İdris Ortakaya
Köşe Yazarı
İdris Ortakaya
 

Emperyalizm doğru anlaşılmalı

Evet, sevgili okurlarım, emperyalizmi doğru algılayabilirsek, meselelerin tahlilini daha doğru yapmamız söz konusu olabilir. Emperyalizm; Fransızca bir kelimedir. Bir çok anlamı vardır. Anlamlarının tümü, biribirlerini tamamlar. Kelime anlamı ile sömürü sisteminin adıdır. Ayrıca, yayılmacılıktır. Zor kullanılarak, dünyadaki tüm mazlum ülkeleri işgal ederek, önemli kaynaklarını ele geçirmenin adıdır. İşgal eder, kaynaklarını alır, yakar, yıkar, öldürür ve gider. Hep bana rep bana mantığı ile haraket eden bir anlayıştır. Kısacası, zalim, gaddar, insanlık düşmanı, alçak ve namussuz bir anlayışın adıdır. Bu anlayışa göre, eşya, insandan çok daha kıymetlidir. Dilimizde çokca kullanılan emperyalizmin tanımından haraketle, bize vermiş oldukları zararları kısaca gözden geçiriken, Emperyalizmi tahlil etmeye başlayalım... Osmanlıyı işgal eden de bu anlayışın ta kendisiydi. Haçlı orduları ve Osmanlının içindeki hain yerli işbirlikçilerin destekçileri ile, Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı. İstanbul, Maraş, Gaziantep ve bir çok şehirlerimizde bu vesileyle işgal edildi. Hatırlayın! Anadolu’da başlatılan ulusal kurtuluş savaşı, işgalcileri tedirgin etmişti. Ankara Başkent olarak ilan edilmişti. Ankara osmanlı padişahını sahiplenmeyerek, padişahı hain ilan etmişti. Bu yaklaşım emperyalist güçlerin işine gelmişti. Bu güçler, Ankara ile anlaşmaya karar verdiler. Ankara isteklerini kabul ederse, savaşmadan işgallerini kaldıracaklardı. Anlaşma sağlandı. İşgalcilerin söz ve karar sahibi pozisyonundaki İngilizler, Osmanlının O’sundan bile nefret ederlerdi. El birliği ile Osmanlıyı yok ettiler. Onlarca devlet büyüklüğündeki Osmanlı topraklarına el koydular. Türkiye Devletinin sınırlarını da belirlediler. "Biz nasıl istersek siz o şekil yönetileceksiniz" dediler. İstekleri kabul edildi. Sevinç içinde, balo düzenlediler. Cazlı, sazlı müzik eşliğinde İstanbul’u terk ettiler. Amaçlarına ulaşmışlardı. Anlaşmalar yapıldı. Yüz yıl süre ile tüm kaynaklarımıza el koydular. Yine hatırlayın; İngiltere’nin bir eyaleti gibi 1950 yılına kadar İngilizlerin denetiminde yönetildik. 1950’den sonra ABD’nin kucağına oturturulduk. Menderes baş kaldırıda bulundu. Bedelini canı ile ödedi. Sistemden rahatsız olan ve baş kaldırı yapmaya çalışan diğer siyasi parti liderlerinden Ecevit ve Erbakan itaatsizliklerinin bedellerini ağır bir şekilde ödediler. Evet, değerli okurlarım, geçmişte, emperyalistler işgal ettikleri ülkelere kendi bayraklarını asar, kendileri yönetirdi. Tabii ki bu çok riskli bir yönetim biçimiydi. İşgal edilen ülke insanları ile sürekli çatışma halindeydiler. Bu durum onların işine gelmedi. Bu anlamda EMPERYALİZM yöntemini değiştirmek zorunda kaldı. İşgal ettikleri ülkeyi yerli işbirlikçileri vasıtası ile yönetmeye karar verdiler. Bu yöntemlerini ilk kez bizim ülkemizde hayata geçirdiler. Bizden sonra, dünyada işgal ettikleri tüm ülkeler emperyalistlerin uşakları tarafından yönetilir hale geldi… Örneğin; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Mısır, Afganistan, Irak ve bir çok Afrika ülkeleri… Bunlar, o ülkelerde, o ülke insanlarından kahramanlar yarattılar. Ve yönetimi o kahramanlara teslim ederek, diledikleri gibi sömürülerini sürdürdüler. Biz de, ülke olarak yirmi yıl öncesine kadar bu sömürü düzeninin  bir parçasıydık. Ülkemiz iflas etmişti. Yetmiş sente muhtaç edilmiştik. Bir çok bankaların içi boşaltılmış, adeta ülke ekonomisi talan edilmişti. SSK iflas etmişti. SSK lı hastalar ilaçlarını alamıyorlardı. Memur ve emeklilere maaş ödemesi konusunda sıkıntı yaşanıyordu. Körfez depremi olmuştu. Binlerce insanımız, hayatlarını kaybetmişlerdi. Deprem zadeler için, yurt içinden ve yurt dışından gelen yardım paraları ile memur ve emeklilere maaş ödemesi yapıldı. Tam bu ekonomik bitiş döneminde İMF ye teslim olduk. İMF başkan yardımcısı Kemal Derviş T.C Başbakan yardımcılığı görevine getirildi. Tüm Ekonomimiz İMF ye teslim edildi. Artık ülke yönetiminde İMF söz ve karar sahibi olmuştu. Bu ortamda seçim oldu. Erdoğan'ın Ak partisi iktidar oldu. Erdoğan, siyasi ve ekonomik anlamda çok bilinçli bir lider olduğunu gösterdi. Ülkedeki tüm aksaklıklar düzeltilmeye başlatıldı. İç ve dış ihanet şebekelerinin baskılarına eyvallah etmedi. Bildiği doğru yolda yürümeye devam etti. İMF nin parasını ödeyerek kovdu. Gelişmemizden, büyümemizden rahatsız olanlar, baskılarını artırmaya başladılar. Bunun üzerine yeniden ulusal kurtuluş savaşı başlattık. Şimdi kurtulmaya çalışmaktayız. İnşallah başaracağız. Yirmi yıl öncesine kadar, ülkemizde bir siyasi parti iktidar oluyorsa mutlaka arkasında bir güç olmalı algısı içindeydik. Ya ABD destekleyecek, ya İngiltere ya da bir başka güç arkanda olacak. Aksi olamaz. Hepimiz bu algının değişmez bir doğru olduğuna inanmıştık. Erdoğan diye birisi çıktı, siyasi arenaya.. Kimseyi dinlemiyor. Kafasına uymayan her şeye itiraz ediyor. Kasımpaşa kabadayısı. Kim bu adam? Arkasında kim var? Hangi ülkenin adamıdır? Merak ediyordum. Devletin çok önemli adamlarından birisi, benim yakın dostum ve arkadaşımdır. Sohbet ediyorduk. Merakımı gidermek istedim. Bu arkadaşıma sordum. Bu Erdoğan neyin nesi? Bu adamın destekçisi kim? Arkadaşımın cevabı aynen şöyle: "Bu adamı günahım kadar sevmem. Arkasında Allah’dan başka kimse yoktur. Hiç kimsenin adamı da değildir. Manyaklık derecesinde cesur birisi, siyaset konusunda da dahidir" dedi. Ben, arkadaşımın bu ifadesinden sonra Erdoğancı oldum. Tüm ilişkilerini hayranlıkla takip etmekteyim. Yanlışları yok mu? Bir sürü yanlışları da var. Artıları çok fazla. Bu adam bana göre yüz yılın en büyük DEVRİMCİ LİDERİDİR. Ülkemiz bunun sayesinde bağımsızlığını kesinlikle kazanacaktır. Emperyalistlerin bir numaralı ndüşmanıdır. Tam bağımsız Türkiye okunu atmıştır. Ok yaydan çıkmıştır. Geri dönme şansı yoktur. Bu adam ülkemiz için büyük bir şanstır. Bu adam tüm mazlum ülkelerin umududur. Bu adam, dünya nizamını değiştirecek tek liderdir. Bu adam DÜNYA için de önemli bir şanstır. ***          Kasımpaşa kabadayısı, ülkeyi ve dünyayı çok iyi tahlil eden, tarihten ders çıkaran, altyapısını yavaş yavaş oluşturan ve başına gelecek her türlü belalara hazırlıklı olan ve kefenini üstünden çıkarmayan birisi… Abdulhamit hanın başına gelenlerin, kendi başına geleceğini bilen, Adnan Menderesin başına gelenlerin kendi başına gelebileceğini unutmayan, Ecevit’in başına gelenlerin kendi başına geleceğini bilen, Erbakan’ın başına gelenlerin kendi başına geleceğini bilen ve her şeye hazırlıklı olan çok önemli bir liderdir. Tam bir dava adamı. Cesur, inançlı ve hırslı. Gözünü budaktan esirgemeyen, gece gündüz demeden, kendini ülkesine feda etmiş bir yiğit. Yirmi yılda ülkemizi bölgenin en güçlü ülkesi haline getirdi. Seksen yılda yapılamayanların on katını yirmi yılda yapan büyük bir usta. Emperyalistlerin korkulu rüyası.. *** Osmanlının küllerinden doğan Erdoğan harekatı, tüm Osmanlı düşmanlarının içine korku salmıştır. Osmanlının ayak sesleri duyulmaya başlanmıştır. Ne yaptılarsa Erdoğan’ı durduramadılar. Bir çok kumpaslar kurdular, başaramadılar. Kaç kez öldürmeye teşebbüs ettiler, başaramadılar. Ülkemizi işgal etmeye çalıştılar, başaramadılar. Vaz geçtiler mi? Elbette hayır. Her fırsatta bir alçaklık yapmaya çalışacaklar. Yine de başaramayacaklar. DURMAK YOK YOLA DEVAM. Allah yardımcısı olsun. Saygılarımla…
Ekleme Tarihi: 08 Mart 2021 - Pazartesi

Emperyalizm doğru anlaşılmalı

Evet, sevgili okurlarım, emperyalizmi doğru algılayabilirsek, meselelerin tahlilini daha doğru yapmamız söz konusu olabilir.

Emperyalizm; Fransızca bir kelimedir. Bir çok anlamı vardır. Anlamlarının tümü, biribirlerini tamamlar. Kelime anlamı ile sömürü sisteminin adıdır.

Ayrıca, yayılmacılıktır.

Zor kullanılarak, dünyadaki tüm mazlum ülkeleri işgal ederek, önemli kaynaklarını ele geçirmenin adıdır.

İşgal eder, kaynaklarını alır, yakar, yıkar, öldürür ve gider.

Hep bana rep bana mantığı ile haraket eden bir anlayıştır.

Kısacası, zalim, gaddar, insanlık düşmanı, alçak ve namussuz bir anlayışın adıdır.

Bu anlayışa göre, eşya, insandan çok daha kıymetlidir.

Dilimizde çokca kullanılan emperyalizmin tanımından haraketle, bize vermiş oldukları zararları kısaca gözden geçiriken, Emperyalizmi tahlil etmeye başlayalım...

Osmanlıyı işgal eden de bu anlayışın ta kendisiydi.

Haçlı orduları ve Osmanlının içindeki hain yerli işbirlikçilerin destekçileri ile, Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı.

İstanbul, Maraş, Gaziantep ve bir çok şehirlerimizde bu vesileyle işgal edildi.

Hatırlayın!

Anadolu’da başlatılan ulusal kurtuluş savaşı, işgalcileri tedirgin etmişti.

Ankara Başkent olarak ilan edilmişti.

Ankara osmanlı padişahını sahiplenmeyerek, padişahı hain ilan etmişti.

Bu yaklaşım emperyalist güçlerin işine gelmişti.

Bu güçler, Ankara ile anlaşmaya karar verdiler.

Ankara isteklerini kabul ederse, savaşmadan işgallerini kaldıracaklardı.

Anlaşma sağlandı.

İşgalcilerin söz ve karar sahibi pozisyonundaki İngilizler, Osmanlının O’sundan bile nefret ederlerdi.

El birliği ile Osmanlıyı yok ettiler.

Onlarca devlet büyüklüğündeki Osmanlı topraklarına el koydular.

Türkiye Devletinin sınırlarını da belirlediler.

"Biz nasıl istersek siz o şekil yönetileceksiniz" dediler. İstekleri kabul edildi.

Sevinç içinde, balo düzenlediler.

Cazlı, sazlı müzik eşliğinde İstanbul’u terk ettiler.

Amaçlarına ulaşmışlardı.

Anlaşmalar yapıldı.

Yüz yıl süre ile tüm kaynaklarımıza el koydular.

Yine hatırlayın; İngiltere’nin bir eyaleti gibi 1950 yılına kadar İngilizlerin denetiminde yönetildik.

1950’den sonra ABD’nin kucağına oturturulduk.

Menderes baş kaldırıda bulundu. Bedelini canı ile ödedi.

Sistemden rahatsız olan ve baş kaldırı yapmaya çalışan diğer siyasi parti liderlerinden Ecevit ve Erbakan itaatsizliklerinin bedellerini ağır bir şekilde ödediler.

Evet, değerli okurlarım, geçmişte, emperyalistler işgal ettikleri ülkelere kendi bayraklarını asar, kendileri yönetirdi.

Tabii ki bu çok riskli bir yönetim biçimiydi.

İşgal edilen ülke insanları ile sürekli çatışma halindeydiler.

Bu durum onların işine gelmedi.

Bu anlamda EMPERYALİZM yöntemini değiştirmek zorunda kaldı.

İşgal ettikleri ülkeyi yerli işbirlikçileri vasıtası ile yönetmeye karar verdiler.

Bu yöntemlerini ilk kez bizim ülkemizde hayata geçirdiler.

Bizden sonra, dünyada işgal ettikleri tüm ülkeler emperyalistlerin uşakları tarafından yönetilir hale geldi…

Örneğin; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Mısır, Afganistan, Irak ve bir çok Afrika ülkeleri…

Bunlar, o ülkelerde, o ülke insanlarından kahramanlar yarattılar. Ve yönetimi o kahramanlara teslim ederek, diledikleri gibi sömürülerini sürdürdüler.

Biz de, ülke olarak yirmi yıl öncesine kadar bu sömürü düzeninin  bir parçasıydık. Ülkemiz iflas etmişti. Yetmiş sente muhtaç edilmiştik. Bir çok bankaların içi boşaltılmış, adeta ülke ekonomisi talan edilmişti. SSK iflas etmişti. SSK lı hastalar ilaçlarını alamıyorlardı. Memur ve emeklilere maaş ödemesi konusunda sıkıntı yaşanıyordu.

Körfez depremi olmuştu. Binlerce insanımız, hayatlarını kaybetmişlerdi. Deprem zadeler için, yurt içinden ve yurt dışından gelen yardım paraları ile memur ve emeklilere maaş ödemesi yapıldı. Tam bu ekonomik bitiş döneminde İMF ye teslim olduk. İMF başkan yardımcısı Kemal Derviş T.C Başbakan yardımcılığı görevine getirildi. Tüm Ekonomimiz İMF ye teslim edildi. Artık ülke yönetiminde İMF söz ve karar sahibi olmuştu. Bu ortamda seçim oldu. Erdoğan'ın Ak partisi iktidar oldu. Erdoğan, siyasi ve ekonomik anlamda çok bilinçli bir lider olduğunu gösterdi. Ülkedeki tüm aksaklıklar düzeltilmeye başlatıldı. İç ve dış ihanet şebekelerinin baskılarına eyvallah etmedi. Bildiği doğru yolda yürümeye devam etti. İMF nin parasını ödeyerek kovdu. Gelişmemizden, büyümemizden rahatsız olanlar, baskılarını artırmaya başladılar.

Bunun üzerine yeniden ulusal kurtuluş savaşı başlattık.

Şimdi kurtulmaya çalışmaktayız.

İnşallah başaracağız.

Yirmi yıl öncesine kadar, ülkemizde bir siyasi parti iktidar oluyorsa mutlaka arkasında bir güç olmalı algısı içindeydik.

Ya ABD destekleyecek, ya İngiltere ya da bir başka güç arkanda olacak.

Aksi olamaz.

Hepimiz bu algının değişmez bir doğru olduğuna inanmıştık.

Erdoğan diye birisi çıktı, siyasi arenaya..

Kimseyi dinlemiyor.

Kafasına uymayan her şeye itiraz ediyor.

Kasımpaşa kabadayısı.

Kim bu adam? Arkasında kim var? Hangi ülkenin adamıdır?

Merak ediyordum.

Devletin çok önemli adamlarından birisi, benim yakın dostum ve arkadaşımdır.

Sohbet ediyorduk.

Merakımı gidermek istedim.

Bu arkadaşıma sordum.

Bu Erdoğan neyin nesi?

Bu adamın destekçisi kim?

Arkadaşımın cevabı aynen şöyle: "Bu adamı günahım kadar sevmem. Arkasında Allah’dan başka kimse yoktur. Hiç kimsenin adamı da değildir. Manyaklık derecesinde cesur birisi, siyaset konusunda da dahidir" dedi.

Ben, arkadaşımın bu ifadesinden sonra Erdoğancı oldum.

Tüm ilişkilerini hayranlıkla takip etmekteyim.

Yanlışları yok mu?

Bir sürü yanlışları da var.

Artıları çok fazla.

Bu adam bana göre yüz yılın en büyük DEVRİMCİ LİDERİDİR.

Ülkemiz bunun sayesinde bağımsızlığını kesinlikle kazanacaktır.

Emperyalistlerin bir numaralı ndüşmanıdır.

Tam bağımsız Türkiye okunu atmıştır.

Ok yaydan çıkmıştır.

Geri dönme şansı yoktur.

Bu adam ülkemiz için büyük bir şanstır.

Bu adam tüm mazlum ülkelerin umududur.

Bu adam, dünya nizamını değiştirecek tek liderdir.

Bu adam DÜNYA için de önemli bir şanstır.

***

         Kasımpaşa kabadayısı, ülkeyi ve dünyayı çok iyi tahlil eden, tarihten ders çıkaran, altyapısını yavaş yavaş oluşturan ve başına gelecek her türlü belalara hazırlıklı olan ve kefenini üstünden çıkarmayan birisi…

Abdulhamit hanın başına gelenlerin, kendi başına geleceğini bilen, Adnan Menderesin başına gelenlerin kendi başına gelebileceğini unutmayan, Ecevit’in başına gelenlerin kendi başına geleceğini bilen, Erbakan’ın başına gelenlerin kendi başına geleceğini bilen ve her şeye hazırlıklı olan çok önemli bir liderdir.

Tam bir dava adamı.

Cesur, inançlı ve hırslı.

Gözünü budaktan esirgemeyen, gece gündüz demeden, kendini ülkesine feda etmiş bir yiğit.

Yirmi yılda ülkemizi bölgenin en güçlü ülkesi haline getirdi.

Seksen yılda yapılamayanların on katını yirmi yılda yapan büyük bir usta.

Emperyalistlerin korkulu rüyası..

***

Osmanlının küllerinden doğan Erdoğan harekatı, tüm Osmanlı düşmanlarının içine korku salmıştır.

Osmanlının ayak sesleri duyulmaya başlanmıştır.

Ne yaptılarsa Erdoğan’ı durduramadılar.

Bir çok kumpaslar kurdular, başaramadılar.

Kaç kez öldürmeye teşebbüs ettiler, başaramadılar.

Ülkemizi işgal etmeye çalıştılar, başaramadılar.

Vaz geçtiler mi?

Elbette hayır.

Her fırsatta bir alçaklık yapmaya çalışacaklar.

Yine de başaramayacaklar.

DURMAK YOK YOLA DEVAM.

Allah yardımcısı olsun.

Saygılarımla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.