Burhan İçgüleç
Köşe Yazarı
Burhan İçgüleç
 

Gençler evlenecek "fakat"

Sevgili okurlarım, bu yazımızda günlük hayatta hemen hemen her insanın yaşadığı bir süreç olan “evlilik” meselesini değerlendireceğim. Konu evlilik olunca bilinen filozofların evliliğe dair düşünceleri de dünden bugüne kadar gelebiliyor. “Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.”diyor Sokrates. Yani her halükarda evlenmeliyiz. Tabi bizimbekâr gençlerin bu yazıyı daha bir dikkatle okuyacaklarını gözler gibiyim. Yapılan anketlerde gençlerin evliliği ve aile kurumunu önemsedikleri ve öncelikleri arasında bulundurdukları görülmektedir. Ülkemiz gençliğinin evliliği önemli bir kurum olarak görmeleri gelecek adına umut vericidir. Türkiye'de gençlerin önemli bir kısmı evliliğin "mutlu bir beraberlik" olduğunu belirtiyor. Günümüz gençliğinin, evlilik sürecini önemsemeleri umut verici olsa da evliliğe dair ne tür kaygılar taşıdıkları ve bu konuda neler düşündükleri ayrıca bir merak konusudur.Evlenince mutlu olabilecek miyim? Evliliğimi kim ile nasıl (sosyal medya, görücü usulü, yüz yüze görüşerek…) gerçekleştireceğim? Evlenme sürecime benim dışımda karar verecekler olacak mı?  Evlendikten sonra ya boşanırsam? gibi birçok soru gençler tarafından cevaplandırılmayı bekliyor. Geleneksel aile yaşamına sahip toplumlarda var olan alışkanlıklara bağlı olarak yaşamın bir parçası ve devamı şeklinde gerçekleşen evlilikler 20’li yaşların başında gerçekleşmektedir. Fakat modernitenin getirdiği sanayileşme ve hızlı kentleşme süreci içerisinde çekirdek aile yaşamına sahip ailelerdeki gençlerin evliliğe bakış açılarıyla birlikte evlilik süreçlerini erteledikleri görülmeye başlandı. İçinde yaşadığımız dijital çağ içerisinde gençlerin evlilik algılarını etkileyebilecek birçok faktör devreye girmiş durumdadır. Bu faktörler arasında sosyal medya aracılığıyla yeni bilgilere ulaşılması sonucundaevlilik sürecinin ve ilişkilerinin başka kültürlerce daha farklı algılanabildiği yer almaktadır. Ayrıca, gençlerin aldıkları eğitimlerin sonucunda işsiz kalabilme oranlarının yüksek oluşu veher 5 evlilikten 2’sinin boşanma ile sonuçlanmasının etkilerini görmekteyiz. Bugünülkemizde evlilik yaşı, 30’lu yaşlara dayanmıştır. Evliliğe dair tanımlamalara baktığımızda evlilik, kadın ve erkek arasındaki sevgi, şefkat, muhabbet, ilgi ve desteğin en ince detaylarına kadar birlikte yaşandığı mukaddes bir zemindir. Evlilik, erkek ve kadının fiziki, maddî ve ruhi yönden birbirinde sükûnu ve huzuruyakalamasının diğeradıdır. Evlilik, kendine ait sınırları olan bir kurumdur. Bu sınırlar iyi öğrenildiğinde evlilik sağlıklı yürür. Bizler evliliğe böyle bakarken Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Şu anda Fransa, İsveç, Norveç, İngiltere, İzlanda gibi ülkelerde "aileye ihtiyaç yok" tarzında, ciddi bir kültürel değişim yaşanıyor. "Aileye ne gerek var" diye görünüyor. Aile ayak bağı olarak görünüyor.” şeklinde tespitlerini bizler ile paylaşmaktadır. Avrupa gençliği evlilik olgusuna mantıksal bir yaklaşımla, “evlendikten sonra boşanacaksam o zaman neden evleneyim”şeklinde bakıyor.Yine Avrupa’nın bazı ülkelerinde yapılan bir araştırmanın sonucu olarak evlilik dışı doğum oranlarına baktığımızda, İsveç, Norveç'te %56 civarında, İzlanda'da %69 civarında, Fransa'da %59 civarında evlilik dışı doğum oranları dikkatimizi çekiyor. Evlenmeden birlikte yaşamayı tercih ediyorlar. Çocukların nüfus kâğıtlarına, “Anne”, “Baba” yazılması yerine “ebeveyn 1”, “ebeveyn 2” yazılıyor. Anne, baba ve aile kavramlarından uzak bir şekilde yetişen gelecek nesillerin nasıl bir yaşam süreceğini tahmin etmek hiç te zor olmasa gerek. Buradan hareketle avrupa ve modernite menşeili gelişmelerin dayattığı düşünce biçimleri ve yaşam tarzları birrüzgâresintisi gibi ülkemize doğru esip gelmektedir. Böylesi kritik bir noktada gençlerin evliliğe daha sıcak bakabilmelerine engel olabilecek gelecek kaygıları, işsizlik endişeleri ve eş seçimine dair düşüncelerini giderebilecek çözümlerin üretilmesi elzemdir. Rabbimiz Rum suresi 21. ayet-i kerimede: “O'nun varlığının delillerinden biri de, kendileriyle ülfet edip huzura ermeniz için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesidir. Şüphesiz bunda, sistemlice düşünen bir toplum için nice dersler ve ibretler vardır.”  Kalın sağlıcakla…
Ekleme Tarihi: 06 Ocak 2023 - Cuma

Gençler evlenecek "fakat"

Sevgili okurlarım, bu yazımızda günlük hayatta hemen hemen her insanın yaşadığı bir süreç olan “evlilik” meselesini değerlendireceğim.

Konu evlilik olunca bilinen filozofların evliliğe dair düşünceleri de dünden bugüne kadar gelebiliyor. “Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.”diyor Sokrates. Yani her halükarda evlenmeliyiz. Tabi bizimbekâr gençlerin bu yazıyı daha bir dikkatle okuyacaklarını gözler gibiyim. Yapılan anketlerde gençlerin evliliği ve aile kurumunu önemsedikleri ve öncelikleri arasında bulundurdukları görülmektedir. Ülkemiz gençliğinin evliliği önemli bir kurum olarak görmeleri gelecek adına umut vericidir. Türkiye'de gençlerin önemli bir kısmı evliliğin "mutlu bir beraberlik" olduğunu belirtiyor.

Günümüz gençliğinin, evlilik sürecini önemsemeleri umut verici olsa da evliliğe dair ne tür kaygılar taşıdıkları ve bu konuda neler düşündükleri ayrıca bir merak konusudur.Evlenince mutlu olabilecek miyim? Evliliğimi kim ile nasıl (sosyal medya, görücü usulü, yüz yüze görüşerek…) gerçekleştireceğim? Evlenme sürecime benim dışımda karar verecekler olacak mı?  Evlendikten sonra ya boşanırsam? gibi birçok soru gençler tarafından cevaplandırılmayı bekliyor.

Geleneksel aile yaşamına sahip toplumlarda var olan alışkanlıklara bağlı olarak yaşamın bir parçası ve devamı şeklinde gerçekleşen evlilikler 20’li yaşların başında gerçekleşmektedir. Fakat modernitenin getirdiği sanayileşme ve hızlı kentleşme süreci içerisinde çekirdek aile yaşamına sahip ailelerdeki gençlerin evliliğe bakış açılarıyla birlikte evlilik süreçlerini erteledikleri görülmeye başlandı. İçinde yaşadığımız dijital çağ içerisinde gençlerin evlilik algılarını etkileyebilecek birçok faktör devreye girmiş durumdadır. Bu faktörler arasında sosyal medya aracılığıyla yeni bilgilere ulaşılması sonucundaevlilik sürecinin ve ilişkilerinin başka kültürlerce daha farklı algılanabildiği yer almaktadır. Ayrıca, gençlerin aldıkları eğitimlerin sonucunda işsiz kalabilme oranlarının yüksek oluşu veher 5 evlilikten 2’sinin boşanma ile sonuçlanmasının etkilerini görmekteyiz. Bugünülkemizde evlilik yaşı, 30’lu yaşlara dayanmıştır.

Evliliğe dair tanımlamalara baktığımızda evlilik, kadın ve erkek arasındaki sevgi, şefkat, muhabbet, ilgi ve desteğin en ince detaylarına kadar birlikte yaşandığı mukaddes bir zemindir. Evlilik, erkek ve kadının fiziki, maddî ve ruhi yönden birbirinde sükûnu ve huzuruyakalamasının diğeradıdır. Evlilik, kendine ait sınırları olan bir kurumdur. Bu sınırlar iyi öğrenildiğinde evlilik sağlıklı yürür. Bizler evliliğe böyle bakarken Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Şu anda Fransa, İsveç, Norveç, İngiltere, İzlanda gibi ülkelerde "aileye ihtiyaç yok" tarzında, ciddi bir kültürel değişim yaşanıyor. "Aileye ne gerek var" diye görünüyor. Aile ayak bağı olarak görünüyor.” şeklinde tespitlerini bizler ile paylaşmaktadır.

Avrupa gençliği evlilik olgusuna mantıksal bir yaklaşımla, “evlendikten sonra boşanacaksam o zaman neden evleneyim”şeklinde bakıyor.Yine Avrupa’nın bazı ülkelerinde yapılan bir araştırmanın sonucu olarak evlilik dışı doğum oranlarına baktığımızda, İsveç, Norveç'te %56 civarında, İzlanda'da %69 civarında, Fransa'da %59 civarında evlilik dışı doğum oranları dikkatimizi çekiyor. Evlenmeden birlikte yaşamayı tercih ediyorlar. Çocukların nüfus kâğıtlarına, “Anne”, “Baba” yazılması yerine “ebeveyn 1”, “ebeveyn 2” yazılıyor. Anne, baba ve aile kavramlarından uzak bir şekilde yetişen gelecek nesillerin nasıl bir yaşam süreceğini tahmin etmek hiç te zor olmasa gerek.

Buradan hareketle avrupa ve modernite menşeili gelişmelerin dayattığı düşünce biçimleri ve yaşam tarzları birrüzgâresintisi gibi ülkemize doğru esip gelmektedir. Böylesi kritik bir noktada gençlerin evliliğe daha sıcak bakabilmelerine engel olabilecek gelecek kaygıları, işsizlik endişeleri ve eş seçimine dair düşüncelerini giderebilecek çözümlerin üretilmesi elzemdir.

Rabbimiz Rum suresi 21. ayet-i kerimede: O'nun varlığının delillerinden biri de, kendileriyle ülfet edip huzura ermeniz için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesidir. Şüphesiz bunda, sistemlice düşünen bir toplum için nice dersler ve ibretler vardır.”  Kalın sağlıcakla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.