Van Gölü İncileri

Van Gölü İncileri

FIRTINA

HARUN USTAOĞLU

Bakışındaki fırtına Cudi’yi sürüklüyor

Cemalin bin yıldır sönen volkanı körüklüyor

Sevdanın peşine düştüm, aç ayaklarım yalın

Topuklarım patlasa da umudum çarıklıyor

 

Her şahine nasip olmaz zirvelerinde uçmak

Doruğundan eteğine süzülüp kanat açmak

Vicdansız orduların var, inattır askerlerin

Sıratı geçmek gibidir senin tarafa geçmek

 

Tatlı bir şerbet akıyor lebinden nehir gibi

Bakışın yürek levhama çakılı mühür gibi

Sen varsın diye içinde geldim, bir bağa girdim

Kaç daldan meyve kopardım her biri zehir gibi

 

Kantar çekmez hasretimi, su üstünde yürüttüm

Top yıkmayacak sinemi döve döve çürüttüm

Deryalar söndüremedi yürek yangınlarımı

Kova kova su taşıdım, Fırat, Nil’i kuruttum

 

Sendeki inat zinciri, bilek lazım ki kırsın

Ne demircinin işi bu ne azimin ne de hırsın

Narsız, ateşsiz yandırdın; yanığıma merhem yok

İnsan nasıl yakılırmış, Nemrut gelsin de görsün

 

Ürkek ceylana rastladım, çıt sesine teziyor

Doğanın hoş podyumunda ihtişamla geziyor

Yürürken ayaklarını sineme basar sanki

Adım attıkça tırnağı yüreğimi eziyor

 

Boş ırmağa olta atıp kendimi oyaladım,

Hayal tuvalinde renk renk gözümü boyaladım

Nasrettin Hoca misali “ya tutarsa” diyerek

Vuslatımı birkaç kaşık sabırla mayaladım

 

Dalgaları yararak git, sevda yüklü vapursun

İkiye ayrılan deniz, peşin sıra köpürsün

Geril siyah saçlarını, salla şu gökyüzüne

Arşı saran o örümcek ağlarını süpürsün

 

Senle bozuk havamızda ay güneşe küsülü

Hüzün namelerim dertli, can yakar her fasılı

Hekimi Lokman’ı yoktur içimdeki yaranın

Muradımı sende koydun, ahım arştan asılı

 

Gül kokulu nefesini ver, doğa şaşı kalsın

Üfle, dağların toprağı gitsin de taşı kalsın

Ak cemalin güneş gibi, gözleri kamaştırır

Aç yüzünün peçesini, yıldızlar ışık alsın

 

Dünya altında kalacak, sesine çığ kayarsa

Göç ederken geri döner, kırlangıçlar duyarsa

Güzeller yüzünü dökmüş, sordum: ne oldu? size

Senin tatlı gülüşünü kıskanmışlar, meğerse

 

Gir gönlüme, yatak serdim, yat yatacağın kadar

Canımı verdim, canına kat katacağın kadar

Kafamı karşına koydum, hedef diye nişan al

Esirgeme, bas tetiğe, at atacağın kadar

 

Muradın atı yol almış, yarışsan atışılmaz

Üstünde seni götürür, el ele tutuşulmaz

Ne merdivenler ekledim, dayadım gökyüzüne

Ak alnın buluta değer, öpmeye yetişilmez

 

Feryadımı sağır duydu, zor duyan sensin gülüm

Senden gayri görmez göze kör diyen sensin gülüm

Kaderimin mahkemesi müebbet ceza kesmiş

Zindanında mahkumunum, gardiyan sensin gülüm

 

Harun’un dileği sensin, ondan hep el açıyor

Yüzünün kamer ziyası dilsize dil açıyor

İhtişamlı yürümene rüzgâr durup yol verir

Güzelliğin şahlanınca bulutlar yer açıyor.

Van Gölü İncileri

ŞİMDİ GİT

ERDEM MÜHÜRDAROĞLU

İçimin şehrine ilk ayak basışınla başladı 

Acemi ruhumun korkuları

Muskalar yaptırdım gelişini korusunlar diye 

Yüreğimin kötülüklerinden,

Nazar duaları ezberledim ve mavi boncuklar astım

Sokaktaki her korkuluğa,

Hep gelişineydi türkülerim, şiirlerim

Sokağın aç köpeklerinin ulumaları gelişineydi

 

Raks ederken mahallenin yaşlıları bastonlarıyla, 

Kedilerin caddelere inmesi hep gelinişineydi

Terk edince ayakların kaldırımlarımı,

Gecenin bedenini sardı acemi yıldızların çığlıkları,

Önce bağıranlar, sonra bir bir kayboldular

Kediler yaşlıların evlerine tünedi

 

Sokaklar zarif bir öfkeyle göğsümün kafesine bastı

Fışkırdı boğazımdan adın

Korkutulmuş bir çocuğun titremesi düştü şakağıma

Bak yine nüksetti gidişin

Şehrin ölü kuş kokan sokaklarına.

Van Gölü İncileri

BIKMAZSA EĞER

FEVZİ DİNÇER

Yürek yarasıdır kolay kapanmaz 

Dalında gül gibi bakmazsan eğer 

Kırgınsa yürekler derinden yanmaz 

Hasrete ağıtlar yakmazsan eğer

 

Merhem olsam içten gelen sızıya 

Bir sır olsam kapanmayan maziye 

Kalem olsam şu talihsiz yazıya

Sevdiğim bir sözle yıkmazsa eğer 

 

Samimi bir duruş sevgiden geçer

Tecrübe her zaman zorluğu seçer

Ufkun geniş ise göklerde uçar 

Gönülden sevenin bıkmazsa eğer 

 

Hasret kaldım sevgi ağır basıyor 

Her geçen gün yürek yasta kasıyor

Dinçer’im hayata neden küsüyor

Yolum yâre doğru akmazsa eğer...

Van Gölü İncileri

ACIYA ŞEKER KATMIŞ PATLATIYORSUN 

SİBEL KARAGÖZ 

Bir hamamdan çıkmış gibi gel

Tüm dünya dertlerini 

Çamaşırlığa asta gel

Bir anahtar sol üst cebinde

Yokla da gel

 

Bekliyorum,

Bilmem kaçıncı kez astım 

İçimi delen sözlerini

Harf harf yıkayıp yıkayıp 

Olmadı çırpıp çırpıp astım

 

Pencerem açık, mor sümbüller sarkık

Bir sen, bir ağlar gözlerin

 

Gözümde, suskunun bebeğinde

Morcivert menekşe açtı

Dalından bal damlar,

Bir sen acıya şeker katmış 

Patlatıyorsun çiğneyip çiğneyip…

Van Gölü İncileri

YAPRAK

KASIM KARA

Hüzünlü bir yaprak gibiyim

Rüzgâr nerden esecek 

Bilmeden savrulup 

Duruyorum 

 

Keyfim yok , halim yok 

Kelimeler düğümlenmiş

Kendimi ifade etmekten zorlanıyorum

 

Fırtınalar esse nafile 

Sırılsıklam ıslansam nafile 

Ben kendimden geçtim

Ben kendimden değilim

 

Deli poyraz gibiyim

Yüreğimde türküler süzülür durur 

Munzur gibi dersim gibi

Dalar durur gözlerim

Geçmişe iki damla yaşla 

 

Güneşi özlüyorum

Karanlık yüreğimde

Fırtınalar koparken 

Çağlayan ırmak gibi

 

İçimdeki çocuğu arıyorum

Çıkmaz sokaklarda 

Anılar arsında kayboluyorum

Sığınacak bir omuz arıyorum.

Van Gölü İncileri

YETER Kİ

AYNUR GÖKALP

Seninle ne varsa mazide kaldı

Bu Aşk’a belki de nazarlar değdi

Ayrılık sonunda kapımı çaldı

Ne isterim daha yeter ki sen gel

 

Baksaydın görürdün solgun yüzüme

Perde indi sanki birden gözüme

Fayda etmez artık bir şey közüme 

Gidelim buradan yeter ki sen gel

 

Derin uykulardan uyandır beni

Seninle vuslata kavuştur beni

Dualarım senle unutma emi

Seninle bir ömür Yeter ki sen gel

 

İnanmam deseler dünya duracak

Yollarımız ayrı ayrı olacak

Kader seni benden ayrı koyacak

İnanmam kimseye yeter ki sen gel

 

Gönülden gönüle bir yol var geçelim

Aşkın ırmağından şerbet içelim

Son kez olsun bize, bir şans verelim

Dönmem sözümden yeter ki sen gel..

Van Gölü İncileri

SÖYLE NEREDEYİM

SABRİ CEYHAN

Başka türlüsü gelmiyor aklıma

Gitmezdin sen, yoruldun mu,

Kestin mi umudunu?

 

Söyle neredeyim,

Hangi uzağındayım...

 

Can gibi canındayım

Kan gibi damarındayım

Bir nefes kadar içindeyim

 

Başka türlüsü olmuyor

Geçmiyor avare günler

Hayat sensiz gülmüyor

 

Söyle neredeyim

Hangi âlemindeyim..

 

Başka türlü olmuyor

Ne o bakışlar geçiyor

Ne de sözler unutuluyor

 

Söyle neredeyim

Kaybolan umudunda mıyım?

Van Gölü İncileri

BEN, SEN, O

METİN ÖZDOĞAN 

Kalem kâğıda küsmüş,

Kalem yazmam diyor 

Kağıt yazdırmam diyor 

Kelimeler gelmem diyor 

 

Toplanmış üç beş müteşair 

Şiir dedikleri bir şey okuyorlar 

Yanlarında ozan diye birileri var 

Şair diye geçinenler ile meşk yapıyorlar 

Dinleyenler kendinden geçiyorlar 

Anlamayanlar aval aval bakıyorlar 

O aval aval bakanlar bilmiyorlar 

O üç beş şair dedikleri olmasa 

O şarkıyı şair yazmasa ozan okumasa 

Şarkı olur mu aval 

 

Ben, sen, o, ben bir Âşık Veysel değilim

Sen Nazım Hikmet değilsin 

O Namık Kemal değil 

O halde niye o kibir 

Kendini onların yerine koymak 

Sen kimsin ben kimim o kim

Hangimiz onlar gibi yazıyoruz 

 

Ben, sen, o, onların ancak gölgesiyiz 

Onlar gibi yazabilir miyiz 

Hangimiz bir Orhan Veli'nin 

Bir Cemal Süreya gibi yazar 

Atilla İlhan gibi aşkı hangimiz anlatırız 

Yahya Kemal Beyatlı’ca kim yazabilir 

 

Ne Âşık Mahzuni Şerif gibi yazabilirim 

Ne sen Ömer Hayyam gibi, ne de o yazabilir 

Bir Pir Sultan Abdal gibi 

Bizler sadece onların yolundan gideriz 

Onlar gibi yazmaya çalışırız 

Yolumuz o yüce insanların yolu 

Onların gölgesinde yazarız.

Bakmadan Geçme