Güncel Haber Girişi: 17.01.2021 - 12:03, Güncelleme: 17.01.2021 - 12:03

Santral değil saatli bomba

 

Santral değil saatli bomba

“Dünyada riskli bulunup kapatıldıktan sonra yeniden açılan” tek nükleer santral Ermenistan’daki Metsamor. 1988’de Spitak’ı yerle bir eden fay hattı üzerinde bulunuyor ve sınırımıza sadece 16 kilometre uzakta.
İsteriz tabii bizim de bi’ santralimiz olsun. Öyle ya Kuzey Kore’den, Güney Afrika’dan ne eksiğimiz var? Fransa 58 nükleer reaktöre sahip, enerjisinin % 80’ini bu yolla sağlıyor. Hiçbirini kapatmaya niyetli değil, yenilerini de yapıyor ayrıca. Eğer Akkuyu, Akdeniz’i ısıtacaksa kıyısına dizilen santrallerin Sen Nehri’ni fokurdatması lazım hesapta. Demek ki nükleer enerji o kadar da korkutucu değil... Kuralına göre oynanırsa! Kural derken önce zemine bakılıyor, 5 ve daha büyük şiddette zelzele yaşanan bölgelerde kesinlikle yapılmıyor. Nitekim Ermenistan’daki Metsamor santrali mevzu olduğunda Sovyet bilim adamları karşı çıkıyor. “Burası Ağrı Dağı Fay Hattı üzerinde” diyorlar, “kaç defa dokuzu görmüş, sabıkası ortada. Kaldı ki, yer altı ve yer üstü sularından zengin bir mıntıka.” Kremlin ciddiye almıyor, “varsın olsun” buyuruyor. 1973- 76 arası “Metsamor1”, 1975-79 arası “Metsamor 2” yapılıyor. İlki WWER 440 / V230 adlı bir sistem gücü 240 MW. İkincisi  WWER 440 / V270, gücü 400 MW. DARBELİ VE DEMODE O günden bu yana köprünün altından çok sular aktı, artık bu iptidai teknoloji kullanılmıyor. Çekirdeğin 2 m kalınlığında çelik kubbeyle örtülmesi lazım, bunlarda yok, soğutma sisteminin tıır tıkır çalışması lazım, aksıyor. 500 MW güce sahip bir nükleer santral, yaklaşık 14 ton yüksek, 125 ton orta ve 250 ton düşük seviyede atık üretir. Bu atıklar ve tükenen yakıt yolları reaktör havuzlarında tutulur, radyasyon seviyesinin düşmesi beklenir sabırla. Ermenisten kural kaide tanımıyor bunları götürüp Karabağ’a gömüyor. Azerilerin toprağını suyunu kirletiyor aklı sıra.   Uluslararası Atom Enerjisi (UAEA) uzmanları Metsamor’da 106 ayrı problem tespit etmiş. Nitekim 150’den fazla kaza yaşanmış. Jenaratör patladığı için elektrikler kesilmiş, koruma sistemleri devre dışı kalmış mesela. Litvanya, Metsamor Santralindeki kazaların artışından ürküyor ve aynı teknoloji ( WWER 440 ) ile çalışan İgnalinski Santralini zamanından önce kapatıyor. NEYİ BEKLİYORLAR DAHA? Metsamor iyi kötü çalıştı, maliyetini çıkardı ve ömrünü yıllar evvel tamamladı. Yıl 1988. Gümrü yakınlarında meydana gelen 9 şiddetindeki zelzele Spitak şehrini haritadan siliyor, 20 bin insan hayatını kaybediyor. O günlerde hasar alan santral kapatılıyor, sonra tekrar uranyum çekiyorlar kazana (1993). AB bundan çok rahatsız oluyor, Ermenistan’ı masaya oturtuyor. Erivan ile santralin kaldırılması hususunda bir anlaşma imzalıyor (Eylül 1999- Brüksel). Karşılığında Ermenistan Avrupa Konseyi üyesi yapılıyor. Alternatif kaynaklarına yönelsinler diye 100 milyon avro destek çıkılıyor. Ancak Ermeniler taahhütlerinde durmadıkları gibi ömrünü tamamlayan santralin gücünü artırıyor. “Tamam söz, 2016’da kesin kapatacağız” deseler de yıl olmuş 2021 devam ediyorlar hâlâ.   Erivan sürekli sızlanıyor yok Azerbaycan petrol bağışlasın, yok AB kredi sağlasın, yok Türkiye sınırları açsın. Metsamor’u şantaj gibi kullanıyor. ReklamStore YEDİRİR Mİ SANA? Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal ettikten sonra (Karabağ madenlerini sömürmesine rağmen) daha yoksullaştı. Hırsızlık uğursuzluk yaramadı onlara.   Bu arada eski alışkanlık ve şımarıklıkla Rusya’dan aldıkları uranyumun üstüne yattılar. Ancak Putin alacağını bırakır mı? Tesisin hisselerini ellerinden aldı. Şu an mali yönetim Russian Unified Electric Systems’ten soruluyor. Zaten Ruslar olmadan bu leşi ayakta tutamazlar. Gariptir Metsamor Santralinde kullanılan nükleer yakıt, Rusya’dan hava yoluyla geliyor. Tonlarca uranyum taşıyan bir tayyare düşünün, âdeta uçan bomba. BM, AB ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) parametrelerine göre Metsamor, dünyanın en tehlikeli nükleer santrali şu anda. Böylesi tesislerin illa patlayıp berhava olmasını beklemeyin, reaksiyon kontrolden çıkarsa durduramazlar bir daha. Sızıntı suya toprağa bulaşır ve asırlarca kalır orada. Radyasyonla, DNA’lar genetik vasfını kaybeder, ikiye bölünecek yerde çılgınca çoğalırlar ki “kanser” deniyor ona. SİLAH MI REFAH MI? ∂ Biliyorsunuz, Einstein yazdığı mektupla Başkan Roosevelt’i atom bombası yapmaya çağırır. Bir grup bilim adamı toplanır, Beyaz Saray himayesinde “o silahı” yapar. Ancak Almanlara atmaya çekinirler, Avrupa’da çok dostları vardır zira. 1945’te Hiroşima ve Nagazaki’de kullanırlar. Tahribat, beklediklerinden de büyük olur, suçluluk duygusuna kapılırlar. Bu teknolojiyi insanların refahı için kullanırlarsa içleri rahat edecektir sözüm ona. General Electric ve Westinghouse görünüşte santral yapıp işletiyor ama perde arkasından Pentagon’a silah sağlıyor. Nükleer santrallerde üretimin tabii neticesi olarak açığa “plütonyum” çıkar. Bu da nerede kullanılır biliyor  musunuz? Nükleer başlıklarda! Ermenistan bile bu konuda mesafe aldı. Biliyorsunuz İsrail de Fransa’dan temin ettiği ilkel santralle (Dimona) nükleer başlık üretiyor. Üç beş roket fişekledi diye Kuzey Kore’ye savaş açmaya kalkan ABD, bir kaza vukuunda yüzlerce defa tahripkâr olacak Metsamor’u görmezden geliyor. Ermeni liderler sağda solda soykırım masalı anlatacaklarına, temiz enerjiye kaynak aktarsalar ya. HESAP ORTADA ∂ Çernobil 30 kilometre çapında bir alanı bitirdi (1986), korku filmi çekilecek hâle getirdi. Bizim de suyumuzu toprağımızı, çayımızı fındığımızı zehirledi. Felaketi ne zaman anlayabildik? Kanser vakaları peşpeşe patlayınca. Çernobil'le aramız yaklaşık 1.500 kilometre, Metsamor ise sadece 16 kilometre uzağımızda. Türkiye’den açıkça görünüyor, geçin Aras’ı, yürüyerek gidebilirsiniz pekâlâ. Eğer Metsamor’a bir şey olursa yanı başındaki Ağrı, Kars, Iğdır ağır yaralanır. Radyasyon doğu vilayetlerimizi tutacağı gibi İran’ a, Azerbaycan’a ve Gürcistan’a da yayılır. Kaba hesap ile 10 milyon insan tehdit altında. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) gafil avlanmamak için Erken Uyarı Sistemleri kursa da yapılacak çok şey var daha. Sadece insanlar değil hayvanlar da korunmalı. Bağı bahçeyi zaten unutacaksın, yanına bile yaklaşamazsın o saatten sonra. Nükleer enerjiye muhalifiz diyelim. Türkiye’de santral istemiyoruz asla. Tek dert Metsamor değil ki, Bulgaristan Kozloduy ve Romanya Cernavoda leşleri de dibimizde duruyor. Son kullanma tarihleri çoktaaan dolmuş, uzatmaları oynuyorlar ısrarla. Yerli santraller için slogan atanlar, onları niye görmez acaba? Türkiye Gazetesi    
“Dünyada riskli bulunup kapatıldıktan sonra yeniden açılan” tek nükleer santral Ermenistan’daki Metsamor. 1988’de Spitak’ı yerle bir eden fay hattı üzerinde bulunuyor ve sınırımıza sadece 16 kilometre uzakta.

İsteriz tabii bizim de bi’ santralimiz olsun. Öyle ya Kuzey Kore’den, Güney Afrika’dan ne eksiğimiz var?

Fransa 58 nükleer reaktöre sahip, enerjisinin % 80’ini bu yolla sağlıyor. Hiçbirini kapatmaya niyetli değil, yenilerini de yapıyor ayrıca.
Eğer Akkuyu, Akdeniz’i ısıtacaksa kıyısına dizilen santrallerin Sen Nehri’ni fokurdatması lazım hesapta.
Demek ki nükleer enerji o kadar da korkutucu değil... Kuralına göre oynanırsa!
Kural derken önce zemine bakılıyor, 5 ve daha büyük şiddette zelzele yaşanan bölgelerde kesinlikle yapılmıyor.
Nitekim Ermenistan’daki Metsamor santrali mevzu olduğunda Sovyet bilim adamları karşı çıkıyor. “Burası Ağrı Dağı Fay Hattı üzerinde” diyorlar, “kaç defa dokuzu görmüş, sabıkası ortada. Kaldı ki, yer altı ve yer üstü sularından zengin bir mıntıka.”
Kremlin ciddiye almıyor, “varsın olsun” buyuruyor. 1973- 76 arası “Metsamor1”, 1975-79 arası “Metsamor 2” yapılıyor.
İlki WWER 440 / V230 adlı bir sistem gücü 240 MW.
İkincisi  WWER 440 / V270, gücü 400 MW.

DARBELİ VE DEMODE
O günden bu yana köprünün altından çok sular aktı, artık bu iptidai teknoloji kullanılmıyor. Çekirdeğin 2 m kalınlığında çelik kubbeyle örtülmesi lazım, bunlarda yok, soğutma sisteminin tıır tıkır çalışması lazım, aksıyor.
500 MW güce sahip bir nükleer santral, yaklaşık 14 ton yüksek, 125 ton orta ve 250 ton düşük seviyede atık üretir. Bu atıklar ve tükenen yakıt yolları reaktör havuzlarında tutulur, radyasyon seviyesinin düşmesi beklenir sabırla.
Ermenisten kural kaide tanımıyor bunları götürüp Karabağ’a gömüyor. Azerilerin toprağını suyunu kirletiyor aklı sıra.  
Uluslararası Atom Enerjisi (UAEA) uzmanları Metsamor’da 106 ayrı problem tespit etmiş. Nitekim 150’den fazla kaza yaşanmış. Jenaratör patladığı için elektrikler kesilmiş, koruma sistemleri devre dışı kalmış mesela.
Litvanya, Metsamor Santralindeki kazaların artışından ürküyor ve aynı teknoloji ( WWER 440 ) ile çalışan İgnalinski Santralini zamanından önce kapatıyor.

NEYİ BEKLİYORLAR DAHA?
Metsamor iyi kötü çalıştı, maliyetini çıkardı ve ömrünü yıllar evvel tamamladı.
Yıl 1988. Gümrü yakınlarında meydana gelen 9 şiddetindeki zelzele Spitak şehrini haritadan siliyor, 20 bin insan hayatını kaybediyor.
O günlerde hasar alan santral kapatılıyor, sonra tekrar uranyum çekiyorlar kazana (1993).
AB bundan çok rahatsız oluyor, Ermenistan’ı masaya oturtuyor. Erivan ile santralin kaldırılması hususunda bir anlaşma imzalıyor (Eylül 1999- Brüksel). Karşılığında Ermenistan Avrupa Konseyi üyesi yapılıyor. Alternatif kaynaklarına yönelsinler diye 100 milyon avro destek çıkılıyor. Ancak Ermeniler taahhütlerinde durmadıkları gibi ömrünü tamamlayan santralin gücünü artırıyor. “Tamam söz, 2016’da kesin kapatacağız” deseler de yıl olmuş 2021 devam ediyorlar hâlâ.  
Erivan sürekli sızlanıyor yok Azerbaycan petrol bağışlasın, yok AB kredi sağlasın, yok Türkiye sınırları açsın. Metsamor’u şantaj gibi kullanıyor.

ReklamStore

YEDİRİR Mİ SANA?

Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal ettikten sonra (Karabağ madenlerini sömürmesine rağmen) daha yoksullaştı. Hırsızlık uğursuzluk yaramadı onlara.  
Bu arada eski alışkanlık ve şımarıklıkla Rusya’dan aldıkları uranyumun üstüne yattılar. Ancak Putin alacağını bırakır mı? Tesisin hisselerini ellerinden aldı. Şu an mali yönetim Russian Unified Electric Systems’ten soruluyor.
Zaten Ruslar olmadan bu leşi ayakta tutamazlar.
Gariptir Metsamor Santralinde kullanılan nükleer yakıt, Rusya’dan hava yoluyla geliyor. Tonlarca uranyum taşıyan bir tayyare düşünün, âdeta uçan bomba.
BM, AB ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) parametrelerine göre Metsamor, dünyanın en tehlikeli nükleer santrali şu anda.
Böylesi tesislerin illa patlayıp berhava olmasını beklemeyin, reaksiyon kontrolden çıkarsa durduramazlar bir daha. Sızıntı suya toprağa bulaşır ve asırlarca kalır orada.
Radyasyonla, DNA’lar genetik vasfını kaybeder, ikiye bölünecek yerde çılgınca çoğalırlar ki “kanser” deniyor ona.

SİLAH MI REFAH MI?
∂ Biliyorsunuz, Einstein yazdığı mektupla Başkan Roosevelt’i atom bombası yapmaya çağırır. Bir grup bilim adamı toplanır, Beyaz Saray himayesinde “o silahı” yapar.
Ancak Almanlara atmaya çekinirler, Avrupa’da çok dostları vardır zira. 1945’te Hiroşima ve Nagazaki’de kullanırlar. Tahribat, beklediklerinden de büyük olur, suçluluk duygusuna kapılırlar. Bu teknolojiyi insanların refahı için kullanırlarsa içleri rahat edecektir sözüm ona.
General Electric ve Westinghouse görünüşte santral yapıp işletiyor ama perde arkasından Pentagon’a silah sağlıyor.
Nükleer santrallerde üretimin tabii neticesi olarak açığa “plütonyum” çıkar. Bu da nerede kullanılır biliyor  musunuz? Nükleer başlıklarda!
Ermenistan bile bu konuda mesafe aldı. Biliyorsunuz İsrail de Fransa’dan temin ettiği ilkel santralle (Dimona) nükleer başlık üretiyor.
Üç beş roket fişekledi diye Kuzey Kore’ye savaş açmaya kalkan ABD, bir kaza vukuunda yüzlerce defa tahripkâr olacak Metsamor’u görmezden geliyor.
Ermeni liderler sağda solda soykırım masalı anlatacaklarına, temiz enerjiye kaynak aktarsalar ya.

HESAP ORTADA
∂ Çernobil 30 kilometre çapında bir alanı bitirdi (1986), korku filmi çekilecek hâle getirdi. Bizim de suyumuzu toprağımızı, çayımızı fındığımızı zehirledi. Felaketi ne zaman anlayabildik? Kanser vakaları peşpeşe patlayınca.
Çernobil'le aramız yaklaşık 1.500 kilometre, Metsamor ise sadece 16 kilometre uzağımızda. Türkiye’den açıkça görünüyor, geçin Aras’ı, yürüyerek gidebilirsiniz pekâlâ.
Eğer Metsamor’a bir şey olursa yanı başındaki Ağrı, Kars, Iğdır ağır yaralanır. Radyasyon doğu vilayetlerimizi tutacağı gibi İran’ a, Azerbaycan’a ve Gürcistan’a da yayılır. Kaba hesap ile 10 milyon insan tehdit altında.


Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) gafil avlanmamak için Erken Uyarı Sistemleri kursa da yapılacak çok şey var daha. Sadece insanlar değil hayvanlar da korunmalı. Bağı bahçeyi zaten unutacaksın, yanına bile yaklaşamazsın o saatten sonra.
Nükleer enerjiye muhalifiz diyelim. Türkiye’de santral istemiyoruz asla. Tek dert Metsamor değil ki, Bulgaristan Kozloduy ve Romanya Cernavoda leşleri de dibimizde duruyor. Son kullanma tarihleri çoktaaan dolmuş, uzatmaları oynuyorlar ısrarla.
Yerli santraller için slogan atanlar, onları niye görmez acaba?

Türkiye Gazetesi

 

 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.