Yunus Türkoğlu
Köşe Yazarı
Yunus Türkoğlu
 

Avuçlarımda Bahar

Kış boyunca dinlediğim soğuk, ayaz ve beyaz makamında kar türküleri vardı. Yerini bahar da, sevda yokuşlarını çıkarken Erek Dağı’nın eteklerindeki mor çiçekli dönemeçler aldı. Kış mevsimi sükût mevsimiydi, bahar ise renklerin söz meclisi. Şimdi yaylalara, dağlara doğru çekip gitsem, toprağında biten çiçekleri koklasam, kuşlarla, kuzularla ve buz gibi akan derelerle sohbet etsem,  bağında bahçesinde açan mor keşiş zambaklarının, dallarda asılı körpe yaprakların ve çığıl kuzuların hatırını sorsam diyorum. Baksana yine bahar, yine Ramazan gelmiş bizim ellere… Ramazanın maneviyatı, Nisan ayının yeşiliyle birleşince diller lal olur, kalem yazmaz, teller suskun, mızrap elden düşer, şiirler naçar! Ey Kudreti sonsuz Rabbim! Kâinattaki bütün güzelliklerin yegâne yaratıcısı sensin. Güzeli görüp, güzeli yaratanı görmemek olur mu? Bu eşsiz suretteki güzellikler; Allah’ın “Cemil” ve “Cemal” sıfatlarının tecellileridir! Hamdolsun… Van’da bahar; şekil, renk, ahenk, denge, zarafet ve güzellik bakımından görülmeye değer manzaralar sunar. Görebilene, tefekkür edebilene diyorum… Van semalarında yağmur yüklü bulutlar, çocukların gönlünde sevinç, avuçlarımızdaysa bahar var… Parçalı bulutlu gökyüzünde renkli bir uçurtma olsam, şimal rüzgârlarıyla gökyüzünde uçsam. Akköprü Mahallesi’nde çiçek açan erik ağacının kokusu, baharda gelen Hacı Leyleğin kanadında bir telek olsam. Dağlarda, yaylalarda ve ovalarda yeşil olsam, yeşile doysam, akşama doğru Toprakkale’nin yamaçlarında kızıla boyansam diyorum… Penceremden Nisan yağmurlarının yağışını izlesem, yağmurdan sonra gökyüzünü süsleyen gökkuşağının bin bir renkli tılsımını anlat Diler, anlat Levent desem! Ey güzel Anneciğim, aç perdeleri lütfen, uykumda yıldızlar dizilsin başucuma sıra sıra!  Düşsün ay huzurla rüyalarıma, cemalini göstersin çoban yıldızı semadan nurlarla. Karanlıklar geceler içinde Hakk’a yapılan teheccüd secdelerine melekler şahittir unutma… Hakkın rızasıyla süslendi her taraf, görülmeye değerdir bu manzaralar! Kuzular müjdeci, kuşlar sevinçli, ceylanlar ürkek bakışlı, papatya ile nergis renkleri paylaştı… Kudreti ilahiyle karlar içinde doğan kardelen çiçeğim, kış boyunca uyuyan toprağın uyandığını haber verir gibi ve gönlüme inşirah nağmeleri serper gibisin! Aksın dereler, gün vururken kayalara keklikler ötsün akşama dek, kuytulardaki uşkunun filkulağı yaprağında vakitler erisin sisler içinde… Maneviyat ve yeşilin ikliminde Edremit’te oturup seyrederken güneşin batışını, Ilık yağmur damlalarının Vangölü’nün üstüne düşüşünü izlerken, göğsüme vuran soğuğu hissetmedim; çünkü avuçlarımdaydı bahar!  Sıcağı bekleyen tomurcuklar meyveye duracak, kelebekler kısacık ömürlerinde murat alacak, bu uzun bahar yolculuğunda göçmen kuşların balıklar ile böcekler sırdaşı olacak. Güneş sıcaklığını ayaklarımızın altına sererken baharın fecrinde, etraf ise renkten renge bürüyordu günbegün. Bu muhteşemlik yüreğime sevdalar salınca duygular dile geldi perde perde… Tahir Paşa Konağı’nda “Risaleler” yazıldı, nurları asırlara ışık saçtı dalga dalga. Bahçesinde açtı leylaklar, kokusun etrafa saldı bir nefeslik ömür gibi! Okunan ezanlarda gönüller rayiha bulur, iftar sofrasında yenilen nimetler ruha şifa olur, namaz “Gözümün nuru!”, sahurda bereket vardır sakın unutma. Mushaf gönülleri eder ihya, onu tilavet eylerken mealini ve tefsirini de oku… Nice baharlar geldi geçti ağardı bak saçlarımız! Amellerimiz gelir de bizi bulur mahşerde ayan beyan unutma. Bu kısa ömrümüzde seyre geldik cihanı. Yazlar-kışlar bir biri ardınca ilerliyor, mesele beşer tefekkür etsin hayatı… Sağlıcakla kalınız.
Ekleme Tarihi: 22 Nisan 2021 - Perşembe

Avuçlarımda Bahar

Kış boyunca dinlediğim soğuk, ayaz ve beyaz makamında kar türküleri vardı. Yerini bahar da, sevda yokuşlarını çıkarken Erek Dağı’nın eteklerindeki mor çiçekli dönemeçler aldı. Kış mevsimi sükût mevsimiydi, bahar ise renklerin söz meclisi.

Şimdi yaylalara, dağlara doğru çekip gitsem, toprağında biten çiçekleri koklasam, kuşlarla, kuzularla ve buz gibi akan derelerle sohbet etsem,  bağında bahçesinde açan mor keşiş zambaklarının, dallarda asılı körpe yaprakların ve çığıl kuzuların hatırını sorsam diyorum.

Baksana yine bahar, yine Ramazan gelmiş bizim ellere…

Ramazanın maneviyatı, Nisan ayının yeşiliyle birleşince diller lal olur, kalem yazmaz, teller suskun, mızrap elden düşer, şiirler naçar!

Ey Kudreti sonsuz Rabbim! Kâinattaki bütün güzelliklerin yegâne yaratıcısı sensin. Güzeli görüp, güzeli yaratanı görmemek olur mu? Bu eşsiz suretteki güzellikler; Allah’ın “Cemil” ve “Cemal” sıfatlarının tecellileridir! Hamdolsun…

Van’da bahar; şekil, renk, ahenk, denge, zarafet ve güzellik bakımından görülmeye değer manzaralar sunar. Görebilene, tefekkür edebilene diyorum…

Van semalarında yağmur yüklü bulutlar, çocukların gönlünde sevinç, avuçlarımızdaysa bahar var…

Parçalı bulutlu gökyüzünde renkli bir uçurtma olsam, şimal rüzgârlarıyla gökyüzünde uçsam. Akköprü Mahallesi’nde çiçek açan erik ağacının kokusu, baharda gelen Hacı Leyleğin kanadında bir telek olsam. Dağlarda, yaylalarda ve ovalarda yeşil olsam, yeşile doysam, akşama doğru Toprakkale’nin yamaçlarında kızıla boyansam diyorum…

Penceremden Nisan yağmurlarının yağışını izlesem, yağmurdan sonra gökyüzünü süsleyen gökkuşağının bin bir renkli tılsımını anlat Diler, anlat Levent desem!

Ey güzel Anneciğim, aç perdeleri lütfen, uykumda yıldızlar dizilsin başucuma sıra sıra!  Düşsün ay huzurla rüyalarıma, cemalini göstersin çoban yıldızı semadan nurlarla. Karanlıklar geceler içinde Hakk’a yapılan teheccüd secdelerine melekler şahittir unutma…

Hakkın rızasıyla süslendi her taraf, görülmeye değerdir bu manzaralar!

Kuzular müjdeci, kuşlar sevinçli, ceylanlar ürkek bakışlı, papatya ile nergis renkleri paylaştı… Kudreti ilahiyle karlar içinde doğan kardelen çiçeğim, kış boyunca uyuyan toprağın uyandığını haber verir gibi ve gönlüme inşirah nağmeleri serper gibisin! Aksın dereler, gün vururken kayalara keklikler ötsün akşama dek, kuytulardaki uşkunun filkulağı yaprağında vakitler erisin sisler içinde…

Maneviyat ve yeşilin ikliminde Edremit’te oturup seyrederken güneşin batışını, Ilık yağmur damlalarının Vangölü’nün üstüne düşüşünü izlerken, göğsüme vuran soğuğu hissetmedim; çünkü avuçlarımdaydı bahar! 

Sıcağı bekleyen tomurcuklar meyveye duracak, kelebekler kısacık ömürlerinde murat alacak, bu uzun bahar yolculuğunda göçmen kuşların balıklar ile böcekler sırdaşı olacak.

Güneş sıcaklığını ayaklarımızın altına sererken baharın fecrinde, etraf ise renkten renge bürüyordu günbegün. Bu muhteşemlik yüreğime sevdalar salınca duygular dile geldi perde perde…

Tahir Paşa Konağı’nda “Risaleler” yazıldı, nurları asırlara ışık saçtı dalga dalga. Bahçesinde açtı leylaklar, kokusun etrafa saldı bir nefeslik ömür gibi!

Okunan ezanlarda gönüller rayiha bulur, iftar sofrasında yenilen nimetler ruha şifa olur, namaz “Gözümün nuru!”, sahurda bereket vardır sakın unutma. Mushaf gönülleri eder ihya, onu tilavet eylerken mealini ve tefsirini de oku…

Nice baharlar geldi geçti ağardı bak saçlarımız! Amellerimiz gelir de bizi bulur mahşerde ayan beyan unutma. Bu kısa ömrümüzde seyre geldik cihanı. Yazlar-kışlar bir biri ardınca ilerliyor, mesele beşer tefekkür etsin hayatı…

Sağlıcakla kalınız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.