Prof. Dr. Ahmet ÖZER
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Ahmet ÖZER
 

Korona sonrası dünya nasıl olacak? -2

Öncelikle korona sonrası dünyada; insanlar her zaman bu denli büyük bir felaketle karşılaşabileceklerini akıllarının kenarında tutacak, hatırlayacak ve bunu sonraki kuşaklara aktaracaklardır. Bu dünyaya ve doğaya karşı daha ölçülü ve dikkatli olmamız için bir uyarı sinyali işlevini görür umarım. Bu işin iyi yanı. Ama maalesef aynı şeyi temelinde kontrol etme, güç ve iktidar dürtüleri olan devlet yönetimleri için söylemek güç. Bu süreçten sonra, devletlerin daha gözetlemeci, daha kontrolfirik olacağını söyleyebiliriz. Nitekim karşıt cephelerde yer alan ülkeler bile virüsle mücadelede bu bağlamda aynı noktada birleşirken, çok sayıda ülke de (işin özüne yönelik tedaviden ziyade) Covid-19’a karşı ilk adım olarak karantina uygulamasına gitti. Ülkeler arası yolculuklar yasaklandı, sınır kapıları kapatıldı, çok sayıda ülke sokağa çıkma yasağı ilan etti. Birçok sektör ekonomik açıdan durma noktasına geldi. Eğitimden başlayarak tüm sosyal etkinlikler durduruldu, spor faaliyetleri ertelendi. Bununla birlikte dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın, zorunlu haller dışında tüm vakitlerini evinde geçirmek zorunda kaldığı bir süreçten geçiliyor. Bazı uzmanlar, coronavirüsün ilerleyen süreçte küresel çapta kalıcı bir sıkıyönetim durumuna bile sebep olabileceğini düşünürken, bazıları da dünyayı yeni bir sistemin beklediğini savunuyor. Her iki durumda da İnsanlığı bekleyen önemli bir sınav var. Ya sürdürülemez olan bu düzeni hep birlikte değiştireceğiz ya da hep birlikte daha büyük krizlere yelken açacağız. Oysa dünyamız bu kriz ile mücadele edecek zenginliğe, bilgi birikimine de sahip. Önceki bir yazımda belirttiğim gibi, ihtiyacımız olan şey kapsayıcı, onarıcı, basiretli, birleştirici, zayıfı kollayan bir liderlik anlayışı. ÇİN’DE NELER OLUYOR? Biz daha demokratik bir toplum beklentimizi sürdürürken bazı ülkeler kontrol toplumunu başlatmış bile. Bunlardan biri virüsün ilk ortaya çıktığı ülke olan Çin. Çin’i ele alalım. Şangay Üniversitesi’nden bir öğretim üyesinin (D. N. Akçay’ın) bu konuda yazdığı makaleden, size bu anlamda Çin’de yaşanan durumu özetlemek istiyorum. Çin toplumu kontrol etmek amacıyla “Sosyal Kredi Sistemini” denilen bir sistem oluşturmuş. Bu sitemde “Sosyal Güven” adı verdikleri bir puanlama yapılıyor. Puanlama sonucu vatandaşlara ödül ya da ceza veriliyor. Peki puanlar neye göre veriliyor? Aklınıza gelecek her şey; sözgelimi harcama alışkanlıkları; kurulan arkadaşlıklar, sosyal medya kullanımı gibi unsurlara göre puan veriliyor insanlara. Sistem, puanların dahil olduğu bir algoritma kullanıyor, buna göre iyi vatandaş- kötü vatandaş listeleri oluşturuluyor. Tabi devletin kendine göre oluşturduğu ölçülere göre.. İşin sonunda, (bankaların güvenli olmayan müşteriler için oluşturdukları gibi) “Kara Listeler” oluşturuluyor. Bu listeye giren kişi birçok ayrıcalıktan, devletin sağladığı olanaklardan faydalanamıyor. Öyle ki kırmızı ışıkta geçmek, kapalı ortamda sigara içmek bile kişinin notunu düşürüyor. Sonuçta, devletin kendisi için belirlediği ölçülere göre, iyi vatandaş, kötü vatandaş ortaya çakıyor. Bütün bu işlemler 200 milyondan fazla yapay zekalı kameralarla takip ediliyor ve gerçekleştiriliyor. AKILLI KAMERALAR Yapay zekalı kameralar, yüz tanıma sistemine sahipler; vatandaşları anında tanıyor, algoritmalar yoluyla onlar hakkında psikolojik analizler yapabiliyorlar. Kişinin sakin ya da sinirli olup olmadığını, haleti ruhiyesini, yüzündeki mutluluk oranına göre durumuna kadar tespit edebiliyor. Üstünde nasıl bir elbise olduğu, saçının rengini, cinsiyetini, adını soyadını, hatta ırkını bile anında tespit ediyor. Sözgelimi kişinin yüzünü görmedi akıllı kamera, arkadan gördü diyelim; o zaman arka taraftan aldığı görüntüleri alıp havuza atıyor bir takım eşleşmelerden onun kim olduğunu anında tespit ediyor. Kaçış yok yani.. Dolayısıyla bu kameralar tam da George Orwel’in bahsettiği gözetleme toplumuna bizi götürüyor. Sadece bunlar da değil., Öte yandan nakit para kullanımı nerdeyse sıfırlanmış durumda, “WeeChat”ya da “Alipay” denilen sistemlerle bankacılık işlemleri yapılıyor. Alışverişler de karekök sistemi ile gerçekleştiriliyor, ödemeler para olmaksızın, bir yere dokunmaksızın yapılıyor. Korona belasının bize dayattığı gibi, insanoğlunun sevgisini gösterme yollarından biri olan “dokunmak” tarih oluyor. (Aslında, bunlar daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz yeni insan tipi yaratmanın ön adımları. Yani sadece robotlar insan gibi olmuyor, insanlar da zaman içinde giderek robotlaşmaya doğru yol alıyor. Başka bir “insan türü” ortaya çıkıyor. Bir kuşak sonrası insanlar buna hazır olmalı) Hiç bir ücret ödemeden sadece mesajlaşma üzerinden istediğine para gönderebiliyor insanlar. Böyle giderse yakında bankalar olmayacak, nakit para ortadan kalkacak. Dünyanın bir çok yerinde ve Çin’de Polisler artık yapay zekalı kasklar ve gözlükler takıyor. Sürücüsüz otomobiller, hızlı trenler, insansızlaşan marketler, ameliyat yapan robotlar yeni yaşamın unsurları haline geliyorlar. Sonuç olarak devletin birey üzerinde kontrolünün artacağı bir döneme giriyoruz. Bu gün yaşanan salgın ise bu sisteme karşı çıkanları susturmak için biçilmiş kaftan. Varın gerisini siz düşünün. (Devam edecek)
Ekleme Tarihi: 15 Nisan 2020 - Çarşamba

Korona sonrası dünya nasıl olacak? -2

Öncelikle korona sonrası dünyada; insanlar her zaman bu denli büyük bir felaketle karşılaşabileceklerini akıllarının kenarında tutacak, hatırlayacak ve bunu sonraki kuşaklara aktaracaklardır. Bu dünyaya ve doğaya karşı daha ölçülü ve dikkatli olmamız için bir uyarı sinyali işlevini görür umarım. Bu işin iyi yanı.

Ama maalesef aynı şeyi temelinde kontrol etme, güç ve iktidar dürtüleri olan devlet yönetimleri için söylemek güç. Bu süreçten sonra, devletlerin daha gözetlemeci, daha kontrolfirik olacağını söyleyebiliriz. Nitekim karşıt cephelerde yer alan ülkeler bile virüsle mücadelede bu bağlamda aynı noktada birleşirken, çok sayıda ülke de (işin özüne yönelik tedaviden ziyade) Covid-19’a karşı ilk adım olarak karantina uygulamasına gitti.

Ülkeler arası yolculuklar yasaklandı, sınır kapıları kapatıldı, çok sayıda ülke sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Birçok sektör ekonomik açıdan durma noktasına geldi. Eğitimden başlayarak tüm sosyal etkinlikler durduruldu, spor faaliyetleri ertelendi.

Bununla birlikte dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın, zorunlu haller dışında tüm vakitlerini evinde geçirmek zorunda kaldığı bir süreçten geçiliyor.

Bazı uzmanlar, coronavirüsün ilerleyen süreçte küresel çapta kalıcı bir sıkıyönetim durumuna bile sebep olabileceğini düşünürken, bazıları da dünyayı yeni bir sistemin beklediğini savunuyor.

Her iki durumda da İnsanlığı bekleyen önemli bir sınav var. Ya sürdürülemez olan bu düzeni hep birlikte değiştireceğiz ya da hep birlikte daha büyük krizlere yelken açacağız.

Oysa dünyamız bu kriz ile mücadele edecek zenginliğe, bilgi birikimine de sahip. Önceki bir yazımda belirttiğim gibi, ihtiyacımız olan şey kapsayıcı, onarıcı, basiretli, birleştirici, zayıfı kollayan bir liderlik anlayışı.

ÇİN’DE NELER OLUYOR?

Biz daha demokratik bir toplum beklentimizi sürdürürken bazı ülkeler kontrol toplumunu başlatmış bile. Bunlardan biri virüsün ilk ortaya çıktığı ülke olan Çin.

Çin’i ele alalım.

Şangay Üniversitesi’nden bir öğretim üyesinin (D. N. Akçay’ın) bu konuda yazdığı makaleden, size bu anlamda Çin’de yaşanan durumu özetlemek istiyorum.

Çin toplumu kontrol etmek amacıyla “Sosyal Kredi Sistemini” denilen bir sistem oluşturmuş. Bu sitemde “Sosyal Güven” adı verdikleri bir puanlama yapılıyor. Puanlama sonucu vatandaşlara ödül ya da ceza veriliyor.

Peki puanlar neye göre veriliyor? Aklınıza gelecek her şey; sözgelimi harcama alışkanlıkları; kurulan arkadaşlıklar, sosyal medya kullanımı gibi unsurlara göre puan veriliyor insanlara.

Sistem, puanların dahil olduğu bir algoritma kullanıyor, buna göre iyi vatandaş- kötü vatandaş listeleri oluşturuluyor. Tabi devletin kendine göre oluşturduğu ölçülere göre.. İşin sonunda, (bankaların güvenli olmayan müşteriler için oluşturdukları gibi) “Kara Listeler” oluşturuluyor. Bu listeye giren kişi birçok ayrıcalıktan, devletin sağladığı olanaklardan faydalanamıyor.

Öyle ki kırmızı ışıkta geçmek, kapalı ortamda sigara içmek bile kişinin notunu düşürüyor. Sonuçta, devletin kendisi için belirlediği ölçülere göre, iyi vatandaş, kötü vatandaş ortaya çakıyor.

Bütün bu işlemler 200 milyondan fazla yapay zekalı kameralarla takip ediliyor ve gerçekleştiriliyor.

AKILLI KAMERALAR

Yapay zekalı kameralar, yüz tanıma sistemine sahipler; vatandaşları anında tanıyor, algoritmalar yoluyla onlar hakkında psikolojik analizler yapabiliyorlar. Kişinin sakin ya da sinirli olup olmadığını, haleti ruhiyesini, yüzündeki mutluluk oranına göre durumuna kadar tespit edebiliyor. Üstünde nasıl bir elbise olduğu, saçının rengini, cinsiyetini, adını soyadını, hatta ırkını bile anında tespit ediyor.

Sözgelimi kişinin yüzünü görmedi akıllı kamera, arkadan gördü diyelim; o zaman arka taraftan aldığı görüntüleri alıp havuza atıyor bir takım eşleşmelerden onun kim olduğunu anında tespit ediyor. Kaçış yok yani..

Dolayısıyla bu kameralar tam da George Orwel’in bahsettiği gözetleme toplumuna bizi götürüyor. Sadece bunlar da değil.,

Öte yandan nakit para kullanımı nerdeyse sıfırlanmış durumda, “WeeChat”ya da “Alipay” denilen sistemlerle bankacılık işlemleri yapılıyor. Alışverişler de karekök sistemi ile gerçekleştiriliyor, ödemeler para olmaksızın, bir yere dokunmaksızın yapılıyor. Korona belasının bize dayattığı gibi, insanoğlunun sevgisini gösterme yollarından biri olan “dokunmak” tarih oluyor.

(Aslında, bunlar daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz yeni insan tipi yaratmanın ön adımları. Yani sadece robotlar insan gibi olmuyor, insanlar da zaman içinde giderek robotlaşmaya doğru yol alıyor. Başka bir “insan türü” ortaya çıkıyor. Bir kuşak sonrası insanlar buna hazır olmalı)

Hiç bir ücret ödemeden sadece mesajlaşma üzerinden istediğine para gönderebiliyor insanlar. Böyle giderse yakında bankalar olmayacak, nakit para ortadan kalkacak.

Dünyanın bir çok yerinde ve Çin’de Polisler artık yapay zekalı kasklar ve gözlükler takıyor. Sürücüsüz otomobiller, hızlı trenler, insansızlaşan marketler, ameliyat yapan robotlar yeni yaşamın unsurları haline geliyorlar.

Sonuç olarak devletin birey üzerinde kontrolünün artacağı bir döneme giriyoruz. Bu gün yaşanan salgın ise bu sisteme karşı çıkanları susturmak için biçilmiş kaftan.

Varın gerisini siz düşünün.

(Devam edecek)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.