Röportaj Haber Girişi: 08.06.2022 - 14:47, Güncelleme: 08.06.2022 - 15:15

Van’a değer katanlar-1

 

Van’a değer katanlar-1

Van Halk Kültürü, Van Müzikleri Araştırmacısı ve Yazarı, Akademisyen M.Murat Oto İle Söyleşi
Röportaj: Ümran ÖZTÜRK Van’da yaptığı araştırmalar ve çalışmalarla bilinen, ulusal arenada bu çalışmaları takdir gören Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Van Halk Kültürü, Van müzikleri araştırmacısı ve yazarı, memleket sevdalısı, Van’ın müzik otoritesi dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri, Mehmet Murat Oto’yu bu günkü köşemde ağırladım.  Kendisiyle Van’ın müzik tarihi ve Van’da yapmış olduğu değerli çalışmaları hakkında bir söyleşi yaptık. Söyleşi boyunca  Van halk kültürüne yaptığı katkı ile birçok başarılı çalışmayı irdeledik. İmza atmış olduğu başarılı çalışmaları bir Vanlı olarak beni fevkalade onurlandırdı. Ancak çalışmalarına kurumların hiç destek vermemesini üzülerek dinledim. Adıma imzaladığı “Geçmişten Geleceğe Van Türküleri-1” adlı kitabı şimdiden sık sık başvurduğum bir kaynak olarak kitaplığımda yerini aldı.  Ü.ÖZTÜRK: Sayın Murat Oto, Van’da müzik adına hep ilkleri yaptınız. Ulusal arenada yaptığınız bu çalışmalar takdir gördü ve bu çalışmalarınızla Van’da çok renkli bir müzik yelpazesini oluşturdunuz. Tüm bu çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?  M.OTO: İzmir’de geçirdiğim üniversite öğrenciliğimin bittiği, 1995 yılında memleketim Van’a döndüğümde çalışmalarıma başladım. 1995 yılında lise gençlerinden oluşan bir TSM korosu kurdum. Başarılı konserlerin ardından 1996 yılında bu koro ile dernekleşerek “Van Musiki Derneği”ni kurdum. 2001 yılında Van YYÜ TSM korosunu kurdum. Bu iki koro ile il içi ve il dışında birçok konserler verdik. 2003 yılında Van Musiki Derneği çatısı altında Van’ın dernekler bünyesindeki ilk THM korosu yanında çocuk korosu, çok sesli batı müziği korosu, tasavvuf müziği korosu gibi koroları oluşturup müzik arkadaşlarımla beraber başarılı konserlere imza attık. 2009 yılında tüm koroları bırakıp bu görevleri derneğimizden yetişmiş değerli müzik insanlarına devrettim. 2009 yılından bu yana araştırmacı yazarlık üzerine yoğunlaştım ve bu süreçte beş kitap çok sayıda makale yayınladım. Müzik yaşantıma bu bağlamda devam etmekteyim.   1995-2009 yılları arasında Van’da ilk defa tamamı Van türkülerinden oluşan konserler düzenledik. Bu konserlerden oluşan birikim ile 2013 yılında Van Türküleri-1 adlı kitabım yayınlandı.   2013 yılında koordinatörlüğünü yürüttüğüm Türkiye’de bir ilk ve tek olan, Van Valiliği ve Van YYÜ destekli “Van konulu TSM beste yarışması” düzenledim. Bu çalışma ile 234 TSM eseri kazanan Van, 81 il içinde bu konuda da ayrıcalıklı bir konuma yerleşmiş oldu.   Ü.ÖZTÜRK: Görev yapmakta olduğunuz Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde yine bir ilki gerçekleştirdiniz ve Türk Sanat Müziği Topluluğu kurdunuz. Bu toplulukla Van ve ilçeleri dışında yurdun birçok il ve ilçelerinde de konserler verdiniz. Van’ın kültür ve sanat alanında müzik yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu bu konserlerde göstermiş oldunuz.   Hangi illerde konserler verdiniz, konuk olduğunuz illerin tepkileri nasıldı? Gözlemlerinizi anlatır mısınız?  M.OTO: Ankara, İzmir, Aydın, Muğla, Trabzon, Sürmene, Rize, Ordu, Bursa Mustafakemalpaşa, Balıkesir Susurluk, Göbel gibi yerleşim yerleri yanında Van merkez ve  Erciş Gevaş, Özalp, Muradiye ilçeleri ile  Bitlis Merkez Ahlat, Adilcevaz,Tatvan  gibi komşu il ve ilçelerinde de konserler verdik. Zamanın rektörleri ve üniversitemiz yöneticilerinin sanata destekleri sayesinde olan bu etkinlikler gerek üniversitemiz gerekse temsil ettiğimiz ilimiz açısından çok pozitif etkiler yarattı. Özellikle Van ilinin TSM kültürünün ülkemizde tanınıp saygın bir yere gelmesinde bu konserlerin çok büyük etkileri oldu. Bu etki sonucu ulusal anlamda saygınlığı ve ağırlığı olan birçok sanatçının Van’a davetlerimize direnç göstermeden gelmelerini sağladı. Günümüzün en önemli üç bestekarı olan Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça iki kez, Erol Sayan iki kez, Amir Ateş üç kez bizleri onurlandırdı. Besteciler yanında o yıllar Türkiye’de en iyi kadın sanatçı seçilen Melihat Gülses, eşi bestekar Necip Gülses, TRT sanatçısı Mehmet Özkaya gibi bir çok duayen isim Van’da verdikleri konserlerle hem bizleri onurlandırdılar hem de Van’ın ulusal kamuoyundaki başarılı bir konuma yerleşmesine vesile oldular. Bu faaliyetlerle Türkiye’deki TSM faaliyetlerine Bursa, İstanbul, Samsun, İzmir ne ise Van’da da bu ilgi algılanır oldu. Üniversitemizin sonraki yıllardaki yöneticilerinin bu konudaki duyarsızlıkları nedeniyle bu başarılı koroyu 2009 yılında kapatmak  zorunda kaldım.  Ü.ÖZTÜRK: 245 Van türküsünü bir kitap haline getirdiniz. “Geçmişten Geleceğe Van Türküleri-1 (Sözlü Kırık Havalar)” adlı kitabınız Van’ın kültür mirası açısından önemli bir çalışma olarak kayda girdi. Bu kitabın oluşması, derlenmesi kaç yıl sürdü? Bu aşamada size destek verenler ile karşılaştığınız zorlukları, ilginç olayları anlatır mısınız?  M.OTO: Van türküleri kitabımın çıkış noktası Van türküleri konserleri ile başladı. Aslında bir kitap yazma gibi bir hedefle başlamadım. Süreç beni o noktaya taşıdı. 2003 yılında ilkini verdiğimiz bu konserler sonucunda her bir türkü için çok tartışmalı durumlarla karşılaştık. Konserden sonra birçok kişi o türkünün müziği şöyle olmalıydı, bu türkünün sözleri böyle olmalıydı gibi eleştiriler alınca çok şaşırmıştık. Çünkü bu kadar tartışmalı olduğundan haberdar değildik. Bu durumda doğrusu ne-hangisi sorularına cevap aramak için araştırmalara başladık. Bilgi belge toplamaya başladık, yetmedi il içi ve il dışında yaşayan kaynak kişilerle video kayıtlı görüşmeler yaptım, yetmedi TRT ve Kültür Bakanlığı arşivlerine ulaştım. Bu süreç yani bilgi belge toplama işi 7-8 yıl sürdü. Nota yazımları da iki yıla yakın sürdü ve toplamda 10 yıllık bir çalışma sonucu ilk kitap ortaya çıktı.   “Van Türküleri-1 (Sözlü Kırık Havalar)” adlı bu çalışma ile 130’u ilk kez yayınlanmak üzere 245 Van türküsünü yayınladım. O yıldan bu yana destek bulamadığım için basılamayan bu çalışmanın devamı olan “Van uzun havaları” ve “Van halk oyunları” ezgileri basıldığı taktirde Van türkü repertuarının 400’ün üzerine çıkması sağlanmış olacaktır. Ancak ve maalesef henüz destek bulmuş değilim. Zaten ilk kitabı da kendi imkanlarımla basmış durumdayım. Bu durumu kentimizin bir cilvesi olarak görmekteyim.   Ü.ÖZTÜRK: Van halkının bu çalışmalarda size katkıları, projenize olan yaklaşımı nasıldı? Bilgiye ulaşmada zorluk çektiniz mi?   M.OTO: Van halkı genelde takdir etmekle alkışlamakla yetindi. Her kesim olumlu açıklamalar yaptı ancak o kadarla kaldı. Kurumlarımız hemen hiç destek vermedi. TRT ve Kültür Bakanlığı arşivlerine ulaşmamda dönemin millet vekili ve iyi bir hemşerimiz olan Kayhan Türkmenoğlu çok destek verdi. Bu çalışmaları ağırlıklı olarak Van Musiki Derneği mensubu müzik arkadaşlarımla ortaya çıkardık dersem yanlış olmayacaktır.  Ü.ÖZTÜRK: Sizinle görüştüğümde basıma hazır kitaplarınızın olduğunu söylemiş, kurum ve kuruluşların ilgisizliğinden yakınmıştınız.   Van’ın kültürüne, hafızasına katkı sunacak nitelikteki bu eserlerin basılması için (Van Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Van Büyükşehir Belediyesi’nden, DAKA ve STK’lardan) Van’da bulunan kurum ve kuruluşların yaklaşımı nasıldı? Üretiminize ve eserlerin basılıp okuyucuya ulaşmasına ne kadar destek verdiler?  M.OTO: HİÇ.  Ü.ÖZTÜRK: TRT araştırmacıları ile birlikte 81 ilde yürütülen çalışmalara siz de Van’dan “derlemeci ve danışman” olarak katıldınız. Bu çalışmalarınızda Van’a ait kayda geçen kaç derleme oldu?   M.OTO: O derlemelerde onlarca yeni türkü kaydı yapıldı. Bunun yanında benim kitabımdan da çok sayıda türküyü repertuara geçireceklerini söylediler. Bu çalışma pandemi nedeniyle yarım kaldı. Henüz TRT kurumunun bu konuda ne yapacağı konusunda da bir açıklamaya ulaşamadım.   Ü.ÖZTÜRK: Van’da müzik deyince  akıllara hemen davul, zurna, halay gelir. Oysa 1915’den önce yani Cumhuriyet kurulmadan önce Van’da piyano, keman, kanun ve ud çalanların olduğunu hatta büyük dayılarımın kanun ve keman çaldığını anneannemden dinlemiştim. Van’da klasik müzik daha o yıllarda varmış. Yani kentimiz oldukça zengin bir kültüre sahip türküleri kadar şarkıları, beste ve güfteleri ile de bilinmektedir. Van şarkıları adı altında beste yarışmaları projelerinde imzası olan ve bu anlamda çok emeği geçen birisiniz. Van'ın müzik geçmişine baktığınızda sizi en çok etkileyen çalışma/lar hangisidir?  M.OTO: Yayınlanmış olan  “Küllerinden yeniden doğacak bir değer; Mıtrıp Faik” adlı makalemde Cumhuriyet öncesi Van müzik kültürü hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi makam bilgisine dayalı bir müzik kültürü olduğu, sizin de belirttiğiniz gibi çok sayıda çalgının kullanıldığı bilgiler mevcuttur. Diğer yandan 1967 TRT derlemelerinde kaynak kişilik yapmış olan Hasan Soyluoğlu 1910’lı yıllarda ortaokullarda piyano dersleri aldığını belirtmiştir. Tüm bunların özeti şudur; Van 8 bin yıllık geçmişiyle kentlilik kimliği olan derinlikli bir kültürdür. Tüm bunlar bunun yansımasıdır. Maalesef bu kültür son yüz yılda yok olmaya yüz tutmuştur.  Ü.ÖZTÜRK: Van’ın müzik tarihine emek vermiş, katkı sunmuş kişiler ve hizmetlerinden bahsetmek gerekirse çalışmalarını önemli bulduğunuz kaç isim sayabilirsiniz?  M.OTO: Van müzik tarihini incelediğimizde ortalama her 10-20 yıl aralığında bir ya da iki kişinin kente lokomotiflik yaptığını görmekteyiz. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan “Halk Evleri” sayesinde o yıllar çok kapsamlı kültürel faaliyetler yürütülmüş olup bu yıllarda “Şaban Boysan” adı öne çıkmaktadır. 1950’li yıllara gelindiğinde Mevlüt Okayer, Cemal Kahvecioğlu, 1970’li yıllara gelindiğinde Fevzi Levendoğlu, Abbas Güven, Mustafa Solmaz gibi isimler, 1980’li yıllarda Mustafa Göral gibi isimler öne çıkmaktadır. Daha sonra ilimizde kurulan Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne bağlı müzik öğretmenliği bölümü ve buradan mezun olan öğretmenler şehrin müzik kültüründe lokomotif görevi üstlenmişlerdir.   Ü.ÖZTÜRK: Van oturma gecelerini; Van’ın müziğini tanıtmada, gelecek kuşaklara aktarmada yeterli buluyor musunuz? Önerileriniz nelerdir?  M.OTO: Oturma geceleri olarak ifade edilen gelenek Anadolu’nun hemen her yerinde bulunan bir gelenektir. Teknolojinin henüz gelişmediği, elektrik ve buna bağlı iletişim araçlarının henüz ortada olmadığı yıllar Anadolu insanı hayatını güneşin doğuşu ile batışı arasında planlıyordu. Kentlerde ise, güneş batımından uyku vaktine kadar değişik uğraş ya da eğlenceler yaratmışlardı. Müzik bağlamında değerlendirirsek mesela batı Anadolu’da “Yaren geceleri”, Diyarbakır’da “Valime geceleri”, Elazığ’da “Kürsübaşı oturakları”, Şanlıurfa’da da “Sıra geceleri” gibi adlarla adlandırılıyorlardı. Eski kayıtlarda Van’da bu gecelere “Divanhane-Eğlenti geceleri ya da oturma geceleri” gibi adlandırmalar kullanılmıştır. Müzik kültürünün yayılması ve aktarılmasında önemli bir misyon taşıyan bu gelenekler günümüzde önemini yitirmiş, nostaljik bir unsura dönüşmüştür. Bu doğal sürecin en büyük nedeni televizyon ve diğer eğlence araçlarının yaygınlaşmasıdır. Önemli olan toplumu yönlendiren kurumların bu kültürü topluma aşılama çabasındaki samimiyetidir. Bu samimiyet olursa kullanılan aracın ne olduğunun pek bir önemi yoktur.  Ü.ÖZTÜRK: Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın Van müziğine katkısı olmuş mudur?  M.OTO: On yıldan fazla bir süreçte ciddi mücadelelerle kurdurduğumu YYÜ TMDK 2013 yılında kurulmuştur. Kuruluş dosyasını bizzat kendim hazırladım. Van’a ve bölgeye ciddi katkı sağlayacağı kesin olan bu konservatuar üniversite yönetimlerimizin müzik konusunda zayıf birikimlerinden kaynaklı olarak hedeflenen yapılanmayı tamamlayamamıştır. Yapılanması tamamlandığı taktirde çok önemli misyon edineceği, Van müzik kültürüne lokomotiflik görevi üstleneceği kesindir.   Ü.ÖZTÜRK: Türkiye Müzik Haritasında Van hangi yörelere daha yakındır?  CEVAP: Van, müzik kültürü bakımından üç önemli kültür damarının etkisindedir. İlki Güney Azerbaycan olarak adlandırılan İran Azeri etkisi, ikinci olarak Anadolu Türkmen etkisi, üçüncü olarak da Hakkari-Kuzey Irak düzlemindeki Kürt etkisidir. Genel karakteri halay müzikleri olup zaten halay bölgesi olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında repertuarındaki 6/8 türküler tipik Azeri etkisindedir. Demeli-Çevirmeli halay parçaları da özellikle Erciş ilçemizde yaygındır.   Ü.ÖZTÜRK: Van’ı tavır olarak en iyi temsil eden Vanlı sanatçı sizce kimdir?  M.OTO: Ulusal anlamda tanınmış olan Atakan Çelik, Hüsamettin Subaşı ve Mehmet Aldaşoğlu gibi TRT sanatçıları Van müzik tavrını en iyi icra eden sanatçılardır. Bunun yanında çok sayıda mahalli sanatçılar da mevcuttur.   Ü.ÖZTÜRK: Yeni projeleriniz var mı? Müzik çalışmalarınızdan biraz söz eder misiniz?   M.OTO: Önceki projelerim tamamına eremediği için yeni projelere zihin yormamaktayım. İlk kitabımın devamı olan Van uzun havaları ve Van halk oyunları ezgileri kitaplarımı bastırmadan yeni proje yapmayı da düşünmüyorum. Bunlar basılır ise 400’ün üzerine çıkacak olan Van türkü repertuarını seslendirerek mekanda yaygınlık ayağını tamamlama gibi bir düşünceye sahibim. Ancak Van ve kurumlarına bakınca umutlu da değilim.  Ü.ÖZTÜRK: Sanatın müzik ve folklor dışında başka hangi dallarıyla ilgileniyorsunuz? Bunlarla ilgili çalışmalarınız var mıdır?  M.OTO: Müzik alanı asıl mesleğim olan Zooteknist Ziraat Mühendisliğinin önüne geçip asıl mesleğim gibi bir duruma dönüştü. Bunun dışında hobi-uğraş düzeyinin dışına çıkabilecek düzeyde bir alanla yoğun bir ilgim yoktur.   Ü.ÖZTÜRK: Zaman zaman Van yöresi özellikle erkek folklor ekibi giysilerinin yöreye, gelenek ve göreneklere uygun olmadığı konusu tartışmalara sebep olmuştur. Bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?  M.OTO: 1950’li yıllara tasnifi yapılıp Cemal Kahvecioğlu tarafından literatüre geçirilen halk oyunları ve kıyafetleri 1980’lerden sonra tartışmalara konu olmuştur. Şu an saptanmış altı kostümü olan Van’ın merkez kıyafeti “çuha-şalvar”dır. Türkiye’nin ilk halk oyunları profesörü Prof.Dr.Fikret Değerli’nin “il merkezi çatıdır, ili o kıyafet temsil etmelidir” görüşünü benimsemekteyim. Ancak bu konu siyaseten aşırı istismar edilen bir konu olduğu için akademik bağlamda işin içinden çıkılmaz bir hal almıştır.   Ü.ÖZTÜRK: Kültür sanat alanında Van’ı taşımak istediğiniz konuma ulaştınız mı?   Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?  M.OTO: Van sekizbin yıllık geçmişi ile dünyanın dokuzuncu, Anadolu’nun en eski ilidir. Yerleşim yerlerinde ise Anadolu’da üçüncüdür. Bu derinliğe sahip bir ilin kimliksiz geçmişsiz bir karakterdeymiş gibi algılanmasının tek nedeni bu konuda yeterli çalışmaların yapılmayışıdır. Şahsım olarak elimden geleni yapmaya çalıştım. Bundan sonrasını Van kamuoyu belirleyecektir.  Sayın Murat Oto, inanıyorum ki bu söyleşi Van’ın hafızasında yerini alacaktır. Ve Umut ediyorum ki Van’ın kültürüne katkı sunacak yayınlanmaya hazır çok değerli eserleriniz kurumlarca ciddi bir şekilde değerlendirilecek,  basımı yapılarak Van halkının bilgisine sunulacaktır.  Yoğun çalışma temponuzdan bana zaman ayırdığınız ve sorularımı içtenlikle tüm samimiyetinizle yanıtladığınız için size çok teşekkür ederim. Başarılarınızın devamını dilerim.  
Van Halk Kültürü, Van Müzikleri Araştırmacısı ve Yazarı, Akademisyen M.Murat Oto İle Söyleşi

Röportaj: Ümran ÖZTÜRK

Van’da yaptığı araştırmalar ve çalışmalarla bilinen, ulusal arenada bu çalışmaları takdir gören Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Van Halk Kültürü, Van müzikleri araştırmacısı ve yazarı, memleket sevdalısı, Van’ın müzik otoritesi dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri, Mehmet Murat Oto’yu bu günkü köşemde ağırladım. 

Kendisiyle Van’ın müzik tarihi ve Van’da yapmış olduğu değerli çalışmaları hakkında bir söyleşi yaptık. Söyleşi boyunca  Van halk kültürüne yaptığı katkı ile birçok başarılı çalışmayı irdeledik. İmza atmış olduğu başarılı çalışmaları bir Vanlı olarak beni fevkalade onurlandırdı. Ancak çalışmalarına kurumların hiç destek vermemesini üzülerek dinledim. Adıma imzaladığı “Geçmişten Geleceğe Van Türküleri-1” adlı kitabı şimdiden sık sık başvurduğum bir kaynak olarak kitaplığımda yerini aldı. 

Ü.ÖZTÜRK: Sayın Murat Oto, Van’da müzik adına hep ilkleri yaptınız. Ulusal arenada yaptığınız bu çalışmalar takdir gördü ve bu çalışmalarınızla Van’da çok renkli bir müzik yelpazesini oluşturdunuz. Tüm bu çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz? 

M.OTO: İzmir’de geçirdiğim üniversite öğrenciliğimin bittiği, 1995 yılında memleketim Van’a döndüğümde çalışmalarıma başladım. 1995 yılında lise gençlerinden oluşan bir TSM korosu kurdum. Başarılı konserlerin ardından 1996 yılında bu koro ile dernekleşerek “Van Musiki Derneği”ni kurdum. 2001 yılında Van YYÜ TSM korosunu kurdum. Bu iki koro ile il içi ve il dışında birçok konserler verdik. 2003 yılında Van Musiki Derneği çatısı altında Van’ın dernekler bünyesindeki ilk THM korosu yanında çocuk korosu, çok sesli batı müziği korosu, tasavvuf müziği korosu gibi koroları oluşturup müzik arkadaşlarımla beraber başarılı konserlere imza attık. 2009 yılında tüm koroları bırakıp bu görevleri derneğimizden yetişmiş değerli müzik insanlarına devrettim. 2009 yılından bu yana araştırmacı yazarlık üzerine yoğunlaştım ve bu süreçte beş kitap çok sayıda makale yayınladım. Müzik yaşantıma bu bağlamda devam etmekteyim.  

1995-2009 yılları arasında Van’da ilk defa tamamı Van türkülerinden oluşan konserler düzenledik. Bu konserlerden oluşan birikim ile 2013 yılında Van Türküleri-1 adlı kitabım yayınlandı.  

2013 yılında koordinatörlüğünü yürüttüğüm Türkiye’de bir ilk ve tek olan, Van Valiliği ve Van YYÜ destekli “Van konulu TSM beste yarışması” düzenledim. Bu çalışma ile 234 TSM eseri kazanan Van, 81 il içinde bu konuda da ayrıcalıklı bir konuma yerleşmiş oldu.  

Ü.ÖZTÜRK: Görev yapmakta olduğunuz Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde yine bir ilki gerçekleştirdiniz ve Türk Sanat Müziği Topluluğu kurdunuz. Bu toplulukla Van ve ilçeleri dışında yurdun birçok il ve ilçelerinde de konserler verdiniz. Van’ın kültür ve sanat alanında müzik yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu bu konserlerde göstermiş oldunuz.  

Hangi illerde konserler verdiniz, konuk olduğunuz illerin tepkileri nasıldı? Gözlemlerinizi anlatır mısınız? 

M.OTO: Ankara, İzmir, Aydın, Muğla, Trabzon, Sürmene, Rize, Ordu, Bursa Mustafakemalpaşa, Balıkesir Susurluk, Göbel gibi yerleşim yerleri yanında Van merkez ve  Erciş Gevaş, Özalp, Muradiye ilçeleri ile  Bitlis Merkez Ahlat, Adilcevaz,Tatvan  gibi komşu il ve ilçelerinde de konserler verdik. Zamanın rektörleri ve üniversitemiz yöneticilerinin sanata destekleri sayesinde olan bu etkinlikler gerek üniversitemiz gerekse temsil ettiğimiz ilimiz açısından çok pozitif etkiler yarattı. Özellikle Van ilinin TSM kültürünün ülkemizde tanınıp saygın bir yere gelmesinde bu konserlerin çok büyük etkileri oldu. Bu etki sonucu ulusal anlamda saygınlığı ve ağırlığı olan birçok sanatçının Van’a davetlerimize direnç göstermeden gelmelerini sağladı. Günümüzün en önemli üç bestekarı olan Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça iki kez, Erol Sayan iki kez, Amir Ateş üç kez bizleri onurlandırdı. Besteciler yanında o yıllar Türkiye’de en iyi kadın sanatçı seçilen Melihat Gülses, eşi bestekar Necip Gülses, TRT sanatçısı Mehmet Özkaya gibi bir çok duayen isim Van’da verdikleri konserlerle hem bizleri onurlandırdılar hem de Van’ın ulusal kamuoyundaki başarılı bir konuma yerleşmesine vesile oldular. Bu faaliyetlerle Türkiye’deki TSM faaliyetlerine Bursa, İstanbul, Samsun, İzmir ne ise Van’da da bu ilgi algılanır oldu. Üniversitemizin sonraki yıllardaki yöneticilerinin bu konudaki duyarsızlıkları nedeniyle bu başarılı koroyu 2009 yılında kapatmak  zorunda kaldım. 

Ü.ÖZTÜRK: 245 Van türküsünü bir kitap haline getirdiniz. “Geçmişten Geleceğe Van Türküleri-1 (Sözlü Kırık Havalar)” adlı kitabınız Van’ın kültür mirası açısından önemli bir çalışma olarak kayda girdi. Bu kitabın oluşması, derlenmesi kaç yıl sürdü? Bu aşamada size destek verenler ile karşılaştığınız zorlukları, ilginç olayları anlatır mısınız? 

M.OTO: Van türküleri kitabımın çıkış noktası Van türküleri konserleri ile başladı. Aslında bir kitap yazma gibi bir hedefle başlamadım. Süreç beni o noktaya taşıdı. 2003 yılında ilkini verdiğimiz bu konserler sonucunda her bir türkü için çok tartışmalı durumlarla karşılaştık. Konserden sonra birçok kişi o türkünün müziği şöyle olmalıydı, bu türkünün sözleri böyle olmalıydı gibi eleştiriler alınca çok şaşırmıştık. Çünkü bu kadar tartışmalı olduğundan haberdar değildik. Bu durumda doğrusu ne-hangisi sorularına cevap aramak için araştırmalara başladık. Bilgi belge toplamaya başladık, yetmedi il içi ve il dışında yaşayan kaynak kişilerle video kayıtlı görüşmeler yaptım, yetmedi TRT ve Kültür Bakanlığı arşivlerine ulaştım. Bu süreç yani bilgi belge toplama işi 7-8 yıl sürdü. Nota yazımları da iki yıla yakın sürdü ve toplamda 10 yıllık bir çalışma sonucu ilk kitap ortaya çıktı.  

“Van Türküleri-1 (Sözlü Kırık Havalar)” adlı bu çalışma ile 130’u ilk kez yayınlanmak üzere 245 Van türküsünü yayınladım. O yıldan bu yana destek bulamadığım için basılamayan bu çalışmanın devamı olan “Van uzun havaları” ve “Van halk oyunları” ezgileri basıldığı taktirde Van türkü repertuarının 400’ün üzerine çıkması sağlanmış olacaktır. Ancak ve maalesef henüz destek bulmuş değilim. Zaten ilk kitabı da kendi imkanlarımla basmış durumdayım. Bu durumu kentimizin bir cilvesi olarak görmekteyim.  

Ü.ÖZTÜRK: Van halkının bu çalışmalarda size katkıları, projenize olan yaklaşımı nasıldı? Bilgiye ulaşmada zorluk çektiniz mi?  

M.OTO: Van halkı genelde takdir etmekle alkışlamakla yetindi. Her kesim olumlu açıklamalar yaptı ancak o kadarla kaldı. Kurumlarımız hemen hiç destek vermedi. TRT ve Kültür Bakanlığı arşivlerine ulaşmamda dönemin millet vekili ve iyi bir hemşerimiz olan Kayhan Türkmenoğlu çok destek verdi. Bu çalışmaları ağırlıklı olarak Van Musiki Derneği mensubu müzik arkadaşlarımla ortaya çıkardık dersem yanlış olmayacaktır. 

Ü.ÖZTÜRK: Sizinle görüştüğümde basıma hazır kitaplarınızın olduğunu söylemiş, kurum ve kuruluşların ilgisizliğinden yakınmıştınız.  

Van’ın kültürüne, hafızasına katkı sunacak nitelikteki bu eserlerin basılması için (Van Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Van Büyükşehir Belediyesi’nden, DAKA ve STK’lardan) Van’da bulunan kurum ve kuruluşların yaklaşımı nasıldı? Üretiminize ve eserlerin basılıp okuyucuya ulaşmasına ne kadar destek verdiler? 

M.OTO: HİÇ. 

Ü.ÖZTÜRK: TRT araştırmacıları ile birlikte 81 ilde yürütülen çalışmalara siz de Van’dan “derlemeci ve danışman” olarak katıldınız. Bu çalışmalarınızda Van’a ait kayda geçen kaç derleme oldu?  

M.OTO: O derlemelerde onlarca yeni türkü kaydı yapıldı. Bunun yanında benim kitabımdan da çok sayıda türküyü repertuara geçireceklerini söylediler. Bu çalışma pandemi nedeniyle yarım kaldı. Henüz TRT kurumunun bu konuda ne yapacağı konusunda da bir açıklamaya ulaşamadım.  

Ü.ÖZTÜRK: Van’da müzik deyince  akıllara hemen davul, zurna, halay gelir. Oysa 1915’den önce yani Cumhuriyet kurulmadan önce Van’da piyano, keman, kanun ve ud çalanların olduğunu hatta büyük dayılarımın kanun ve keman çaldığını anneannemden dinlemiştim. Van’da klasik müzik daha o yıllarda varmış. Yani kentimiz oldukça zengin bir kültüre sahip türküleri kadar şarkıları, beste ve güfteleri ile de bilinmektedir. Van şarkıları adı altında beste yarışmaları projelerinde imzası olan ve bu anlamda çok emeği geçen birisiniz. Van'ın müzik geçmişine baktığınızda sizi en çok etkileyen çalışma/lar hangisidir? 

M.OTO: Yayınlanmış olan  “Küllerinden yeniden doğacak bir değer; Mıtrıp Faik” adlı makalemde Cumhuriyet öncesi Van müzik kültürü hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi makam bilgisine dayalı bir müzik kültürü olduğu, sizin de belirttiğiniz gibi çok sayıda çalgının kullanıldığı bilgiler mevcuttur. Diğer yandan 1967 TRT derlemelerinde kaynak kişilik yapmış olan Hasan Soyluoğlu 1910’lı yıllarda ortaokullarda piyano dersleri aldığını belirtmiştir. Tüm bunların özeti şudur; Van 8 bin yıllık geçmişiyle kentlilik kimliği olan derinlikli bir kültürdür. Tüm bunlar bunun yansımasıdır. Maalesef bu kültür son yüz yılda yok olmaya yüz tutmuştur. 

Ü.ÖZTÜRK: Van’ın müzik tarihine emek vermiş, katkı sunmuş kişiler ve hizmetlerinden bahsetmek gerekirse çalışmalarını önemli bulduğunuz kaç isim sayabilirsiniz? 

M.OTO: Van müzik tarihini incelediğimizde ortalama her 10-20 yıl aralığında bir ya da iki kişinin kente lokomotiflik yaptığını görmekteyiz. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan “Halk Evleri” sayesinde o yıllar çok kapsamlı kültürel faaliyetler yürütülmüş olup bu yıllarda “Şaban Boysan” adı öne çıkmaktadır. 1950’li yıllara gelindiğinde Mevlüt Okayer, Cemal Kahvecioğlu, 1970’li yıllara gelindiğinde Fevzi Levendoğlu, Abbas Güven, Mustafa Solmaz gibi isimler, 1980’li yıllarda Mustafa Göral gibi isimler öne çıkmaktadır. Daha sonra ilimizde kurulan Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne bağlı müzik öğretmenliği bölümü ve buradan mezun olan öğretmenler şehrin müzik kültüründe lokomotif görevi üstlenmişlerdir.  

Ü.ÖZTÜRK: Van oturma gecelerini; Van’ın müziğini tanıtmada, gelecek kuşaklara aktarmada yeterli buluyor musunuz? Önerileriniz nelerdir?

 M.OTO: Oturma geceleri olarak ifade edilen gelenek Anadolu’nun hemen her yerinde bulunan bir gelenektir. Teknolojinin henüz gelişmediği, elektrik ve buna bağlı iletişim araçlarının henüz ortada olmadığı yıllar Anadolu insanı hayatını güneşin doğuşu ile batışı arasında planlıyordu. Kentlerde ise, güneş batımından uyku vaktine kadar değişik uğraş ya da eğlenceler yaratmışlardı. Müzik bağlamında değerlendirirsek mesela batı Anadolu’da “Yaren geceleri”, Diyarbakır’da “Valime geceleri”, Elazığ’da “Kürsübaşı oturakları”, Şanlıurfa’da da “Sıra geceleri” gibi adlarla adlandırılıyorlardı. Eski kayıtlarda Van’da bu gecelere “Divanhane-Eğlenti geceleri ya da oturma geceleri” gibi adlandırmalar kullanılmıştır. Müzik kültürünün yayılması ve aktarılmasında önemli bir misyon taşıyan bu gelenekler günümüzde önemini yitirmiş, nostaljik bir unsura dönüşmüştür. Bu doğal sürecin en büyük nedeni televizyon ve diğer eğlence araçlarının yaygınlaşmasıdır. Önemli olan toplumu yönlendiren kurumların bu kültürü topluma aşılama çabasındaki samimiyetidir. Bu samimiyet olursa kullanılan aracın ne olduğunun pek bir önemi yoktur. 

Ü.ÖZTÜRK: Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın Van müziğine katkısı olmuş mudur? 

M.OTO: On yıldan fazla bir süreçte ciddi mücadelelerle kurdurduğumu YYÜ TMDK 2013 yılında kurulmuştur. Kuruluş dosyasını bizzat kendim hazırladım. Van’a ve bölgeye ciddi katkı sağlayacağı kesin olan bu konservatuar üniversite yönetimlerimizin müzik konusunda zayıf birikimlerinden kaynaklı olarak hedeflenen yapılanmayı tamamlayamamıştır. Yapılanması tamamlandığı taktirde çok önemli misyon edineceği, Van müzik kültürüne lokomotiflik görevi üstleneceği kesindir.  

Ü.ÖZTÜRK: Türkiye Müzik Haritasında Van hangi yörelere daha yakındır? 

CEVAP: Van, müzik kültürü bakımından üç önemli kültür damarının etkisindedir. İlki Güney Azerbaycan olarak adlandırılan İran Azeri etkisi, ikinci olarak Anadolu Türkmen etkisi, üçüncü olarak da Hakkari-Kuzey Irak düzlemindeki Kürt etkisidir. Genel karakteri halay müzikleri olup zaten halay bölgesi olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında repertuarındaki 6/8 türküler tipik Azeri etkisindedir. Demeli-Çevirmeli halay parçaları da özellikle Erciş ilçemizde yaygındır.  

Ü.ÖZTÜRK: Van’ı tavır olarak en iyi temsil eden Vanlı sanatçı sizce kimdir? 

M.OTO: Ulusal anlamda tanınmış olan Atakan Çelik, Hüsamettin Subaşı ve Mehmet Aldaşoğlu gibi TRT sanatçıları Van müzik tavrını en iyi icra eden sanatçılardır. Bunun yanında çok sayıda mahalli sanatçılar da mevcuttur.  

Ü.ÖZTÜRK: Yeni projeleriniz var mı? Müzik çalışmalarınızdan biraz söz eder misiniz?  

M.OTO: Önceki projelerim tamamına eremediği için yeni projelere zihin yormamaktayım. İlk kitabımın devamı olan Van uzun havaları ve Van halk oyunları ezgileri kitaplarımı bastırmadan yeni proje yapmayı da düşünmüyorum. Bunlar basılır ise 400’ün üzerine çıkacak olan Van türkü repertuarını seslendirerek mekanda yaygınlık ayağını tamamlama gibi bir düşünceye sahibim. Ancak Van ve kurumlarına bakınca umutlu da değilim. 

Ü.ÖZTÜRK: Sanatın müzik ve folklor dışında başka hangi dallarıyla ilgileniyorsunuz? Bunlarla ilgili çalışmalarınız var mıdır? 

M.OTO: Müzik alanı asıl mesleğim olan Zooteknist Ziraat Mühendisliğinin önüne geçip asıl mesleğim gibi bir duruma dönüştü. Bunun dışında hobi-uğraş düzeyinin dışına çıkabilecek düzeyde bir alanla yoğun bir ilgim yoktur.  

Ü.ÖZTÜRK: Zaman zaman Van yöresi özellikle erkek folklor ekibi giysilerinin yöreye, gelenek ve göreneklere uygun olmadığı konusu tartışmalara sebep olmuştur. Bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız? 

M.OTO: 1950’li yıllara tasnifi yapılıp Cemal Kahvecioğlu tarafından literatüre geçirilen halk oyunları ve kıyafetleri 1980’lerden sonra tartışmalara konu olmuştur. Şu an saptanmış altı kostümü olan Van’ın merkez kıyafeti “çuha-şalvar”dır. Türkiye’nin ilk halk oyunları profesörü Prof.Dr.Fikret Değerli’nin “il merkezi çatıdır, ili o kıyafet temsil etmelidir” görüşünü benimsemekteyim. Ancak bu konu siyaseten aşırı istismar edilen bir konu olduğu için akademik bağlamda işin içinden çıkılmaz bir hal almıştır.  

Ü.ÖZTÜRK: Kültür sanat alanında Van’ı taşımak istediğiniz konuma ulaştınız mı?   Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir? 

M.OTO: Van sekizbin yıllık geçmişi ile dünyanın dokuzuncu, Anadolu’nun en eski ilidir. Yerleşim yerlerinde ise Anadolu’da üçüncüdür. Bu derinliğe sahip bir ilin kimliksiz geçmişsiz bir karakterdeymiş gibi algılanmasının tek nedeni bu konuda yeterli çalışmaların yapılmayışıdır. Şahsım olarak elimden geleni yapmaya çalıştım. Bundan sonrasını Van kamuoyu belirleyecektir. 

Sayın Murat Oto, inanıyorum ki bu söyleşi Van’ın hafızasında yerini alacaktır. Ve Umut ediyorum ki Van’ın kültürüne katkı sunacak yayınlanmaya hazır çok değerli eserleriniz kurumlarca ciddi bir şekilde değerlendirilecek,  basımı yapılarak Van halkının bilgisine sunulacaktır. 

Yoğun çalışma temponuzdan bana zaman ayırdığınız ve sorularımı içtenlikle tüm samimiyetinizle yanıtladığınız için size çok teşekkür ederim. Başarılarınızın devamını dilerim.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.