Köşe Yazıları (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 26.07.2012 - 08:02, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:18

Ya hayır konuşalım, yada susalım

 

Ya hayır konuşalım, yada susalım

Dil, Allah-u Teâlâ'nın insana verdiği en büyük nimetlerdendir. Bununla beraber konuşma fiili de insanı hayvandan ayıran en güzel haslettir. İlk insandan bu güne tüm insanlık arasında en sağlıklı ve vazgeçilmez iletişim aracı elbetteki dil, yani konuşmadır. Ancak dilimizi iyi ve anlaşılır kullandığımız vakit karşımızdaki insanlarla anlaşmamız çok daha kolay olmuş; tam tersi dilimizi kötü ve sert bir uslupla kullandığımız vakit ise mutlaka kişilerle anlaşmamız ya zorlaşmış yada kavgaya dönüşmüştür. Allah katında ise en makbul söz hakikati içerisinde barındıran, faydalı, güzel,  zihne ve kulağa hoş gelen sözlerdir. Hayır dediğimz söz, içerisinde hakkı barındıran yani hak, bütün durum ve şartlarda Rabbimiz katında doğru olan; kötü ve şer dediğimiz batıl ise: bütüm durum ve şartlarda Rabbimiz katında yanlış ve zararlı olan şeylerdir. İşte bizler yapmış olduğumuz bu tarif üzerine ya her zaman ve her şartta hayrı yani hakkı konuşacaz, yada batıla meyletmemek için susacağız.Rabbimiz "Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler." (Mü'minun/ 3) bir diğer ayeti kerimede "Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler." (Kasas/ 55) buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v): "Allah'a ve ahirete inanan, ya hayır konuşsun veya sükut etsin!" (Buhari) buyurmuş ve biz inananları hayra davet etmiştir. Bizler ev ortamında, iş ve arkadaş ortamında bir çok zaman bir araya gelmekteyiz. O gün içerisinde birden çok meseleyi anlatır, dertlerimizi paylaşır ve çözüm arayışına gireriz. Ne yazık ki bu konuşmalarımızın bir çoğu boş ve malayani sözlerden müteşekkil olmakta ve karşımızdaki insani bir fayda sağlamayacak söylemleri teşkil etmektedir. İşte biz inançlı insanlar olarak hangi ortamda olursak olalım; hangi işi yapıyorsak yapalım; Mevlamızın emri gereği boş, malayani ve hiç bir kimseye faydası olmayan muhabbetlerden kaçınmalı, her ortamda hakkı konuşmalı; uhrevi ve dünyevi hiçbir kazanç sağlamayacak, bilakis bizlerin zamanını beyhude edecek zararlı ve kötü söylemlerden kaçınmalıyız. "Hayır söz hariç, dilini tutan, şeytanı mağlup eder." (Taberani) buyuran Peygamberimiz (s.a.v)'e kulak vererek, şeytanı sevindirmemeli ve onu yenmeliyiz.İmanımızın da dilimize bağlı olması dilin âfetlerinden sakınmamızı kaçınılmaz yapsa gerek. Onun şerrinden korunmanın yolu ise susmak ya da konuşacaksak hayır konuşmaktır. İnsan, imanı nisbetinde konuşur. İmansızsa kalbi diline imansızlığını aksettirir. İmanı ne derece ise konuşmasındaki üslûpla imanı anlaşılır. Yani insan içinde ne varsa onu boşaltır. Balla dolu ise bal, zehirle dolu ise zehir. Bunun için susmak, cahilin cahilliği ile arasında perde olduğu gibi, dinleyerek ilminin artmasına vesile olur. Mümini de her türlü zarardan koruyan bir takva kalkanıdır. İnsanı vakarlı, edepli ve ağır başlı yapar.Peygamberimiz, bir gün Sahabîlerin sorusu üzerine cihat, oruç ve zekâttan sonra en hayırlı ibadetin sükût olduğunu bildirerek, şöyle buyuruyordu: "Susmak, konuşunca da hayır konuşmak." Muaz bin Cebel'in, "Dilimizin söylediklerinden mes'ul olur muyuz?" demesi üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: "İnsanları Cehenneme yüzüstü düşürecek olan şey, dillerinden başkası değildir. Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin, ya da sussun. Hayır konuşun, faydalanın, kötü konuşmayın ki, selâmette olasınız." Ömer (r.a) dedi ki: "Sözü çok olanın yalanı da çok olur, yalanı çok olanın günahı da çok olur, kimin de günahı çok olursa ateş ona en layıktır." Bununla birlikte susmada da bir ölçünün olduğunu konuşulan her ortamda her söylenene sükut etmek, hakkı söylememek veya gizlemekte İslamın emrine ters düşmekte, bazen bir başka kişinin zarar görmesine sebebiyet vermektedir. Bundan dolayı her hareketimizde ne ifrat ne tefrit ölçüsüne uymaya çalıştığımız gibi konuşma ve sükutta da bu ölçüyü gözetmeli; hakk dediğimiz çizgiyi ihmal etmemeliyiz.Ey Allah'ım! Dilimizi doğru kıl. Bizi seni çok zikredenlerden, sana çok şükredenlerden, yalnız sana yönelerek yakarışta bulunanlardan ve yalnız hakikati söyleyenlerden eyle! Âmin.      vanhaber,ömer gündüz,köşe yazıları

Dil, Allah-u Teâlâ'nın insana verdiği en büyük nimetlerdendir. Bununla beraber konuşma fiili de insanı hayvandan ayıran en güzel haslettir. İlk insandan bu güne tüm insanlık arasında en sağlıklı ve vazgeçilmez iletişim aracı elbetteki dil, yani konuşmadır. Ancak dilimizi iyi ve anlaşılır kullandığımız vakit karşımızdaki insanlarla anlaşmamız çok daha kolay olmuş; tam tersi dilimizi kötü ve sert bir uslupla kullandığımız vakit ise mutlaka kişilerle anlaşmamız ya zorlaşmış yada kavgaya dönüşmüştür. Allah katında ise en makbul söz hakikati içerisinde barındıran, faydalı, güzel,  zihne ve kulağa hoş gelen sözlerdir. Hayır dediğimz söz, içerisinde hakkı barındıran yani hak, bütün durum ve şartlarda Rabbimiz katında doğru olan; kötü ve şer dediğimiz batıl ise: bütüm durum ve şartlarda Rabbimiz katında yanlış ve zararlı olan şeylerdir. İşte bizler yapmış olduğumuz bu tarif üzerine ya her zaman ve her şartta hayrı yani hakkı konuşacaz, yada batıla meyletmemek için susacağız.
Rabbimiz "Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler." (Mü'minun/ 3) bir diğer ayeti kerimede "Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler." (Kasas/ 55) buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v): "Allah'a ve ahirete inanan, ya hayır konuşsun veya sükut etsin!" (Buhari) buyurmuş ve biz inananları hayra davet etmiştir. Bizler ev ortamında, iş ve arkadaş ortamında bir çok zaman bir araya gelmekteyiz. O gün içerisinde birden çok meseleyi anlatır, dertlerimizi paylaşır ve çözüm arayışına gireriz. Ne yazık ki bu konuşmalarımızın bir çoğu boş ve malayani sözlerden müteşekkil olmakta ve karşımızdaki insani bir fayda sağlamayacak söylemleri teşkil etmektedir. İşte biz inançlı insanlar olarak hangi ortamda olursak olalım; hangi işi yapıyorsak yapalım; Mevlamızın emri gereği boş, malayani ve hiç bir kimseye faydası olmayan muhabbetlerden kaçınmalı, her ortamda hakkı konuşmalı; uhrevi ve dünyevi hiçbir kazanç sağlamayacak, bilakis bizlerin zamanını beyhude edecek zararlı ve kötü söylemlerden kaçınmalıyız. "Hayır söz hariç, dilini tutan, şeytanı mağlup eder." (Taberani) buyuran Peygamberimiz (s.a.v)'e kulak vererek, şeytanı sevindirmemeli ve onu yenmeliyiz.
İmanımızın da dilimize bağlı olması dilin âfetlerinden sakınmamızı kaçınılmaz yapsa gerek. Onun şerrinden korunmanın yolu ise susmak ya da konuşacaksak hayır konuşmaktır. İnsan, imanı nisbetinde konuşur. İmansızsa kalbi diline imansızlığını aksettirir. İmanı ne derece ise konuşmasındaki üslûpla imanı anlaşılır. Yani insan içinde ne varsa onu boşaltır. Balla dolu ise bal, zehirle dolu ise zehir. Bunun için susmak, cahilin cahilliği ile arasında perde olduğu gibi, dinleyerek ilminin artmasına vesile olur. Mümini de her türlü zarardan koruyan bir takva kalkanıdır. İnsanı vakarlı, edepli ve ağır başlı yapar.
Peygamberimiz, bir gün Sahabîlerin sorusu üzerine cihat, oruç ve zekâttan sonra en hayırlı ibadetin sükût olduğunu bildirerek, şöyle buyuruyordu: "Susmak, konuşunca da hayır konuşmak." Muaz bin Cebel'in, "Dilimizin söylediklerinden mes'ul olur muyuz?" demesi üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: "İnsanları Cehenneme yüzüstü düşürecek olan şey, dillerinden başkası değildir. Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin, ya da sussun. Hayır konuşun, faydalanın, kötü konuşmayın ki, selâmette olasınız." Ömer (r.a) dedi ki: "Sözü çok olanın yalanı da çok olur, yalanı çok olanın günahı da çok olur, kimin de günahı çok olursa ateş ona en layıktır." Bununla birlikte susmada da bir ölçünün olduğunu konuşulan her ortamda her söylenene sükut etmek, hakkı söylememek veya gizlemekte İslamın emrine ters düşmekte, bazen bir başka kişinin zarar görmesine sebebiyet vermektedir. Bundan dolayı her hareketimizde ne ifrat ne tefrit ölçüsüne uymaya çalıştığımız gibi konuşma ve sükutta da bu ölçüyü gözetmeli; hakk dediğimiz çizgiyi ihmal etmemeliyiz.
Ey Allah'ım! Dilimizi doğru kıl. Bizi seni çok zikredenlerden, sana çok şükredenlerden, yalnız sana yönelerek yakarışta bulunanlardan ve yalnız hakikati söyleyenlerden eyle! Âmin.     
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.