İkram Kali
Köşe Yazarı
İkram Kali
 

Magazin toplumu

ggg Son zamanlarda olaylara ve insanlara baktığımda dejenere olmuş bir toplum ve gerçek hayattan kopuk yaşayan sanal dünyaya teslim olmuş bireyler görüyorum.     Şuursuzluğun, duyarsızlığın kimliğine ve benliğine yansıdığı, hakkı kadar sorumluluklarının olduğunu bir türlü kavrayamayan bir yığın insanla bu zor günlerde yol almaya çalışıyoruz.    Yaşadığı kentten, toplumdan ve çevresinden habersiz olan.   Ekonomik ve sosyal sorunların can yakıcı etkilerini düşünmeyen.  Yürüdüğü kaldırımın kenarında susuz ağaçların etrafa zift gibi saçtığı berbat reçine zemininin üzerine umursamadan basıp geçen. Kapısının önüne, penceresinin dibine her gün dökülen kokusu ve pis suyu etrafa saçılan çöp yığınlarından rahatsızlık duymayan.    Susuzluktan, bakımsızlıktan kuruyan ağaçların sararmaya yüz tutan yapraklarını  “sonbahar erken geldi” diyerek safça yorumlayan.    Kentin tarihinin, kültürünün ve hafızasının yok edilmesinin farkına bile varmayan.    Sivas, Erzurum ve daha birçok kente 1 milyon kitap kapasiteli modern kütüphane yapılırken 2011 depreminden bu yana kütüphanesi olmayan Van’a kütüphane yapılmamasını sorgulamayan.    Büyükşehir olan kentinde galeri, kültür merkezi, konser ve toplantı salonu olmamasını dert etmeyen.    Güvenlik önlemlerine karşın uyuşturucu, insan kaçakçılığının önüne hala neden geçilemediğini düşünmeyen.    Eğitim başarı sırlamasında Van’ın 75’inci sırada olmasının nedenlerini, etkilerini sorgulamayı akıl etmeyen.     Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetin ilk yıllarında imarı, eğitim ve kültür kurumlarıyla Van’ın modern şehir yapılması talimatının ölümü sonrası neden gerçekleştirilmediğini, Van’a çağ atlatacak bu projeyi kimlerin engellediğini, Amerika’nın engellemedeki rolünü merak etmeyen.   70 yıl önce Van’a kurulması gereken üniversitenin hangi güçler tarafından gasp edilerek başka bir ile götürüldüğünü düşünmeyen.   Kaçak yapılaşmaya,  yeşil alanların beton yığınlarına dönüşmesine aldırış etmeyen.    Birilerinin gözlerinin içine bakarak halk dalkavukluğu yapılmasına, yalan söylemesine ve istismarına sessiz kalan.   Van’a emeği geçen çok değerli isimlere rağmen kentin önemli kurumlarına Van ile ilgisi olmayan birilerinin isimlerinin siyasi dayatmalarla verilmesi karşısında onurlu davranarak karşı çıkmayan.  İnsanların dinlenmesi, çocukların eğlenmesi için yapılan parkların kırılıp dökülmesi karşısında sus pus olan.    Yağmur ve kar sularının aktığı doğal dere yataklarına konut yapılmasını izleyen.    Van’a stadyum,  çevre yolu,  şehir hastanesi yapılmamasını sorgulamayan.    Karadeniz’de deniz doldurulup havaalanı yapılırken Tatvan- Van arasında Kuzey demiryolu yapılması için tek kelime etmeyen.   Hayati önem taşıyan branşlarda doktor eksikliğinden dolayı hastaların mağdur olmasını gündeme getirmeyen.    Tarım ve hayvancılık kenti olan Van’da yeterince et, süt, yumurta üretimi yapılmaması ve şehre katma değer sağlanmamasının nedenlerini sorgulamayan.    Liyakatsiz insanların kurumların bilgi birikim ve sorumluluk gerektiren yerlere atanmalarından rahatsızlık duymayan.    Kent için çaba gösteriyorum diyenlere “ sana ne” sen sorumluluk al biz destekleyelim diyenlere “bana ne” diyerek sorumluluktan kaçan sosyal hastalarla mücadele etmeyen.    Kadına, çocuğa şiddet uygulanırken, cinayetler işlenirken, çocuk “ tacize, cinayete hayır” demeyen.    Kentin mirası olan tarihi yapıların tahrip edilmesine aldırış etmeyen.    Koronavirüs salgınında bütün uyarılara rağmen;  maske takmayan, sosyal mesafeye, hijyene, kalabalıklara özen göstermeyen. Kendi derdiyle dertlenmek gibi meselesi olmayan insanların basit konu için gösterdiği duyarlılık göz yaşartıcıdır.   Bir televizyon kanalında yeni başlayan dizininin bir sahnesinde Van için “ Dağ başı” diyaloğundan alınganlık duyuldu. Durumdan vazife çıkarıldı. Hızını alamayanlar sosyal medyada dizinin reklamını yaparak kıyamet kopardı. Yaşadığı kentin, toplumun gerçek gündeminden uzaklaşama, magazin toplumu olma budur.    Güzel Van’ımızın coğrafi alanının yüzde 53’nü dağlar kaplar.  Doğu Anadolu Bölgesinin volkanik dağlarla kaplı çukur kesiminde 1.726 metre yükseklikteki Van, tabi ki dağ başıdır.  Kaleler şehri olan Van aynı zamanda göller, dağlar şehridir.    Van dağlarıyla, gölleriyle, kaleleriyle, çiçekleriyle, böcekleriyle, sağ duyulu insanlarıyla özeldi güzeldir. Türkülere, manilere, hikâyelere konu olmuş; lale, sümbül kokan, kuşların kanat çırptığı zirvesi karlı dumanlı dağlarımız iyi ki var.  Vanlıları hipnoz tuzağına düşürmeyin. Toplumun zihinsel enerjisini, refleksini gereksiz şeylere harcatmayın. 
Ekleme Tarihi: 17 Eylül 2020 - Perşembe

Magazin toplumu

Son zamanlarda olaylara ve insanlara baktığımda dejenere olmuş bir toplum ve gerçek hayattan kopuk yaşayan sanal dünyaya teslim olmuş bireyler görüyorum.    

Şuursuzluğun, duyarsızlığın kimliğine ve benliğine yansıdığı, hakkı kadar sorumluluklarının olduğunu bir türlü kavrayamayan bir yığın insanla bu zor günlerde yol almaya çalışıyoruz.   

Yaşadığı kentten, toplumdan ve çevresinden habersiz olan.  

Ekonomik ve sosyal sorunların can yakıcı etkilerini düşünmeyen. 

Yürüdüğü kaldırımın kenarında susuz ağaçların etrafa zift gibi saçtığı berbat reçine zemininin üzerine umursamadan basıp geçen.

Kapısının önüne, penceresinin dibine her gün dökülen kokusu ve pis suyu etrafa saçılan çöp yığınlarından rahatsızlık duymayan.   

Susuzluktan, bakımsızlıktan kuruyan ağaçların sararmaya yüz tutan yapraklarını  “sonbahar erken geldi” diyerek safça yorumlayan.   

Kentin tarihinin, kültürünün ve hafızasının yok edilmesinin farkına bile varmayan.   

Sivas, Erzurum ve daha birçok kente 1 milyon kitap kapasiteli modern kütüphane yapılırken 2011 depreminden bu yana kütüphanesi olmayan Van’a kütüphane yapılmamasını sorgulamayan.   

Büyükşehir olan kentinde galeri, kültür merkezi, konser ve toplantı salonu olmamasını dert etmeyen.   

Güvenlik önlemlerine karşın uyuşturucu, insan kaçakçılığının önüne hala neden geçilemediğini düşünmeyen.   

Eğitim başarı sırlamasında Van’ın 75’inci sırada olmasının nedenlerini, etkilerini sorgulamayı akıl etmeyen.   

 Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetin ilk yıllarında imarı, eğitim ve kültür kurumlarıyla Van’ın modern şehir yapılması talimatının ölümü sonrası neden gerçekleştirilmediğini, Van’a çağ atlatacak bu projeyi kimlerin engellediğini, Amerika’nın engellemedeki rolünü merak etmeyen.  

70 yıl önce Van’a kurulması gereken üniversitenin hangi güçler tarafından gasp edilerek başka bir ile götürüldüğünü düşünmeyen.  

Kaçak yapılaşmaya,  yeşil alanların beton yığınlarına dönüşmesine aldırış etmeyen.   

Birilerinin gözlerinin içine bakarak halk dalkavukluğu yapılmasına, yalan söylemesine ve istismarına sessiz kalan.  

Van’a emeği geçen çok değerli isimlere rağmen kentin önemli kurumlarına Van ile ilgisi olmayan birilerinin isimlerinin siyasi dayatmalarla verilmesi karşısında onurlu davranarak karşı çıkmayan. 

İnsanların dinlenmesi, çocukların eğlenmesi için yapılan parkların kırılıp dökülmesi karşısında sus pus olan.   

Yağmur ve kar sularının aktığı doğal dere yataklarına konut yapılmasını izleyen.   

Van’a stadyum,  çevre yolu,  şehir hastanesi yapılmamasını sorgulamayan.   

Karadeniz’de deniz doldurulup havaalanı yapılırken Tatvan- Van arasında Kuzey demiryolu yapılması için tek kelime etmeyen.  

Hayati önem taşıyan branşlarda doktor eksikliğinden dolayı hastaların mağdur olmasını gündeme getirmeyen.   

Tarım ve hayvancılık kenti olan Van’da yeterince et, süt, yumurta üretimi yapılmaması ve şehre katma değer sağlanmamasının nedenlerini sorgulamayan.  

 Liyakatsiz insanların kurumların bilgi birikim ve sorumluluk gerektiren yerlere atanmalarından rahatsızlık duymayan.   

Kent için çaba gösteriyorum diyenlere “ sana ne” sen sorumluluk al biz destekleyelim diyenlere “bana ne” diyerek sorumluluktan kaçan sosyal hastalarla mücadele etmeyen.   

Kadına, çocuğa şiddet uygulanırken, cinayetler işlenirken, çocuk “ tacize, cinayete hayır” demeyen.   

Kentin mirası olan tarihi yapıların tahrip edilmesine aldırış etmeyen.   

Koronavirüs salgınında bütün uyarılara rağmen;  maske takmayan, sosyal mesafeye, hijyene, kalabalıklara özen göstermeyen.

Kendi derdiyle dertlenmek gibi meselesi olmayan insanların basit konu için gösterdiği duyarlılık göz yaşartıcıdır.  

Bir televizyon kanalında yeni başlayan dizininin bir sahnesinde Van için “ Dağ başı” diyaloğundan alınganlık duyuldu. Durumdan vazife çıkarıldı. Hızını alamayanlar sosyal medyada dizinin reklamını yaparak kıyamet kopardı. Yaşadığı kentin, toplumun gerçek gündeminden uzaklaşama, magazin toplumu olma budur.   

Güzel Van’ımızın coğrafi alanının yüzde 53’nü dağlar kaplar. 

Doğu Anadolu Bölgesinin volkanik dağlarla kaplı çukur kesiminde 1.726 metre yükseklikteki Van, tabi ki dağ başıdır.  Kaleler şehri olan Van aynı zamanda göller, dağlar şehridir.   

Van dağlarıyla, gölleriyle, kaleleriyle, çiçekleriyle, böcekleriyle, sağ duyulu insanlarıyla özeldi güzeldir. Türkülere, manilere, hikâyelere konu olmuş; lale, sümbül kokan, kuşların kanat çırptığı zirvesi karlı dumanlı dağlarımız iyi ki var. 

Vanlıları hipnoz tuzağına düşürmeyin.

Toplumun zihinsel enerjisini, refleksini gereksiz şeylere harcatmayın. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.