Dr. Mine Kılavuz Ongün
Köşe Yazarı
Dr. Mine Kılavuz Ongün
 

Kentin Hafızasından -3: Yaşayan ve yaşanan gelenekleriyle Van'da düğün dernek

Mahalleyi kaplayan davul zurna sesi. Tatlı bir telaş. Evin önünde büyük bir kalabalık. Sanki bütün şehir orada. Önünde arabalar dizi dizi. Belli ki önemli bir yolcu ve yolculuk var. Bir düğün veya bir asker uğurlaması… Evden giden asker de olsa gelin de olsa kendisini özel htirmek, iyi bir başlangıç yapmak ve bu coşkuyu paylaşmak içindir. Askerimiz gitmeden önce tanıdıkları gezip helallik dilerken, eş dost da hem maddi hem manevi destek için uğurlama merasiminde yer alırlar. Bu evden çıkan bir gelinse, düğün gününü hazırlayan süreç oldukça uzundur: Görücü usulü azalmıştır ancak önceleri yaşanan ve yer yer yaşayan bu hikaye şöyle başlar ve ilerler: Günümüzde evlenme yaşı geçmişe nazaran ilerilere taşınınca, 18 ine gelir gelmez baş göz edilmeye alışmış olan büyükleri bir telaş sarar, kızlara çeyiz hazırlıkları, erkeklere gelin adayı bulmak için işe koyulurlar: İlk adım eşe dosta sorma, arama daha sonra bu adayı bir bahaneyle görme, ailesini tanımadır. Bu aşama aslında habersiz yapılır ama aracılar, kız evini de durumdan haberdar etmişlerdir ve misafirler beklenmektedir. Bu ziyarette iki tarafın tavırları, beğenileri hemen hemen ortaya çıkar, ziyaretin devamı gelmişse artık yavaş yavaş kız istemeye doğru gidilir. Kız evi boş durmayıp damat adayını araştırır, kendisi ve ailesi hakkında bilgi sahibi olurlar. Kızın isteneceğine karar veren erkek tarafı kız evine bir elçi gönderir.  Elçi kızın verileceğine dair söz alırsa, istemeye gidilir. Bu ziyaretin adı Kesbiçtir. Adından da anlaşılacağı gibi  "Söz Kesme"dir. Kesbiç, iki tarafın ileri gelenleri ile gerçekleşir.   Olağan bir sohbetin ardından isteme törenine geçilerek bu ritüel gerçekleştirilir, düğün ve hediyeler de konuşulur. Bu hediyeler " helat"  adını alır. Sonra nişan alışverişi, takılar nişan töreni. Dini nikah genellikle bu törenlerden birinde olacak şekilde veya ayrı bir zamanda yapılır. Bu törenlerden ayrı olarak "Şerbet" ve Kellebaş adetleri vardır ki,  bunlar Van Valiliği Kültür ve Turizm Müdürlüğü Envanterinde şöyle anlatılır:" Şerbet ferahlık ve mutluluk müjdecisi olarak düşünülür. İki tarafın erkekleri kız evinde toplanır, kız evinde hazırlanan şerbet içilir. Erkek tarafının şerbet bardağını saklaması ve çıkışta kız evi önünde kırması uğur sayılır. Şerbetten sonra oğlan evi kız evine en az bir sandık şeker gönderir. Şeker sandığı süslenir. Üzerine damadın resmi konarak bir vasıtayla şehir gezdirilir. Böylece haberi olanlar olmayanlara filancanın şekeri gidiyor diye haber verirler. Aynı gün kız evi de oğlan evine "kelebaş" gönderir. Bu genellikle kızın çeyizinde bulunan erkek giyecekleridir."  Gönderilen şeker in ise nişanda şerbet için kullanıldığını ekleyelim. Nişan kız evi tarafından düzenlenir. Tören öncesinde ise gelin ve birkaç yakını, nişan alışverişine götürülür. Hem kız evi, hem de oğlan evi nişan bohçalarını hazırlarlar. Bohçalarda yakınlara hazırlanan hediyeler vardır. Nişan ile düğün arasında da hediyeleşme faslı bitmez. Hatta bu süre içinde bayram varsa, duruma göre tatlı veya kurbanlık koç süslenerek kız evine gönderilir. Düğüne az bir süre kalmış ve çeyiz hazırlıkları tamamlanmış, sıra bunları yakınlara göstermeye gelmiştir. Bu ritüelin adı Çeyiz Serme veya Tabak olarak bilinir. Gelin Hanımın sandığı geldiğinde üzerine oturan şanslı çocuk bahşişini de alır. Özene bezene hazırlanmış çeyiz bir odada sergilenir, o gün tanıdıklara gelinin tabağı var diye salık verilir. Duyan konu komşu, akraba ve tanıdıklar çeyiz görmeye gelirler. Düğüne gelemeyecek olanlar veya katkıda bulunmak isteyenler, o gün çeyiz görmeye eli boş gelmez. Çaylar ve ikramlar eşliğinde düğün sürecinin bu kısmı da tamamlanmış olur.  Çok eskiler anlatır ki:" Elbise biçimi vardı. Düğüne bir iki ay kala erkek tarafından hanımlar, elbiselik kumaşları alarak bir terzi ve yakınlarıyla beraber kız evine giderlerdi. O gün çaylar pastalar, özellikle Van Pastası, sohbetler eşliğinde terzi gelinin ölçülerini alır, dilediği modelleri belirlerdi. Terzi arada bir, kaynanadan bahşiş almak için "makas kesmiyor" klasiğine başvururdu. Bu törenin adı da elbise biçimidir." Düğünden önce, gelinin akrabaları, gelini ve ailesini yemeğe çağırması ve hediyelendirmesi de adettendir derler. Düğün arifesinde, kız evinde yapılan Kına Gecesi ve yakılan kına, vazgeçilmez bir gelenektir. Kız evine ne zaman ve nasıl gidileceği önceden ayarlanır. Erkek tarafının misafirleri ile davul zurna eşliğinde kız evine gidilir, bu  "Basalya "adını alır.  Bu gibi organizasyonlarda, sürecin idaresinde devreye giren, sorumluluk üstlenen seçilmiş kişiler vardır. Bunlar Sağdıç, Toy Büyüğü ve Yengedir. Sağdıç damada, yenge ise geline rehberlik eder. Oyunlar, türküler, eğlenceler eşliğinde yakılan kına, içine konulan altın huzur, bereket, bolluk getirmesi içindir. Kınayı karıştıran, hazırlayan kişinin huzurlu, evliliğinde mutlu biri olmasına dikkat edilir. Görülmektedir ki tüm bu olumlamalar, bu evliliğin selameti, huzuru ve sürdürülebilmesi içindir. Kına yakıldıktan sonra misafirlere de çeşitli ikramlarla beraber, kına da dağıtılır. Erkek misafirlerden evli olanlar sol, bekar olanlar sağ serçe parmaklarına, hanımlar ise avuçlarına kına yakarlar. Fevzi Levendoğlu'ndan: "Pencereden mayil mayil bakan gız Ak ellerin elvan hına yahan gız Kız geldiler seni gelin etmeye Seni gelin, anan melul etmeye" Düğün sabahında damat ve arkadaşları hamama gidip eğlenirlerken, gelin de gönüllü bir tanıdığı tarafından ağırlanır. Bir gün öncesinde misafir edilen gelin ve arkadaşları, eğlenceli hoşça vakit geçirirler. Ertesi gün hamam ve hazırlık faslı bittikten sonra,  gelin ve misafirler arabalara bindirilerek şehir turu atılır ve kız evine gidilir.  Burada bir süre geçirip, ailesiyle vedalaşıp biraz da ağlaştıktan sonra Sağdıç ve eşi refakatinde baba evinden çıkarılır. Davul zurna eşliğinde, düğün için tahsis edilen yere geçilir. Düğünlerde gelin hanımın kucağına doğacak ilk çocuğu erkek olsun diye bir erkek çocuk oturtulması da hafızalarda kalan adetlerdendir. Düğünden birkaç gün sonra yeni gelin damat evine aileleri tarafından bir tepsi baklava gönderilmesi ağız tadıyla geçecek bir evlilik arzusuna işaret eder. Yine birkaç gün sonra yapılan "el öpme" ziyareti ilk olarak gelinin, daha sonra damadın ailesine yapılarak, büyüklere olan saygı böylelikle ifade edilir. Gelecek hafta: Yaşanan ve yaşayan geleneklerle Van devam edecek.
Ekleme Tarihi: 25 Aralık 2019 - Çarşamba

Kentin Hafızasından -3: Yaşayan ve yaşanan gelenekleriyle Van'da düğün dernek

Mahalleyi kaplayan davul zurna sesi. Tatlı bir telaş. Evin önünde büyük bir kalabalık. Sanki bütün şehir orada. Önünde arabalar dizi dizi. Belli ki önemli bir yolcu ve yolculuk var. Bir düğün veya bir asker uğurlaması… Evden giden asker de olsa gelin de olsa kendisini özel htirmek, iyi bir başlangıç yapmak ve bu coşkuyu paylaşmak içindir. Askerimiz gitmeden önce tanıdıkları gezip helallik dilerken, eş dost da hem maddi hem manevi destek için uğurlama merasiminde yer alırlar.

Bu evden çıkan bir gelinse, düğün gününü hazırlayan süreç oldukça uzundur:

Görücü usulü azalmıştır ancak önceleri yaşanan ve yer yer yaşayan bu hikaye şöyle başlar ve ilerler:

Günümüzde evlenme yaşı geçmişe nazaran ilerilere taşınınca, 18 ine gelir gelmez baş göz edilmeye alışmış olan büyükleri bir telaş sarar, kızlara çeyiz hazırlıkları, erkeklere gelin adayı bulmak için işe koyulurlar: İlk adım eşe dosta sorma, arama daha sonra bu adayı bir bahaneyle görme, ailesini tanımadır. Bu aşama aslında habersiz yapılır ama aracılar, kız evini de durumdan haberdar etmişlerdir ve misafirler beklenmektedir. Bu ziyarette iki tarafın tavırları, beğenileri hemen hemen ortaya çıkar, ziyaretin devamı gelmişse artık yavaş yavaş kız istemeye doğru gidilir. Kız evi boş durmayıp damat adayını araştırır, kendisi ve ailesi hakkında bilgi sahibi olurlar. Kızın isteneceğine karar veren erkek tarafı kız evine bir elçi gönderir.  Elçi kızın verileceğine dair söz alırsa, istemeye gidilir. Bu ziyaretin adı Kesbiçtir. Adından da anlaşılacağı gibi  "Söz Kesme"dir. Kesbiç, iki tarafın ileri gelenleri ile gerçekleşir.   Olağan bir sohbetin ardından isteme törenine geçilerek bu ritüel gerçekleştirilir, düğün ve hediyeler de konuşulur. Bu hediyeler " helat"  adını alır. Sonra nişan alışverişi, takılar nişan töreni. Dini nikah genellikle bu törenlerden birinde olacak şekilde veya ayrı bir zamanda yapılır.

Bu törenlerden ayrı olarak "Şerbet" ve Kellebaş adetleri vardır ki,  bunlar Van Valiliği Kültür ve Turizm Müdürlüğü Envanterinde şöyle anlatılır:" Şerbet ferahlık ve mutluluk müjdecisi olarak düşünülür. İki tarafın erkekleri kız evinde toplanır, kız evinde hazırlanan şerbet içilir. Erkek tarafının şerbet bardağını saklaması ve çıkışta kız evi önünde kırması uğur sayılır. Şerbetten sonra oğlan evi kız evine en az bir sandık şeker gönderir. Şeker sandığı süslenir. Üzerine damadın resmi konarak bir vasıtayla şehir gezdirilir. Böylece haberi olanlar olmayanlara filancanın şekeri gidiyor diye haber verirler. Aynı gün kız evi de oğlan evine "kelebaş" gönderir. Bu genellikle kızın çeyizinde bulunan erkek giyecekleridir."  Gönderilen şeker in ise nişanda şerbet için kullanıldığını ekleyelim.

Nişan kız evi tarafından düzenlenir. Tören öncesinde ise gelin ve birkaç yakını, nişan alışverişine götürülür. Hem kız evi, hem de oğlan evi nişan bohçalarını hazırlarlar. Bohçalarda yakınlara hazırlanan hediyeler vardır.

Nişan ile düğün arasında da hediyeleşme faslı bitmez. Hatta bu süre içinde bayram varsa, duruma göre tatlı veya kurbanlık koç süslenerek kız evine gönderilir.

Düğüne az bir süre kalmış ve çeyiz hazırlıkları tamamlanmış, sıra bunları yakınlara göstermeye gelmiştir. Bu ritüelin adı Çeyiz Serme veya Tabak olarak bilinir. Gelin Hanımın sandığı geldiğinde üzerine oturan şanslı çocuk bahşişini de alır. Özene bezene hazırlanmış çeyiz bir odada sergilenir, o gün tanıdıklara gelinin tabağı var diye salık verilir. Duyan konu komşu, akraba ve tanıdıklar çeyiz görmeye gelirler. Düğüne gelemeyecek olanlar veya katkıda bulunmak isteyenler, o gün çeyiz görmeye eli boş gelmez. Çaylar ve ikramlar eşliğinde düğün sürecinin bu kısmı da tamamlanmış olur. 

Çok eskiler anlatır ki:" Elbise biçimi vardı. Düğüne bir iki ay kala erkek tarafından hanımlar, elbiselik kumaşları alarak bir terzi ve yakınlarıyla beraber kız evine giderlerdi. O gün çaylar pastalar, özellikle Van Pastası, sohbetler eşliğinde terzi gelinin ölçülerini alır, dilediği modelleri belirlerdi. Terzi arada bir, kaynanadan bahşiş almak için "makas kesmiyor" klasiğine başvururdu. Bu törenin adı da elbise biçimidir."

Düğünden önce, gelinin akrabaları, gelini ve ailesini yemeğe çağırması ve hediyelendirmesi de adettendir derler.

Düğün arifesinde, kız evinde yapılan Kına Gecesi ve yakılan kına, vazgeçilmez bir gelenektir. Kız evine ne zaman ve nasıl gidileceği önceden ayarlanır. Erkek tarafının misafirleri ile davul zurna eşliğinde kız evine gidilir, bu  "Basalya "adını alır.  Bu gibi organizasyonlarda, sürecin idaresinde devreye giren, sorumluluk üstlenen seçilmiş kişiler vardır. Bunlar Sağdıç, Toy Büyüğü ve Yengedir. Sağdıç damada, yenge ise geline rehberlik eder.

Oyunlar, türküler, eğlenceler eşliğinde yakılan kına, içine konulan altın huzur, bereket, bolluk getirmesi içindir. Kınayı karıştıran, hazırlayan kişinin huzurlu, evliliğinde mutlu biri olmasına dikkat edilir. Görülmektedir ki tüm bu olumlamalar, bu evliliğin selameti, huzuru ve sürdürülebilmesi içindir. Kına yakıldıktan sonra misafirlere de çeşitli ikramlarla beraber, kına da dağıtılır. Erkek misafirlerden evli olanlar sol, bekar olanlar sağ serçe parmaklarına, hanımlar ise avuçlarına kına yakarlar.

Fevzi Levendoğlu'ndan:

"Pencereden mayil mayil bakan gız

Ak ellerin elvan hına yahan gız

Kız geldiler seni gelin etmeye

Seni gelin, anan melul etmeye"

Düğün sabahında damat ve arkadaşları hamama gidip eğlenirlerken, gelin de gönüllü bir tanıdığı tarafından ağırlanır. Bir gün öncesinde misafir edilen gelin ve arkadaşları, eğlenceli hoşça vakit geçirirler. Ertesi gün hamam ve hazırlık faslı bittikten sonra,  gelin ve misafirler arabalara bindirilerek şehir turu atılır ve kız evine gidilir.  Burada bir süre geçirip, ailesiyle vedalaşıp biraz da ağlaştıktan sonra Sağdıç ve eşi refakatinde baba evinden çıkarılır. Davul zurna eşliğinde, düğün için tahsis edilen yere geçilir. Düğünlerde gelin hanımın kucağına doğacak ilk çocuğu erkek olsun diye bir erkek çocuk oturtulması da hafızalarda kalan adetlerdendir.

Düğünden birkaç gün sonra yeni gelin damat evine aileleri tarafından bir tepsi baklava gönderilmesi ağız tadıyla geçecek bir evlilik arzusuna işaret eder. Yine birkaç gün sonra yapılan "el öpme" ziyareti ilk olarak gelinin, daha sonra damadın ailesine yapılarak, büyüklere olan saygı böylelikle ifade edilir.

Gelecek hafta: Yaşanan ve yaşayan geleneklerle Van devam edecek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.