E. İl Müftüsü Nimetullah Arvas
Köşe Yazarı
E. İl Müftüsü Nimetullah Arvas
 

GAYRI MÜSLİMLERİN İSLAM TOPLUMUNDA YAPTIKLARI TAHRİBAT

Yahudi ve Hristiyan din adamlarının maddi tüm imkanlarıyla İslam ümmetinin itikadını-inançlarını bozmaya çalıştıkları, kütüphanelerin arşivleri incelendiğinde bu ihanetin ne boyutta olduğu görülecektir. Biz bugün örnek saadedinde biri Yahudi diğeri Hristiyan olmak üzere iki kimseden özetle bahsedeceğiz. Abdullah İbni Sebe (Yaklaşık 653) İslam dünyasında ilk fitnenin ortaya çıkmasında önemli rol oynayan İbni Sebe’ninSan’alı siyahi bir Yahudinin oğlu olduğu kaynaklarda geçer. Hz. Osman zamanında Müslümanlığı kabul etmiş ancak bir müddet sonra Müslüman bölgelerde sapık fikirler yaymaya başlamıştır. Hz. Peygamberin neden Hz. İsa gibi dünyaya dönmeyeceği düşüncesi ile Müslümanlar arasında itikadi tefrika ve tezviratlarla Müslümanların bulunduğu merkezleri dolaşarak çalışmalarını sürdürmüştür. Gittiği her yerde orada bulunan münafıklarla temas kuran İbni Sebe, Şia’nın aşırı grupları içerisinde tahrif hareketlerinin temelini atmıştır. Yahudilik düşüncesi ve Hristiyanlık düşüncesinin İslama intikali İbni Sebe vasıtasıyla oluştuğu söylenmektedir. İbni Sebenin fikirleri etrafında toplanan kişiler İslam beldelerinde faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Hatta İbni Sebe’nin şahsında faaliyetlerini sürdüren insanlara da İbni Sebe denilmesi göz ardı edilmemelidir. Son dönem Şia yazarlar İbni Sebeyi inkâr etseler bile şia içerisinde Sebeiyye fırkası diye bir fırka mevcuttur. Üzülerek söylemek gerekirse Şia içerisine gayri müslim destekli tahrifatlar sokulmuştur: Yuhannâed-Dımışkî (Ö.749) Daha önceleri Bizans imparatorluğunun emrinde görev yapanlardan olan YuhannaDımişkı Şam’ın fethinden sonra maliyede görevlendirilmiştir. Eserlerinin ana ekseninde İslam’a yapılan eleştiriler yer almaktadır. İslam’a karşı fikri düşmanlığın öncüsü kabul edilmektedir. İslam aleyhinde yazdığı eserler Hristiyan batı dünyasında İslam aleyhindeki çalışmalara kaynak olmuştur. Hazreti Muhammed, Kur’an ve İslamiyet’in kudsi değerlerine karşı sert eleştiriler yapmıştır. İslam ve Müslümanlar hakkında geniş malumata sahip olan Dımişkı gayrimüslimlerin İslamiyet’e saldırmasına neden olmuştur. Gayri müslimleri Müslümanlar aleyhinde kin gütmeye tahrik etmeye ve topyekün Müslümanlar aleyhinde savaşmaya zemin hazırlayanlardan olmuştur. Özellikle Peygamber Efendimizin aleyhindeki sözleri ve yazıları bugünkü Hristiyan Avrupa’nın İslam’ın aleyhinde sergiledikleri fikirlerin oluşmasına da kaynaklığı bulunduğunu göz ardı etmemek gerekir. Yahudi ve Hristiyanların İslam dünyasında tohumu ekilen sapık düşüncelerin oluşmasında, gelişmesinde ve İslam’a, İslam’ın kudsi değerlerine karşı kin ve nefretin kökleşmesinde, İslamofobiye kaynaklık etmiştir demek yanlış olmaz. Vehhabillik Hareketi Vehhabilik,batının hizmetinde din görünümlü kurulan siyasi bir mezheptir. Babilik,Vehabiliği 17 ve 18. Yüzyıllar arasında İslam dünyasında çıkması tesadüfi olarak nitelendirmemiz mümkün değildir. Hindistan ve çevresi, Mısır ve Hicaz Bölgelerinde baş gösteren bu faaliyetler incelendiği zaman İslam’ın ana omurgası olan Ehli sünnette aykırı tahrif söylemleri ile doludur. İngiliz casusu Thomas Edward Lawrence Bilgeliğin yedi sütunu adlı eserinde Arapların Türklere karşı başlattığı başkaldırı hareketinin mimarı bir İngiliz gözüyle kitabına işlemiştir. Kendisinden efsanevi bir cahsus olarak bahsedilmiştir. “Arabistanlı Lawrence” olarakta bilinmektedir. Arap Milliyetçiliğini savunmuş, Osmanlının bölgedeki egemenliğine son vermiştir. Tabii ki bu hareketi yalnız başına yapmamıştır. Büyük Britanya (Birleşik Krallık) İslam Dünyasının birliğinin teminatı olan hilafeti ve hilafete bağlı bölgeleri orada bulunun aşiretleri tanınmış kişileri yanlarına çekerek faaliyetlerini sürdürmüştür. İngiliz casusunun itirafları adlı eserde Hicaz yarımadasında yaptığı faaliyetlerle cahil arapları Devleti Aliyye aleyhinde nasıl kışkırttığını ve nasıl muvaffak olduğunu bizati itiraf etmektedir. Vehhabilik Hareketi tekfirci bir hareket olduğundan gittiği her yerde Müslümanlara akıl almaz işkenceler yapmışlardır. Vehhabiler, Hicaz ve Taif’te akıl almaz katliam ve işkenceler yapmışlardır. Bunlardan bir tanesi de Eyüp Sabri Paşa’nın Tarihi Vehhabiyanadlı eserinde şu tespiti yapmıştır. “İşbu tepe üzerine çıkarılan biçarelerin sayısı tam belli değilse de ekserisi çoluk çocuk olup 12 gün kadar bu tepe üzerine aç biilaç bırakıldığı, çoğu naz, niyaz ve bolluk içerisinde yaşamış namuslu ve asil ailelerden olan bu biçarelere bazen silah bazen de taş ve sopalarla eziyet ve işkence ederlerdi. Bu kadar edepsizlik ve insafsızlık ile küfür ve kinlerini mal ve kıymetli eşyaların saklandığı yerleri haber almak bahanesiyle birer birer çağırıp döverler söverlerdi.”Feryadı figanla af ve aman istirham edildikçe katliamlarına devam ettiğini Eyüp Sabri Paşa nakletmektedir.“29.03.2018 tarihli Yeni Şafak Gazetesi’nde Prens Salman: Washington Post Gazetesi›nden Karen De Young’a konuşan Suudi Veliaht Prens Selman, Soğuk Savaş döneminde ABD’nin talebiyle komünizme karşı Vehhabiliği yaymaya başladıklarını söylediği nakletmektedir.” Özetle Hristiyan batının İslam düşmanlığı her dönemde değişik versiyonlarla devam etmiştir ve hala devam etmektedir. İslam dünyasında yerleştirdikleri piyonları vasıtasıyla kinlerinin bir eseri olan düşmanlıklarını icra etmektedirler. Özellikle Orta Asya’nın kapısı durumunda olan Türkiye’ye ve Müslüman Türklere karşı düşmanlıkları kronikleşmiş bir hastalık halini almıştır. Zafer Hak’ka inananlarındır.
Ekleme Tarihi: 19 Ocak 2023 - Perşembe

GAYRI MÜSLİMLERİN İSLAM TOPLUMUNDA YAPTIKLARI TAHRİBAT

Yahudi ve Hristiyan din adamlarının maddi tüm imkanlarıyla İslam ümmetinin itikadını-inançlarını bozmaya çalıştıkları, kütüphanelerin arşivleri incelendiğinde bu ihanetin ne boyutta olduğu görülecektir. Biz bugün örnek saadedinde biri Yahudi diğeri Hristiyan olmak üzere iki kimseden özetle bahsedeceğiz.

Abdullah İbni Sebe (Yaklaşık 653)

İslam dünyasında ilk fitnenin ortaya çıkmasında önemli rol oynayan İbni Sebe’ninSan’alı siyahi bir Yahudinin oğlu olduğu kaynaklarda geçer. Hz. Osman zamanında Müslümanlığı kabul etmiş ancak bir müddet sonra Müslüman bölgelerde sapık fikirler yaymaya başlamıştır. Hz. Peygamberin neden Hz. İsa gibi dünyaya dönmeyeceği düşüncesi ile Müslümanlar arasında itikadi tefrika ve tezviratlarla Müslümanların bulunduğu merkezleri dolaşarak çalışmalarını sürdürmüştür. Gittiği her yerde orada bulunan münafıklarla temas kuran İbni Sebe, Şia’nın aşırı grupları içerisinde tahrif hareketlerinin temelini atmıştır. Yahudilik düşüncesi ve Hristiyanlık düşüncesinin İslama intikali İbni Sebe vasıtasıyla oluştuğu söylenmektedir.

İbni Sebenin fikirleri etrafında toplanan kişiler İslam beldelerinde faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Hatta İbni Sebe’nin şahsında faaliyetlerini sürdüren insanlara da İbni Sebe denilmesi göz ardı edilmemelidir. Son dönem Şia yazarlar İbni Sebeyi inkâr etseler bile şia içerisinde Sebeiyye fırkası diye bir fırka mevcuttur. Üzülerek söylemek gerekirse Şia içerisine gayri müslim destekli tahrifatlar sokulmuştur:

Yuhannâed-Dımışkî (Ö.749)

Daha önceleri Bizans imparatorluğunun emrinde görev yapanlardan olan YuhannaDımişkı Şam’ın fethinden sonra maliyede görevlendirilmiştir. Eserlerinin ana ekseninde İslam’a yapılan eleştiriler yer almaktadır. İslam’a karşı fikri düşmanlığın öncüsü kabul edilmektedir. İslam aleyhinde yazdığı eserler Hristiyan batı dünyasında İslam aleyhindeki çalışmalara kaynak olmuştur. Hazreti Muhammed, Kur’an ve İslamiyet’in kudsi değerlerine karşı sert eleştiriler yapmıştır. İslam ve Müslümanlar hakkında geniş malumata sahip olan Dımişkı gayrimüslimlerin İslamiyet’e saldırmasına neden olmuştur. Gayri müslimleri Müslümanlar aleyhinde kin gütmeye tahrik etmeye ve topyekün Müslümanlar aleyhinde savaşmaya zemin hazırlayanlardan olmuştur. Özellikle Peygamber Efendimizin aleyhindeki sözleri ve yazıları bugünkü Hristiyan Avrupa’nın İslam’ın aleyhinde sergiledikleri fikirlerin oluşmasına da kaynaklığı bulunduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Yahudi ve Hristiyanların İslam dünyasında tohumu ekilen sapık düşüncelerin oluşmasında, gelişmesinde ve İslam’a, İslam’ın kudsi değerlerine karşı kin ve nefretin kökleşmesinde, İslamofobiye kaynaklık etmiştir demek yanlış olmaz.

Vehhabillik Hareketi

Vehhabilik,batının hizmetinde din görünümlü kurulan siyasi bir mezheptir. Babilik,Vehabiliği 17 ve 18. Yüzyıllar arasında İslam dünyasında çıkması tesadüfi olarak nitelendirmemiz mümkün değildir. Hindistan ve çevresi, Mısır ve Hicaz Bölgelerinde baş gösteren bu faaliyetler incelendiği zaman İslam’ın ana omurgası olan Ehli sünnette aykırı tahrif söylemleri ile doludur. İngiliz casusu Thomas Edward Lawrence Bilgeliğin yedi sütunu adlı eserinde Arapların Türklere karşı başlattığı başkaldırı hareketinin mimarı bir İngiliz gözüyle kitabına işlemiştir. Kendisinden efsanevi bir cahsus olarak bahsedilmiştir. “Arabistanlı Lawrence” olarakta bilinmektedir. Arap Milliyetçiliğini savunmuş, Osmanlının bölgedeki egemenliğine son vermiştir. Tabii ki bu hareketi yalnız başına yapmamıştır.

Büyük Britanya (Birleşik Krallık) İslam Dünyasının birliğinin teminatı olan hilafeti ve hilafete bağlı bölgeleri orada bulunun aşiretleri tanınmış kişileri yanlarına çekerek faaliyetlerini sürdürmüştür. İngiliz casusunun itirafları adlı eserde Hicaz yarımadasında yaptığı faaliyetlerle cahil arapları Devleti Aliyye aleyhinde nasıl kışkırttığını ve nasıl muvaffak olduğunu bizati itiraf etmektedir.

Vehhabilik Hareketi tekfirci bir hareket olduğundan gittiği her yerde Müslümanlara akıl almaz işkenceler yapmışlardır. Vehhabiler, Hicaz ve Taif’te akıl almaz katliam ve işkenceler yapmışlardır. Bunlardan bir tanesi de Eyüp Sabri Paşa’nın Tarihi Vehhabiyanadlı eserinde şu tespiti yapmıştır. “İşbu tepe üzerine çıkarılan biçarelerin sayısı tam belli değilse de ekserisi çoluk çocuk olup 12 gün kadar bu tepe üzerine aç biilaç bırakıldığı, çoğu naz, niyaz ve bolluk içerisinde yaşamış namuslu ve asil ailelerden olan bu biçarelere bazen silah bazen de taş ve sopalarla eziyet ve işkence ederlerdi. Bu kadar edepsizlik ve insafsızlık ile küfür ve kinlerini mal ve kıymetli eşyaların saklandığı yerleri haber almak bahanesiyle birer birer çağırıp döverler söverlerdi.”Feryadı figanla af ve aman istirham edildikçe katliamlarına devam ettiğini Eyüp Sabri Paşa nakletmektedir.“29.03.2018 tarihli Yeni Şafak Gazetesi’nde Prens Salman: Washington Post Gazetesi›nden Karen De Young’a konuşan Suudi Veliaht Prens Selman, Soğuk Savaş döneminde ABD’nin talebiyle komünizme karşı Vehhabiliği yaymaya başladıklarını söylediği nakletmektedir.”

Özetle Hristiyan batının İslam düşmanlığı her dönemde değişik versiyonlarla devam etmiştir ve hala devam etmektedir. İslam dünyasında yerleştirdikleri piyonları vasıtasıyla kinlerinin bir eseri olan düşmanlıklarını icra etmektedirler. Özellikle Orta Asya’nın kapısı durumunda olan Türkiye’ye ve Müslüman Türklere karşı düşmanlıkları kronikleşmiş bir hastalık halini almıştır.

Zafer Hak’ka inananlarındır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.