İkram Kali
Köşe Yazarı
İkram Kali
 

Van depremini anarken

Bugün 23 Ekim. Van depreminin dördüncü yıl dönümü. Acılarımız dün gibi taze. Depremde yaşadıklarımız zihinlerimizde silinmeyecek izler bıraktı. O günlerden unutulmayacak hikâyeler ortaya çıktı. 23 Ekim- 9 Kasım depremlerinde hayatını kaybedenleri rahmetle saygıyla anıyoruz. Aramızdan ayrılan Vanlı olan olmayan bütün kardeşlerimizin ailelerinin yakınlarının acısını yürekten paylaşıyoruz. Dört yıl önce Vanlıları zor zamanda yalnız bırakmayan devletimize, diğer ülke devletlerine, gönüllülere, resmi özel kurum ve kuruluşlara… Kardeşlik elini sevgiyle Van’a uzatanlara, dilinden duasını gönlünden yardımlaşmasını eksik etmeyenlere… Bizimle gözyaşı dökerek derdimizi dert edinerek “hepimiz insanız, hepimiz kardeşiz” diyerek Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden Van’a koşarak yanımızda yer alan herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. 23 Ekim ve 9 Kasım günleri ilimizde meydana gelen depremleri ve sonrasında devam eden on binin üzerinde artçı depremi ruhunda, bedeninde yaşayan Vanlılardan biri olarak o günleri hüzünle anımsıyorum. Deprem insanın kıyameti gibiydi. Saniyeler içinde yaşadığımız dehşetli anları bir daha yaşamamak dileğiyle yaşadığım şekliyle aktarmak istiyorum. Yerküredeki fay kırılmaları ile bir anda bulunduğunuz her yer kuru yaprak gibi şiddetle sarsılıyor. Büyük bir gürültü çıkıyor. Gözünüzde büyük gördüğünüz binaların başınıza yıkıldığını/yıkılabileceğini hissediyorsunuz. Çaresizlik içinde kalarak telaşlanıyorsunuz. Ölümü çok yakın hissediyorsunuz. Aklınıza gelirse dua ederek yalnızca Allaha sığınıyorsunuz. Can korkusuyla koşuşturuyorsunuz. Tekniğine uygun sağlam yapılmış, malzemesinden çalınmamış bir binada bulunuyorsanız ölümden sıyırarak kendinizi dışarı atıyorsunuz, değilse ölüm denilen sonu feci şekilde yaşıyorsunuz. Hatırlıyorum, zor anlardı. Deprem anında yaşanan telaş, koşuşturma, insanların yakınlarına ulaşma çabaları yürek parçalayan mahşeri görüntüler Amerikan film sahnelerini andırıyordu. Manzara ürkücüydü. İpekyolu, Kazım Karabekir, İskele, Cumhuriyet Caddesi ve diğer yolların tamamı araç ve insan kalabalıklarıyla dolduğundan işlemez haldeydi.  Telaşa insanların bilinçsizliği eklenince sokaklarda kargaşa, keşmekeş vardı. Feryat eden annelerin sesini duydum. Varlık içinde yokluk yaşayanların çaresizliğini anladım. Acıları yıkımları gözlemledim. Deprem felaketinde sevdiklerinizin, yakınlarınızın cenazesini defnetmenin ağırlığını hissettim. Sığınacak çadır bulamayanları, bulup ta kuramayanların yürek burkan çabalarını gözlemledim. Sonrasında dedemden, anamdan, babamdan dinlediğim Vanlıların 1915 muhacirliğinin anlamını 23 Ekim- 9 Kasım depremlerinde Van’dan kafilelerle diğer illere göç eden Vanlıları izledikçe daha iyi anlayarak ağladım. İlk panik anı atlatılınca farklılıkların anlamsızlaşarak insanların birbirine insanca, kardeşçe yardıma koştuğu unutulmaz dayanışmalara tanık oldum. Deprem sonrası el ele verdik ayağa kalktık. Yakıldı yapıldı, eksik kaldı oldu olmadı şudur budur denilirken geldik bugüne Bugün depremi, depremde yaşamını yitirenleri anıyoruz. Deprem, savaş, bayram gibi acı ve sevinç dolu anlam yüklü toplumsal günlerin yıl dönümleri mesajlarla geçiştirilecek günler değildir. Deprem gibi doğal felaketleri, felaketlerde hayatını kaybedenleri her yıl çeşitli etkinliklerle anmak, anlatmak önemlidir. Anmak unutmamak insan yaşamına saygı duymak, geçmişten ders almaktır. Anmak hafızayı canlı tutarak sorumluların yetkililerin dikkatini çekerek farkındalık yaratmaktır. Anmak doğal felaketlere karşı toplumsal bilinç, sorumluluk oluşturmaktır. Anmak vefa göstermek duygudaşlıktır. Anmak anlamak ve  var olmaktır. Anmak kadar unutmamak da önemlidir. Dört yıl önce bugün saat 13.41’de 7.2 şiddetinde Erciş merkezli meydana gelen depremde büyük bir felaket yaşandı. Depremde on binlerce insanımızın ev ve iş yeri hasar gördü, yıkıldı. Depremde binaların neden, nasıl yıkıldığını,  insanların neden öldüğünü, şehirlerin çıkarlar uğruna imara planlarına aykırı nasıl çirkinleştirilerek kötü şekilde planlandığını da unutmamak gerekir. Unutmuyoruz. Depremde yüreğini Vanlılarla paylaşanları da unutmuyoruz. Deprem boyunca soğukta, gecesini gündüzünü Vanlılar ile birlikte geçirerek yaralarımızı saran, gözyaşlarımızı silenleri, evini sofrasını Vanlılar ile paylaşan güzel insanları unutmuyoruz.  Van için şarkı, türkü söyleyen, Vanlılar için formalarını çıkaran duyarlı insanları da unutmuyoruz. 23 Ekim depreminin sembolü olan 12 yaşındaki Ercişli Yunus Geray’ı da rahmetle anarak unutmuyoruz. İnsanlık örnekleri sergileyenleri unutmuyoruz. Zor günlerde insanlığını unutarak küçük hesaplar içinde olanları da unutmuyoruz. Deprem anma yıl dönüm olunca ister istemez bütün hatırlarımız canlanıyor. Yüzlerce insanın can verdiği on binlerce insanımızın mağdur olduğu sıkıntılı günlerde deprem felaketini fırsata çevirerek zenginleşen gözü doymaz fırsatçıları  hiç  unutmuyoruz. Peki ders alındı mı? Deprem felaketinden kanımca gerekli dersler alınmadı. Alınmış olsaydı küçük çıkarlar büyük hatalar yapılmazdı.  Depremden yeterli ders alınmış olunsaydı insanlara deprem felaketinden daha zor günler yaşatılmazdı. Depremden ders alınsaydı ırkçı, kışkırtıcı düşüncelerle insanlar kutuplaştırılmazdı.  Depremden ders alınsaydı bölgede yaşanan hepimizi üzen yangına körükle gidilmez, fitne çıkarılarak şeytana aklı verilmezdi Ders alınsaydı…. Allah ülkemize, memleketimize milletimize ve bütün insanlığa deprem gibi felaketler bir daha yaşatmasın.   Eğitim şehidi öğretmenlere anıt istiyoruz 23 Ekim 2011 depreminde Erciş’te görev yapan 68 öğretmenimiz eğitim şehidi olmuştu.  Çeşitli illerden ilimize gelerek görev yapan  öğretmenlerimizin evlerinde bugün hüzün ve acı var. Vanlılar öğretmenlerimizi de unutmadı. Lakin unutan var. Geçen yıl Van’a gelen Anadolu eğitim Sendikası Genel Başkanı Cansel Güven son nefeslerini Van’da teslim etmiş olan eğitim şehitlerinin Van’da ölümsüzleştirilmesi adına ‘Deprem Şehidi Öğretmen’ anıtı inşası için dönemin Valisi Aydın Nezih Doğan ile görüşerek 24 Kasım 2014 tarihinde sonuçlanacak ve yalnızca öğretmenlerin katılacağı şekilde ödüllü bir anıt heykel tasarım yarışması düzenlenerek ilan edilmesi, kazanan tasarımın 24 Kasım 2015’de kentimizin müstesna bir noktasında açılışının yapılması konularında işbirliği teklif etmişti. Vali Aydın Nezih Doğan da girişimi desteklediğini belirterek çalışmalara başlanılmasını dile getirmişti. Sendikanın Van Şube Başkanı Firuz Tekin anıt yeri konusunda kendisine yardımcı olmamı istedi. En uygun Van-Şişli Öğretmenevi bahçesi olabileceğini söyledim. Düşünülen ‘Deprem Şehidi Öğretmen’ anıtı inşası ilgisizlik nedeniyle maalesef yapılamadı. Vanlılar öğretmenlerin isimlerini Van’da yaşatmak için Milli Eğitim Bakanlığı ve  Van Valisi İbrahim Taşyapan’dan  şehit öğretmenleri için bir anıt yapılmasını istiyor. Zira vefa bunu gerektirir.
Ekleme Tarihi: 22 Ekim 2015 - Perşembe

Van depremini anarken

Bugün 23 Ekim. Van depreminin dördüncü yıl dönümü. Acılarımız dün gibi taze. Depremde yaşadıklarımız zihinlerimizde silinmeyecek izler bıraktı. O günlerden unutulmayacak hikâyeler ortaya çıktı.

23 Ekim- 9 Kasım depremlerinde hayatını kaybedenleri rahmetle saygıyla anıyoruz. Aramızdan ayrılan Vanlı olan olmayan bütün kardeşlerimizin ailelerinin yakınlarının acısını yürekten paylaşıyoruz.

Dört yıl önce Vanlıları zor zamanda yalnız bırakmayan devletimize, diğer ülke devletlerine, gönüllülere, resmi özel kurum ve kuruluşlara… Kardeşlik elini sevgiyle Van’a uzatanlara, dilinden duasını gönlünden yardımlaşmasını eksik etmeyenlere… Bizimle gözyaşı dökerek derdimizi dert edinerek “hepimiz insanız, hepimiz kardeşiz” diyerek Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden Van’a koşarak yanımızda yer alan herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz.

23 Ekim ve 9 Kasım günleri ilimizde meydana gelen depremleri ve sonrasında devam eden on binin üzerinde artçı depremi ruhunda, bedeninde yaşayan Vanlılardan biri olarak o günleri hüzünle anımsıyorum.

Deprem insanın kıyameti gibiydi.

Saniyeler içinde yaşadığımız dehşetli anları bir daha yaşamamak dileğiyle yaşadığım şekliyle aktarmak istiyorum.

Yerküredeki fay kırılmaları ile bir anda bulunduğunuz her yer kuru yaprak gibi şiddetle sarsılıyor. Büyük bir gürültü çıkıyor. Gözünüzde büyük gördüğünüz binaların başınıza yıkıldığını/yıkılabileceğini hissediyorsunuz. Çaresizlik içinde kalarak telaşlanıyorsunuz. Ölümü çok yakın hissediyorsunuz. Aklınıza gelirse dua ederek yalnızca Allaha sığınıyorsunuz. Can korkusuyla koşuşturuyorsunuz. Tekniğine uygun sağlam yapılmış, malzemesinden çalınmamış bir binada bulunuyorsanız ölümden sıyırarak kendinizi dışarı atıyorsunuz, değilse ölüm denilen sonu feci şekilde yaşıyorsunuz.

Hatırlıyorum, zor anlardı.

Deprem anında yaşanan telaş, koşuşturma, insanların yakınlarına ulaşma çabaları yürek parçalayan mahşeri görüntüler Amerikan film sahnelerini andırıyordu. Manzara ürkücüydü. İpekyolu, Kazım Karabekir, İskele, Cumhuriyet Caddesi ve diğer yolların tamamı araç ve insan kalabalıklarıyla dolduğundan işlemez haldeydi.  Telaşa insanların bilinçsizliği eklenince sokaklarda kargaşa, keşmekeş vardı.

Feryat eden annelerin sesini duydum. Varlık içinde yokluk yaşayanların çaresizliğini anladım. Acıları yıkımları gözlemledim. Deprem felaketinde sevdiklerinizin, yakınlarınızın cenazesini defnetmenin ağırlığını hissettim. Sığınacak çadır bulamayanları, bulup ta kuramayanların yürek burkan çabalarını gözlemledim.

Sonrasında dedemden, anamdan, babamdan dinlediğim Vanlıların 1915 muhacirliğinin anlamını 23 Ekim- 9 Kasım depremlerinde Van’dan kafilelerle diğer illere göç eden Vanlıları izledikçe daha iyi anlayarak ağladım. İlk panik anı atlatılınca farklılıkların anlamsızlaşarak insanların birbirine insanca, kardeşçe yardıma koştuğu unutulmaz dayanışmalara tanık oldum.

Deprem sonrası el ele verdik ayağa kalktık. Yakıldı yapıldı, eksik kaldı oldu olmadı şudur budur denilirken geldik bugüne

Bugün depremi, depremde yaşamını yitirenleri anıyoruz.

Deprem, savaş, bayram gibi acı ve sevinç dolu anlam yüklü toplumsal günlerin yıl dönümleri mesajlarla geçiştirilecek günler değildir. Deprem gibi doğal felaketleri, felaketlerde hayatını kaybedenleri her yıl çeşitli etkinliklerle anmak, anlatmak önemlidir. Anmak unutmamak insan yaşamına saygı duymak, geçmişten ders almaktır. Anmak hafızayı canlı tutarak sorumluların yetkililerin dikkatini çekerek farkındalık yaratmaktır. Anmak doğal felaketlere karşı toplumsal bilinç, sorumluluk oluşturmaktır. Anmak vefa göstermek duygudaşlıktır. Anmak anlamak ve  var olmaktır.

Anmak kadar unutmamak da önemlidir.

Dört yıl önce bugün saat 13.41’de 7.2 şiddetinde Erciş merkezli meydana gelen depremde büyük bir felaket yaşandı. Depremde on binlerce insanımızın ev ve iş yeri hasar gördü, yıkıldı.

Depremde binaların neden, nasıl yıkıldığını,  insanların neden öldüğünü, şehirlerin çıkarlar uğruna imara planlarına aykırı nasıl çirkinleştirilerek kötü şekilde planlandığını da unutmamak gerekir.

Unutmuyoruz.

Depremde yüreğini Vanlılarla paylaşanları da unutmuyoruz. Deprem boyunca soğukta, gecesini gündüzünü Vanlılar ile birlikte geçirerek yaralarımızı saran, gözyaşlarımızı silenleri, evini sofrasını Vanlılar ile paylaşan güzel insanları unutmuyoruz.

 Van için şarkı, türkü söyleyen, Vanlılar için formalarını çıkaran duyarlı insanları da unutmuyoruz. 23 Ekim depreminin sembolü olan 12 yaşındaki Ercişli Yunus Geray’ı da rahmetle anarak unutmuyoruz. İnsanlık örnekleri sergileyenleri unutmuyoruz. Zor günlerde insanlığını unutarak küçük hesaplar içinde olanları da unutmuyoruz.

Deprem anma yıl dönüm olunca ister istemez bütün hatırlarımız canlanıyor. Yüzlerce insanın can verdiği on binlerce insanımızın mağdur olduğu sıkıntılı günlerde deprem felaketini fırsata çevirerek zenginleşen gözü doymaz fırsatçıları  hiç  unutmuyoruz.

Peki ders alındı mı?

Deprem felaketinden kanımca gerekli dersler alınmadı. Alınmış olsaydı küçük çıkarlar büyük hatalar yapılmazdı.  Depremden yeterli ders alınmış olunsaydı insanlara deprem felaketinden daha zor günler yaşatılmazdı. Depremden ders alınsaydı ırkçı, kışkırtıcı düşüncelerle insanlar kutuplaştırılmazdı.  Depremden ders alınsaydı bölgede yaşanan hepimizi üzen yangına körükle gidilmez, fitne çıkarılarak şeytana aklı verilmezdi Ders alınsaydı….

Allah ülkemize, memleketimize milletimize ve bütün insanlığa deprem gibi felaketler bir daha yaşatmasın.

 

Eğitim şehidi öğretmenlere anıt istiyoruz

23 Ekim 2011 depreminde Erciş’te görev yapan 68 öğretmenimiz eğitim şehidi olmuştu.  Çeşitli illerden ilimize gelerek görev yapan  öğretmenlerimizin evlerinde bugün hüzün ve acı var. Vanlılar öğretmenlerimizi de unutmadı.

Lakin unutan var.

Geçen yıl Van’a gelen Anadolu eğitim Sendikası Genel Başkanı Cansel Güven son nefeslerini Van’da teslim etmiş olan eğitim şehitlerinin Van’da ölümsüzleştirilmesi adına ‘Deprem Şehidi Öğretmen’ anıtı inşası için dönemin Valisi Aydın Nezih Doğan ile görüşerek 24 Kasım 2014 tarihinde sonuçlanacak ve yalnızca öğretmenlerin katılacağı şekilde ödüllü bir anıt heykel tasarım yarışması düzenlenerek ilan edilmesi, kazanan tasarımın 24 Kasım 2015’de kentimizin müstesna bir noktasında açılışının yapılması konularında işbirliği teklif etmişti. Vali Aydın Nezih Doğan da girişimi desteklediğini belirterek çalışmalara başlanılmasını dile getirmişti. Sendikanın Van Şube Başkanı Firuz Tekin anıt yeri konusunda kendisine yardımcı olmamı istedi. En uygun Van-Şişli Öğretmenevi bahçesi olabileceğini söyledim.

Düşünülen ‘Deprem Şehidi Öğretmen’ anıtı inşası ilgisizlik nedeniyle maalesef yapılamadı. Vanlılar öğretmenlerin isimlerini Van’da yaşatmak için Milli Eğitim Bakanlığı ve  Van Valisi İbrahim Taşyapan’dan  şehit öğretmenleri için bir anıt yapılmasını istiyor. Zira vefa bunu gerektirir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.