Haber Girişi: 24.10.2021 - 15:51, Güncelleme: 24.10.2021 - 15:51

Son dönemeçte (yaşlılıkta) evlenmek

 

Son dönemeçte (yaşlılıkta) evlenmek

Şahbettin Uluat yazdı...
Kahvehanelerde oturanların bir kısmı yaşlı dedelerimiz, babalarımız olunca, doğal olarak konuşulan konulardan biri de, istedikleri halde evlenemeyen yaşlılarımız olur. Onların çoğu, kendi kuşaklarının sarsılmaz geleneklerinin kaçınılmaz gereği olarak hemen gençken, gözleri açılmadan evlendirilmiş, yaşamlarının orta ya da ileri dönemlerinde uzun yıllar beraber yaşamış oldukları eşlerini bir şekilde kaybetmiş kimselerdir.  Çoğunun hizmetlerini görenleri, kızları, oğulları, gelinleri, damatları da vardır ama bir yanları eksiktir. İyisiyle kötüsüyle alışmış oldukları, başında bulundukları o eski düzenleri bozulmuş, dağılmıştır. Kimisi sorumlulukların paylaşıldığı aile ortamını özlemekte ve evlenmek istemektedir, kimisi yanı başında bir ses, bir soluk peşindedir, kimisinin insan ve erkek olarak başka beklentileri vardır ve kimisi de içinde bulundukları yeni duruma uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Bir kısmı, her insanın farklı bir dünya olduğunu, yeni evliliklerin eskisine benzemeyeceğini hesaba katamamakta, yüreklerinin saflığı ile tekrar evlenerek eski günlere, eski düzenlere kavuşacaklarını hayal etmektedir. Oturur kahvehanelerde bu sorunlarını konuşurlar. Onlar gündem edip konuşunca diğer kahvehane müşterileri de yakınmalara kulak misafiri olur; duruma göre sohbete dâhil olurlar. Günün sonunda bu konuşmalar evlere de taşınır, hanımlar tarafından da konuşulur olur. * O yaşlı insanların bir kısmı ciddi ciddi evlenmeyi düşünen kimselerdir ama bunu bir türlü gerçekleştirememektedirler. Evlenemezler çünkü bir kısmının artık iyiden iyiye kendini gösteren sağlık sorunları vardır ve kendileri de belli bir yaşın üzerinde olan gelin adayları o topa girmeye gönüllü olmazlar. Evlenemezler çünkü önemli bir kısmının maddi olanakları yeniden evlenmek için yeterli görülmez. Nasıl ki onlar evlenip bir hayat arkadaşı sahibi olmak; daha rahat bir yaşam sürmek gibi beklentileri varsa, eş adayı durumundaki hanımların da doğal olarak olası bir evlilik için kendi talepleri vardır. Yeni yapacakları evliliklerde içinde oturacakları evin tapusunun kendi adlarına olmasını, müstakbel kocalarının ciddi birikimimin olmasını, arabasının olmasını isterler. Bu yolla ve öncelikle evlilik döneminde ve de olası evlilik sonrası dönemde kendilerini güvence altına almak isterler. Hatta kimileri kendisini düşündüğü gibi önceki kocasından olan evlatlarını da düşünür. Damat adayının maddi anlamda onlara da destek olmasını, mesela ev almasını, iş kurmasını talep ederler. Başka bir kısım yaşlılarımız kendi evlatlarını ikna edemedikleri için evlenemezler. Evlatlar, gelinler, damatlar dedenin mirası bölünmesin; yeni ve başka kişiler gelecekteki mirasa ortak olmasın isterler ve bu yüzden büyüklerinin evlenmesine izin vermezler, engeller çıkartırlar, dalaverelere başvururlar. O hayırlı evlatların bir kısmı da ölmüş annelerinin anılarını öne sürerler. Ne zaman konu açılsa salya sümük ağlar, itiraz eder, yaşlı adamı ihanetle suçlarlar. Müstakbel gelin adayını gerçekten ve mantıklı olarak uygun bulmayan evlatlar da olur. Kadın babalarına, dedelerine göre değildir ama aşk (ya da başka bir şey) adamın gözünü kör etmiştir. Uyandırmak için ellerinden geleni yaparlar. Bunların dışında kendi ölçütlerine uygun bir eş adayı bulamadığı için evlenemeyenler de, kendisine aracılık edecek birileri olmadığı için evlenemeyenler de hep olur. Haklarını yemeyelim, bu arada başkaca bir hesap içinde olmadan büyüklerinin iyiliğini düşünerek “baba istiyorsan seni evlendirelim” diyen evlatlar da mutlaka olur. * Bizim toplumumuz açısından bakıldığında evlenmeyi düşünen büyüklerimizin önünde engel olarak duran ve kahvehanelerde gerçek gündem durumunda bulunan bir başka şey daha vardır ki o da evlenilecek gelin adaylarının maaş sahibi olmalarıdır. Maaş sahibi hanımlar, maaşı olmayanlara göre evlenme konusunda çok daha isteksizdirler. Onların dul maaşı, yaşlılık maaşı ya da başka adlar altında az da olsa bir gelirleri vardır ve onunla yetinmektedirler. Evlatları ile birlikte yaşıyorlarsa ara sıra torunlarına şeker, gofret de alabilmektedirler. Yeniden evlenmek çok da cazip gelmez. Bir kısmının geçmiş evlilikleri ile ilgili kötü deneyimleri vardır ve yenisini yaşamak istemezler. Bütün bunlar yaşanıp durdukça da yaşlılarımızın evlilik hayalleri ile evlilik karşılaştıkları sorunlar kahvehanelerde konuşulup durmaya devam eder. * Konu bizim coğrafyamızda yaşlıların evliliği olduğunda el âlem faktörü de hep devrededir. Erkek olsun, kadın olsun yeniden evlenmeyi düşünen her yaşlımız ancak bu engeli aşarak yoluna devam edebilir.  
Şahbettin Uluat yazdı...

Kahvehanelerde oturanların bir kısmı yaşlı dedelerimiz, babalarımız olunca, doğal olarak konuşulan konulardan biri de, istedikleri halde evlenemeyen yaşlılarımız olur.

Onların çoğu, kendi kuşaklarının sarsılmaz geleneklerinin kaçınılmaz gereği olarak hemen gençken, gözleri açılmadan evlendirilmiş, yaşamlarının orta ya da ileri dönemlerinde uzun yıllar beraber yaşamış oldukları eşlerini bir şekilde kaybetmiş kimselerdir.

 Çoğunun hizmetlerini görenleri, kızları, oğulları, gelinleri, damatları da vardır ama bir yanları eksiktir. İyisiyle kötüsüyle alışmış oldukları, başında bulundukları o eski düzenleri bozulmuş, dağılmıştır.

Kimisi sorumlulukların paylaşıldığı aile ortamını özlemekte ve evlenmek istemektedir, kimisi yanı başında bir ses, bir soluk peşindedir, kimisinin insan ve erkek olarak başka beklentileri vardır ve kimisi de içinde bulundukları yeni duruma uyum sağlamakta güçlük çekmektedir.

Bir kısmı, her insanın farklı bir dünya olduğunu, yeni evliliklerin eskisine benzemeyeceğini hesaba katamamakta, yüreklerinin saflığı ile tekrar evlenerek eski günlere, eski düzenlere kavuşacaklarını hayal etmektedir.

Oturur kahvehanelerde bu sorunlarını konuşurlar.

Onlar gündem edip konuşunca diğer kahvehane müşterileri de yakınmalara kulak misafiri olur; duruma göre sohbete dâhil olurlar.

Günün sonunda bu konuşmalar evlere de taşınır, hanımlar tarafından da konuşulur olur.

*

O yaşlı insanların bir kısmı ciddi ciddi evlenmeyi düşünen kimselerdir ama bunu bir türlü gerçekleştirememektedirler.

Evlenemezler çünkü bir kısmının artık iyiden iyiye kendini gösteren sağlık sorunları vardır ve kendileri de belli bir yaşın üzerinde olan gelin adayları o topa girmeye gönüllü olmazlar.

Evlenemezler çünkü önemli bir kısmının maddi olanakları yeniden evlenmek için yeterli görülmez.

Nasıl ki onlar evlenip bir hayat arkadaşı sahibi olmak; daha rahat bir yaşam sürmek gibi beklentileri varsa, eş adayı durumundaki hanımların da doğal olarak olası bir evlilik için kendi talepleri vardır.

Yeni yapacakları evliliklerde içinde oturacakları evin tapusunun kendi adlarına olmasını, müstakbel kocalarının ciddi birikimimin olmasını, arabasının olmasını isterler. Bu yolla ve öncelikle evlilik döneminde ve de olası evlilik sonrası dönemde kendilerini güvence altına almak isterler.

Hatta kimileri kendisini düşündüğü gibi önceki kocasından olan evlatlarını da düşünür. Damat adayının maddi anlamda onlara da destek olmasını, mesela ev almasını, iş kurmasını talep ederler.

Başka bir kısım yaşlılarımız kendi evlatlarını ikna edemedikleri için evlenemezler. Evlatlar, gelinler, damatlar dedenin mirası bölünmesin; yeni ve başka kişiler gelecekteki mirasa ortak olmasın isterler ve bu yüzden büyüklerinin evlenmesine izin vermezler, engeller çıkartırlar, dalaverelere başvururlar.

O hayırlı evlatların bir kısmı da ölmüş annelerinin anılarını öne sürerler. Ne zaman konu açılsa salya sümük ağlar, itiraz eder, yaşlı adamı ihanetle suçlarlar.

Müstakbel gelin adayını gerçekten ve mantıklı olarak uygun bulmayan evlatlar da olur. Kadın babalarına, dedelerine göre değildir ama aşk (ya da başka bir şey) adamın gözünü kör etmiştir. Uyandırmak için ellerinden geleni yaparlar.

Bunların dışında kendi ölçütlerine uygun bir eş adayı bulamadığı için evlenemeyenler de, kendisine aracılık edecek birileri olmadığı için evlenemeyenler de hep olur.

Haklarını yemeyelim, bu arada başkaca bir hesap içinde olmadan büyüklerinin iyiliğini düşünerek “baba istiyorsan seni evlendirelim” diyen evlatlar da mutlaka olur.

*

Bizim toplumumuz açısından bakıldığında evlenmeyi düşünen büyüklerimizin önünde engel olarak duran ve kahvehanelerde gerçek gündem durumunda bulunan bir başka şey daha vardır ki o da evlenilecek gelin adaylarının maaş sahibi olmalarıdır.

Maaş sahibi hanımlar, maaşı olmayanlara göre evlenme konusunda çok daha isteksizdirler.

Onların dul maaşı, yaşlılık maaşı ya da başka adlar altında az da olsa bir gelirleri vardır ve onunla yetinmektedirler. Evlatları ile birlikte yaşıyorlarsa ara sıra torunlarına şeker, gofret de alabilmektedirler. Yeniden evlenmek çok da cazip gelmez.

Bir kısmının geçmiş evlilikleri ile ilgili kötü deneyimleri vardır ve yenisini yaşamak istemezler.

Bütün bunlar yaşanıp durdukça da yaşlılarımızın evlilik hayalleri ile evlilik karşılaştıkları sorunlar kahvehanelerde konuşulup durmaya devam eder.

*

Konu bizim coğrafyamızda yaşlıların evliliği olduğunda el âlem faktörü de hep devrededir.

Erkek olsun, kadın olsun yeniden evlenmeyi düşünen her yaşlımız ancak bu engeli aşarak yoluna devam edebilir.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.