Prof. Dr. Esfender Korkmaz
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Esfender Korkmaz
 

Gıda fiyatlarında iktidarın yanlışları

ggg 2020 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık artış oranı yüzde 14,6 gerçekleşti. Ama gıda da yüzde 20,61 oldu. Merkez Bankası da sık sık  ''enflasyon gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor'' diye şikayette bulunuyor. TOBB, TESK, TÜSİAD ve MÜSİAD yaptıkları ortak açıklamada, öncelikli hedefin enflasyonla mücadele olması gerektiğini belirttiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan'da, faiz-kur-enflasyonu şer üçgeni olarak vurguladı. Mazlum taraf olan Tüketicilerden ses çıkmadı. Çünkü ses çıkarmaya mecalleri kalmadı. Ticaret Bakanlığı, piyasada fiyat kontrolü yaparak, fahiş fiyat ve stokçuluk nedeni ile 3,5 milyon lira ceza kesti. Anayasaya göre, devletin görevi piyasada rekabetin çalışmasını sağlamak, kartelleşmeyi önlemektir. Gerçekte Anayasanın bu madde de, devletin piyasaya müdahalesi ile ve uygulayacağı politikalar ile rekabeti sağlayacağını belirtmek istenmiştir. Polisiye tedbirler ve devletin ceza kesmesi kısa dönem için geçici ve kısmi bir çözümdür. Ama kimse devlete ceza kesme diyemez. Buna karşılık herkesin gıda fiyatlarının artmasında baş sorumlusu olan devlete -iktidara kim ceza kesecek? demek hakkı vardır. 1. Hükümet, bu güne kadar enflasyona doğru teşhis koyamadı. Enflasyonun nedenini yüksek faiz olarak görüyor. Bu görüş külliyen yanlıştır. Bu yanlışı yaşadık gördük. Eksi reel faiz nedeni ile TL'den kaçış hızlanıyor ve bu kaçış 2018'de olduğu gibi kur şoku ve 2020'de de kur artışları yansıyor. Kur artınca, TL düşük değerde oldukça, ithalat fiyatları artıyor. Üretimde ithal girdi payı yüzde 45’in üstünde olduğundan, kur artışı olduğu gibi enflasyona yansıyor. Kur politikasını değiştirmek, kurlara istikrar kazandırmak, ekonomiyi kırılgan yapıdan kurtarmak, siyasi iktidarın işi değil mi? Bu sorumluluğu birkaç stokçunun üstüne yıkabilir mi? yıkarım derse kendini kandırmış olur. 2004 yılında TÜFE yüzde 9 idi... Bu gün yüzde 14,6, 2004 ile 2009 yılları arasında reel faizler çok yüksekti. Söz gelimi 2006 yılında Merkez Bankası faizi yüzde 20,25 idi... O yıl TÜFE oranı da yüzde 9,65 oldu. Yani reel faiz oranı yüzde 9,66 idi... Bu kadar yüksek reel faize rağmen enflasyon yüzde onun altında idi. Demek ki şer üçgeninin baş sorumlusu olarak görülen reel faizler her şartta enflasyona yansımaz.  2. Siyasi İktidar, kamu altyapı yatırımlarını, kamu özel işbirliği yoluyla yaptı. Bu yollardan ve Osmangazi Köprüsü'nden geçen, İzmir'den İstanbul gelen bir tır 1000 liraya yakın para ödüyor. Tüketiciler navlun maliyetlerini fiyatlara yansıtmak zorundadır. O zamanda bu maliyetler gıda fiyatlarına yansıyor. 3. Enerji, petrol, gaz ve elektrik, üretimin her aşamasında maliyetlere yansıyor. 4. İktidarlar, Et-Balık gibi kurumları, Telekom gibi  kamu tekellerini özelleştirdi. Devlet tekelleri yerine piyasa tekelleri oluştu. Söz gelimi Telekom internette yeni yatırımların maliyetinden kaçtığı için hem yetersiz kaldı, hem de tekel olduğu için ürettiği hizmeti daha pahalı satıyor. Et-Balık Kurumu sattığı ürünleri üreticiden normal değerine alıp, tüketiciye düşük karla satıyordu. Et Balık Kurumları özelleşti, Türkiye ithal ete mahkum oldu. Artık tüketici et yemiyor veya çok azalttı. Polisiye önlemler yerine devlet yeniden piyasaya girmelidir. Elektrik dağıtımını devlet yapmalıdır. Et balık kurumu gibi gıda alanında yeni kurumlar kurmalıdır. 5. Kur artışlarının enflasyona doğrudan yansıdığını söyledim. Kurlar sıcak para hareketlerine paralel olarak aşırı kırılgandır. Dalgalı kur cari açıklara ve ayrıca dolarizasyona neden oldu. AK Parti seçim bildirgesinde, ''Dalgalı kur politikası sıkı sıkıya takip edilecektir'' deniliyor. Gerçekte ise, dalgalı kur politikasını değiştirmek, yarı sabit kur sistemine geçmek gerekir. 6. Öte yandan, güven sorunu oldukça, üretici de, satıcı da, perakendeci de panik halinde olur. Toptancı maliyetleri en son ithal girdi üstünden hesaplıyor. Satıcılar da vitrindeki malların fiyatını son aldıkları mallar üstünden düzeltiyorlar. Vitrindeki yeni ürünlerin fiyatlarını ithal mala göre artırıyorlar. Çünkü satılan malın yerine aynı malı aynı fiyata koyamayacaklarını hesaplıyorlar. Güven sorunu tamamıyla siyasi iktidarlarla ilgili sorundur. Bu şartlarda enflasyonun ve gıda fiyatlarındaki artışın tek sorumlusu devlet ve devleti yöneten siyasi iktidardır.  
Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2021 - Pazartesi

Gıda fiyatlarında iktidarın yanlışları

2020 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık artış oranı yüzde 14,6 gerçekleşti. Ama gıda da yüzde 20,61 oldu. Merkez Bankası da sık sık  ''enflasyon gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor'' diye şikayette bulunuyor.

TOBB, TESK, TÜSİAD ve MÜSİAD yaptıkları ortak açıklamada, öncelikli hedefin enflasyonla mücadele olması gerektiğini belirttiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'da, faiz-kur-enflasyonu şer üçgeni olarak vurguladı.

Mazlum taraf olan Tüketicilerden ses çıkmadı. Çünkü ses çıkarmaya mecalleri kalmadı.

Ticaret Bakanlığı, piyasada fiyat kontrolü yaparak, fahiş fiyat ve stokçuluk nedeni ile 3,5 milyon lira ceza kesti. Anayasaya göre, devletin görevi piyasada rekabetin çalışmasını sağlamak, kartelleşmeyi önlemektir. Gerçekte Anayasanın bu madde de, devletin piyasaya müdahalesi ile ve uygulayacağı politikalar ile rekabeti sağlayacağını belirtmek istenmiştir. Polisiye tedbirler ve devletin ceza kesmesi kısa dönem için geçici ve kısmi bir çözümdür. Ama kimse devlete ceza kesme diyemez. Buna karşılık herkesin gıda fiyatlarının artmasında baş sorumlusu olan devlete -iktidara kim ceza kesecek? demek hakkı vardır.

1. Hükümet, bu güne kadar enflasyona doğru teşhis koyamadı. Enflasyonun nedenini yüksek faiz olarak görüyor. Bu görüş külliyen yanlıştır. Bu yanlışı yaşadık gördük.

Eksi reel faiz nedeni ile TL'den kaçış hızlanıyor ve bu kaçış 2018'de olduğu gibi kur şoku ve 2020'de de kur artışları yansıyor. Kur artınca, TL düşük değerde oldukça, ithalat fiyatları artıyor. Üretimde ithal girdi payı yüzde 45’in üstünde olduğundan, kur artışı olduğu gibi enflasyona yansıyor. Kur politikasını değiştirmek, kurlara istikrar kazandırmak, ekonomiyi kırılgan yapıdan kurtarmak, siyasi iktidarın işi değil mi? Bu sorumluluğu birkaç stokçunun üstüne yıkabilir mi? yıkarım derse kendini kandırmış olur.

2004 yılında TÜFE yüzde 9 idi... Bu gün yüzde 14,6, 2004 ile 2009 yılları arasında reel faizler çok yüksekti. Söz gelimi 2006 yılında Merkez Bankası faizi yüzde 20,25 idi... O yıl TÜFE oranı da yüzde 9,65 oldu. Yani reel faiz oranı yüzde 9,66 idi... Bu kadar yüksek reel faize rağmen enflasyon yüzde onun altında idi. Demek ki şer üçgeninin baş sorumlusu olarak görülen reel faizler her şartta enflasyona yansımaz. 

2. Siyasi İktidar, kamu altyapı yatırımlarını, kamu özel işbirliği yoluyla yaptı. Bu yollardan ve Osmangazi Köprüsü'nden geçen, İzmir'den İstanbul gelen bir tır 1000 liraya yakın para ödüyor. Tüketiciler navlun maliyetlerini fiyatlara yansıtmak zorundadır. O zamanda bu maliyetler gıda fiyatlarına yansıyor.

3. Enerji, petrol, gaz ve elektrik, üretimin her aşamasında maliyetlere yansıyor.

4. İktidarlar, Et-Balık gibi kurumları, Telekom gibi  kamu tekellerini özelleştirdi. Devlet tekelleri yerine piyasa tekelleri oluştu. Söz gelimi Telekom internette yeni yatırımların maliyetinden kaçtığı için hem yetersiz kaldı, hem de tekel olduğu için ürettiği hizmeti daha pahalı satıyor. Et-Balık Kurumu sattığı ürünleri üreticiden normal değerine alıp, tüketiciye düşük karla satıyordu. Et Balık Kurumları özelleşti, Türkiye ithal ete mahkum oldu. Artık tüketici et yemiyor veya çok azalttı.

Polisiye önlemler yerine devlet yeniden piyasaya girmelidir. Elektrik dağıtımını devlet yapmalıdır. Et balık kurumu gibi gıda alanında yeni kurumlar kurmalıdır.

5. Kur artışlarının enflasyona doğrudan yansıdığını söyledim. Kurlar sıcak para hareketlerine paralel olarak aşırı kırılgandır. Dalgalı kur cari açıklara ve ayrıca dolarizasyona neden oldu. AK Parti seçim bildirgesinde, ''Dalgalı kur politikası sıkı sıkıya takip edilecektir'' deniliyor. Gerçekte ise, dalgalı kur politikasını değiştirmek, yarı sabit kur sistemine geçmek gerekir.

6. Öte yandan, güven sorunu oldukça, üretici de, satıcı da, perakendeci de panik halinde olur. Toptancı maliyetleri en son ithal girdi üstünden hesaplıyor. Satıcılar da vitrindeki malların fiyatını son aldıkları mallar üstünden düzeltiyorlar. Vitrindeki yeni ürünlerin fiyatlarını ithal mala göre artırıyorlar. Çünkü satılan malın yerine aynı malı aynı fiyata koyamayacaklarını hesaplıyorlar. Güven sorunu tamamıyla siyasi iktidarlarla ilgili sorundur.

Bu şartlarda enflasyonun ve gıda fiyatlarındaki artışın tek sorumlusu devlet ve devleti yöneten siyasi iktidardır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.