Ümran Öztürk
Köşe Yazarı
Ümran Öztürk
 

80. Yılında Vansesi Gazetesi

Kar düştü üşüdü Onlarca tomurcuktu dalında Kimisi buz tuttu dondu… Oysa her filiz bir hayattı Her hayat bir umut… İsyan gülleri açtı Direncin doruklarında Kuşlar nefessiz kaldı Çocukluğum, ilk gençliğim Memleketimde …. (Ümran Öztürk)   Rakamlarla aram hiç iyi olmadı ama harfleri hep çok sevdim. Kelimeleri bir araya getirip cümleler türetmek en sevdiğim en haz aldığım bir duygudur. Devrik cümlelerle şiirler yazmanın yanı sıra beni mutlu eden, ayaklarımı yerden kesen ya da sarsan olayları cümlelere dökmek ayrı bir keyif benim için. Heyecanımı mısralara dökmeyi, duygularımı kelimelerle savurmayı hep sevdim. Henüz lise öğrencisiyken edebiyat öğretmenim  Semra Ünal kalemimi çok beğendiğini söyleyerek beni yazmaya teşvik eden, hayatımı şekillendiren,  benim için önemli isimlerden biridir. Öykülerimi seven bir diğer kişi de rahmetli babamdı. Ona yazdıklarımı okurken beğenisini sunduğu gibi, eleştirisini de yapmadan geçemezdi. Bunlar benim daha iyi okuyucu olmamı, daha çok araştırma yapmamı sağlamıştı. Küçük denemelerim yazım hayatımın kilometre taşlarıydı. 2003 yılında Susurluk Beşeylül gazetesinde köşe yazarlığı yapmaya başladım. Yazılarımın yanı sıra aynı zamanda şiirlerime de  yer veren benim çekirdek küçük ailemdir Beşeylül Gazetesi. Beni daha çok yazmaya teşvik eden , memleketimin sesi, coğrafyamın nefesi, doğunun incisi Van'ın 80 yıllık bir geçmişe sahip gazetesi Vansesi Gazetesidir. Güçlü kalemlerinin de yer aldığı bu gazetede yazmaya başlamam  tamamen tesadüf sonucu oldu. Beşeylül gazetesinde ki bir köşe yazımı paylaşmam, Vansesi gazetesinin güçlü kalemi aynı zamanda  yazı işleri müdürü  Sn. İkram Kali'nin yazımı okuması ve benim için bir köşe ayırmak istemesiyle  Vansesi Gazetesiyle yol arkadaşlığımız 2 Kasım 2016  da başladı. Bana dostluk sunan Vansesi Gazetesi sayesinde 2 Nisan ruhunu yaşadım, hemşerilik dayanışmasını defalarca tattım. Vansesi Gazetesinin duyurduğu haberler doğrultusunda yardım kampanyaları başlattık. Bunlardan bir tanesi de; Van'da dar gelirli ailelerin çocukları için  " Çocuklar Üşümesin" projesine İzmirli yazarların katılımlarını da sağlayarak yardım kampanyasına dönüşmesini hep birlikte yaşadık. Van'ı hiç görmeyen yazar arkadaşlarımız yüreklerini ortaya koyup bizlerle hareket ettiler.  İhtiyaç sahiplerine  yardım kolileri İzmir'den Van'a ulaştırılırken  gönül köprüsü kuruldu. Vansesi gazetesinde yazmam daha geniş bir okur kitlesine sahip olmama ve okurlarımla güzel dostlukların kurulmasına sebep oldu. Yüz yüze ve sosyal medya aracılığıyla dostlarımla görüşüp, birlikte yemek yeme , çay içme sohbet etme zevkini yaşadım. Vansesi Gazetesi sayesinde Van'da olup biten her şeyi takip etme şansını yakaladım. Yıllar sonra birkaç günlüğüne de olsa Van'ı ziyaret etmeme sebep oldu. Çocukluğumun geçtiği caddelerde dolaştım, pınarlarından su içtim. Kahvaltı salonlarında otlu peynirini, çöreğini, murtuğasını demli bir çay eşliğinde hiç bir karşılığı olmayan  sevgisini tattım. Vanlı olmanın ruhunu içimde htim. Bunu yaşarken de Van'daki olumsuzlukları da yüreğim titreyerek izledim, izlenimlerimi de köşemde yazarken karşılaştırma yapmayı da ihmal etmedim.  İğdeler eskisi gibi kokmuyor dedim. Eski samimiyeti, eski dostluklara özlem duyduğum kadar Van'ın çarpık kentleşmesine, orantısız göç aldığına, tarihi dokusunun bozulduğuna tanık oldum. Geleneksellikten uzaklaşmış ama çağdaşlaşmayı da yakalayamamış bir kent haline geldiğini gördüm. Hızla kirlenen, yağmalanan , acımasızca katledilen, gölün beton ve molozlarla doldurulduğuna,  şahit oldum. Van kalesi ve çevresinin hayvan otlatma yerine dönüştüğünü üzülerek ve hayretle izledim. Atanmışların ve seçilmişlerin çalışma heyecanının olmadığını gördüm. Birkaç kişi haricinde, Vanlının Van'a sahip çıkmadığını üzülerek gördüm. Çürümeye terk edilmiş müzeyi gördüm. Yeşilin korunamadığına, bahçeli evlerin yok olup gittiğine, eski tekel binasının makus talihine tanık oldum. Bu gözlemlerimden sonra bir kenti idare etmek için gerekli kültürel donanıma sahip olunması gerektiğini bir kez daha anladım. Hiç mi böyle yöneticiler geçmemiş bu şirin kentten? Hiç mi gezmiyorlar bu kenti yönetenler bu güzelim şehirde? Çağdaşlaşmanın neresinde diye hiç mi merak etmiyorlar? Korkmayın koltuklar sizi bekler siz biraz kıpırdayın, yeni projeler geliştirin, kurumlar arası koordinasyon sağlayın. Azıcık beyin fırtınası yapın demli bir çay kıvamına geldiğinizde  tatlı yorgunluğunuzu daha güzel atarsınız iyi bir iş yapmanın keyfiyle. Sesimi duyuran Vansesi gazetesine, sevgili Vanlılara ve okurlara nice seksen yıllar dilerim.
Ekleme Tarihi: 20 Temmuz 2017 - Perşembe

80. Yılında Vansesi Gazetesi

Kar düştü üşüdü

Onlarca tomurcuktu dalında

Kimisi buz tuttu dondu…

Oysa her filiz bir hayattı

Her hayat bir umut…

İsyan gülleri açtı

Direncin doruklarında

Kuşlar nefessiz kaldı

Çocukluğum, ilk gençliğim

Memleketimde …. (Ümran Öztürk)

 

Rakamlarla aram hiç iyi olmadı ama harfleri hep çok sevdim. Kelimeleri bir araya getirip cümleler türetmek en sevdiğim en haz aldığım bir duygudur. Devrik cümlelerle şiirler yazmanın yanı sıra beni mutlu eden, ayaklarımı yerden kesen ya da sarsan olayları cümlelere dökmek ayrı bir keyif benim için.

Heyecanımı mısralara dökmeyi, duygularımı kelimelerle savurmayı hep sevdim.

Henüz lise öğrencisiyken edebiyat öğretmenim  Semra Ünal kalemimi çok beğendiğini söyleyerek beni yazmaya teşvik eden, hayatımı şekillendiren,  benim için önemli isimlerden biridir. Öykülerimi seven bir diğer kişi de rahmetli babamdı. Ona yazdıklarımı okurken beğenisini sunduğu gibi, eleştirisini de yapmadan geçemezdi. Bunlar benim daha iyi okuyucu olmamı, daha çok araştırma yapmamı sağlamıştı. Küçük denemelerim yazım hayatımın kilometre taşlarıydı.

2003 yılında Susurluk Beşeylül gazetesinde köşe yazarlığı yapmaya başladım. Yazılarımın yanı sıra aynı zamanda şiirlerime de  yer veren benim çekirdek küçük ailemdir Beşeylül Gazetesi.

Beni daha çok yazmaya teşvik eden , memleketimin sesi, coğrafyamın nefesi, doğunun incisi Van'ın 80 yıllık bir geçmişe sahip gazetesi Vansesi Gazetesidir. Güçlü kalemlerinin de yer aldığı bu gazetede yazmaya başlamam  tamamen tesadüf sonucu oldu. Beşeylül gazetesinde ki bir köşe yazımı paylaşmam, Vansesi gazetesinin güçlü kalemi aynı zamanda  yazı işleri müdürü  Sn. İkram Kali'nin yazımı okuması ve benim için bir köşe ayırmak istemesiyle  Vansesi Gazetesiyle yol arkadaşlığımız 2 Kasım 2016  da başladı.

Bana dostluk sunan Vansesi Gazetesi sayesinde 2 Nisan ruhunu yaşadım, hemşerilik dayanışmasını defalarca tattım. Vansesi Gazetesinin duyurduğu haberler doğrultusunda yardım kampanyaları başlattık. Bunlardan bir tanesi de;

Van'da dar gelirli ailelerin çocukları için  " Çocuklar Üşümesin" projesine İzmirli yazarların katılımlarını da sağlayarak yardım kampanyasına dönüşmesini hep birlikte yaşadık. Van'ı hiç görmeyen yazar arkadaşlarımız yüreklerini ortaya koyup bizlerle hareket ettiler.

 İhtiyaç sahiplerine  yardım kolileri İzmir'den Van'a ulaştırılırken  gönül köprüsü kuruldu.

Vansesi gazetesinde yazmam daha geniş bir okur kitlesine sahip olmama ve okurlarımla güzel dostlukların kurulmasına sebep oldu. Yüz yüze ve sosyal medya aracılığıyla dostlarımla görüşüp, birlikte yemek yeme , çay içme sohbet etme zevkini yaşadım. Vansesi Gazetesi sayesinde Van'da olup biten her şeyi takip etme şansını yakaladım. Yıllar sonra birkaç günlüğüne de olsa Van'ı ziyaret etmeme sebep oldu.

Çocukluğumun geçtiği caddelerde dolaştım, pınarlarından su içtim. Kahvaltı salonlarında otlu peynirini, çöreğini, murtuğasını demli bir çay eşliğinde hiç bir karşılığı olmayan  sevgisini tattım. Vanlı olmanın ruhunu içimde htim.

Bunu yaşarken de Van'daki olumsuzlukları da yüreğim titreyerek izledim, izlenimlerimi de köşemde yazarken karşılaştırma yapmayı da ihmal etmedim.

 İğdeler eskisi gibi kokmuyor dedim. Eski samimiyeti, eski dostluklara özlem duyduğum kadar Van'ın çarpık kentleşmesine, orantısız göç aldığına, tarihi dokusunun bozulduğuna tanık oldum. Geleneksellikten uzaklaşmış ama çağdaşlaşmayı da yakalayamamış bir kent haline geldiğini gördüm.

Hızla kirlenen, yağmalanan , acımasızca katledilen, gölün beton ve molozlarla doldurulduğuna,  şahit oldum. Van kalesi ve çevresinin hayvan otlatma yerine dönüştüğünü üzülerek ve hayretle izledim.

Atanmışların ve seçilmişlerin çalışma heyecanının olmadığını gördüm.

Birkaç kişi haricinde, Vanlının Van'a sahip çıkmadığını üzülerek gördüm.

Çürümeye terk edilmiş müzeyi gördüm.

Yeşilin korunamadığına, bahçeli evlerin yok olup gittiğine, eski tekel binasının makus talihine tanık oldum.

Bu gözlemlerimden sonra bir kenti idare etmek için gerekli kültürel donanıma sahip olunması gerektiğini bir kez daha anladım.

Hiç mi böyle yöneticiler geçmemiş bu şirin kentten? Hiç mi gezmiyorlar bu kenti yönetenler bu güzelim şehirde? Çağdaşlaşmanın neresinde diye hiç mi merak etmiyorlar? Korkmayın koltuklar sizi bekler siz biraz kıpırdayın, yeni projeler geliştirin, kurumlar arası koordinasyon sağlayın. Azıcık beyin fırtınası yapın demli bir çay kıvamına geldiğinizde  tatlı yorgunluğunuzu daha güzel atarsınız iyi bir iş yapmanın keyfiyle.

Sesimi duyuran Vansesi gazetesine, sevgili Vanlılara ve okurlara nice seksen yıllar dilerim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.