İdris Ortakaya
Köşe Yazarı
İdris Ortakaya
 

Devlet kendi içinde kurtuluş savaşı veriyor

Dünyada başka da bir örneği yoktur. Ülkemin yaşadığı sıkıntıları Allah'ın izniyle atlatacağız. Çok büyük ve çok ciddi bir olayı yaşamaktayız. FETÖ ŞEYTANININ yarım asra yakın bir zamandır Devletin içindeki sinsi örgütlenmesi iktidarı elde etmeye kadar varmıştı. Devletin her kademesinde söz ve karar sahibi olmuşlardı. Kendilerine karşı duran her gücü yıkan ve her engeli aşan ciddi bir Devlet desteğini de arkalarına almışlardı. Devletin tüm imkanlarını amaçları doğrultusunda ahlaksızca kullanarak her türlü hile, şantaj, kumpas, baskı ve korku yöntemlerini meşru kabul etmişler, susturamadıklarını da bir şekilde imha ettirmişlerdir. Yüzlerce faili meçhul cinayetler vardır ülkemizde. Katledilen gazeteciler, yazarlar, çizerler, siyasiler, iş adamları, askerler, polisler ve diğerlerinin tamamı FETÖ'nun organizasyonu ile bugün aramızda yoklar… Eşref Bitlis, Muhsin Yazıcıoğlu, Turgut Özal, Vali Yazıcıoğlu, Uğur Mumcu ve daha niceleri FETÖ'nun suikasti sonucunda katledildiği konuşuluyor. Bu FETÖ çok güçlü bir aklın üretimidir. FETÖ örgütünün lideri konumunda olan ve bir çok psikolojik hastalıkları bünyesinde taşıyan Fetullah Gülen denen örgüt lideri, kâinatı yönetmeye aday olmuştu. Bu anlamda ABD dâhil Dünyanın tamamında faaliyetini sürdürmektedir. Her Devlet'e bir imam atamış kendisini de kâinat imamı olarak ilan etmişti. Dünyada örneği olmayan müthiş bir örgütlenme yöntemini kullanmıştır. Örgütlenmesi biçimsel ve içeriksel olarak ne Marksizm'e ve ne de Nazizim'e benzemektedir. Ülkeleri ele geçirmeye çalışan ve bu amaç doğrultusunda strateji belirleyen bildik bir kaç örgütlenme biçimi vardır. Ancak Dünyayı ele geçirme doğrultusunda örgütlenmiş böyle bir yapıya ilk defa şahit olmaktayız. Bu yapının FETÖ terör örgütünün lideri pozisyonunda bulunan hasta olan Fetullah Gülen'in aklı ile gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu üst akıl ABD’nin istihbarat örgütlerinden başkası değildir. FETÖ, Ülkemizde Erdoğan’ın Başbakanlığı dönemine kadar Devletin her kademesinde yönetimi adeta ele geçirmişti. Erdoğan yalnızca hükümetti. İktidar FETÖ terör örgütüydü. Genelkurmay Başkanını bile tutukladılar. Erdoğan Genelkurmay Başkanına sahip çıkamadı. Erdoğan, bu alçakların eylemlerine karşı çıkmış olsaydı kendi bileklerine kelepçe vurma şartlarını oluşturacaktı. Erdoğan bu alçak teşkilatı çok iyi tanıdı. Bir şeyler yapamıyordu. Bunlarla mücadele etmek için güçlü olmak zorundaydı. Çok zeki bir liderdir Erdoğan. Kısmı bir şekilde güçlendi. Zaman ve zeminin oluşmasını bekledi. En uygun bir zamanda vurmaya başladı. Ölüm kalım savaşı verdi. Şükürler olsun. Yüce Allahın yardımı ile hainlerin ellerinde bulunan çok önemli kurumlar Devletin denetimine geçti. Allah şaşırttı. Yanlış yaptılar. Eğer yanlış yapmamış olsalardı şu anda ülkemizin yöneticileri ve sahipleri bu alçaklar olacaktı. Allah ülkemize acıdı. Erdoğan’ı yok etmeye çalıştılar. Erdoğan bu alçaklara karşı cesur bir duruş sergiledi. Bunlar Gezi olayları ile Rıza Zarraf’la, Bakan çocuklarının ayakkabı kutularındaki para operasyonları ile 6 - 7  Ekim olayları ile PKK hendek kazıları ile iç savaş çıkarma girişimleri ile Emniyetteki, yargıdaki güçleri ile vurmaya başladılar. FETÖ'cü bir savcının görevli olduğu Adliyenin koridorunda yüksek sesle bağırarak "Erdoğan’ın bileklerine kelepçeyi vurdurmazsam adam değilim" diyecek kadar pervasız, ahlaksız bir durum sergilendi. Yargı ellerinde. Emniyet ellerinde. Ekonomi ellerinde. Onlarca TV kanalları, Radyolar ve Gazeteler ellerinde. Devletin kılcal damarlarına kadar yerleşmiş bu alçaklar… Devleti tamamen ele geçirmişlerdi. MİT Başkanı'nı ifadeye çağırabilecek kadar cüretkâr ve güçlü bir davranış sergileyen savcı militanları aklınızın bir köşesinde tutun. FETÖ'nün basın ve yayından sorumlu Ekrem Dumanlı'sı Erdoğan'a tehditler savurarak "Ya adam gibi gideceksin, ya da gideceksin" dediğini de yine aklımızın bir köşesinde tutalım. Dumanlı Diyarbakır'a giderek Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ile gizli bir toplantı yaparak FETÖ ile PKK konsorsiyumunu sağlamış kişidir. Sonra da kendisi ülkemizden def olup gitti. Erdoğan’ı yok etmek için denemedikleri hiç bir yol bırakmadılar. Erdoğan gitsin isterse ülke batsın. Umurlarında değildi. Çünkü bu alçaklara teslim olmayan, eyvallah etmeyen, Devletimizin genel çıkarlarını her şeyin üstünde gören, kaliteli tutarlı cesur yürekli bir Liderin varlığı öncelikle ABD'yi, İngiltere’yi ve diğer Avrupalı haçlı şeytanları korkunç derecede rahatsız etmiştir. Haçlı şeytanlar tüm güçleri ile ülkemizde bulundurdukları yerli işbirlikçilerini harekete geçirerek amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır. Ülkede birçok kazanımları vardı. Yeni yeni kazanımlar da elde etmeye çalıştılar. FETÖ ile CHP'nin seçimde işbirliği yaptığını CHP'nin İzmir milletvekili açıklamıştı. FETÖ'nün CHP'li Genel Başkanı FETÖ'ye Diyet ödemek zorundadır. Kılıçdaroğlu İhtilal girişimine toplumsal baskı sonucunda zorunlu olarak karşı çıkmıştır. Yenikapı mitingine de toplumsal baskı sonunda mecburen katılmıştır. ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşme sonunda Yenikapı Ruhuna karşı çıkmaya başladı. Bu girişimlerinde samimi olduğuna inanmamaktayım. Şimdi de FETÖ terör örgütünün avukatlığına soyunarak diyet ödemeye başladı. FETÖ, MHP'yi de ele geçirmeye çalıştı. Şükürler olsun ki bu girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Ne yaptılarsa Erdoğan’ı bitiremediler. Son kozlarını oynamak zorunda kaldılar. ABD'nin de desteği ile ihtilal girişiminde bulundular. Türk halkının gücünü hesaba katmadan son girişimleri de başarısız oldu. Kahroldular. Kudurdular. Bir türlü istediklerini yapamamanın hırçınlığı içinde şaşkın ördeğe döndüler. Bitti mi? Hayır bitmedi. Her zaman bu alçak düşmanlardan bir ihanet beklenebilir. Bu anlamda Devletimiz ve Devlet yöneticilerimiz çok dikkatli olmak zorundadırlar. Halk olarak bizler her an Devletimizin yanındayız. Bundan sonra ne yapılmalı? Devletimizin içine sızmış bu alçak ihanetçiler tek tek temizlenmelidir. Vicdanı olan, içinde zerre kadar Allah korkusu olan, şerefi olan, namusu olan ve içinde zerre kadar Vatan sevgisi bulunan herkes kendisini görevli olarak değerlendirmelidir. Alçaklığı yapan kendi öz kardeşlerimiz dahi olsa bunları deşifre etmek zorundayız. Devletimizin içinde bulunan, sinsice davranan ve kendilerini alabildiğince gizlemeye çalışan gerek FETÖ ve gerekse PKK'lı teröristlerin tamamı temizlenmeden bu tehlikeyi atlattık diyemeyiz. Bu anlamda her yurttaş üzerine düşen yurttaşlık görevini yerine getirebilirse sorun çözülür. Gördüğümüz her olumsuz hadiseleri anında güvenlik kuvvetlerimize bildirebilirsek bu alçakları temizleyebiliriz. Ülkemizde gerek Emniyet gerek Türk Silahlı Kuvvetleri ve gerekse Milli istihbarat Teşkilatı içinde temizliğin tamamlandığı söylenemez. Devletimiz kendi içinde Kurtuluş Savaşı vermektedir. Bu savaşı kazanabilmemiz için tüm gücümüzle mücadele etmek zorundayız. Bir an önce içimizde bulunan ihanetçilerin temizlenmesi en büyük dileğimizdir. Her Bakanlıkta ihanet şebekelerinin militanları dimdik ayakta durmaktadırlar. Bekliyoruz bir an önce temizleyin. Beklemeye tahammülümüz kalmadı. İşlerin çok yavaş yürüdüğünü düşünüyorum. İhtilal provasından önce onlarca yazılarımda ve TV kanallarında gerekenleri söyledim. Ben yazdım. Ben okudum. Ben söyledim, ben dinledim. Yetkililerden hiç bir hareket yok. Bunlar nasıl temizlenecek. Allah yardımcımız olsun. Yine de umudumu kaybetmiş değilim. İnşallah bir basiretli yetkili çıkar ve gereğini yapar diye bekliyorum. Saygılarımla.
Ekleme Tarihi: 04 Ekim 2016 - Salı

Devlet kendi içinde kurtuluş savaşı veriyor

Dünyada başka da bir örneği yoktur. Ülkemin yaşadığı sıkıntıları Allah'ın izniyle atlatacağız. Çok büyük ve çok ciddi bir olayı yaşamaktayız. FETÖ ŞEYTANININ yarım asra yakın bir zamandır Devletin içindeki sinsi örgütlenmesi iktidarı elde etmeye kadar varmıştı.

Devletin her kademesinde söz ve karar sahibi olmuşlardı. Kendilerine karşı duran her gücü yıkan ve her engeli aşan ciddi bir Devlet desteğini de arkalarına almışlardı. Devletin tüm imkanlarını amaçları doğrultusunda ahlaksızca kullanarak her türlü hile, şantaj, kumpas, baskı ve korku yöntemlerini meşru kabul etmişler, susturamadıklarını da bir şekilde imha ettirmişlerdir. Yüzlerce faili meçhul cinayetler vardır ülkemizde. Katledilen gazeteciler, yazarlar, çizerler, siyasiler, iş adamları, askerler, polisler ve diğerlerinin tamamı FETÖ'nun organizasyonu ile bugün aramızda yoklar… Eşref Bitlis, Muhsin Yazıcıoğlu, Turgut Özal, Vali Yazıcıoğlu, Uğur Mumcu ve daha niceleri FETÖ'nun suikasti sonucunda katledildiği konuşuluyor.

Bu FETÖ çok güçlü bir aklın üretimidir. FETÖ örgütünün lideri konumunda olan ve bir çok psikolojik hastalıkları bünyesinde taşıyan Fetullah Gülen denen örgüt lideri, kâinatı yönetmeye aday olmuştu. Bu anlamda ABD dâhil Dünyanın tamamında faaliyetini sürdürmektedir. Her Devlet'e bir imam atamış kendisini de kâinat imamı olarak ilan etmişti. Dünyada örneği olmayan müthiş bir örgütlenme yöntemini kullanmıştır. Örgütlenmesi biçimsel ve içeriksel olarak ne Marksizm'e ve ne de Nazizim'e benzemektedir. Ülkeleri ele geçirmeye çalışan ve bu amaç doğrultusunda strateji belirleyen bildik bir kaç örgütlenme biçimi vardır. Ancak Dünyayı ele geçirme doğrultusunda örgütlenmiş böyle bir yapıya ilk defa şahit olmaktayız. Bu yapının FETÖ terör örgütünün lideri pozisyonunda bulunan hasta olan Fetullah Gülen'in aklı ile gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu üst akıl ABD’nin istihbarat örgütlerinden başkası değildir.

FETÖ, Ülkemizde Erdoğan’ın Başbakanlığı dönemine kadar Devletin her kademesinde yönetimi adeta ele geçirmişti. Erdoğan yalnızca hükümetti. İktidar FETÖ terör örgütüydü. Genelkurmay Başkanını bile tutukladılar. Erdoğan Genelkurmay Başkanına sahip çıkamadı. Erdoğan, bu alçakların eylemlerine karşı çıkmış olsaydı kendi bileklerine kelepçe vurma şartlarını oluşturacaktı. Erdoğan bu alçak teşkilatı çok iyi tanıdı. Bir şeyler yapamıyordu. Bunlarla mücadele etmek için güçlü olmak zorundaydı. Çok zeki bir liderdir Erdoğan. Kısmı bir şekilde güçlendi. Zaman ve zeminin oluşmasını bekledi. En uygun bir zamanda vurmaya başladı. Ölüm kalım savaşı verdi. Şükürler olsun. Yüce Allahın yardımı ile hainlerin ellerinde bulunan çok önemli kurumlar Devletin denetimine geçti. Allah şaşırttı. Yanlış yaptılar. Eğer yanlış yapmamış olsalardı şu anda ülkemizin yöneticileri ve sahipleri bu alçaklar olacaktı. Allah ülkemize acıdı.

Erdoğan’ı yok etmeye çalıştılar. Erdoğan bu alçaklara karşı cesur bir duruş sergiledi. Bunlar Gezi olayları ile Rıza Zarraf’la, Bakan çocuklarının ayakkabı kutularındaki para operasyonları ile 6 - 7  Ekim olayları ile PKK hendek kazıları ile iç savaş çıkarma girişimleri ile Emniyetteki, yargıdaki güçleri ile vurmaya başladılar. FETÖ'cü bir savcının görevli olduğu Adliyenin koridorunda yüksek sesle bağırarak "Erdoğan’ın bileklerine kelepçeyi vurdurmazsam adam değilim" diyecek kadar pervasız, ahlaksız bir durum sergilendi. Yargı ellerinde. Emniyet ellerinde. Ekonomi ellerinde. Onlarca TV kanalları, Radyolar ve Gazeteler ellerinde. Devletin kılcal damarlarına kadar yerleşmiş bu alçaklar… Devleti tamamen ele geçirmişlerdi. MİT Başkanı'nı ifadeye çağırabilecek kadar cüretkâr ve güçlü bir davranış sergileyen savcı militanları aklınızın bir köşesinde tutun. FETÖ'nün basın ve yayından sorumlu Ekrem Dumanlı'sı Erdoğan'a tehditler savurarak "Ya adam gibi gideceksin, ya da gideceksin" dediğini de yine aklımızın bir köşesinde tutalım. Dumanlı Diyarbakır'a giderek Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ile gizli bir toplantı yaparak FETÖ ile PKK konsorsiyumunu sağlamış kişidir. Sonra da kendisi ülkemizden def olup gitti.

Erdoğan’ı yok etmek için denemedikleri hiç bir yol bırakmadılar. Erdoğan gitsin isterse ülke batsın. Umurlarında değildi. Çünkü bu alçaklara teslim olmayan, eyvallah etmeyen, Devletimizin genel çıkarlarını her şeyin üstünde gören, kaliteli tutarlı cesur yürekli bir Liderin varlığı öncelikle ABD'yi, İngiltere’yi ve diğer Avrupalı haçlı şeytanları korkunç derecede rahatsız etmiştir. Haçlı şeytanlar tüm güçleri ile ülkemizde bulundurdukları yerli işbirlikçilerini harekete geçirerek amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır. Ülkede birçok kazanımları vardı. Yeni yeni kazanımlar da elde etmeye çalıştılar. FETÖ ile CHP'nin seçimde işbirliği yaptığını CHP'nin İzmir milletvekili açıklamıştı. FETÖ'nün CHP'li Genel Başkanı FETÖ'ye Diyet ödemek zorundadır. Kılıçdaroğlu İhtilal girişimine toplumsal baskı sonucunda zorunlu olarak karşı çıkmıştır. Yenikapı mitingine de toplumsal baskı sonunda mecburen katılmıştır. ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşme sonunda Yenikapı Ruhuna karşı çıkmaya başladı. Bu girişimlerinde samimi olduğuna inanmamaktayım. Şimdi de FETÖ terör örgütünün avukatlığına soyunarak diyet ödemeye başladı. FETÖ, MHP'yi de ele geçirmeye çalıştı. Şükürler olsun ki bu girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.

Ne yaptılarsa Erdoğan’ı bitiremediler. Son kozlarını oynamak zorunda kaldılar. ABD'nin de desteği ile ihtilal girişiminde bulundular. Türk halkının gücünü hesaba katmadan son girişimleri de başarısız oldu. Kahroldular. Kudurdular. Bir türlü istediklerini yapamamanın hırçınlığı içinde şaşkın ördeğe döndüler. Bitti mi? Hayır bitmedi. Her zaman bu alçak düşmanlardan bir ihanet beklenebilir. Bu anlamda Devletimiz ve Devlet yöneticilerimiz çok dikkatli olmak zorundadırlar. Halk olarak bizler her an Devletimizin yanındayız.

Bundan sonra ne yapılmalı? Devletimizin içine sızmış bu alçak ihanetçiler tek tek temizlenmelidir. Vicdanı olan, içinde zerre kadar Allah korkusu olan, şerefi olan, namusu olan ve içinde zerre kadar Vatan sevgisi bulunan herkes kendisini görevli olarak değerlendirmelidir. Alçaklığı yapan kendi öz kardeşlerimiz dahi olsa bunları deşifre etmek zorundayız. Devletimizin içinde bulunan, sinsice davranan ve kendilerini alabildiğince gizlemeye çalışan gerek FETÖ ve gerekse PKK'lı teröristlerin tamamı temizlenmeden bu tehlikeyi atlattık diyemeyiz. Bu anlamda her yurttaş üzerine düşen yurttaşlık görevini yerine getirebilirse sorun çözülür. Gördüğümüz her olumsuz hadiseleri anında güvenlik kuvvetlerimize bildirebilirsek bu alçakları temizleyebiliriz.

Ülkemizde gerek Emniyet gerek Türk Silahlı Kuvvetleri ve gerekse Milli istihbarat Teşkilatı içinde temizliğin tamamlandığı söylenemez. Devletimiz kendi içinde Kurtuluş Savaşı vermektedir. Bu savaşı kazanabilmemiz için tüm gücümüzle mücadele etmek zorundayız. Bir an önce içimizde bulunan ihanetçilerin temizlenmesi en büyük dileğimizdir. Her Bakanlıkta ihanet şebekelerinin militanları dimdik ayakta durmaktadırlar. Bekliyoruz bir an önce temizleyin. Beklemeye tahammülümüz kalmadı. İşlerin çok yavaş yürüdüğünü düşünüyorum. İhtilal provasından önce onlarca yazılarımda ve TV kanallarında gerekenleri söyledim. Ben yazdım. Ben okudum. Ben söyledim, ben dinledim. Yetkililerden hiç bir hareket yok. Bunlar nasıl temizlenecek. Allah yardımcımız olsun. Yine de umudumu kaybetmiş değilim. İnşallah bir basiretli yetkili çıkar ve gereğini yapar diye bekliyorum.

Saygılarımla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.