu karakterleri, konuları zengin; teknik ekipleri ile teknik donanımları güçlü ve izleyicilerini perdeye ya da ekrana bağlaması gereken mesajları türlerine göre sağlam olan filmler amaçladıkları ve hak ettikleri izleyiciyi bulurlar.  İzlenirler, konuşulurlar, yazılıp çizilirler. Gönül Yarası o filmlerden biridir.  Öncelikle oyuncu karakterleri bakımından iyi bir filmdir. Filmin başrol oyuncusu Şener Şen ( Nazım Öğretmen)derinlikli bir karakterdir ve kendi döneminin, konumunun bütün iyi özelliklerini taşır. Bilinçlidir, sorumludur, çalışkandır, yapıcıdır, hoşgörülüdür. Tam bir cumhuriyet öğretmenidir. Köylü çocuklarını hiçbir ayrıma tabi tutmadan en iyi bir şekilde yetiştirmek için elinden geleni yapmıştır. Film, Nazım Öğretmen’in günü vakti gelip emekli olduğunda, yıllar önce terk edip geldiği büyükşehre yani İstanbul’a geri dönmesiyle başlar. Aradan yıllar geçmiş, onun saçlarını ağartmış olan zaman bu süre içinde İstanbul’u da değiştirmiştir. Önce evlatlarına gitmek yerine dostlarına, onların takıldıkları kahvehaneye gider. Vakti zamanında delikanlı olarak bırakıp gittiği arkadaşları da artık yaşlarını başlarını almış, kimi şeylerden el etek çekmiş, bu arada kendisi gibi dürüstlükten, hoşgörüden taviz vermemiş kendi hallerinde insanlardır. Nazım Öğretmen, emekli olup gelmeden önce hazırlık yapmaları için onlardan biri olan dostu Takoz’dan (Sümer Tilmaç) destek istemiştir. Taksicilik yapan eski dostu kirasını da peşin ödeyerek onun için dayalı döşeli bir ev kiralamıştır. O vefalı dostu, emeklilik maaşı bağlanıncaya kadar, geçinmek için paraya gereksinimi olduğunu öğrenince ona taksisinde beraber çalışmayı teklif eder. Bütün diğer olaylar bundan sonra gelişir. Taksicilik yaparken hayatın sillesini yemiş, küçük kızını da yanına alarak İstanbul’da bir pavyonda çalışmaya gelmiş ve ortada kalmış bir kadın olan Dünya (Meltem Cumbul) ile tanışır. Ona el uzatır ve kendisini beklenmedik olayların içinde bulur. Tamamen iyi niyetle ve hiçbir karşılık beklemeden yaptığı bu iyilik kadının boşanmış olduğu saplantılı, evladına düşkün eski eşi Halil’in (Timuçin Esen) gelmesiyle bir taraftan eline ayağına dolanırken diğer taraftan yakın çevresinde de farklı yorumlara neden olur. Ancak o her türlü eleştiriye ve muhalefete rağmen sağlam kişiliğiyle mağdur durumdaki iki canın arkasında kale gibi durmayı sürdürür. Bu duruşu zamanla önce kadında, sonra kendisinde iki tarafın da dile getiremediği duygusal değişmelere neden olur. Ticaretle uğraşan oğlunun babasıyla en önemli sorunu eski evlerini müteahhit firmaların birine devredip kazanç sağlamakla ilgilidir. Oysa o evde maddi durumları çok iyi olmayan bir aile barınmaktadır ve baba olaya farklı bir açıdan bakmaktadır. Babasının öğretmenlik zamanlarında bir sağlık sorunu yaşamış olan kızı da, babasını geçmişte sorumsuz davranmış olmakla, öğrencilerini evlatlarından daha çok sevmekle suçlamaktadır. Kısacası, Yavuz Turgul’un senaryosunu yazıp yönettiği, Şener Şen’in, Meltem Cumbul’un başrollerinde oynadığı, 898 bin kişinin sinemalarda izlediği, 2005 yılı yapımı “Gönül Yarası” filmi, farklı kuşaklardan, farklı karakterlerde insanların dünyaya bakış açılarındaki, sorumluluk anlayışlarındaki çeşitliliği, zengin oyuncu kadrosuyla ve kimi ayrıntılara dokunarak gözler önüne sererken; duygulandıran, düşündüren bir film. Bir filmde eğlenip hoşça vakit geçirmekten fazlasını arayanlara önerilebilecek bir film.
Ekleme Tarihi: 10 Kasım 2020 - Salı

Bir film Gönül Yarası

Filmler de şiirler, romanlar gibidir, çeşit çeşittirler. Yerlisi yabancısı, güldüreni ağlatanı, derini yüzeyseli, eğlendireni, düşündüreni, şaşırtanı, esin vereni, ufuk açanı vardır. 

Dünya görüşümüze, yaşam tarzımıza, kültürümüze ve inançlarımıza bağlı olarak her birimiz filmleri de tıpkı şiirler, romanlar gibi seçeriz.  Kimilerini beğenir, kimilerine dudak bükeriz.  Hatta eğer ajandamızda sinema hiç yoksa (ki olabilir) zaten hiçbir şekilde ilgilenmeyiz.

İlgilendiklerimizin bir kısmına ilgi derecemize göre zaman ayırırız, para harcarız, bulup izleriz.

Her film ciddi bir emek ve masrafla çekilir. Yapımcısından en basit işi yapan set işçisine kadar çok sayıda insanın çabasıyla, emeğiyle izleyiciyle buluşacak hale gelir.

İşin bir yanında filmi yapanlar, filme emek verenler;  bir yanında onu izleyenler, omuzlayanlar olur.

Tıpkı piksel yoğunluğu fazla olan resimler gibi, oyuncu karakterleri, konuları zengin; teknik ekipleri ile teknik donanımları güçlü ve izleyicilerini perdeye ya da ekrana bağlaması gereken mesajları türlerine göre sağlam olan filmler amaçladıkları ve hak ettikleri izleyiciyi bulurlar.  İzlenirler, konuşulurlar, yazılıp çizilirler.

Gönül Yarası o filmlerden biridir. 

Öncelikle oyuncu karakterleri bakımından iyi bir filmdir.

Filmin başrol oyuncusu Şener Şen ( Nazım Öğretmen)derinlikli bir karakterdir ve kendi döneminin, konumunun bütün iyi özelliklerini taşır. Bilinçlidir, sorumludur, çalışkandır, yapıcıdır, hoşgörülüdür. Tam bir cumhuriyet öğretmenidir.

Köylü çocuklarını hiçbir ayrıma tabi tutmadan en iyi bir şekilde yetiştirmek için elinden geleni yapmıştır.

Film, Nazım Öğretmen’in günü vakti gelip emekli olduğunda, yıllar önce terk edip geldiği büyükşehre yani İstanbul’a geri dönmesiyle başlar.

Aradan yıllar geçmiş, onun saçlarını ağartmış olan zaman bu süre içinde İstanbul’u da değiştirmiştir.

Önce evlatlarına gitmek yerine dostlarına, onların takıldıkları kahvehaneye gider.

Vakti zamanında delikanlı olarak bırakıp gittiği arkadaşları da artık yaşlarını başlarını almış, kimi şeylerden el etek çekmiş, bu arada kendisi gibi dürüstlükten, hoşgörüden taviz vermemiş kendi hallerinde insanlardır.

Nazım Öğretmen, emekli olup gelmeden önce hazırlık yapmaları için onlardan biri olan dostu Takoz’dan (Sümer Tilmaç) destek istemiştir.

Taksicilik yapan eski dostu kirasını da peşin ödeyerek onun için dayalı döşeli bir ev kiralamıştır.

O vefalı dostu, emeklilik maaşı bağlanıncaya kadar, geçinmek için paraya gereksinimi olduğunu öğrenince ona taksisinde beraber çalışmayı teklif eder.

Bütün diğer olaylar bundan sonra gelişir.

Taksicilik yaparken hayatın sillesini yemiş, küçük kızını da yanına alarak İstanbul’da bir pavyonda çalışmaya gelmiş ve ortada kalmış bir kadın olan Dünya (Meltem Cumbul) ile tanışır. Ona el uzatır ve kendisini beklenmedik olayların içinde bulur.

Tamamen iyi niyetle ve hiçbir karşılık beklemeden yaptığı bu iyilik kadının boşanmış olduğu saplantılı, evladına düşkün eski eşi Halil’in (Timuçin Esen) gelmesiyle bir taraftan eline ayağına dolanırken diğer taraftan yakın çevresinde de farklı yorumlara neden olur. Ancak o her türlü eleştiriye ve muhalefete rağmen sağlam kişiliğiyle mağdur durumdaki iki canın arkasında kale gibi durmayı sürdürür. Bu duruşu zamanla önce kadında, sonra kendisinde iki tarafın da dile getiremediği duygusal değişmelere neden olur.

Ticaretle uğraşan oğlunun babasıyla en önemli sorunu eski evlerini müteahhit firmaların birine devredip kazanç sağlamakla ilgilidir. Oysa o evde maddi durumları çok iyi olmayan bir aile barınmaktadır ve baba olaya farklı bir açıdan bakmaktadır.

Babasının öğretmenlik zamanlarında bir sağlık sorunu yaşamış olan kızı da, babasını geçmişte sorumsuz davranmış olmakla, öğrencilerini evlatlarından daha çok sevmekle suçlamaktadır.

Kısacası, Yavuz Turgul’un senaryosunu yazıp yönettiği, Şener Şen’in, Meltem Cumbul’un başrollerinde oynadığı, 898 bin kişinin sinemalarda izlediği, 2005 yılı yapımı “Gönül Yarası” filmi, farklı kuşaklardan, farklı karakterlerde insanların dünyaya bakış açılarındaki, sorumluluk anlayışlarındaki çeşitliliği, zengin oyuncu kadrosuyla ve kimi ayrıntılara dokunarak gözler önüne sererken; duygulandıran, düşündüren bir film.

Bir filmde eğlenip hoşça vakit geçirmekten fazlasını arayanlara önerilebilecek bir film.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.