Van Gölü İncileri

Köşe Yazıları 07.01.2023 - 09:30, Güncelleme: 07.01.2023 - 09:30
 

Van Gölü İncileri

Van Gölü İncileri

VEDA MEKTUBU... CİVAN KAPLAN Bir kaç gün misafir bende bu handa Kaldım gidiyorum dostlar sağ olsun Çağıran Mevlâ"dır gözüm yok canda Daldım gidiyorum dostlar sağ olsun   Hiç pişman değilim gelsem bir daha Bin kez kurban olsun canım Allah'a Bedenim toprağa ruhum ervaha Saldım gidiyorum dostlar sağ olsun   Ecel gömleğini giydim dalıma Bekletmeyin tez bindirn salıma Amel defterini çoktan elime Aldım gidiyorum dostlar sağ olsun   Son veda mı eylemişken bu hana Helal olsun hakkım cümle cihana Cenazemi sizler ile yan yana Kıldım gidiyorum dostlar sağ olsun   Tez vakitte mekânıma getirin Üç beş elden her işimi bitirin Dua edin baş ucuma oturun Buldum gidiyorum dostlar sağ olsun   Ömür cok kısaymış geçti yel gibi Çektikçe inceldi koptu tel gibi Civan'ım da der ki bende el gibi Öldüm gidiyorum dostlar sağ olsun. MELEĞİN KANAT VURUŞLARI ÜNAL ŞARMAN Müştehir Karakaya’ya Meleğin kanat vuruşlarını sezinlemekten geliyorsun selim hissin üçlemeyi yürütür Cebrail altı yüz kanatla uçuyormuş bildin mi? iki gök iki dünya arası, garipsediğimden değil hıfzedemediğimden   Neyi seferber ettin ki geride mağlup bırakmaların, beş duyu bir lisan yanılsama uygar bir metin söz varımı; lirizm rüştün vardırır kozaya nimeti; şiirle dilemesi ağacın dipdiri yemiş meyvesi olgunluk gibisi kanat vuruşları meleğin   Ay kusuyor ışığını gecesine; sesteş melodi kemikli yanlarına elmacık diyesim var, affet! makbul şirretleri doğusuna ışınla gün doğumuna, yuvaya dönüş açıl izlekten geçiyor zihni altüst edici garabet yüzünden   Sezinlemekten gelişin hissi doygun enis karası mutmain defter kuruş kuruşuna nabız binekten inişin, bineğe binişin net değil hafıza-i beşerde müşkül unutkanlık kur ederek zerk eder zehrini ne munis ne kanat sevi durmaktan başka. GÜVENME İMDAT FAAL Köprüden geçince yol bitti sanma Köprüye güvenme yola güvenme Her dostum diyenin diline kanma Zamana güvenme ana güvenme   Susuzluk çekince çöl ortasında Su ikram etseler altın tasında Keramet Musa’nın o asasında Elinde tuttuğun dala güvenme   Sırtımda urba var üşümem deme Benim tuzum kuru düşünmem deme Anneyle babayla görüşmem deme Elde avuçtaki vara güvenme   Sözünü saklı tut verme çapsıza Gönlüne hâkim ol verme kalpsıza Menşei belirsiz o vefasıza Namerde açtığın sırra güvenme   Güvenme paraya güvenme pula Güvenme makama hem nankör kula Güvenme saraya evdeki çula Seni koyup giden yara güvenme Sende çığlık olan zara güvenme. GECELER ELANUR KAYA Geceler umut doluydu hayaller ümitlere kapanık sen sen diye ağladım ne seni unuttum ne anıları her hatıra son buldu   Gökyüzü gibi parlak gecem ay ışıktı benim gözümde güneş kadar olmasa da sözde   Pes etmem bu yolda hayaller için gündüz gecemi kovalar yaşamak için ben tutundum gündüze yetişmek için ne zamandır aklımdaydı hayallerim   Ya ezilecektir ya sevilecek nefesime yetişemedi gecelerim emeklerim çabalarım başarıya ulaştı bu yolda birleşti sevinçlerim. RÜYALARIMA GELECEK MİSİN? BAHAR SANCAK Karanlığın batışını, gün doğuşunu izlemek kadardı, rüyalarıma gelişini umutla bekleyişim   Umut bağladım rüyalarıma beni sana getirdiler, bense olmayan sana çaresizliğimden faydalandılar bir meçhul gibi hançer izi oluştu, saplandı umutlu yollarıma   Müracaat etti, dilekler rüyalarıma yıldızlar semaya kaydı, rüyalarıma değil dilekler tutuldu, tutulmayan dileklerime rüyalar kapandı, bütün rüyalarıma umut bağladılar, umut kokan rüyalarıma   Bir sen gelsen bin gelmiş olurdun yıldızlar bana, semaya değil dilekler tutulurdu, tutulanlara, barut gibi kokardı çiçekler ve sen kokuyordu rüyalar   Kaç mevsim yaşandı o umutlu rüyalarda kaç sen geçtin o sonbaharlarda o kışlarda çocukluğum kadar sıcaktı sendeki o umutlar gelecek misin ağlar atıldı bütün umutlara? HASRET NİHAL TEMEL Kuş olmak isterdim. diyardan diyara göçüp senin olduğun yerde, gülüşünü izlemeye konardım   Kelebek olmak isterdim korkmadan kanat çırpıp bakarakonun gözlerine sevgimi haykırmak isterdim   Balık olmak isterdim. denizin en derinlerine dalıp kafa tutarak rüzgara dalgalarla boğuşmak isterdim   Bir ben olmak isterdim. içimdeki korkuyu yok edip her şeyi bir kenara bırakıp sana gelmek isterdim. CAMA VURAN KAR TANELERİ NURAN AKÇAP DEMİRHAN Sessiz sedasız yağar kar taneleri cama vuran sessizliği yürek acıtan her damlası biraz buruk, biraz hüzün kokar beyaz inciydi sanki cama vuran kar taneleri odamda ki loş ışık, sokak lambaları değildi, yağan karın her tanesi, beyazın rengi…   Kar tanesi, inci tanesi saflığın rengi, beyazın esareti cesaretin güvencesi penceremin önünde, seyre dalınca sessiz, sessiz dalıp gidince radyoda çalan içli bir şarkı, inceden ince yağar kar taneleri   Aklımda kalan soğuğu, evi barkı olmayan yoksulluğu ruhum kar tanelerini izliyor bir coşkuyla düşüyor sanki inci tanesi, kar taneleri   Hüznümünson noktası yağan karın ardından baharın gelmesi kimilerineeğlence, kimilerine cefa cama vuran kar taneleri   Kışın sonu bahardır her mevsim ayrı güzeldir içimdeki yürek sessizliği güneşi çıkınca damla damla eriyip gidiyor cama vuran kar taneleri… VAN DESTANI EDİZ SERVAN ERDİNÇ Asırlar öncesinden kalbimde aşkın durur Kehribar aydınlığı gözlerin beni vurur   Alnımda Çaldıran'ın beyaz serin elleri Göğsün ki cennetin en bahtiyar sevda yeri   Yanakların her zaman bana Şeker Kanyonu Gelmez, gelmeyecek bu ölümsüz aşkın sonu   Saçların gibi göğe uzanır Vanadokya Yazgıma gül dolduran yağmur yüzlü bir rüya   Güneş seninle sanki Yusuf'u selamlıyor Horhor Çeşmesi'nden hep mesut sular damlıyor   Geliyor, geliyorum bozkır sesine doğru Artık ölmem, varsam bir tek nefesine doğru   Gülümseyen avlular, cömert ruhlu çarşılar Kavuşmak anne gibi ikimizi karşılar   Tuşba'da güller bize hep iki çay söylüyor Aşkımızı hem dünya hem gök hem ay söylüyor   Kahvaltıda gökyüzü var, sana kavuşmak var Umutları öperek seninle dolaşmak var   Cumhuriyet Caddesi bir tebessüm edince Yıldızlar Van oluyor, sen de beni sevince   Sevgilim, misk kevserim, sevgilim, Muradiye'm Allah'tan bana gelen en mukaddes hediyem   Dudağımın hasreti Van Gölü abıhayat Akdamar ah Akdamar küheylan yürekli at   Bulutlara merhemdir yaylada kaval sesi Bayramdır gülüşünün nefes alıp vermesi   Altın yünlü koyunlar ovaların kolları Karıncaya Süleyman Gürpınar'ın yolları   Edremit'in başında hümadan binlerce kuş Tüm ipekten bahçeler seninle unutulmuş   Buradan geçmiş sanki Selahattin Eyyubi Erçek'teki turnalar onun yüreği gibi   Başkale'nin boynunda kestane renkli dağlar Nerde bir çift göz görsem seninle gülüp ağlar   Zenginliğim, her şeyim, sözümün nuru Van'ım Ebedî saadetim, gözümün nuru Van'ım SENİ ARARIM EMİRE KARAKOÇ Gece mehtabını serperken karanlığa seni aradım her sokak başında aramaktan eskidi ayaklarım izini nasırlar yapışır avuç içlerime   Gece mehtabını serperken karanlığa seni aradım her sokak başında yolumu kaybettim hangi rehber beni bulur  izinde   Mehtaplı bir gecede hasret buğuları sarar gözlerimi  yokluğunun acısı  saplanır yüreğime özlemin sirayeti bulaşır dilime   Şehir ölüm orucuna bürünür yalnızlıktan çın çın öterken mezarlar karanlığa teslim olur ruhlar kaybederim yolumu alacakaranlıkta.      
Van Gölü İncileri

VEDA MEKTUBU...

CİVAN KAPLAN

Bir kaç gün misafir bende bu handa

Kaldım gidiyorum dostlar sağ olsun

Çağıran Mevlâ"dır gözüm yok canda

Daldım gidiyorum dostlar sağ olsun

 

Hiç pişman değilim gelsem bir daha

Bin kez kurban olsun canım Allah'a

Bedenim toprağa ruhum ervaha

Saldım gidiyorum dostlar sağ olsun

 

Ecel gömleğini giydim dalıma

Bekletmeyin tez bindirn salıma

Amel defterini çoktan elime

Aldım gidiyorum dostlar sağ olsun

 

Son veda mı eylemişken bu hana

Helal olsun hakkım cümle cihana

Cenazemi sizler ile yan yana

Kıldım gidiyorum dostlar sağ olsun

 

Tez vakitte mekânıma getirin

Üç beş elden her işimi bitirin

Dua edin baş ucuma oturun

Buldum gidiyorum dostlar sağ olsun

 

Ömür cok kısaymış geçti yel gibi

Çektikçe inceldi koptu tel gibi

Civan'ım da der ki bende el gibi

Öldüm gidiyorum dostlar sağ olsun.

MELEĞİN KANAT VURUŞLARI

ÜNAL ŞARMAN

Müştehir Karakaya’ya

Meleğin kanat vuruşlarını sezinlemekten geliyorsun

selim hissin üçlemeyi yürütür

Cebrail altı yüz kanatla uçuyormuş bildin mi?

iki gök iki dünya arası,

garipsediğimden değil hıfzedemediğimden

 

Neyi seferber ettin ki geride mağlup bırakmaların,

beş duyu bir lisan yanılsama

uygar bir metin söz varımı; lirizm

rüştün vardırır kozaya nimeti; şiirle

dilemesi ağacın dipdiri yemiş meyvesi

olgunluk gibisi kanat vuruşları meleğin

 

Ay kusuyor ışığını gecesine; sesteş melodi

kemikli yanlarına elmacık diyesim var, affet!

makbul şirretleri doğusuna ışınla gün doğumuna,

yuvaya dönüş açıl izlekten geçiyor

zihni altüst edici garabet yüzünden

 

Sezinlemekten gelişin hissi doygun enis karası

mutmain defter kuruş kuruşuna nabız

binekten inişin, bineğe binişin

net değil hafıza-i beşerde

müşkül unutkanlık kur ederek zerk eder zehrini

ne munis ne kanat sevi durmaktan başka.

GÜVENME

İMDAT FAAL

Köprüden geçince yol bitti sanma

Köprüye güvenme yola güvenme

Her dostum diyenin diline kanma

Zamana güvenme ana güvenme

 

Susuzluk çekince çöl ortasında

Su ikram etseler altın tasında

Keramet Musa’nın o asasında

Elinde tuttuğun dala güvenme

 

Sırtımda urba var üşümem deme

Benim tuzum kuru düşünmem deme

Anneyle babayla görüşmem deme

Elde avuçtaki vara güvenme

 

Sözünü saklı tut verme çapsıza

Gönlüne hâkim ol verme kalpsıza

Menşei belirsiz o vefasıza

Namerde açtığın sırra güvenme

 

Güvenme paraya güvenme pula

Güvenme makama hem nankör kula

Güvenme saraya evdeki çula

Seni koyup giden yara güvenme

Sende çığlık olan zara güvenme.

GECELER

ELANUR KAYA

Geceler umut doluydu

hayaller ümitlere kapanık

sen sen diye ağladım

ne seni unuttum ne anıları

her hatıra son buldu

 

Gökyüzü gibi parlak gecem

ay ışıktı benim gözümde

güneş kadar olmasa da sözde

 

Pes etmem bu yolda hayaller için

gündüz gecemi kovalar yaşamak için

ben tutundum gündüze yetişmek için

ne zamandır aklımdaydı hayallerim

 

Ya ezilecektir ya sevilecek

nefesime yetişemedi gecelerim

emeklerim çabalarım başarıya ulaştı

bu yolda birleşti sevinçlerim.

RÜYALARIMA GELECEK MİSİN?

BAHAR SANCAK

Karanlığın batışını, gün doğuşunu

izlemek kadardı, rüyalarıma

gelişini umutla bekleyişim

 

Umut bağladım rüyalarıma

beni sana getirdiler, bense olmayan sana

çaresizliğimden faydalandılar bir meçhul gibi

hançer izi oluştu, saplandı umutlu yollarıma

 

Müracaat etti, dilekler rüyalarıma

yıldızlar semaya kaydı, rüyalarıma değil

dilekler tutuldu, tutulmayan dileklerime

rüyalar kapandı, bütün rüyalarıma

umut bağladılar, umut kokan rüyalarıma

 

Bir sen gelsen bin gelmiş olurdun

yıldızlar bana, semaya değil

dilekler tutulurdu, tutulanlara,

barut gibi kokardı çiçekler

ve sen kokuyordu rüyalar

 

Kaç mevsim yaşandı o umutlu rüyalarda

kaç sen geçtin o sonbaharlarda o kışlarda

çocukluğum kadar sıcaktı sendeki o umutlar

gelecek misin ağlar atıldı bütün umutlara?

HASRET

NİHAL TEMEL

Kuş olmak isterdim.

diyardan diyara göçüp

senin olduğun yerde,

gülüşünü izlemeye konardım

 

Kelebek olmak isterdim

korkmadan kanat çırpıp

bakarakonun gözlerine

sevgimi haykırmak isterdim

 

Balık olmak isterdim.

denizin en derinlerine dalıp

kafa tutarak rüzgara

dalgalarla boğuşmak isterdim

 

Bir ben olmak isterdim.

içimdeki korkuyu yok edip

her şeyi bir kenara bırakıp

sana gelmek isterdim.

CAMA VURAN KAR TANELERİ

NURAN AKÇAP DEMİRHAN

Sessiz sedasız yağar kar taneleri

cama vuran sessizliği

yürek acıtan her damlası

biraz buruk, biraz hüzün kokar

beyaz inciydi sanki

cama vuran kar taneleri

odamda ki loş ışık,

sokak lambaları değildi,

yağan karın her tanesi,

beyazın rengi…

 

Kar tanesi, inci tanesi

saflığın rengi, beyazın esareti

cesaretin güvencesi

penceremin önünde, seyre dalınca

sessiz, sessiz dalıp gidince

radyoda çalan içli bir şarkı,

inceden ince yağar kar taneleri

 

Aklımda kalan soğuğu,

evi barkı olmayan yoksulluğu

ruhum kar tanelerini izliyor

bir coşkuyla düşüyor

sanki inci tanesi, kar taneleri

 

Hüznümünson noktası

yağan karın ardından baharın gelmesi

kimilerineeğlence, kimilerine cefa

cama vuran kar taneleri

 

Kışın sonu bahardır

her mevsim ayrı güzeldir

içimdeki yürek sessizliği

güneşi çıkınca

damla damla eriyip gidiyor

cama vuran kar taneleri…

VAN DESTANI

EDİZ SERVAN ERDİNÇ

Asırlar öncesinden kalbimde aşkın durur

Kehribar aydınlığı gözlerin beni vurur

 

Alnımda Çaldıran'ın beyaz serin elleri

Göğsün ki cennetin en bahtiyar sevda yeri

 

Yanakların her zaman bana Şeker Kanyonu

Gelmez, gelmeyecek bu ölümsüz aşkın sonu

 

Saçların gibi göğe uzanır Vanadokya

Yazgıma gül dolduran yağmur yüzlü bir rüya

 

Güneş seninle sanki Yusuf'u selamlıyor

Horhor Çeşmesi'nden hep mesut sular damlıyor

 

Geliyor, geliyorum bozkır sesine doğru

Artık ölmem, varsam bir tek nefesine doğru

 

Gülümseyen avlular, cömert ruhlu çarşılar

Kavuşmak anne gibi ikimizi karşılar

 

Tuşba'da güller bize hep iki çay söylüyor

Aşkımızı hem dünya hem gök hem ay söylüyor

 

Kahvaltıda gökyüzü var, sana kavuşmak var

Umutları öperek seninle dolaşmak var

 

Cumhuriyet Caddesi bir tebessüm edince

Yıldızlar Van oluyor, sen de beni sevince

 

Sevgilim, misk kevserim, sevgilim, Muradiye'm

Allah'tan bana gelen en mukaddes hediyem

 

Dudağımın hasreti Van Gölü abıhayat

Akdamar ah Akdamar küheylan yürekli at

 

Bulutlara merhemdir yaylada kaval sesi

Bayramdır gülüşünün nefes alıp vermesi

 

Altın yünlü koyunlar ovaların kolları

Karıncaya Süleyman Gürpınar'ın yolları

 

Edremit'in başında hümadan binlerce kuş

Tüm ipekten bahçeler seninle unutulmuş

 

Buradan geçmiş sanki Selahattin Eyyubi

Erçek'teki turnalar onun yüreği gibi

 

Başkale'nin boynunda kestane renkli dağlar

Nerde bir çift göz görsem seninle gülüp ağlar

 

Zenginliğim, her şeyim, sözümün nuru Van'ım

Ebedî saadetim, gözümün nuru Van'ım

SENİ ARARIM

EMİRE KARAKOÇ

Gece mehtabını serperken karanlığa

seni aradım her sokak başında

aramaktan eskidi ayaklarım izini

nasırlar yapışır avuç içlerime

 

Gece mehtabını serperken karanlığa

seni aradım her sokak başında

yolumu kaybettim

hangi rehber beni bulur  izinde

 

Mehtaplı bir gecede

hasret buğuları sarar gözlerimi 

yokluğunun acısı  saplanır yüreğime

özlemin sirayeti bulaşır dilime

 

Şehir ölüm orucuna bürünür

yalnızlıktan çın çın öterken mezarlar

karanlığa teslim olur ruhlar

kaybederim yolumu

alacakaranlıkta.

 

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.