Veysel Selen
Köşe Yazarı
Veysel Selen
 

Elazığ Depreminin Hatırlattıkları

"Elazığ Depremi" ile ilgili olarak, facebookta uzun bir yazı paylaştım, Türkiye geneline dönük. Bu yazı Van'a özel. Benim gözümden Van depremleri ve aklımda kalanların Van hafızasında kayda geçmesi için. 1918'den sonra yeni kurulan Van, ilk depremini 1945-46'da yaşadı. Çok azı 2 katlı cumbalı, çoğunluğu tek katlı, ama hepsi toprak damlı kerpiç evlerde yaşayan, Vanlı telaşla hızla dışarı fırlar. Evler çatlamış, az da olsa hasar görmüştür. Ama evlere giremezler, bu günün deyimiyle Van bir deprem fırtınası içindedir. Hep tetikte, hep tedirginlik içinde hayatın sürmeyeceğini anlar halk.  1950 doğumluların bile hatıralarında olan bir çözüm geliştirildi. Van evleri ayrık nizamda ve en az 2-3 dönüm bahçe içinde olduğu için, her aile bahçesinin bir köşesine ahşaptan 1 ve 2 odalı baraka yaptı. Aylar süren deprem fırtınası böyle atlatıldı. Deprem bitse de çok aile uzun süre 1960'lı yılların sonuna kadar bu barakaları bahçesinde korudu. 1977'de bir deprem daha oldu. Bu deprem de yıkıcı değildi ancak gene artçıları uzun süren, bir tür deprem fırtınası şeklindeydi. Herkes karda kışta sokaktaydı. Ahşap barakalarını koruyanlar bakaralarına sığındı, 2-3 gün sonra Kızılay çadırları geldi kamyonlarla. Jandarma eşliğinde dağıtılan bu çadırları alırken çok kişi dipçik yemekten kurtulamadı. Gene evlerin bahçesine kuruldu bu mahruti, konik çadırları. Kurmakla kalmadık içine soba bile kurduk. Soğuğa dayanmak zordu. Soba başında sabaha kadar babalarımız nöbet tuttu, her türlü olumsuzluğa karşı. 1976 Kasım ayında Muradiye'yi yıkan deprem. 4000 kişinin öldüğü, 10 bin, kerpiçten, dere yatağından toplanmış taştan yapılmış, basit ama ev olan bina yıkıldı. Kızılay'ın gerçekten Kızılay olduğu o dönemde ivedi mahruti çadırlar, ilk kez gördüğümüz kare çadırlar geldi. Kış çetin geçiyordu, barınma sorunu ise acildi. İlk o zaman gördük büyük çift cıdarlı, cıdarların arasında kuş tüyü olan çadırlar kuruldu, içine 2-3 soba kurulu. Rahmetli Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit geldiğinde onlarla gittiğimizde görmüştüm. Bu arada Van'a bir malzeme yığıldı ki hemen herkes şaşırıp kaldı çok kişi "bu malzemeyle bir Van daha kurulur" dedi. Sonra bu malzemelerin bir kısmının çevre illerde satıldığı dedikodusu çıktı. Yaz gelince konut yapımı başladı. Yöreye, kişilerin yaşam tarzına uygun olmayan binaların yapımı uzun sürdü, verilen evlere insanlar ihtiyaçlarına uygun ekler yaptı. 2011 yılı Ekim ve Kasımında Van ve Erciş için asıl yıkıcı deprem geldi. 644 insan yaşamını yitirdi.  Binlerce bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Bu aşamayı daha yakın zamanda herkes yaşadığı için ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak yardımlar konusunda bu kez de şaibeler dilden dile dolaştıysa da,  Tek dile getireceğim TOKİ'ni yaptığı 17.222 konutla ilgili olacak. Sağlam olsun diye kentten uzak, deyim yerindeyse dağ başına, güzel evler yapıldı. Ancak bu evler depremde varını yoğunu kaybeden, işinden, işyerinden olan, yakınını kaybetmiş, eşyasını yıkıntı altına bırakmış insanlara 70-80-90 bin liraya satılması oldu. Konteynerden evlere geçmek güzeldi ama çok insan ödeme güçlüğü çekti ve hala çekiyor. Kiracı olanlar TOKİ'den ev alamadı. Uzun süre konteyner yaşamı bazı ailelerin kaderi oldu. Van yeniden kuruldu. TOKİ evleri dışında yüklenici firmalar tarafından yapılan evlerin nasıl bir denetimden geçtiği hala kuşkulu.  Deprem bölgesi olan Van umarım bir daha yıkımla ve can kaybıyla karşılaşmaz. 
Ekleme Tarihi: 27 Ocak 2020 - Pazartesi

Elazığ Depreminin Hatırlattıkları

"Elazığ Depremi" ile ilgili olarak, facebookta uzun bir yazı paylaştım, Türkiye geneline dönük. Bu yazı Van'a özel. Benim gözümden Van depremleri ve aklımda kalanların Van hafızasında kayda geçmesi için.

1918'den sonra yeni kurulan Van, ilk depremini 1945-46'da yaşadı. Çok azı 2 katlı cumbalı, çoğunluğu tek katlı, ama hepsi toprak damlı kerpiç evlerde yaşayan, Vanlı telaşla hızla dışarı fırlar. Evler çatlamış, az da olsa hasar görmüştür. Ama evlere giremezler, bu günün deyimiyle Van bir deprem fırtınası içindedir. Hep tetikte, hep tedirginlik içinde hayatın sürmeyeceğini anlar halk. 

1950 doğumluların bile hatıralarında olan bir çözüm geliştirildi. Van evleri ayrık nizamda ve en az 2-3 dönüm bahçe içinde olduğu için, her aile bahçesinin bir köşesine ahşaptan 1 ve 2 odalı baraka yaptı. Aylar süren deprem fırtınası böyle atlatıldı. Deprem bitse de çok aile uzun süre 1960'lı yılların sonuna kadar bu barakaları bahçesinde korudu.

1977'de bir deprem daha oldu. Bu deprem de yıkıcı değildi ancak gene artçıları uzun süren, bir tür deprem fırtınası şeklindeydi. Herkes karda kışta sokaktaydı. Ahşap barakalarını koruyanlar bakaralarına sığındı, 2-3 gün sonra Kızılay çadırları geldi kamyonlarla. Jandarma eşliğinde dağıtılan bu çadırları alırken çok kişi dipçik yemekten kurtulamadı. Gene evlerin bahçesine kuruldu bu mahruti, konik çadırları. Kurmakla kalmadık içine soba bile kurduk. Soğuğa dayanmak zordu. Soba başında sabaha kadar babalarımız nöbet tuttu, her türlü olumsuzluğa karşı.

1976 Kasım ayında Muradiye'yi yıkan deprem. 4000 kişinin öldüğü, 10 bin, kerpiçten, dere yatağından toplanmış taştan yapılmış, basit ama ev olan bina yıkıldı. Kızılay'ın gerçekten Kızılay olduğu o dönemde ivedi mahruti çadırlar, ilk kez gördüğümüz kare çadırlar geldi. Kış çetin geçiyordu, barınma sorunu ise acildi. İlk o zaman gördük büyük çift cıdarlı, cıdarların arasında kuş tüyü olan çadırlar kuruldu, içine 2-3 soba kurulu. Rahmetli Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit geldiğinde onlarla gittiğimizde görmüştüm.

Bu arada Van'a bir malzeme yığıldı ki hemen herkes şaşırıp kaldı çok kişi "bu malzemeyle bir Van daha kurulur" dedi. Sonra bu malzemelerin bir kısmının çevre illerde satıldığı dedikodusu çıktı. Yaz gelince konut yapımı başladı. Yöreye, kişilerin yaşam tarzına uygun olmayan binaların yapımı uzun sürdü, verilen evlere insanlar ihtiyaçlarına uygun ekler yaptı.

2011 yılı Ekim ve Kasımında Van ve Erciş için asıl yıkıcı deprem geldi. 644 insan yaşamını yitirdi.  Binlerce bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Bu aşamayı daha yakın zamanda herkes yaşadığı için ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak yardımlar konusunda bu kez de şaibeler dilden dile dolaştıysa da,  Tek dile getireceğim TOKİ'ni yaptığı 17.222 konutla ilgili olacak. Sağlam olsun diye kentten uzak, deyim yerindeyse dağ başına, güzel evler yapıldı. Ancak bu evler depremde varını yoğunu kaybeden, işinden, işyerinden olan, yakınını kaybetmiş, eşyasını yıkıntı altına bırakmış insanlara 70-80-90 bin liraya satılması oldu. Konteynerden evlere geçmek güzeldi ama çok insan ödeme güçlüğü çekti ve hala çekiyor. Kiracı olanlar TOKİ'den ev alamadı. Uzun süre konteyner yaşamı bazı ailelerin kaderi oldu. Van yeniden kuruldu. TOKİ evleri dışında yüklenici firmalar tarafından yapılan evlerin nasıl bir denetimden geçtiği hala kuşkulu. 

Deprem bölgesi olan Van umarım bir daha yıkımla ve can kaybıyla karşılaşmaz. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.