Nedim İlikçi
Köşe Yazarı
Nedim İlikçi
 

URARTU KLAVUZU

Değerli okurlar; tabiat, Van’da ve Van Gölü Havzasında önemli medeniyetlerin oluşabilmesi için birçok imkân bahş etmiş. İnsanlara; kendilerine yetebilecekleri, hayvancılık ve tarım yapabilecekleri doğal imkânlar sunmuştur. Bu imkânlar vesilesi ile günümüzden yaklaşık üç bin yıl önce sıklet merkezi Van olmak üzere Van Gölü Havzasında Urartular ismi ile çok önemli bir medeniyet oluşmuş. Bu medeniyete ait eserleri ve taşa kazınan yazılarını bu gün de görmekte ve hayretle incelemekteyiz. Bu eserlerin ve yazıların mahiyetini anlamak için uğraşmaktayız. Bu günkü medeniyet anlayışımızla o dönemin kültürel kodlarını, medeniyet düzeyini ve yaşama biçimini kavramaya çalışmaktayız. Urartular hakkında bilinen ilk çalışmalar F.E.Schulz tarafından 1828-29 yıllarında yapılmış. Schulz, Urartu yazılarının kopyalarını çıkarmış ve bu kopyaları Avrupa’ya göndermiş. Ancak Schulz’un Başkale civarında öldürülmesi ile bu çalışmalar akim kalmış. Daha sonraki yıllarda birçok Avrupalı ve Rus uzman bölgemizi gezmiş, Urartulara ait eserleri incelemiş ve yazılarını çözmeye çalışmıştır. Tabii bu arada buldukları ve taşıyabildikleri birçok eseri de beraberlerinde götürmeyi ihmal etmemişler.  Bu eserler bu gün Avrupa ve Rus müzelerinde sergilenmektedir. Bu hafta tanıtmaya çalıştığım kitapta verilen Asur belgelerinden, Urartuların ilk zamanlar Van Gölü’nün kuzey bölgelerinde oturdukları müşahede ediliyor. Asur saldırılarından korunmak için sonradan Van Kalesini inşa edip yerleştikleri anlaşılıyor.  Asur kaynaklarında Van Kalesinden “Sardur Kalesi” olarak bahsediliyor. Kitaptan, Urartu Beyliğinin Van’ı merkez edindikten sonra inkişaf ettiğini anlıyoruz.  Zaten mümbit olan Van Ovasının Şamran kanalı yapıldıktan sonra çok daha verimli hale geldiğini öğreniyoruz. Şamran Kanalının Van Ovasını ve geçtiği güzergâhları daha yaşanılır kıldığını kavrıyoruz. Urartu Beylerinin, harp halinde şehrin muhasarasını dikkate alarak uzun süreli muhasara durumunda bile halkı besleyecek suyolları ve depolar inşa ettiklerini öğreniyoruz.  Urartuların sanattaki kabiliyetlerinin en önemli örneğinin, bugün hala kullanılmakta olan suyolları ve barajlar olduğunu görüyoruz. Kitapta verilen haritalardan, Urartuların Kuzeyde Gökçe Göl, Güneyde bu günkü Irak- Suriye sınırları, Doğuda Urmiye Gölü ve Batıda Malatya alanları arasında hâkim olduklarını tespit edebiliyoruz. Urartuların bu coğrafyadaki etkilerini günümüze kadar gelebilen eserleriyle de takip etmemizin mümkün olduğunu söylemek isterim. Kitapta; Urartu’ların coğrafi vaziyeti, Urartu dilinin çözülmesi, Urartular ile ilgili yapılan kazılar, Urartu kültürü ve bu kültürün diğer kültürlerle olan bağlantıları, Van ve çevresinde Urartu eserlerinin bulunduğu yerleşim alanları, Urartu yazıtları ve bu yazıtların yazıldıkları diller ve Toprak Kale başlıkları altında bilgiler verilmektedir. İlimiz ve bölgemizde ilmi, ticari ya da turistik maksatlar adı altında gezen yabancılar, Van’daki yüksek kültürel değerlerin farkına varmışlar. Bu eserleri elde etmeye, kültürel ve ticari değerlerinden faydalanmaya çalışmışlar ve faydalanmışlar.  Bugün dünya müzelerinde, Urartulara ait altın, gümüş, bakır, tunç eşyalar sergilenmektedir. Bu eşyaların yapılış teknikleri, Urartu sanatkârlarının kültür ve medeniyetteki kabiliyetlerinin en önemli şahitleri olarak ziyaretçilere gösterilmektedir. Maalesef bizler, eski eserlerimizi korumak hususunda yeterince hassas ve bilinçli davranamamışız. Yabancılar bizlere ait binlerce eseri almış götürmüşler. Bize ait olan ve bizim müzelerimizde sergilenmeleri gereken eserlerin  ecnebi müzelerinde sergilendiklerini görmek son derece düşündürücüdür. Kitapta; İkinci Sardur’un oğlu İşbuinis’e ait bir yazıtın Van’dan İngiliz Konsolosu tarafından Londra’ya gönderildiği ve British Müzesinde eski Asur ve Mısır eserleri bölümünde, 90869 numaralı meta olarak sergilendiği yazılmaktadır. Bu bilgi, bölgemizde konsolos olarak görev yapan yabancıların bile nelerle uğraştıklarının göstergesi niteliğindedir.  “Urartu Klavuzu” isimli kitap Dr. Mustafa Selçuk Ar tarafından yazılmış. Maarif Vekilliği, Antikiteler ve Müzeler Direktörlüğü, Anıtları Koruma Kurulu tarafından, Seri:1,Sayı:9 numarası ile piyasaya çıkarılmış. Kitap İstanbul’da Maarif Matbaası tarafından 1944 yılında basılmış ve 58 sayfadan ibarettir. Kitabı, Van’ın tarih ve kültürüne ilgi duyan herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Kalın sağlıcakla…
Ekleme Tarihi: 02 Mayıs 2021 - Pazar

URARTU KLAVUZU

Değerli okurlar; tabiat, Van’da ve Van Gölü Havzasında önemli medeniyetlerin oluşabilmesi için birçok imkân bahş etmiş. İnsanlara; kendilerine yetebilecekleri, hayvancılık ve tarım yapabilecekleri doğal imkânlar sunmuştur. Bu imkânlar vesilesi ile günümüzden yaklaşık üç bin yıl önce sıklet merkezi Van olmak üzere Van Gölü Havzasında Urartular ismi ile çok önemli bir medeniyet oluşmuş. Bu medeniyete ait eserleri ve taşa kazınan yazılarını bu gün de görmekte ve hayretle incelemekteyiz. Bu eserlerin ve yazıların mahiyetini anlamak için uğraşmaktayız. Bu günkü medeniyet anlayışımızla o dönemin kültürel kodlarını, medeniyet düzeyini ve yaşama biçimini kavramaya çalışmaktayız.

Urartular hakkında bilinen ilk çalışmalar F.E.Schulz tarafından 1828-29 yıllarında yapılmış. Schulz, Urartu yazılarının kopyalarını çıkarmış ve bu kopyaları Avrupa’ya göndermiş. Ancak Schulz’un Başkale civarında öldürülmesi ile bu çalışmalar akim kalmış. Daha sonraki yıllarda birçok Avrupalı ve Rus uzman bölgemizi gezmiş, Urartulara ait eserleri incelemiş ve yazılarını çözmeye çalışmıştır. Tabii bu arada buldukları ve taşıyabildikleri birçok eseri de beraberlerinde götürmeyi ihmal etmemişler.  Bu eserler bu gün Avrupa ve Rus müzelerinde sergilenmektedir.

Bu hafta tanıtmaya çalıştığım kitapta verilen Asur belgelerinden, Urartuların ilk zamanlar Van Gölü’nün kuzey bölgelerinde oturdukları müşahede ediliyor. Asur saldırılarından korunmak için sonradan Van Kalesini inşa edip yerleştikleri anlaşılıyor.  Asur kaynaklarında Van Kalesinden “Sardur Kalesi” olarak bahsediliyor.

Kitaptan, Urartu Beyliğinin Van’ı merkez edindikten sonra inkişaf ettiğini anlıyoruz.  Zaten mümbit olan Van Ovasının Şamran kanalı yapıldıktan sonra çok daha verimli hale geldiğini öğreniyoruz. Şamran Kanalının Van Ovasını ve geçtiği güzergâhları daha yaşanılır kıldığını kavrıyoruz. Urartu Beylerinin, harp halinde şehrin muhasarasını dikkate alarak uzun süreli muhasara durumunda bile halkı besleyecek suyolları ve depolar inşa ettiklerini öğreniyoruz.  Urartuların sanattaki kabiliyetlerinin en önemli örneğinin, bugün hala kullanılmakta olan suyolları ve barajlar olduğunu görüyoruz.

Kitapta verilen haritalardan, Urartuların Kuzeyde Gökçe Göl, Güneyde bu günkü Irak- Suriye sınırları, Doğuda Urmiye Gölü ve Batıda Malatya alanları arasında hâkim olduklarını tespit edebiliyoruz. Urartuların bu coğrafyadaki etkilerini günümüze kadar gelebilen eserleriyle de takip etmemizin mümkün olduğunu söylemek isterim.

Kitapta; Urartu’ların coğrafi vaziyeti, Urartu dilinin çözülmesi, Urartular ile ilgili yapılan kazılar, Urartu kültürü ve bu kültürün diğer kültürlerle olan bağlantıları, Van ve çevresinde Urartu eserlerinin bulunduğu yerleşim alanları, Urartu yazıtları ve bu yazıtların yazıldıkları diller ve Toprak Kale başlıkları altında bilgiler verilmektedir.

İlimiz ve bölgemizde ilmi, ticari ya da turistik maksatlar adı altında gezen yabancılar, Van’daki yüksek kültürel değerlerin farkına varmışlar. Bu eserleri elde etmeye, kültürel ve ticari değerlerinden faydalanmaya çalışmışlar ve faydalanmışlar.  Bugün dünya müzelerinde, Urartulara ait altın, gümüş, bakır, tunç eşyalar sergilenmektedir. Bu eşyaların yapılış teknikleri, Urartu sanatkârlarının kültür ve medeniyetteki kabiliyetlerinin en önemli şahitleri olarak ziyaretçilere gösterilmektedir.

Maalesef bizler, eski eserlerimizi korumak hususunda yeterince hassas ve bilinçli davranamamışız. Yabancılar bizlere ait binlerce eseri almış götürmüşler. Bize ait olan ve bizim müzelerimizde sergilenmeleri gereken eserlerin  ecnebi müzelerinde sergilendiklerini görmek son derece düşündürücüdür.

Kitapta; İkinci Sardur’un oğlu İşbuinis’e ait bir yazıtın Van’dan İngiliz Konsolosu tarafından Londra’ya gönderildiği ve British Müzesinde eski Asur ve Mısır eserleri bölümünde, 90869 numaralı meta olarak sergilendiği yazılmaktadır. Bu bilgi, bölgemizde konsolos olarak görev yapan yabancıların bile nelerle uğraştıklarının göstergesi niteliğindedir.

 “Urartu Klavuzu” isimli kitap Dr. Mustafa Selçuk Ar tarafından yazılmış. Maarif Vekilliği, Antikiteler ve Müzeler Direktörlüğü, Anıtları Koruma Kurulu tarafından, Seri:1,Sayı:9 numarası ile piyasaya çıkarılmış. Kitap İstanbul’da Maarif Matbaası tarafından 1944 yılında basılmış ve 58 sayfadan ibarettir. Kitabı, Van’ın tarih ve kültürüne ilgi duyan herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Kalın sağlıcakla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.