İkram Kali
Köşe Yazarı
İkram Kali
 

Van YYÜ Konservatuarı nerden tanıyacak!

Doğup büyüdüğü, yaşadığı memleketi ve içinde bulunduğu topluma bir anlamda kendisini adayan yürekli insanlarımızı bir bir kaybediyoruz. Yaparak dökümüyle birlikte şehrimizin sesleri, renkleri kayboluyor.   Geçen hafta bir ses, bir renk daha kayboldu. Genç yaşından itibaren cümbüş, saz gibi müzik aletleri çalarak, hüzünlü ses rengi ve kendine has üslubuyla türküler söyleyen, Van Türkülerine emek veren, güzel eserler kazandıran Van Oturma Gecesi geleneğinin duayen ismi namı diğer Sıhkeli (Bostaniçi) Zeki Ayhan geçirdiği kalp krizi sonrası 81 yaşında aramızdan ayrıldı. Rahmet ve saygılıyla anıyorum. Ayhan Işık stili bıyığı, 60'lı yılların saç modeli ve sempatik duruşuyla türkülerimizin ihtiyar delikanlısı olan Zeki Ayhan yaşamının son gününe kadar çok sevdiği memleketinin halk müziğine katkı sundu. Hizmet ederken kimseden maddi bir beklentisi olmadı. Merhum Fevzi Levendoğlu, Abbas Güven ve diğer kültür insanlarımız gibi Zeki Ayhan da ego yapmadan gülen yüzüyle etkinliklere katıldı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Van türküleri araştırmacısı, Van Toplum Kültür ve Sanat Derneği Başkanı, M. Murat Oto,  Zeki Ayhan'ın sanatçı kişiliğini, hayat öyküsünü, halk müziğine yaptığı katkıları görüntülü ve yazılı olarak kayıt altına almasının değeri şimdi daha iyi anlaşılıyor.  Oto, düzenlediği konserlerde, Van ile ilgili programlarda,  belgesel çekimlerinde özellikle de 2 Nisan Kurtuluş Gecesi programlarında diğer yerel sanatçılarla birlikte Zeki Ayhan'a da her fırsatta yer verdi.  Halk Eğitim Merkezi, okulların, derneklerin müzik çalışmalarına, programlarına katılan Zeki Ayhan, 2003 yılında Van'ın yerel televizyonlarından Çınar TV'de Van Halk Müziği Derneği Başkanı Fikret Zorer tarafından yapılan Van Oturma Gecesi programlarında sesi ve sazıyla her hafta ekrana geldi. Sevilen Van türkülerinden "Başkale yolları",'' Sana kurban olam ey Erek dağı'','' Bak başıma gelene bak gelene'', "Ben o yâre nasıl selam gönderem'', "Van kalesi kayalık"  türküleri Zeki Ayhan'a aittir. Vefat haberini gazetemizde, internet sitemiz ve sosyal medyada verdiğimiz Zeki Ayhan'ın taziyesine bir grup dostumuzla gittik. Yakınlarına, oğlu Murat Ayhan'a başsağlığı dileklerinde bulunarak acılarını paylaşmaya çalıştık.  Taziyede akraba, dostları ve kendisini yakından tanıyan yerel sanatçılarla Zeki Ayhan'ın saygı sevgi gören mütevazı kişiliği, 1960'lı yıllardan bu yana halk müziği ve Van türkülerine emekleri ve eserleri üzerine konuştuk. Yerel sanatçılar yakınlarına Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı tarafından öğrenci buluşmaları veya konservatuarın arşivinde sesi ve görüntüsün yer alması için Zeki Ayhan'ın davet edilip edilmediğini, taziye için gelen olup olmadığını sordular. Yakınları davet edildiğine dair bir bilgilerinin olmadığını, davet edilmiş olsaydı haberlerinin olabileceğini taziyeye o saate kadar gelen olmadığını söylediler. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı tarafından ilgi görmediklerini ve duymadıklarını söyleyen yerel sanatçılar, konservatuarın nedense Van müziğine, yerel sanatçılara, yetenekli gençlere mesafeli durduğunu, Van'dan kopuk olduğunu üzülerek ifade ettiler. Bende diyorum ki... Başka bir üniversitenin konservatuarı olsaydı Zeki Ayhan, Şahin Türkmenoğlu gibi müziğe emek veren değerleri önce konservatuarda konuk ederek öğrencilere ders vermelerini sağlardı sonra da ses ve görüntüsünü kayda alarak arşivlerdi. Ayrıca kültürümüz ve yerel sanatçılarımız ile ne denli yakın birliktelik,  içinde olduğunu taziye ziyaretinde bulunarak gösterirdi. Batı müzikçi konservatuar yönetimine  sorun… Bakalım Şahin Türkmenoğlu'nu, Zeki Ayhan'ı, Seyfettin Demirkan'ı,  Sait Murat Yaşar'ı, Seyfettin Zırhlıoğlu'nu, Hüsamettin Ergöl'ü, Yusuf Sahik'i, Nurhan Atmaca'yı, Kazım Gülle'yi tanıyor mu. Ama nerden tanıyacak. Yerel sanatçılarımız hayattayken tanımayan onlardan yararlanmayı akıl etmeyen memur zihniyetli konservatuar yönetiminden yerel sanatçımızın taziyesine gelmelerini beklememek gerekir. Yapıcı eleştirilerimize uyarılarımıza ve önerilerimize tahammül göstermeyen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı yöneticileri varlık sebeplerinin Van ve Vanlılar olduğunu unutmamaları gerekir. Biz gözlemlemeye, izlemeye devam edeceğiz.     TRT Van Radyosu siyasileri ilgilendirmiyor mu? 1958 yılında yayın hayatına başlayan, orta dalga üzerinden yayın yapan 90'lı yıllarda gerekçe gösterilmeden 20'nin üstünde çalışanıyla birlikte kapısına kilit vurularak personeli farklı bölgelere dağıtılan TRT Van İl Radyosu'nu Vanlılar TRT Van Bölge Müdürlüğü olarak açılmasını istiyor. Ancak siyasilerden ses yok. Duymadık görmedik bilmiyoruz havasındalar. Van'ın kültürüne, eğitimine, tanıtımına önemli katkılar sağlayacak, yerel sanatçılarımıza, iletişimcilerimize istihdam alanı yaratacak, yerel yeteneklerin önünü açacak TRT Van Bölge Müdürlüğü Vali Mehmet Emin Bilmez ve siyasilerimizin çabasıyla açılabilir. Van halkının gözü yolda, kulağı seste.       Tekel binası neyi bekliyor? Cumhuriyet dönemi Van'ın mimari eserlerinden Tekel Müdürlüğü tarihi binası Tekel'in özelleştirilmesi üzerine 1999 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na devredildi.  Satışa çıktı, önce satıldı sonra geri alındı. Vanlılar tarihi binanın Van Kent Kütüphanesi olarak kentimizin kültürüne hizmet etmesi için değerlendirilmesini istiyor.  Bu süreçte görev yapan valiler binanın Van Kent Kütüphanesi olarak değerlendirilmesi için Ankara'da yetkililerle görüşmelerde bulundular ama bir sonuç alınmadı. Bu arada birileri Tekel'in arsasının dedesinin dedesinin dedesinden kendilerine bir pay miras kaldığını iddia ederek sahiplenmeye çalıştı. Göz koyulan Tekel binası sahiplenmeyi ve kentimize kazandırılmayı bekliyor. 
Ekleme Tarihi: 20 Ocak 2019 - Pazar

Van YYÜ Konservatuarı nerden tanıyacak!

Doğup büyüdüğü, yaşadığı memleketi ve içinde bulunduğu topluma bir anlamda kendisini adayan yürekli insanlarımızı bir bir kaybediyoruz. Yaparak dökümüyle birlikte şehrimizin sesleri, renkleri kayboluyor.  

Geçen hafta bir ses, bir renk daha kayboldu.

Genç yaşından itibaren cümbüş, saz gibi müzik aletleri çalarak, hüzünlü ses rengi ve kendine has üslubuyla türküler söyleyen, Van Türkülerine emek veren, güzel eserler kazandıran Van Oturma Gecesi geleneğinin duayen ismi namı diğer Sıhkeli (Bostaniçi) Zeki Ayhan geçirdiği kalp krizi sonrası 81 yaşında aramızdan ayrıldı. Rahmet ve saygılıyla anıyorum.

Ayhan Işık stili bıyığı, 60'lı yılların saç modeli ve sempatik duruşuyla türkülerimizin ihtiyar delikanlısı olan Zeki Ayhan yaşamının son gününe kadar çok sevdiği memleketinin halk müziğine katkı sundu. Hizmet ederken kimseden maddi bir beklentisi olmadı. Merhum Fevzi Levendoğlu, Abbas Güven ve diğer kültür insanlarımız gibi Zeki Ayhan da ego yapmadan gülen yüzüyle etkinliklere katıldı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Van türküleri araştırmacısı, Van Toplum Kültür ve Sanat Derneği Başkanı, M. Murat Oto,  Zeki Ayhan'ın sanatçı kişiliğini, hayat öyküsünü, halk müziğine yaptığı katkıları görüntülü ve yazılı olarak kayıt altına almasının değeri şimdi daha iyi anlaşılıyor.  Oto, düzenlediği konserlerde, Van ile ilgili programlarda,  belgesel çekimlerinde özellikle de 2 Nisan Kurtuluş Gecesi programlarında diğer yerel sanatçılarla birlikte Zeki Ayhan'a da her fırsatta yer verdi. 

Halk Eğitim Merkezi, okulların, derneklerin müzik çalışmalarına, programlarına katılan Zeki Ayhan, 2003 yılında Van'ın yerel televizyonlarından Çınar TV'de Van Halk Müziği Derneği Başkanı Fikret Zorer tarafından yapılan Van Oturma Gecesi programlarında sesi ve sazıyla her hafta ekrana geldi.

Sevilen Van türkülerinden "Başkale yolları",'' Sana kurban olam ey Erek dağı'','' Bak başıma gelene bak gelene'', "Ben o yâre nasıl selam gönderem'', "Van kalesi kayalık"  türküleri Zeki Ayhan'a aittir.

Vefat haberini gazetemizde, internet sitemiz ve sosyal medyada verdiğimiz Zeki Ayhan'ın taziyesine bir grup dostumuzla gittik. Yakınlarına, oğlu Murat Ayhan'a başsağlığı dileklerinde bulunarak acılarını paylaşmaya çalıştık.  Taziyede akraba, dostları ve kendisini yakından tanıyan yerel sanatçılarla Zeki Ayhan'ın saygı sevgi gören mütevazı kişiliği, 1960'lı yıllardan bu yana halk müziği ve Van türkülerine emekleri ve eserleri üzerine konuştuk.

Yerel sanatçılar yakınlarına Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı tarafından öğrenci buluşmaları veya konservatuarın arşivinde sesi ve görüntüsün yer alması için Zeki Ayhan'ın davet edilip edilmediğini, taziye için gelen olup olmadığını sordular. Yakınları davet edildiğine dair bir bilgilerinin olmadığını, davet edilmiş olsaydı haberlerinin olabileceğini taziyeye o saate kadar gelen olmadığını söylediler.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı tarafından ilgi görmediklerini ve duymadıklarını söyleyen yerel sanatçılar, konservatuarın nedense Van müziğine, yerel sanatçılara, yetenekli gençlere mesafeli durduğunu, Van'dan kopuk olduğunu üzülerek ifade ettiler.

Bende diyorum ki...

Başka bir üniversitenin konservatuarı olsaydı Zeki Ayhan, Şahin Türkmenoğlu gibi müziğe emek veren değerleri önce konservatuarda konuk ederek öğrencilere ders vermelerini sağlardı sonra da ses ve görüntüsünü kayda alarak arşivlerdi. Ayrıca kültürümüz ve yerel sanatçılarımız ile ne denli yakın birliktelik,  içinde olduğunu taziye ziyaretinde bulunarak gösterirdi.

Batı müzikçi konservatuar yönetimine  sorun… Bakalım Şahin Türkmenoğlu'nu, Zeki Ayhan'ı, Seyfettin Demirkan'ı,  Sait Murat Yaşar'ı, Seyfettin Zırhlıoğlu'nu, Hüsamettin Ergöl'ü, Yusuf Sahik'i, Nurhan Atmaca'yı, Kazım Gülle'yi tanıyor mu. Ama nerden tanıyacak.

Yerel sanatçılarımız hayattayken tanımayan onlardan yararlanmayı akıl etmeyen memur zihniyetli konservatuar yönetiminden yerel sanatçımızın taziyesine gelmelerini beklememek gerekir.

Yapıcı eleştirilerimize uyarılarımıza ve önerilerimize tahammül göstermeyen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı yöneticileri varlık sebeplerinin Van ve Vanlılar olduğunu unutmamaları gerekir. Biz gözlemlemeye, izlemeye devam edeceğiz.

 

 

TRT Van Radyosu siyasileri ilgilendirmiyor mu?

1958 yılında yayın hayatına başlayan, orta dalga üzerinden yayın yapan 90'lı yıllarda gerekçe gösterilmeden 20'nin üstünde çalışanıyla birlikte kapısına kilit vurularak personeli farklı bölgelere dağıtılan TRT Van İl Radyosu'nu Vanlılar TRT Van Bölge Müdürlüğü olarak açılmasını istiyor.

Ancak siyasilerden ses yok.

Duymadık görmedik bilmiyoruz havasındalar.

Van'ın kültürüne, eğitimine, tanıtımına önemli katkılar sağlayacak, yerel sanatçılarımıza, iletişimcilerimize istihdam alanı yaratacak, yerel yeteneklerin önünü açacak TRT Van Bölge Müdürlüğü Vali Mehmet Emin Bilmez ve siyasilerimizin çabasıyla açılabilir. Van halkının gözü yolda, kulağı seste.

 

 

 

Tekel binası neyi bekliyor?

Cumhuriyet dönemi Van'ın mimari eserlerinden Tekel Müdürlüğü tarihi binası Tekel'in özelleştirilmesi üzerine 1999 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na devredildi.  Satışa çıktı, önce satıldı sonra geri alındı. Vanlılar tarihi binanın Van Kent Kütüphanesi olarak kentimizin kültürüne hizmet etmesi için değerlendirilmesini istiyor. 

Bu süreçte görev yapan valiler binanın Van Kent Kütüphanesi olarak değerlendirilmesi için Ankara'da yetkililerle görüşmelerde bulundular ama bir sonuç alınmadı. Bu arada birileri Tekel'in arsasının dedesinin dedesinin dedesinden kendilerine bir pay miras kaldığını iddia ederek sahiplenmeye çalıştı.

Göz koyulan Tekel binası sahiplenmeyi ve kentimize kazandırılmayı bekliyor. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.