Haber Girişi: 24.11.2021 - 11:48, Güncelleme: 24.11.2021 - 11:48

Pencereler

 

Pencereler

Yunus Türkoğlu yazdı...
Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimizin üzerinde, O’nu gölgeleyen bir bulutun, O’nun la beraber sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler. Peygamber Efendimizin-Aleyhiselam-daha önceki Şam seyahati sırasında manastırda bulunan Rahip Bahira’nın ölümüyle yerini Nastura adındaki rahibe bırakmıştı. Efendimizin, zeytin ağacı altına oturması, pencereden gelen kafileyi seyreden rahibin dikkatini çekmişti. Önceden tanıştığı Meysere’yi yanına çağırdı ve ağacın altında konaklayanın kim olduğunu sordu. Meysere, “O, Kureyş ve Mekke halkından bir zattır.” Dedi. Rahip Nastura, biraz durakladı. Sonra da Meysere’yi hayretler içinde bırakan fikrini söyledi; “O ağacın altında şimdiye kadar peygamberden başka kimse oturmamıştır!” Daha sonra Meysere’ye şu suali yöneltti;  “Onun gözünde biraz kırmızılık var mıdır? Meysere evet deyince, teşhisini kesinleştirdi;  “ O peygamberdir, hem de peygamberlerin sonuncusudur! Bahse konu olay bisetten önce yani peygamberlik verilmeden önce vuku bulmuştur. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için Peygamber Efendimizin-sallallahü aleyhi ve sellem- mübarek hayatını bir daha okumanızı tavsiye ederim… Firavunun sarayında hizmetçi olarak çalışan Maşite adında bir kadın vardı. Firavunun kızının ve hanımı Hz. Asiye'nin saçını tarardı. Bir gün bu kadın elinden düşen tarağı almak için eğildiğinde ”Bismillah” dedi. Firavunun kızı bunu duydu, “Babamın ismiyle mi demek istedin?”diye sordu. Kadın “hayır” dedi, “Benim ve babanın Rabbinin ismiyle diyorum.” Kız,”Ben bunu babama haber vereceğim” dedi ve haber verdi. Firavun kadını huzura çağırdı, “Senin Rabbin kim?” diye sordu. Kadın hiç korkmadan, “ Benim de, senin de Rabbin Allah’tır” cevabını verdi. Firavun kadının imanını haykırması karşısında şaşakaldı. Nasıl olur da hizmetçi bir kadın kendisinden korkmadan böyle söyleyebilirdi. Hemen büyük bir tandır kazılmasını, içinde ateş yakılmasını, sonra da kadının ve çocuklarının o ateşe atılmasını emretti. Kadın, metanetinden hiç bir şey kaybetmedi. Sonra da kadının çocuklarını teker teker tandıra attırdı. Kadının kucağında henüz süt emen küçük bir bebeği kalmıştı. Dile geldi;  “ Anneciğim, sabret, muhakkak ki dünyanın azabı ahretin azabından çok daha hafiftir.” (Müsned-1:309,310) Hz. Asiye, bütün bu olanları sarayın penceresinden seyretmişti. Engel olmaya ise gücü yetmiyordu. Bu hadise onun imanını daha da kuvvetlendirdi. Çünkü meleklerin bu kadının ruhunu göklere yükselttiğini açıkça izlemişti! Selimiye Camisi’nde, müezzin mahfili Kâbe’nin yarı ölçüsüne denktir. Müezzin mahfilinde 5 hat olması İslam’ın beş şartına, minarelerin ikişer tanesinde 3’er yol olması imanın 6 şartına, müezzin mahfilinde 12 ayak namazın 12 şartına, vaaz kürsülerinin 4 olması 4 büyük mezhebe, külliyedeki 32 kapı 32 farzı temsil ettiği rivayet edilir.  Ya pencereler! Kâbe’de 1000 pencere olduğu kabul edildiğinden dolayı, Selimiye’de ki 999 pencere Kâbe’ye olan hürmetten dolayıdır… Konsun yine pervazlara Güvercinler “Hu hu” lara karışsın Âminler… Mübarek akşamdır: Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler! (Arif Nihat Asya-Naat) İmam-ı Birgivi, zamanın şeyhülislamı tarafından verilen bir fetvayı yırtmış ve fetvanın yanlış olduğunu söylemişti. Verdiği fetvanın yırtıldığını haber alan şeyhülislam, Birgivi Hazretlerini hesap sormak için huzuruna çağırdı. Şeyhülislam makamına varan Birgivi Hazretleri, namaz kılmakta olan Şeyhülislama selam verip içeri girdi… Şeyhülislam namazı bitirdikten sonra;  “- Namaz kılan kimseye selam verilir mi?” diye sordu. İmam-ı Birgivi ise;  “- Biliyorum, namaz kılan bir kimseye selam verilmez!” Fakat siz benim içeriye girdiğimde namaz kılmıyor, içerisi karanlık oluyor bu pencereyi büyütmeliyiz diye düşünüyordunuz!  “-Ben de sizi pencere ile meşgul görünce selam verdim.” Dedi. Şeyhülislam, İmam-ı Birgivi Hazretlerinin üstün derecesini anlamış ve hatasını kabul etmişti… İmam-ı Birgivi’nin kabri İzmir ili, Ödemiş İlçesi Birgi Kasabası’ndadır. Yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin derim… Tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutlarım. Allah’a emanet olunuz.
Yunus Türkoğlu yazdı...

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimizin üzerinde, O’nu gölgeleyen bir bulutun, O’nun la beraber sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler.

Peygamber Efendimizin-Aleyhiselam-daha önceki Şam seyahati sırasında manastırda bulunan Rahip Bahira’nın ölümüyle yerini Nastura adındaki rahibe bırakmıştı.

Efendimizin, zeytin ağacı altına oturması, pencereden gelen kafileyi seyreden rahibin dikkatini çekmişti. Önceden tanıştığı Meysere’yi yanına çağırdı ve ağacın altında konaklayanın kim olduğunu sordu.

Meysere, “O, Kureyş ve Mekke halkından bir zattır.” Dedi.

Rahip Nastura, biraz durakladı. Sonra da Meysere’yi hayretler içinde bırakan fikrini söyledi; “O ağacın altında şimdiye kadar peygamberden başka kimse oturmamıştır!” Daha sonra Meysere’ye şu suali yöneltti;

 “Onun gözünde biraz kırmızılık var mıdır?

Meysere evet deyince, teşhisini kesinleştirdi;

 “ O peygamberdir, hem de peygamberlerin sonuncusudur!

Bahse konu olay bisetten önce yani peygamberlik verilmeden önce vuku bulmuştur. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için Peygamber Efendimizin-sallallahü aleyhi ve sellem- mübarek hayatını bir daha okumanızı tavsiye ederim…

Firavunun sarayında hizmetçi olarak çalışan Maşite adında bir kadın vardı. Firavunun kızının ve hanımı Hz. Asiye'nin saçını tarardı. Bir gün bu kadın elinden düşen tarağı almak için eğildiğinde ”Bismillah” dedi. Firavunun kızı bunu duydu, “Babamın ismiyle mi demek istedin?”diye sordu. Kadın “hayır” dedi, “Benim ve babanın Rabbinin ismiyle diyorum.”

Kız,”Ben bunu babama haber vereceğim” dedi ve haber verdi.

Firavun kadını huzura çağırdı, “Senin Rabbin kim?” diye sordu.

Kadın hiç korkmadan, “ Benim de, senin de Rabbin Allah’tır” cevabını verdi.

Firavun kadının imanını haykırması karşısında şaşakaldı. Nasıl olur da hizmetçi bir kadın kendisinden korkmadan böyle söyleyebilirdi. Hemen büyük bir tandır kazılmasını, içinde ateş yakılmasını, sonra da kadının ve çocuklarının o ateşe atılmasını emretti.

Kadın, metanetinden hiç bir şey kaybetmedi. Sonra da kadının çocuklarını teker teker tandıra attırdı. Kadının kucağında henüz süt emen küçük bir bebeği kalmıştı. Dile geldi;

 “ Anneciğim, sabret, muhakkak ki dünyanın azabı ahretin azabından çok daha hafiftir.” (Müsned-1:309,310)

Hz. Asiye, bütün bu olanları sarayın penceresinden seyretmişti. Engel olmaya ise gücü yetmiyordu. Bu hadise onun imanını daha da kuvvetlendirdi. Çünkü meleklerin bu kadının ruhunu göklere yükselttiğini açıkça izlemişti!

Selimiye Camisi’nde, müezzin mahfili Kâbe’nin yarı ölçüsüne denktir. Müezzin mahfilinde 5 hat olması İslam’ın beş şartına, minarelerin ikişer tanesinde 3’er yol olması imanın 6 şartına, müezzin mahfilinde 12 ayak namazın 12 şartına, vaaz kürsülerinin 4 olması 4 büyük mezhebe, külliyedeki 32 kapı 32 farzı temsil ettiği rivayet edilir. 

Ya pencereler!

Kâbe’de 1000 pencere olduğu kabul edildiğinden dolayı, Selimiye’de ki 999 pencere Kâbe’ye olan hürmetten dolayıdır…

Konsun yine pervazlara

Güvercinler

“Hu hu” lara karışsın

Âminler…

Mübarek akşamdır:

Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler! (Arif Nihat Asya-Naat)

İmam-ı Birgivi, zamanın şeyhülislamı tarafından verilen bir fetvayı yırtmış ve fetvanın yanlış olduğunu söylemişti. Verdiği fetvanın yırtıldığını haber alan şeyhülislam, Birgivi Hazretlerini hesap sormak için huzuruna çağırdı.

Şeyhülislam makamına varan Birgivi Hazretleri, namaz kılmakta olan Şeyhülislama selam verip içeri girdi…

Şeyhülislam namazı bitirdikten sonra;

 “- Namaz kılan kimseye selam verilir mi?” diye sordu.

İmam-ı Birgivi ise;

 “- Biliyorum, namaz kılan bir kimseye selam verilmez!” Fakat siz benim içeriye girdiğimde namaz kılmıyor, içerisi karanlık oluyor bu pencereyi büyütmeliyiz diye düşünüyordunuz!

 “-Ben de sizi pencere ile meşgul görünce selam verdim.” Dedi.

Şeyhülislam, İmam-ı Birgivi Hazretlerinin üstün derecesini anlamış ve hatasını kabul etmişti…

İmam-ı Birgivi’nin kabri İzmir ili, Ödemiş İlçesi Birgi Kasabası’ndadır. Yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin derim…

Tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutlarım.

Allah’a emanet olunuz.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sedat Torun
(24.11.2021 12:32 - #72569)
Allah razı olsun gardaş sevgili kardeşim, Senin de günün kutlu olsun Kalemine, yüreğine sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.