• Haberler
  • Güncel
  • Savaşın insan üzerindeki izleri sanatla tartışıldı

Savaşın insan üzerindeki izleri sanatla tartışıldı

Malva Sanat Akademisi tarafından hayata geçirilen 'Savaş Senin Göbek Adın' başlıklı performans sanatı ve resim çalıştayı, savaşı yalnızca siyasal, askerî ya da diplomatik bir mesele olarak ele almakla yetinmeyip insanın kimliğine, bedenine, hafızasına ve gündelik yaşamına nüfuz eden çok katmanlı bir gerçeklik olarak tartışmaya açtı.

Disiplinlerarası yaklaşımla tasarlanan çalıştay, sanatın yalnızca estetik bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda etik, politik ve insani sorumluluk taşıdığını güçlü biçimde ortaya koydu. Barışı merkezine alan bu üretim süreci, sanat aracılığıyla kolektif bir vicdan çağrısı oluşturmayı hedefledi.

Savaşın insan üzerindeki izleri sanatla tartışıldı

Çalıştay sürecine Kent-Kent Kültür Akademisi Derneği’nden Sadık Er ve Leyla Mihrinaz Engin’in yanı sıra sanatçılar, eğitmenler ve sanat öğrencileri katılım sağladı. Farklı coğrafyalardan, kültürel arka planlardan ve yaşantılardan gelen üretimler, ortak bir barış dili etrafında buluşarak çok sesli, çoğulcu ve kapsayıcı bir sanatsal atmosfer yarattı. Çalıştayın ana fikrini oluşturan “Savaş senin göbek adın” ifadesiyle, dünyada doğan her çocuğun, hangi coğrafyada ve hangi kimlikle dünyaya gelirse gelsin, savaşın doğrudan ya da dolaylı sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldığı gerçeği vurgulandı. Bu ifade, savaşın istisnai değil, küresel ve süreklilik arz eden bir olgu olduğuna dikkat çeken güçlü bir metafor olarak ele alındı.

Savaşın insan üzerindeki izleri sanatla tartışıldı

Malva Sanat Akademisi bünyesinde resim eğitimi alan öğrencilerin aktif biçimde yer aldığı çalıştay kapsamında, savaşa karşı barışı merkeze alan özgün sanatsal eserler üretildi. Bu süreç, klasik bir atölye ya da teknik eğitim uygulamasının çok ötesine geçerek; öğrencilerin çağdaş dünyaya eleştirel bir perspektifle bakmalarını, sanatı yalnızca bireysel ifade alanı değil, toplumsal bir söz söyleme aracı olarak kavramalarını amaçladı. Ortaya çıkan çalışmalarda renk, imge, yüzey ve kompozisyon aracılığıyla savaşın yıkıcı, travmatik ve insanı değersizleştiren dili sorgulandı. Sanatçılar, bu yıkıcı dile karşı alternatif bir barış söylemi kurarak, görsel hafızaya müdahale eden güçlü anlatılar ortaya koydu.

Savaşın insan üzerindeki izleri sanatla tartışıldı

Çalıştayın en çarpıcı aşaması performatif üretimler oldu. İran’dan Türkiye’ye gelerek Van’da çalışmalara katılan performans sanatçısı ile Vanlı sanatçı ve Malva Sanat Akademisi’nin kurucusu Abdullah Oflas’ın gerçekleştirdiği ortak performans, savaşın bireysel ve kolektif bedenler üzerindeki görünmez izlerini görünür kılmayı amaçladı. Travma, göç, sınır, kimlik ve bellek kavramları etrafında şekillenen performans, izleyiciyle doğrudan temas kuran deneyimsel alan yarattı. Performans sürecinde beden, savaşın taşıyıcısı ve tanığı olarak ele alındı; savaşın yalnızca cephelerde yaşanan bir olgu olmadığı, aksine gündelik yaşamın içinde, bedenlerde ve hafızalarda kalıcı izler bıraktığı güçlü bir biçimde hissettirildi.

Çalıştaya davetli olarak katılan Ethan Şos, sürecin uluslararası ve çok sesli yapısını daha da görünür kıldı. Farklı ülkelerden sanatçıların aynı tema etrafında bir araya gelmesi, savaşların ayırdığı coğrafyaların sanat aracılığıyla yeniden temas edebileceğini gösterdi. İran’dan Türkiye’ye uzanan bu sanatsal birliktelik, sınırların sanat karşısında anlamını yitirdiğini ve ortak bir barış tahayyülünün mümkün olduğunu ortaya koyan güçlü bir mesaj sundu.

Savaşın insan üzerindeki izleri sanatla tartışıldı

“Savaş Senin Göbek Adın” çalıştayı, resim ve performans sanatını yalnızca estetik üretim alanları olarak değil; etik, politik ve insani bir sorumluluk zemini olarak ele aldı. Çalıştayın temel yaklaşımında, sanatın savaş karşısında tarafsız kalamayacağı açık biçimde vurgulandı. Üretilen eserler ve gerçekleştirilen performanslar, barışın mümkünlüğünü görünür kılmayı, izleyicide düşünsel bir duraksama ve yüzleşme alanı açmayı hedefledi.

Malva Sanat Akademisi’nin ortaya koyduğu bu manifesto niteliğindeki çalışmada, savaşın kader olmadığı özellikle vurgulandı. Savaşın tarihsel, siyasal ve ekonomik süreçler içerisinde üretildiği ifade edilirken; barışın da aynı şekilde üretilebilir, öğrenilebilir ve kolektif olarak inşa edilebilir bir değer olduğu savunuldu.

Çalıştay kapsamında üretilen eserler, yalnızca geçici bir etkinliğin çıktıları olarak değil; savaşa karşı sanatsal bir duruş, kolektif bir bellek çalışması ve gelecek kuşaklara bırakılan barış odaklı kültürel bir kayıt olarak değerlendirildi. Malva Sanat Akademisi, dünyada doğan her çocuğun göbek adının savaş değil barış olması gerektiği inancıyla, sanatı ve kolektif üretimi bu yönde dönüştürmeye devam edeceğini güçlü bir biçimde ortaya koydu. 

Bakmadan Geçme