Haber Girişi: 11.11.2021 - 14:07, Güncelleme: 11.11.2021 - 14:07

Parti ve Cephe

 

Parti ve Cephe

Mehmet Bedri Gültekin yazdı...
“Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” için mücadelenin başarısı; birbiriyle ilişkili, birbirini destekleyen iki örgütlenmenin varlığına bağlıdır. Devrimci bir Parti ile o Devrimci Parti’nin öncü rolü, katalizör rolü oynayacağı bir yurtsever-demokrat cephe. Bu söylediklerimiz, mücadeleye adımını atan her devrimcinin ilk öğrendiği genel doğrulardır. 200 yıla yaklaşan bağımsızlık ve devrim mücadelelerinde, dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce pratik içinde tekrar tekrar söylenmiş, uygulanmış ve başarıya ulaşan mücadelelerle kanıtlanmıştır. Ama en basit gerçeklerin; üzerinde tartışma bile olmayan kimi doğruların bile zaman zaman unutulduğu durumlar yaşanabiliyor. Öncü Parti’yi, Cephe örgütüne dönüştürerek iktidara kısa yoldan ulaşılabileceği yanılsaması, Türkiye’nin devrimci hareketinin yakın geçmişinde yaşandı. Sonuçta bırakalım iktidar olmayı, ülkenin hemen hemen bütün şehirlerinde örgütlenmiş olan ve yüzbinleri, milyonları harekete geçiren devrimci yapıyı da dağıtan sonuçlar yaşandı ne yazık ki. Onun için Parti nedir, Cephe nedir; bu kavramlar üzerinde şimdi yeniden düşünmenin zamanıdır. Parti ideolojik bir varlıktır Her Partinin bir ideolojisi vardır. Sistem Partileri genellikle kendilerinin “ideolojiler üstü” olduklarını iddia ederler. Ama bu, basit bir halkı kandırma numarasıdır. Her siyasi Parti nesnel olarak, söylese de söylemese de, toplumdaki sosyal sınıflardan birine dayanır veya en azından dayanma amacı ile yola çıkar. İzlediği politikalar, o sınıfın çıkarlarını savunur. Her sosyal sınıfın maddi durumunun, çıkarlarının belirleyici olduğu bir dünya görüşü; arzu ettiği siyasal, sosyal ve ekonomik sistemin nasıl olması gerektiğine dair görüşleri, sonuç olarak o Partinin ideolojisini belirler. Şeriatçılık, muhafazakârlık, liberalizm, sosyal demokrasi, sosyalizm vb. bu kavramların her biri bir ideolojik duruşu ifade eder. Milliyetçiler, halkçılar, sosyalistler dediğiniz zaman da farklı ideolojileri olan siyasal kesimleri ifade ediyorsunuz. Elbette bunlar arasında ortak yönler de vardır ama farklı tanımlarla ifade edilen bu kimlikler, temelde farklı toplum kesimlerinin veya farklı siyasal örgütlenmelerin dayandığı toplumsal sınıfların temsilcilerini anlatır. Farklı ideolojileri, farklı dünya görüşleri olan siyasal grupları tek bir Parti içinde toplamaya kalktığınız zaman o Parti, belli bir ideolojisi olan yapı olmaktan çıkar, bir cephe örgütü haline gelir. Cephe örgütünde, bir partide uygulayabileceğiniz disiplini uygulayamazsınız. Öncü devrimci partilerde uygulanan her üyenin aidat ödemesi zorunluluğu, bir temel örgüt içinde görevlendirme ve belli bir dünya görüşünün ürünü olan, uzun vadeli hedefleri de içeren program etrafında birlik, Cephe yapılanmasında söz konusu olamaz. Cephe örgütünde, üyenin eğitilmesi, dönüştürülmesi gibi bir görev de yoktur doğal olarak. Cephe örgütünde yer alanlar, oldukları halleriyle oradadırlar. Kaldı ki Cephe örgütü; farklı oluşumların, farklı örgütlerin-partilerin özgür iradeleriyle, karar vererek oluşturduğu birliktir. Birilerinin çıkıp kendi örgütünü, cephe örgütü ilan etmesiyle olmaz. Cephe Ülkenin bağımsızlığı ve gerçek demokrasi için verilen mücadelenin başarısı sadece devrimci partinin mücadelesiyle olmaz. Türkiye gibi emperyalist baskı ve sömürünün hedefi olan bir ülkede, emperyalizmin doğrudan uzantısı olan örgütlenmeler (FETÖ ve PKK) ve komprador burjuvazi dışında kalan hemen bütün toplum kesimleri ve onların siyasal örgütlerinin çıkarı, emperyalizme karşı ortak mücadeleyi gerektirir. Bağımsız Türkiye, sadece işçi sınıfı ve emekçi sınıflar için değil, varlığı ve geleceği bu ülkenin bağımsız ve egemen bir ülke olarak yaşamasında olan bütün toplumsal sınıflar için önemlidir. Aynı şekilde Ortaçağ kalıntısı olan tarikat ve cemaatlerden, toprak ağalığı gibi Ortaçağ kalıntısı diğer kurumlardan arınmış bir Türkiye, demokratik bir Türkiye’dir. Demokratik Türkiye, sadece İşçi sınıfı için değil, toplumumuzun diğer sınıflarına mensup geniş bir vatandaş kitlesi için de hayati önemdedir. Onun için bağımsız ve demokratik bir Türkiye için mücadele, bugünün Türkiye’sinde yurtsever ve demokrat bir cephenin programıdır. Aradaki fark Kısa vadeli hedeflerin gerçekleşmesini içeren bir programla Parti olunamaz. Parti sadece içinde bulunulan dönemin sorunlarını çözmek için değil, aynı zamanda çok daha uzun vadeli perspektifler içermek durumundadır. Bugünün Türkiye’sinde önümüzdeki hedef Milli Demokratik Devrimi veya tarihimizden gelen adıyla söyleyecek olursak Kemalist Devrimi tamamlamaktır. Bu ihtiyacı, Türkiye’nin Atatürk’te birleşmesi, yeniden Atatürk yoluna girmesi olarak da ifade edebiliriz. Peki Atatürk’te birleştik, yeniden Atatürk yoluna girdik, iktidar olduk ve Kemalist Devrimi tamamladık; ondan sonra ne olacak? Atatürk’ün de “arasız devrimlerle ilerlemek” şeklinde sözünü ettiği sürecin hedefi nedir? İşte Öncü Devrimci Parti’nin programında bu sorunun da cevabı olmalıdır. Yani diyelim ki iktidar olduk, 50 yıl, 100 yıl sonrasının Türkiye’si ve dünyasına ilişkin hedeflerimiz de Parti programında yer alacaktır. Cephe programında sadece önümüzde sorunun çözümünün ötesinde bir şey söylenmemesinin nedeni, Cephe içinde yer alan farklı toplum kesimlerinin veya farklı örgütlerin-partilerin acil sorunun çözümünün ötesinde farklı görüşlerinin olmasıdır. Bu da son derece doğaldır. Başka bir deyişle, ülkenin önünde bulunan ve acil çözüm bekleyen sorun halledildikten sonra yurtsever cephe içinde yer alan örgütlerden bazıları farklı yollara da gidebilir. Parti, acil görevin çözüme kavuşturulmasından sonra da birlikte yürümeye ve daha ileri hedeflere ulaşmak için iradelerini birleştirmiş üyelerden oluşur.
Mehmet Bedri Gültekin yazdı...

“Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” için mücadelenin başarısı; birbiriyle ilişkili, birbirini destekleyen iki örgütlenmenin varlığına bağlıdır. Devrimci bir Parti ile o Devrimci Parti’nin öncü rolü, katalizör rolü oynayacağı bir yurtsever-demokrat cephe.

Bu söylediklerimiz, mücadeleye adımını atan her devrimcinin ilk öğrendiği genel doğrulardır. 200 yıla yaklaşan bağımsızlık ve devrim mücadelelerinde, dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce pratik içinde tekrar tekrar söylenmiş, uygulanmış ve başarıya ulaşan mücadelelerle kanıtlanmıştır.

Ama en basit gerçeklerin; üzerinde tartışma bile olmayan kimi doğruların bile zaman zaman unutulduğu durumlar yaşanabiliyor.

Öncü Parti’yi, Cephe örgütüne dönüştürerek iktidara kısa yoldan ulaşılabileceği yanılsaması, Türkiye’nin devrimci hareketinin yakın geçmişinde yaşandı. Sonuçta bırakalım iktidar olmayı, ülkenin hemen hemen bütün şehirlerinde örgütlenmiş olan ve yüzbinleri, milyonları harekete geçiren devrimci yapıyı da dağıtan sonuçlar yaşandı ne yazık ki.

Onun için Parti nedir, Cephe nedir; bu kavramlar üzerinde şimdi yeniden düşünmenin zamanıdır.

Parti ideolojik bir varlıktır

Her Partinin bir ideolojisi vardır. Sistem Partileri genellikle kendilerinin “ideolojiler üstü” olduklarını iddia ederler. Ama bu, basit bir halkı kandırma numarasıdır.

Her siyasi Parti nesnel olarak, söylese de söylemese de, toplumdaki sosyal sınıflardan birine dayanır veya en azından dayanma amacı ile yola çıkar. İzlediği politikalar, o sınıfın çıkarlarını savunur. Her sosyal sınıfın maddi durumunun, çıkarlarının belirleyici olduğu bir dünya görüşü; arzu ettiği siyasal, sosyal ve ekonomik sistemin nasıl olması gerektiğine dair görüşleri, sonuç olarak o Partinin ideolojisini belirler.

Şeriatçılık, muhafazakârlık, liberalizm, sosyal demokrasi, sosyalizm vb. bu kavramların her biri bir ideolojik duruşu ifade eder.

Milliyetçiler, halkçılar, sosyalistler dediğiniz zaman da farklı ideolojileri olan siyasal kesimleri ifade ediyorsunuz. Elbette bunlar arasında ortak yönler de vardır ama farklı tanımlarla ifade edilen bu kimlikler, temelde farklı toplum kesimlerinin veya farklı siyasal örgütlenmelerin dayandığı toplumsal sınıfların temsilcilerini anlatır.

Farklı ideolojileri, farklı dünya görüşleri olan siyasal grupları tek bir Parti içinde toplamaya kalktığınız zaman o Parti, belli bir ideolojisi olan yapı olmaktan çıkar, bir cephe örgütü haline gelir.

Cephe örgütünde, bir partide uygulayabileceğiniz disiplini uygulayamazsınız. Öncü devrimci partilerde uygulanan her üyenin aidat ödemesi zorunluluğu, bir temel örgüt içinde görevlendirme ve belli bir dünya görüşünün ürünü olan, uzun vadeli hedefleri de içeren program etrafında birlik, Cephe yapılanmasında söz konusu olamaz.

Cephe örgütünde, üyenin eğitilmesi, dönüştürülmesi gibi bir görev de yoktur doğal olarak. Cephe örgütünde yer alanlar, oldukları halleriyle oradadırlar.

Kaldı ki Cephe örgütü; farklı oluşumların, farklı örgütlerin-partilerin özgür iradeleriyle, karar vererek oluşturduğu birliktir. Birilerinin çıkıp kendi örgütünü, cephe örgütü ilan etmesiyle olmaz.

Cephe

Ülkenin bağımsızlığı ve gerçek demokrasi için verilen mücadelenin başarısı sadece devrimci partinin mücadelesiyle olmaz.

Türkiye gibi emperyalist baskı ve sömürünün hedefi olan bir ülkede, emperyalizmin doğrudan uzantısı olan örgütlenmeler (FETÖ ve PKK) ve komprador burjuvazi dışında kalan hemen bütün toplum kesimleri ve onların siyasal örgütlerinin çıkarı, emperyalizme karşı ortak mücadeleyi gerektirir.

Bağımsız Türkiye, sadece işçi sınıfı ve emekçi sınıflar için değil, varlığı ve geleceği bu ülkenin bağımsız ve egemen bir ülke olarak yaşamasında olan bütün toplumsal sınıflar için önemlidir.

Aynı şekilde Ortaçağ kalıntısı olan tarikat ve cemaatlerden, toprak ağalığı gibi Ortaçağ kalıntısı diğer kurumlardan arınmış bir Türkiye, demokratik bir Türkiye’dir. Demokratik Türkiye, sadece İşçi sınıfı için değil, toplumumuzun diğer sınıflarına mensup geniş bir vatandaş kitlesi için de hayati önemdedir.

Onun için bağımsız ve demokratik bir Türkiye için mücadele, bugünün Türkiye’sinde yurtsever ve demokrat bir cephenin programıdır.

Aradaki fark

Kısa vadeli hedeflerin gerçekleşmesini içeren bir programla Parti olunamaz. Parti sadece içinde bulunulan dönemin sorunlarını çözmek için değil, aynı zamanda çok daha uzun vadeli perspektifler içermek durumundadır.

Bugünün Türkiye’sinde önümüzdeki hedef Milli Demokratik Devrimi veya tarihimizden gelen adıyla söyleyecek olursak Kemalist Devrimi tamamlamaktır.

Bu ihtiyacı, Türkiye’nin Atatürk’te birleşmesi, yeniden Atatürk yoluna girmesi olarak da ifade edebiliriz. Peki Atatürk’te birleştik, yeniden Atatürk yoluna girdik, iktidar olduk ve Kemalist Devrimi tamamladık; ondan sonra ne olacak?

Atatürk’ün de “arasız devrimlerle ilerlemek” şeklinde sözünü ettiği sürecin hedefi nedir? İşte Öncü Devrimci Parti’nin programında bu sorunun da cevabı olmalıdır. Yani diyelim ki iktidar olduk, 50 yıl, 100 yıl sonrasının Türkiye’si ve dünyasına ilişkin hedeflerimiz de Parti programında yer alacaktır.

Cephe programında sadece önümüzde sorunun çözümünün ötesinde bir şey söylenmemesinin nedeni, Cephe içinde yer alan farklı toplum kesimlerinin veya farklı örgütlerin-partilerin acil sorunun çözümünün ötesinde farklı görüşlerinin olmasıdır. Bu da son derece doğaldır.

Başka bir deyişle, ülkenin önünde bulunan ve acil çözüm bekleyen sorun halledildikten sonra yurtsever cephe içinde yer alan örgütlerden bazıları farklı yollara da gidebilir. Parti, acil görevin çözüme kavuşturulmasından sonra da birlikte yürümeye ve daha ileri hedeflere ulaşmak için iradelerini birleştirmiş üyelerden oluşur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.