Dr. Mine Kılavuz Ongün

Küresel Kriz: Salgın

Dr. Mine Kılavuz Ongün

Malumunuz, dünyamız Covid-19 kod adlı yeni bir Koronavirüs ile karşı karşıya. Gündemi hızla ele geçiren, kısa süre de ülkeden ülkeye sıçrayan, ölümlere sebep olan bir virüs bu. Sadece insan sağlığı ve toplum psikolojisi değil; para piyasası, iş dünyası, eğitim öğretim, sosyal hareketlilik gibi birçok şeyi tehdit ediyor.

Bu unsurlar bir yana bırakarak, sağlık alanında neler olduğuna bakalım:

Söz konusu olan küresel bir salgın, yani bir pandemi. Tünelin ucunda bir ışık var. Sıfırdan daha iyiyiz. Bu rahatlatıcı olan kısım. Ancak kabul etmeliyiz ki, bu bir kişinin, bir kentin veya bir ülkenin değil, dünyanın sorunu. Şu ana kadar salgından etkilenen ülke sayısı 169 olmakla beraber, dünyada ve Türkiye'deki vaka sayısı her gün değişmekte. Her yandan ilaç, aşı çalışmaları geliyor. Bu bir yandan karanlık senaryolar üretmeyi sağlıyor.

İlaç mı aşı mı?

Aşı var olan kitlenin azalmasını sağlar, ilaç ise tedavi eder. Tedavinin kendisi zaten altın değerinde. Aşı önlüyor, ilaç tedavi ediyor. İlaç teminine gelince bu fırtına dinene kadar, bir ağrı kesici alır gibi gidip eczaneden almak mümkün değil. Temini mümkün olmamasından ziyade, bu yanlış bir taleptir. Organ yetmezliği ile karşı karşıyayız ve her türlü ilacın olduğu gibi bu tür ilaçların da bilinçsiz kullanımı yanlış olur. Tedavi yöntemleri sadece bilgilendirici nitelikte olabilir, uygulaması ise emin ellerde yapılmalı. Koruyucu önlemler de bu dönemde altın değerinde olup kişisel dikkat gerektiriyor. Tıp camiası gayret içindeyken, kamuoyu da sorumluluğu üzerine almalı, tedbirler dikkate alınmalı. Yani bu krizin iki kahramanı var: Sağlıkçılar ve tedbir alanlar.

Kaygı, korku yaşayarak risk alanı yaratılmamalı: 0

Söz konusu virüs ve hastalığın seyri ve tedbirlerle ile ilgili günlerdir uzmanlar açıklamaya yapıyorlar. Eskiden beri olan, ancak mutasyona uğrama ve kendi yaşaması için adapte olma yeteneğine sahip bu virüs, kılık değiştirmiş halde saldırısını yaptı. Şu anda bir pandemi halinde. Yapacağını yaptıktan ve bu süreç normale döndükten sonra da tıpkı geçmişte yaşadığımız kuş gribi, domuz gribi gibi ortalama risklerle devam edecek.

Tedbirler:

Dokunma: bir yere ve kişiye dokunduğumuzda neler olur: Dokunduktan sonrasını kontrol edemeyiz. Yani elimizi ağzımıza, yüzümüze götürebilir, başkasına da aynı şekilde dokunarak bulaştırabiliriz. Aynı şey dışarıya çıkmak konusunda da geçerli. Dışarıya çıkmıyorsanız ve çıktığınızda neler yapacağınızı biliyorsanız endişe etmeyin.

Maske:

Sağlıklı insanların kalabalık bir yere gitmedikçe maske takmasına gerek yoktur. Maske hasta kişinin virüsü bulaştırmaması için gereklidir.

 Şüphe Durumunda:

Öncelikle her ateş, burun akıntısı, öksürük Korona olduğunu göstermez. Ancak bu bulgular uzun sürüyorsa yani düşmeyen ateş, geçmeyen ve gittikçe artan bir öksürük ve genel durumda kötüye gidiş varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir.

 Çocuklarda:

Şimdilik elde edilen veriler,  çocuklarda daha hafif seyirli olduğu ve ölümle sonuçlanan bir vaka olmadığı yönünde. Çocuklarda hafif seyretmekle beraber, çocukta kronik bir hastalık, lösemi, lenfoma gibi savunma sistemini düşüren bir durum varsa virüs normalden daha ağır seyredebilir. Ancak bu hastalar genelde takipli ve ilaç kullanan hastalardır ve kontrol altında olmaları önemlidir. Tedbir olarak çocuklarda da, herkesin yapması gerektiği gibi izole olmak, el yıkamak önemli.

Alerjik yapılı çocuklar:

Alerjik çocuklarda da burun akıntısı, öksürük, nefes darlığı olabilmekte. Ancak korona ile alerjiyi veya korona ile gribi ayırt etmek gerekir.  Grip ve alerjide verilen tedavilerle tedavide iyiye gidiş varken, coronada tedaviye cevap yok veya kötüye gidiş vardır.

 Sosyal Medyada panik:

Şu ilacı  al, korun v.s..Hastalıktan korunmak için ilaç kullanılmaz.Şu dönemde yapılması gerekenler hep söylendiği gibi el yıkamak, evde kalmak,bol sıvı tüketmek, vücut direncini yüksek tutmak.(Dengeli beslenme,iyi uyku,stresten uzak kalma gibi) gibi tedbirlerdir.

Bu konuda söylenecekler bu kadar değil, söyleyecek olan da sadece ben değilim. Fakat şunu söylemeliyim ki, geçmişteki tüm salgınlar gibi bu da atlatılacak.

Şaşkınlığımızı üzerimizden atıp gerekeni yaparak.

Hiç kuşkum yok.

Ve:        

Kurduğumuz medeniyetin üstüne çöreklenen bu karanlık gölge belki de bizi değiştirecek.0

 Nasıl mı?

Belki tekrar insan olmayı, azla yetinmeyi, zorluklara direnebilmeyi,

Sevdiğimiz her şeye sahip olarak değil, sahip olduğumuz her şeyi severek,

Tüketerek değil, paylaşarak mutlu olmayı,

Her fırsatta evimizden, şehrimizden kaçarcasına dünya turuna çıkarak değil, yanı başımızdaki güzellikleri keşfederek...

Bu dünyanın bizim tek yuvamız olduğunu, onun canını yakmanın nasıl bir hata olduğunu görerek,

Onun gerçekten bir parçası olduğumuzu, ama asla sahibi olmadığımızı anlayarak,

Sade ve ferah yaşamayı,

Geleceğe hırslarla değil umutla bakmayı...

Öğreneceğiz.

Hiç kuşkum yok.

Yazarın Diğer Yazıları