Azmi İlvan
Köşe Yazarı
Azmi İlvan
 

Gelenek mi, Magandalık mı?

Kulağa daha hoş gelen konu başlığı olmasını isterdim. Maalesef değinmek istediğim konu buna müsaade etmedi.   Evlilik güzeldir, aile en küçük ama en kutsal kurumdur. ''İki gönül bir olunca'' diye başlayan yüreklerdeki sevginin,  mutluluğa çıkan yolculuğunun heyecanı da, her iki tarafın ailesine hayecan yaratır. Bu heyecan Mürüvvet görmek heyecanıdır. Oğlan anaları oğlumun mürüvvetini bir göreyim başka bir şey istemem diye duygu yoğunluluğunu yaşarken,  kız analarının heyecanı oğlan anasının heyecanının kat be kat üstündedir. Eskiye kıyasla şimdiki evliliğe giden yollar çok farklıdır. Analarımızdan bildiğimiz, evlenecek gençlerin birbirini görme şansı yoktu, Her iki ailenin büyüklerinin onayıyla evlilikler gerçekleşirdi. Birbirini görme ayrıcalığı olanlar şanslıydılar. Eğer ailenin ilk evlenen oğluysa eşini aile yanına getirme gibi zorunluluğu vardı. Bu iyi mi kötümü? Ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Şahsi görüşüm ev içine gelin getirmek çok yanlıştır. Şartlar gereği ev içi zorunluluk ahzederdi o zamanlar. Günümüz de gençlerin eşlerini kendisi seçmesi, daha çok hoşlanma ile başlayıp zamanla sevgiye dönüşmesiyle evliliğe adım atmakla sonuçlanıyor. En azından Kız çocuklarının eşlerini kendilerinin seçme şansı var. Çok nadir de olsa aracıların devreye girmesiyle (yakıştırmasıyla) tanışmayla başlayan bir süreç ile evliliğe kararlar verilir. Neyse;  Konuyu fazla dağıtmadan mevzuya geleyim. Düğünler geçmişten günümüze bazı değişimler gösterse de, Yöresel düğün adetlerine bağlılıklar görülmektedir. Söz kesmeyle başlayan süreç, nişanlılık dönemi ki bu süre çok uzamamalı der büyükler ve Düğün Kına gecesi etkinliği ve Basaliye geleneği ile yerine getirilirdi.  Damat sağdıç ve en yakın arkadaşlarıyla şehir hamamına giderlerdi. Daha sonra Damat traşa götürülürdü. Gelin ise bir yakınının Gelin hamamına aday olması sebebiyle yakınının evinde Hamam yapıp,  daha sonra gelin ve yakınları Kuaföre giderlerdi. Damat, Davul zurna eşliğinde Gelin Kuaförden alıp düğün alanına ( genel de bahçe Düğünü, bazen de Düğün salonlarının açılmasıyla salon düğününe) götürüldü. Her iki tarafın yakınları ve dostları, Halaylar eşliğinde gençlerin mutluluğuna şahitlik ederlerdi. Gelenek mi, Magandalık mı? Yukarıda bahsettiğim bu güzel etkinliğin bir silah sesiyle faciaya dönüşmesi, kimin neyi ispat ettiğini anlama imkânı yoktur. Yalnızca ateş düştüğü yeri yakmıştır.
Ekleme Tarihi: 10 Aralık 2017 - Pazar

Gelenek mi, Magandalık mı?

Kulağa daha hoş gelen konu başlığı olmasını isterdim. Maalesef değinmek istediğim konu buna müsaade etmedi.  
Evlilik güzeldir, aile en küçük ama en kutsal kurumdur. ''İki gönül bir olunca'' diye başlayan yüreklerdeki sevginin,  mutluluğa çıkan yolculuğunun heyecanı da, her iki tarafın ailesine hayecan yaratır. Bu heyecan Mürüvvet görmek heyecanıdır. Oğlan anaları oğlumun mürüvvetini bir göreyim başka bir şey istemem diye duygu yoğunluluğunu yaşarken,  kız analarının heyecanı oğlan anasının heyecanının kat be kat üstündedir.

Eskiye kıyasla şimdiki evliliğe giden yollar çok farklıdır. Analarımızdan bildiğimiz, evlenecek gençlerin birbirini görme şansı yoktu, Her iki ailenin büyüklerinin onayıyla evlilikler gerçekleşirdi. Birbirini görme ayrıcalığı olanlar şanslıydılar. Eğer ailenin ilk evlenen oğluysa eşini aile yanına getirme gibi zorunluluğu vardı. Bu iyi mi kötümü? Ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Şahsi görüşüm ev içine gelin getirmek çok yanlıştır. Şartlar gereği ev içi zorunluluk ahzederdi o zamanlar.
Günümüz de gençlerin eşlerini kendisi seçmesi, daha çok hoşlanma ile başlayıp zamanla sevgiye dönüşmesiyle evliliğe adım atmakla sonuçlanıyor.

En azından Kız çocuklarının eşlerini kendilerinin seçme şansı var. Çok nadir de olsa aracıların devreye girmesiyle (yakıştırmasıyla) tanışmayla başlayan bir süreç ile evliliğe kararlar verilir. Neyse;  Konuyu fazla dağıtmadan mevzuya geleyim. Düğünler geçmişten günümüze bazı değişimler gösterse de, Yöresel düğün adetlerine bağlılıklar görülmektedir. Söz kesmeyle başlayan süreç, nişanlılık dönemi ki bu süre çok uzamamalı der büyükler ve Düğün Kına gecesi etkinliği ve Basaliye geleneği ile yerine getirilirdi.  Damat sağdıç ve en yakın arkadaşlarıyla şehir hamamına giderlerdi. Daha sonra Damat traşa götürülürdü.

Gelin ise bir yakınının Gelin hamamına aday olması sebebiyle yakınının evinde Hamam yapıp,  daha sonra gelin ve yakınları Kuaföre giderlerdi. Damat, Davul zurna eşliğinde Gelin Kuaförden alıp düğün alanına ( genel de bahçe Düğünü, bazen de Düğün salonlarının açılmasıyla salon düğününe) götürüldü. Her iki tarafın yakınları ve dostları, Halaylar eşliğinde gençlerin mutluluğuna şahitlik ederlerdi. Gelenek mi, Magandalık mı? Yukarıda bahsettiğim bu güzel etkinliğin bir silah sesiyle faciaya dönüşmesi, kimin neyi ispat ettiğini anlama imkânı yoktur. Yalnızca ateş düştüğü yeri yakmıştır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.