İkram Kali
Köşe Yazarı
İkram Kali
 

Deprem felaketini yaşamak

Bu deprem son uyarı sanırım. Cuma akşamı saat 21.00 sularında Elazığ Sivrice’de 6.8 büyüklüğünde, 8 kilometre derinlikte meydan gelen; Doğu ve Güneydoğu’dan, Karadeniz Bölgesi’ne kadar şiddeti hissedilen depremde Elazığ ve Malatya’da 39 yurttaşımız hayatını kaybederken bini aşkın kişi de yaralandı. Deprem hissedildiği her yerde paniğe neden oldu. Van’da perşembe akşamı başlayan cuma akşamına kadar devam eden yoğun kar yağışı sonrası bazı yerlerde 30 santim, bazı yerlerde 1 metreye kadar ulaşan kar yağışı cuma gecesi yerini ayaza bırakmıştı. Buz kesen soğuk havanın hissedildiği saatlerde Elazığ’dan gelen deprem haberi depremin ne denli zor doğa felaketi olduğunu iyi bilen biz Vanlıları hem üzdü hem de 8 yıl önce 2011’de meydana gelen depremlere geri götürdü. 23 Ekim 2011 günü saat 13.41’de meydana gelen ve 25 saniye süren 7,2 büyüklüğündeki depremde 604 insanımız hayatını kaybetmiş, 2 bin 262 enkaz oluşmuş, yüzlerce insanımız yaralanmış, onlarca yapı da yıkılmıştı. Deprem Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu'da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçmişti. 23 Ekim depreminin yaraları sarılmaya, acılar dindirilmeye çalışılıyordu. Hayatın normale dönmesi umutla beklenirken tahmin edilemeyen yıkıcı bir deprem daha meydana gelmişti. 9 Kasım 2011 akşamı, Kurban Bayramı’nın son gecesi saat 21.23’de meydana gelen 5,6 şiddetindeki Edremit merkezli ikinci depremde 2'si otel olmak üzere 25 bina yıkılmıştı. 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 depremlerinde 644 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, bin 966 vatandaşımız yaralanmış, Van ovasının tarımsal alanına yapılan 30 bini aşkın yapı ağır hasar görerek yıkılmış, on binlerce Vanlı depremzede farklı illere göç etmiş ama büyük bir kısmı Van’a geri dönmemişti. Van’ın en büyük kaybı giden insanlarının geri dönmemesi olmuştu. İnsanın kıyameti olarak kabul edilen, paranın pulun, zenginliğin, mevki ve makamın, güzelliğin işe yarmadığı; çaresiz kaldığı deprem felaketinde yalnızca insanlık ve yardımlaşmanın anlam kazandığına Van depremlerinin tamamını en ağır şekilde iliklerine kadar yaşayan insan olarak tanık oldum. Depremleri yaşadım, gördüm, gözlemledim. Dolaysıyla Elazığ ve Malatya’daki depremzede kardeşlerimizi iyi anılıyorum. Elazığ’dan deprem haberi gelince hafızamıza kazınan deprem filmi ister istemez başa sararak 8 yıl öncecesine geri döndük. Deprem anında dökülen gözyaşlarını, feryatları, yakınlarına ulaşma çabası veren insanlarımızın hüzünlü çabalarını anımsadım.  23 Ekim depremi sonrası “evlerinize girilebilirsiniz” diyen yetkililerin ikinci depremin altında kalan sözlerini anımsadım.  Etnik köken üzerinden ırkçılık yapan, Türk ve Kürt faşistlerini anımsadım. Elektrik, telefon, doğal gazın kesilmesiyle birlikte duran hayatı,  keşmekeş anını anımsadım. Enkazların altından sağ veya yaralı insanları kurtarma çabası veren ekipleri, sağlık ve yardım görevlilerinin saygı duyulacak insani çabalarını anımsadım. Deprem anında bir tas sıcak çorbaya, güzel bir yüze, samimi bir yüreğe ihtiyaç duyan ama utancından el uzatmayan onurlu insanları anımsadım.  Dinlisi, dinsizi dünya yardıma koşarken; depremzedelerin terk ettiği evlere hırsızlık için giren alçakları, deprem yardımlarını iç eden çakalları, depremde devleti aslında milleti kazıklayarak afeti ranta çeviren namusuz şebekeleri anımsadım.  Bir çadır bulmak için mücadele eden, el ayak öpen insanları anımsadım. Günlerce yıkanamayan, yıkanmak için yüzlerce kilometre uzaklara gidenleri anımsadım. Depremlerden ders alamayarak kibir, gurur içinde egosuna yenilenleri anımsadım. Deprem yardımlarını almaktan doymayan gözü günlü aç, insan kılığındaki hayvanları anımsadım. Sıcak yuvaya, en çok da sıcak yüreklere o günlerde duyulan ihtiyacı anımsadım. Din, dil, ırk, renk gözetmeden Vanlı depremzedelerin yardımına gönüllü olarak koşan yürekli insanları, kurum ve kuruluşları anımsadım. Depremin doğa felaketi olduğunu, meydana gelen yıkım ve can kayıplarının ise yöneticilerin, insanların ihmalinden kaynaklandığını anımsadım. Beşiktaş Çarşı Grubunu anımsadım.   Depremi fitne fesat, ötekileştirme, kirli siyaset aracı haline getiren ucuz siyasetçileri ve trollerini anımsadım. Elazığ’da deprem, Van’da kara kış olunca… 8 yıl önce diz boyu yağan karda kışta psikolojisi sıfırlanmış depremzede olmanın çetin zorluklarını anımsadım.   Çadır yangınlarında hayatını kaybeden, şahsen yüreğimi yakan insanlarımızın trajik ölümlerini anımsayarak Elazığlı, Malatyalı kardeşlerimizin soğuk kış günlerinde çaresiz duruma düşmemeleri için duacı oldum. Elazığ ve Malatyalı kardeşlerimize geçmiş olsun. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Deprem öldürmüyor. Liyakatsiz, ehliyetsiz, vizyonsuz kişilerin yönetici olması öldürüyor.       Deprem kültürü edinmeliyiz Ülkemizi ve kentleri yönetecek idareciler artık çalıp çırpmasın,  belediyeler de depreme uygun olmayan yapılaşamaya artık izin vermesin inanın çok yanlış düzelir. Çağrı… 2011 Van depremlerinde AFAD Başkanı olan Dr. Fuat Oktay, şimdi Cumhurbaşkanı Yardımcısıdır. Yani depremleri yakından yaşamış yetkilidir. Halk Eğitim Merkezleri dahil artık her yerde istemediğiniz kadar Kur'an Kursu var.   Oktay, talimat versin. Kur’an Kursu olan yerler dâhil, yaygın ve örgün tüm eğitim kurumları hatta askeri birliklerde deprem eğitimi verilmeye başlansın. Deprem zorunlu hayat dersi olsun.  Deprem ülkesi olduğumuza göre hepimiz deprem eğitim  ve kültürünü edinelim. Çare eğitim ve kültürdür.       Van'ın sorumlusu kim olacak? Elazığ depremini değerlendiren Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “ Depremlerin meydan geldiği fay hattının üzerinde yeniden yapılaşma çok yanlış ve tehlikelidir, Buralar imara açılamaz. Japonya’da olsa dahi yanlıştır” dedi. Van’da 2011’de meydana gelen depremlerde yıkılan yapıların tamamı aynı yerlerde yapıldı. Belediyeler Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve AFAD‘da ruhsat verdi. Peki, Allah korsun… Yıkıcı deprem olursa… Bilimsel normlara göre yer seçimine uygun yerlerde yeniden yapılan ranta dayalı binalar yıkılarak can ve mal kayıpları meydana gelirse bunun sorumlusu kim ya da kimler olacak? Bu arada Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Özel Kalem Müdürü Dr. Ali Kılıçer’in Elazığ depreminden bir gün önce Van için deprem uyarsında bulunduğunu da hatırlatalım.     Eskiler size kalsın Van depremlerinde gördük, yaşadık. Bisikletini gönderen çocuklar, yazmasını gönderen kadınlar,  yüreğini sevgisini gönderen insanlar oldu. Bazı kişiler de eski, giyilmiş yıpranmış kıyafetlerini gönderdi. Bu çirkin hareket tepki çekti. Şimdi… Elazığ’dan benzer ses yükseldi: “Eski kıyafetlerinizi lütfen göndermeyin.” Yardım yapacaksanız insan onuruna yakışan yardım yapın, ya da hiç yapmayın.
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2020 - Pazar

Deprem felaketini yaşamak

Bu deprem son uyarı sanırım.

Cuma akşamı saat 21.00 sularında Elazığ Sivrice’de 6.8 büyüklüğünde, 8 kilometre derinlikte meydan gelen; Doğu ve Güneydoğu’dan, Karadeniz Bölgesi’ne kadar şiddeti hissedilen depremde Elazığ ve Malatya’da 39 yurttaşımız hayatını kaybederken bini aşkın kişi de yaralandı. Deprem hissedildiği her yerde paniğe neden oldu.

Van’da perşembe akşamı başlayan cuma akşamına kadar devam eden yoğun kar yağışı sonrası bazı yerlerde 30 santim, bazı yerlerde 1 metreye kadar ulaşan kar yağışı cuma gecesi yerini ayaza bırakmıştı. Buz kesen soğuk havanın hissedildiği saatlerde Elazığ’dan gelen deprem haberi depremin ne denli zor doğa felaketi olduğunu iyi bilen biz Vanlıları hem üzdü hem de 8 yıl önce 2011’de meydana gelen depremlere geri götürdü.

23 Ekim 2011 günü saat 13.41’de meydana gelen ve 25 saniye süren 7,2 büyüklüğündeki depremde 604 insanımız hayatını kaybetmiş, 2 bin 262 enkaz oluşmuş, yüzlerce insanımız yaralanmış, onlarca yapı da yıkılmıştı. Deprem Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu'da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçmişti.

23 Ekim depreminin yaraları sarılmaya, acılar dindirilmeye çalışılıyordu. Hayatın normale dönmesi umutla beklenirken tahmin edilemeyen yıkıcı bir deprem daha meydana gelmişti. 9 Kasım 2011 akşamı, Kurban Bayramı’nın son gecesi saat 21.23’de meydana gelen 5,6 şiddetindeki Edremit merkezli ikinci depremde 2'si otel olmak üzere 25 bina yıkılmıştı.

23 Ekim ve 9 Kasım 2011 depremlerinde 644 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, bin 966 vatandaşımız yaralanmış, Van ovasının tarımsal alanına yapılan 30 bini aşkın yapı ağır hasar görerek yıkılmış, on binlerce Vanlı depremzede farklı illere göç etmiş ama büyük bir kısmı Van’a geri dönmemişti. Van’ın en büyük kaybı giden insanlarının geri dönmemesi olmuştu.

İnsanın kıyameti olarak kabul edilen, paranın pulun, zenginliğin, mevki ve makamın, güzelliğin işe yarmadığı; çaresiz kaldığı deprem felaketinde yalnızca insanlık ve yardımlaşmanın anlam kazandığına Van depremlerinin tamamını en ağır şekilde iliklerine kadar yaşayan insan olarak tanık oldum.

Depremleri yaşadım, gördüm, gözlemledim. Dolaysıyla Elazığ ve Malatya’daki depremzede kardeşlerimizi iyi anılıyorum.

Elazığ’dan deprem haberi gelince hafızamıza kazınan deprem filmi ister istemez başa sararak 8 yıl öncecesine geri döndük.

Deprem anında dökülen gözyaşlarını, feryatları, yakınlarına ulaşma çabası veren insanlarımızın hüzünlü çabalarını anımsadım.

 23 Ekim depremi sonrası “evlerinize girilebilirsiniz” diyen yetkililerin ikinci depremin altında kalan sözlerini anımsadım.

 Etnik köken üzerinden ırkçılık yapan, Türk ve Kürt faşistlerini anımsadım.

Elektrik, telefon, doğal gazın kesilmesiyle birlikte duran hayatı,  keşmekeş anını anımsadım.

Enkazların altından sağ veya yaralı insanları kurtarma çabası veren ekipleri, sağlık ve yardım görevlilerinin saygı duyulacak insani çabalarını anımsadım.

Deprem anında bir tas sıcak çorbaya, güzel bir yüze, samimi bir yüreğe ihtiyaç duyan ama utancından el uzatmayan onurlu insanları anımsadım.

 Dinlisi, dinsizi dünya yardıma koşarken; depremzedelerin terk ettiği evlere hırsızlık için giren alçakları, deprem yardımlarını iç eden çakalları, depremde devleti aslında milleti kazıklayarak afeti ranta çeviren namusuz şebekeleri anımsadım.

 Bir çadır bulmak için mücadele eden, el ayak öpen insanları anımsadım.

Günlerce yıkanamayan, yıkanmak için yüzlerce kilometre uzaklara gidenleri anımsadım.

Depremlerden ders alamayarak kibir, gurur içinde egosuna yenilenleri anımsadım.

Deprem yardımlarını almaktan doymayan gözü günlü aç, insan kılığındaki hayvanları anımsadım.

Sıcak yuvaya, en çok da sıcak yüreklere o günlerde duyulan ihtiyacı anımsadım.

Din, dil, ırk, renk gözetmeden Vanlı depremzedelerin yardımına gönüllü olarak koşan yürekli insanları, kurum ve kuruluşları anımsadım.

Depremin doğa felaketi olduğunu, meydana gelen yıkım ve can kayıplarının ise yöneticilerin, insanların ihmalinden kaynaklandığını anımsadım.

Beşiktaş Çarşı Grubunu anımsadım.  

Depremi fitne fesat, ötekileştirme, kirli siyaset aracı haline getiren ucuz siyasetçileri ve trollerini anımsadım.

Elazığ’da deprem, Van’da kara kış olunca…

8 yıl önce diz boyu yağan karda kışta psikolojisi sıfırlanmış depremzede olmanın çetin zorluklarını anımsadım.  

Çadır yangınlarında hayatını kaybeden, şahsen yüreğimi yakan insanlarımızın trajik ölümlerini anımsayarak Elazığlı, Malatyalı kardeşlerimizin soğuk kış günlerinde çaresiz duruma düşmemeleri için duacı oldum.

Elazığ ve Malatyalı kardeşlerimize geçmiş olsun. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Deprem öldürmüyor. Liyakatsiz, ehliyetsiz, vizyonsuz kişilerin yönetici olması öldürüyor.

 

 

 

Deprem kültürü edinmeliyiz

Ülkemizi ve kentleri yönetecek idareciler artık çalıp çırpmasın,  belediyeler de depreme uygun olmayan yapılaşamaya artık izin vermesin inanın çok yanlış düzelir.

Çağrı…

2011 Van depremlerinde AFAD Başkanı olan Dr. Fuat Oktay, şimdi Cumhurbaşkanı Yardımcısıdır. Yani depremleri yakından yaşamış yetkilidir.

Halk Eğitim Merkezleri dahil artık her yerde istemediğiniz kadar Kur'an Kursu var.  

Oktay, talimat versin.

Kur’an Kursu olan yerler dâhil, yaygın ve örgün tüm eğitim kurumları hatta askeri birliklerde deprem eğitimi verilmeye başlansın. Deprem zorunlu hayat dersi olsun.

 Deprem ülkesi olduğumuza göre hepimiz deprem eğitim  ve kültürünü edinelim.

Çare eğitim ve kültürdür.

 

 

 

Van'ın sorumlusu kim olacak?

Elazığ depremini değerlendiren Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “ Depremlerin meydan geldiği fay hattının üzerinde yeniden yapılaşma çok yanlış ve tehlikelidir, Buralar imara açılamaz. Japonya’da olsa dahi yanlıştır” dedi.

Van’da 2011’de meydana gelen depremlerde yıkılan yapıların tamamı aynı yerlerde yapıldı. Belediyeler Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve AFAD‘da ruhsat verdi.

Peki,

Allah korsun… Yıkıcı deprem olursa…

Bilimsel normlara göre yer seçimine uygun yerlerde yeniden yapılan ranta dayalı binalar yıkılarak can ve mal kayıpları meydana gelirse bunun sorumlusu kim ya da kimler olacak?

Bu arada Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Özel Kalem Müdürü Dr. Ali Kılıçer’in Elazığ depreminden bir gün önce Van için deprem uyarsında bulunduğunu da hatırlatalım.

 

 

Eskiler size kalsın

Van depremlerinde gördük, yaşadık. Bisikletini gönderen çocuklar, yazmasını gönderen kadınlar,  yüreğini sevgisini gönderen insanlar oldu.

Bazı kişiler de eski, giyilmiş yıpranmış kıyafetlerini gönderdi. Bu çirkin hareket tepki çekti.

Şimdi…

Elazığ’dan benzer ses yükseldi: “Eski kıyafetlerinizi lütfen göndermeyin.”

Yardım yapacaksanız insan onuruna yakışan yardım yapın, ya da hiç yapmayın.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.