Burhan İçgüleç
Köşe Yazarı
Burhan İçgüleç
 

Gençlere Fırsat Tanıyın

Van’ımızda çalıştığım işyeri gereği hemen her gün, yeni yeni genç yüzlerle karşılaşıyorum. Fark ettiğim şudur ki içinde yaşadığım toplumda ben de bir şeyler yapabilirim diyen o kadar çok gencimiz var ki… Hani hep dert yanıyoruz ya… “Bizim zamanımızda böyle miydi?” Hani hep etiketliyoruz ya…   “Şimdi ki gençler çok rahatlar.” Hani hep yerin dibine geçiriyoruz ya… “Bu gençlikten adam olmaz.” Hani hep umutları kırıyoruz ya…  “Bırak bu işleri”, “Bu iş senin işin değil”, “Bu iş seni aşar”, “Boyundan büyük işlere kalkma”, “Sen nere bu işler nere?” Hani hep biliriz ya… “Daha dünün yetimiydi(!) bugün gelmiş bize akıl veriyor.“ Hani hep anlamadan tanımlamaya başlıyoruz ya…   “Mehmet mi?  Bak! ona iki tane koyun versen otlatamaz.” Hep başkasının gençleri ile kıyaslıyoruz ya… “Filan kesin oğlu/kızı bilmem nereyi kazandı bilmem hangi işe girdi de.” “Bu gençlikten bir cacık çıkmaz…” “Bu gençler mi gelecekte ülkede söz sahibi olacak pehhhh!” “Büyüklerini dinlemiyorlar…”,  “Bizim zamanımızda böyle miydi?”, “Ne edep kalmış ne hayâ.” Veee saymakla bitmiyor. Gelin görün ki gençlerimiz gençlik merkezlerinde, sivil toplum kuruluşlarında, resmi ya da sivil arama kurtarma timlerinde kendisi dışındaki insanlara ne katabilirim diye çırpınıyorlar. Zorda kalanların imdadına yetişmek için sağlıklarını, zamanlarını ve emeklerini harcayan nice gençlerimiz yaşıyor bu toplumun bağrında… Bir insan, emeğini ve zamanını karşılık beklemeden başka insanlara harcadığı ölçüde kıymetlidir. Öğrencilerimiz, yani bir yerlerden burs alıp ta eğitimimi nasıl tamamlayabilirimin telaşında olan gençlerimiz, kendi sorunlarını bir kenara bırakarak yoksul vatandaşlarımız için yardımlar toplayıp gıda kolileri, battaniye, soba ile seferber oluyorlar. Bunlardan haberdar mıyız? Gençlerimize fırsat verildiğinde neler yapabileceklerini görebiliyor muyuz? Abartısız yazıyorum. Göz kamaştırıcı… Gelin erdemi gençlerden öğrenelim… 2020 Ocak ayı sonunda, Bitlis deresinde yoğun kar yağışına yakalanıp ta yolda kaldığımızda aracımızdaki gençler tir tir titrerken “Hocam, durun da şu yolda kalan ailenin aracına yardım edip itekleyelim” diyen gençlerimizin tekliflerine şahit oldum ve gereğini yaptık. Kendileri üşürken başkalarının acısını hissedebilmek ve harekete geçebilmek… Bir zamanlar biz de gençlik dönemimizi yaşadık.  Bu yollardan biz de geçtik. Bizim yaşadıklarımızı Allah aşkına gençlerimize yaşatmayalım. Onlara fırsat verelim. Gençliği, her an kontrol altında tutulması gereken her an kafesten kaçacak kuş misali gözetleyen bir ruh haliyle onları çepeçevre kuşatmayalım. Gençlere güvenmemiz gerekir. Yaşadığımız hayatın evrelerinden bir evredir gençlik. Gençliğin de en belirgin özelliklerinden biri de yetişkinliğe geçerken hata yapabilme paylarının olması. Gençlerimizi elbette ki zararlı alışkanlıklardan, bağımlılıklardan,  sağlıklı olmayan çevresel koşullardan uzak tutacağız. Bu muhakkak olmalı. Fakat bunu yaparken gençlerimizin her anını denetler hale gelmemiz gençlerin ufak hatalar yapabilmelerine de izin vermeyişimiz gençlere vereceğimiz en büyük zarar olacaktır. Bunun yanı sıra “Biz gençliğimizi yaşayamadık bari gençler yaşasın.” Mantığıyla gençlerine hiçbir sınır tanımayan anne baba rolleri de kabul edilecek bir yaklaşım olmayacaktır. Gençler bir fidan misali gibidir. Tatlı meyvesi olan bir ağaca dönüşmesi için hep beraber (aile, okul, cami, spor salonları, gençlik merkezleri, üniversiteler vs.) çalışmalıyız. Fidanımızı çok budayıp dalsız budaksız bırakmamakla birlikte kendi haline de bırakarak çalı çırpıya dönüştürmemeliyiz. Kendisi olmayı başarabilen gençlere alan açabilirsek onlar kendi düşüncelerini, duygularını, davranışlarını ve duyarlılıklarını demleyecekleri ortamları kendileri oluşturacaklardır. Köylere kitaplık kurmak için çabalayan gençler Okulların duvarlarını boyayan gençler Dezavantajlı grupta olan öğrencileri ziyaret eden ve onlarla dertleşen gençler Yardıma muhtaç aileler ile hemhal olan gençler Hastanelerdeki sahipsiz hastaları ziyaret eden gençler Yaşlılarımızın yanında olmaya çalışan gençler Afetlerde en önde yer almaya çalışan gençler Farklı spor dallarında kendisini ortaya koyan gençler Yetenek ve becerilerini müzik aleti çalmada, resim çalışmalarında, dil eğitimlerinde, kitap okumalarında, ahlaki gelişimlerinde, bilişim faaliyetlerinde ve teknolojik alanlarda sergileyen gençler ile karşılaşmak ne güzel… Nolur gençlerimize fırsat tanıyalım. Göreceksiniz sonuç tahminlerimizin çok ötesinde olacak. “Su akar, yatağını bulur.” Kalın sağlıcakla…
Ekleme Tarihi: 08 Mart 2021 - Pazartesi

Gençlere Fırsat Tanıyın

Van’ımızda çalıştığım işyeri gereği hemen her gün, yeni yeni genç yüzlerle karşılaşıyorum. Fark ettiğim şudur ki içinde yaşadığım toplumda ben de bir şeyler yapabilirim diyen o kadar çok gencimiz var ki…

Hani hep dert yanıyoruz ya… “Bizim zamanımızda böyle miydi?”

Hani hep etiketliyoruz ya…   “Şimdi ki gençler çok rahatlar.”

Hani hep yerin dibine geçiriyoruz ya… “Bu gençlikten adam olmaz.”

Hani hep umutları kırıyoruz ya…  “Bırak bu işleri”, “Bu iş senin işin değil”, “Bu iş seni aşar”, “Boyundan büyük işlere kalkma”, “Sen nere bu işler nere?”

Hani hep biliriz ya… “Daha dünün yetimiydi(!) bugün gelmiş bize akıl veriyor.“

Hani hep anlamadan tanımlamaya başlıyoruz ya…   “Mehmet mi?  Bak! ona iki tane koyun versen otlatamaz.”

Hep başkasının gençleri ile kıyaslıyoruz ya… “Filan kesin oğlu/kızı bilmem nereyi kazandı bilmem hangi işe girdi de.”

“Bu gençlikten bir cacık çıkmaz…” “Bu gençler mi gelecekte ülkede söz sahibi olacak pehhhh!”

“Büyüklerini dinlemiyorlar…”,  “Bizim zamanımızda böyle miydi?”, “Ne edep kalmış ne hayâ.”

Veee saymakla bitmiyor.

Gelin görün ki gençlerimiz gençlik merkezlerinde, sivil toplum kuruluşlarında, resmi ya da sivil arama kurtarma timlerinde kendisi dışındaki insanlara ne katabilirim diye çırpınıyorlar. Zorda kalanların imdadına yetişmek için sağlıklarını, zamanlarını ve emeklerini harcayan nice gençlerimiz yaşıyor bu toplumun bağrında…

Bir insan, emeğini ve zamanını karşılık beklemeden başka insanlara harcadığı ölçüde kıymetlidir.

Öğrencilerimiz, yani bir yerlerden burs alıp ta eğitimimi nasıl tamamlayabilirimin telaşında olan gençlerimiz, kendi sorunlarını bir kenara bırakarak yoksul vatandaşlarımız için yardımlar toplayıp gıda kolileri, battaniye, soba ile seferber oluyorlar. Bunlardan haberdar mıyız?

Gençlerimize fırsat verildiğinde neler yapabileceklerini görebiliyor muyuz? Abartısız yazıyorum. Göz kamaştırıcı…

Gelin erdemi gençlerden öğrenelim…

2020 Ocak ayı sonunda, Bitlis deresinde yoğun kar yağışına yakalanıp ta yolda kaldığımızda aracımızdaki gençler tir tir titrerken “Hocam, durun da şu yolda kalan ailenin aracına yardım edip itekleyelim” diyen gençlerimizin tekliflerine şahit oldum ve gereğini yaptık. Kendileri üşürken başkalarının acısını hissedebilmek ve harekete geçebilmek…

Bir zamanlar biz de gençlik dönemimizi yaşadık.  Bu yollardan biz de geçtik. Bizim yaşadıklarımızı Allah aşkına gençlerimize yaşatmayalım. Onlara fırsat verelim. Gençliği, her an kontrol altında tutulması gereken her an kafesten kaçacak kuş misali gözetleyen bir ruh haliyle onları çepeçevre kuşatmayalım. Gençlere güvenmemiz gerekir. Yaşadığımız hayatın evrelerinden bir evredir gençlik.

Gençliğin de en belirgin özelliklerinden biri de yetişkinliğe geçerken hata yapabilme paylarının olması. Gençlerimizi elbette ki zararlı alışkanlıklardan, bağımlılıklardan,  sağlıklı olmayan çevresel koşullardan uzak tutacağız. Bu muhakkak olmalı. Fakat bunu yaparken gençlerimizin her anını denetler hale gelmemiz gençlerin ufak hatalar yapabilmelerine de izin vermeyişimiz gençlere vereceğimiz en büyük zarar olacaktır.

Bunun yanı sıra “Biz gençliğimizi yaşayamadık bari gençler yaşasın.” Mantığıyla gençlerine hiçbir sınır tanımayan anne baba rolleri de kabul edilecek bir yaklaşım olmayacaktır. Gençler bir fidan misali gibidir. Tatlı meyvesi olan bir ağaca dönüşmesi için hep beraber (aile, okul, cami, spor salonları, gençlik merkezleri, üniversiteler vs.) çalışmalıyız. Fidanımızı çok budayıp dalsız budaksız bırakmamakla birlikte kendi haline de bırakarak çalı çırpıya dönüştürmemeliyiz.

Kendisi olmayı başarabilen gençlere alan açabilirsek onlar kendi düşüncelerini, duygularını, davranışlarını ve duyarlılıklarını demleyecekleri ortamları kendileri oluşturacaklardır.

Köylere kitaplık kurmak için çabalayan gençler

Okulların duvarlarını boyayan gençler

Dezavantajlı grupta olan öğrencileri ziyaret eden ve onlarla dertleşen gençler

Yardıma muhtaç aileler ile hemhal olan gençler

Hastanelerdeki sahipsiz hastaları ziyaret eden gençler

Yaşlılarımızın yanında olmaya çalışan gençler

Afetlerde en önde yer almaya çalışan gençler

Farklı spor dallarında kendisini ortaya koyan gençler

Yetenek ve becerilerini müzik aleti çalmada, resim çalışmalarında, dil eğitimlerinde, kitap okumalarında, ahlaki gelişimlerinde, bilişim faaliyetlerinde ve teknolojik alanlarda sergileyen gençler ile karşılaşmak ne güzel…

Nolur gençlerimize fırsat tanıyalım. Göreceksiniz sonuç tahminlerimizin çok ötesinde olacak.

“Su akar, yatağını bulur.” Kalın sağlıcakla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.