() - | Haber Girişi: 11.04.2021 - 14:42, Güncelleme: 11.04.2021 - 14:42

ORTAÇAĞ VE SONRASINDA VANGÖLÜ ÇEVRESİ MİMARLIĞI I.CİLT VAN--II. CİLT BİTLİS

 

ORTAÇAĞ VE SONRASINDA VANGÖLÜ ÇEVRESİ MİMARLIĞI I.CİLT VAN--II. CİLT BİTLİS

Değerli okurlar; bizlerden önce bu coğrafyada yaşayan nesiller Van Gölü havzasına çok önemli eserler bırakmışlar.
Kendilerini korumak için kaleler inşa etmişler. İbadet etmek için camiler ve kiliseler yapmışlar. Eğitim ve öğretim yapabilmek için medreseler ve manastırlar inşa etmişler. Yol vermeyen akarsulara köprüler yapmışlar. Ölülerini gömmek ve onların hatıralarını canlı tutmak için mezarlıklar ve türbeler hazırlamışlar. Zaviyeler ve tekkeler yaparak bir araya gelmiş, dini ritüellerini yerine getirmişler. Hanlar yapmış gelip giden yolcuların ve kervanların ihtiyaçlarını karşılamışlar. Hamamlar yapmış dönemin insanlarının vücut temizliğini sağlamışlar. Bahse konu bu eserlerin yüz yılarca yaşaması için dönemin en üst tekniklerini ve malzemelerini kullanmışlar. Bu eserleri dönemin en önemli mimarlarına yaptırmışlar. Bu sayede dönemin bazı eserleri günümüze ya sağlam olarak ya da yıpranmış halde ulaşabilmişler. Bazı eserler zamanın yıpratıcı gücüne dayanamamış ve tahrip olmuşlar. Bazı eserler Moğol istilası ile yüzyıllar önce tahrip olmuş ve yenilenememişler. Bazı eserler yüz yıl önce Rus-Ermeni işgali sırasında büyük tahribata uğramış ve günümüze sadece yıkıntıları ile ulaşabilmişler. Bazı sanat eserleri maalesef defineciler tarafından tahrip edilmişler. Bazı eserlerin de ne yerlerinin ne de izlerinin kalmadığını yazılı kaynaklardan öğreniyoruz. Özellikle yapı malzemesi olarak kerpicin kullanıldığı yapılar maalesef çok uzun ömürlü olamamışlar. Van Gölü Havzasındaki tarihi eserlerin oranlarına dikkat etiğimde Bitlis yöresinde daha çok tarihi eserin günümüze gelebildiğini söyleyebilirim.  Bu durumun Bitlis’te yapı malzemesi olarak taşın tercih edilmiş olmasından, Van yöresinde kerpicin tercih edilmesinden kaynaklandığını sanıyorum. Ayrıca Bitlis’in Birinci Cihan Harbinde Van kadar yara almadığını da akılda tutmak gerektiğini düşünüyorum. Sevindirici olan; son yıllarda bu sanat eserlerinin kıymetlerinin bilinir olmasıdır. Havzamızdaki birçok sanat eseri restore edilerek yeniden kültürümüze kazandırılmış. Bu eserler sayesinde bizlerden yüzlerce hatta binlerce yıl önce yaşamış olan hemşerilerimizin nasıl yaşadıklarına, yaşama nasıl baktıklarına, ölümü nasıl değerlendirdiklerine, inanç ve ibadet anlayışlarına vakıf olabiliyoruz. Bu yapılara ve yerleşimlerine baktığımızda, dünün insanlarının birbirlerinin inançlarına karşı ne kadar hoşgörülü olduklarını hissedebiliyoruz. Bu yazı aracılığı ile tarihimize ve kültürümüze ait bu eserleri yeniden kültür hayatımıza kazandıran kurum ve kişilere teşekkürü bir borç bildiğimi söylemek istiyorum. Van Gölü Havzasında bulunan, ortaçağ ve sonrasına tarihlenen yapılar hem Hıristiyan hem de Müslüman halklar tarafından yapılmış. Çünkü o dönemler Van Gölü Havzasında Müslüman ve Hıristiyanlar beraber yaşıyorlardı. Bu eserleri bırakabilmeleri, o dönemin farklı etnik ve dini guruplarının birbirleri ile sorunsuz yaşadıklarının kanıtları gibidir. Adetim olduğu üzere kitaptan yıllarca Hoşap bölgesini yönetmiş Mahmudiler ve Hoşap hakkında bir bilgiyi siz okuyucularla paylaşmak istiyorum:”….Mahmudiler, Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf’un 1406 yılında Azerbaycan’dan  getirerek bu bölgeye yerleştirdiği Kürt aşiretleridir. Sırasıyla Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı devletlerine tabii olarak Hoşap ve çevresini yönetmişlerdir.”…” 1839’da Tanzimat Fermanının getirdiği yeni idari düzenleme ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki ırsi yönetim şekline son verildiğinden Mahmudi (Hoşap) Beyliği Van Eyaletine bağlı bir kaza merkezi haline getirilmiştir. 1869’da Mahmudi kazasının merkezi Saray Kasabasına nakledilmiş, Hoşap bu kazaya bağlı nahiyeler arasında yer almıştır. Ancak 1880 yılında teşekkül ettirilen Hamidiye Kazasının merkezi Hoşap olmuştur…..”  “Ortaçağ ve Sonrasında Van Gölü Çevresi Mimarlığı” isimli kitap Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam tarafından yazılmış. Kültür Bakanlığı Yayınlarından piyasaya çıkmış ve iki cilt halindedir. Birinci ciltte Van sınırları içinde bulunan sanat eserleri yer almaktadır. İkinci ciltte Bitlis vilayeti sınırları içinde yer alan sanat eserleri yer almaktadır. Kitabın iki cildi toplamda altı yüz sayfadan oluşmaktadır. Kitabın birinci cildi 2000 yılında, ikinci cildi 2002 yılında Türk Tarih Kurumu Basımevi tarafından kuşe kâğıda basılmıştır. Kitap konu edindiği sanat yapılarının son derece kaliteli fotoğraflarını da içermektedir ve tarihi eserlerin yanı sıra yerleşim birimleri hakkında da birçok bilgi içermektedir. Kitabı ilimizde ve Van Gölü Havzasında Ortaçağ ve sonrası sanat tarihi yapılarını merak eden herkesin okumasını ve kütüphanesinde bulundurmasını  tavsiye ederim…Kalın sağlıcakla….
Değerli okurlar; bizlerden önce bu coğrafyada yaşayan nesiller Van Gölü havzasına çok önemli eserler bırakmışlar.

Kendilerini korumak için kaleler inşa etmişler. İbadet etmek için camiler ve kiliseler yapmışlar. Eğitim ve öğretim yapabilmek için medreseler ve manastırlar inşa etmişler. Yol vermeyen akarsulara köprüler yapmışlar. Ölülerini gömmek ve onların hatıralarını canlı tutmak için mezarlıklar ve türbeler hazırlamışlar. Zaviyeler ve tekkeler yaparak bir araya gelmiş, dini ritüellerini yerine getirmişler. Hanlar yapmış gelip giden yolcuların ve kervanların ihtiyaçlarını karşılamışlar. Hamamlar yapmış dönemin insanlarının vücut temizliğini sağlamışlar.

Bahse konu bu eserlerin yüz yılarca yaşaması için dönemin en üst tekniklerini ve malzemelerini kullanmışlar. Bu eserleri dönemin en önemli mimarlarına yaptırmışlar. Bu sayede dönemin bazı eserleri günümüze ya sağlam olarak ya da yıpranmış halde ulaşabilmişler. Bazı eserler zamanın yıpratıcı gücüne dayanamamış ve tahrip olmuşlar. Bazı eserler Moğol istilası ile yüzyıllar önce tahrip olmuş ve yenilenememişler. Bazı eserler yüz yıl önce Rus-Ermeni işgali sırasında büyük tahribata uğramış ve günümüze sadece yıkıntıları ile ulaşabilmişler. Bazı sanat eserleri maalesef defineciler tarafından tahrip edilmişler. Bazı eserlerin de ne yerlerinin ne de izlerinin kalmadığını yazılı kaynaklardan öğreniyoruz. Özellikle yapı malzemesi olarak kerpicin kullanıldığı yapılar maalesef çok uzun ömürlü olamamışlar.

Van Gölü Havzasındaki tarihi eserlerin oranlarına dikkat etiğimde Bitlis yöresinde daha çok tarihi eserin günümüze gelebildiğini söyleyebilirim.  Bu durumun Bitlis’te yapı malzemesi olarak taşın tercih edilmiş olmasından, Van yöresinde kerpicin tercih edilmesinden kaynaklandığını sanıyorum. Ayrıca Bitlis’in Birinci Cihan Harbinde Van kadar yara almadığını da akılda tutmak gerektiğini düşünüyorum.

Sevindirici olan; son yıllarda bu sanat eserlerinin kıymetlerinin bilinir olmasıdır. Havzamızdaki birçok sanat eseri restore edilerek yeniden kültürümüze kazandırılmış. Bu eserler sayesinde bizlerden yüzlerce hatta binlerce yıl önce yaşamış olan hemşerilerimizin nasıl yaşadıklarına, yaşama nasıl baktıklarına, ölümü nasıl değerlendirdiklerine, inanç ve ibadet anlayışlarına vakıf olabiliyoruz. Bu yapılara ve yerleşimlerine baktığımızda, dünün insanlarının birbirlerinin inançlarına karşı ne kadar hoşgörülü olduklarını hissedebiliyoruz. Bu yazı aracılığı ile tarihimize ve kültürümüze ait bu eserleri yeniden kültür hayatımıza kazandıran kurum ve kişilere teşekkürü bir borç bildiğimi söylemek istiyorum.

Van Gölü Havzasında bulunan, ortaçağ ve sonrasına tarihlenen yapılar hem Hıristiyan hem de Müslüman halklar tarafından yapılmış. Çünkü o dönemler Van Gölü Havzasında Müslüman ve Hıristiyanlar beraber yaşıyorlardı. Bu eserleri bırakabilmeleri, o dönemin farklı etnik ve dini guruplarının birbirleri ile sorunsuz yaşadıklarının kanıtları gibidir.

Adetim olduğu üzere kitaptan yıllarca Hoşap bölgesini yönetmiş Mahmudiler ve Hoşap hakkında bir bilgiyi siz okuyucularla paylaşmak istiyorum:”….Mahmudiler, Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf’un 1406 yılında Azerbaycan’dan  getirerek bu bölgeye yerleştirdiği Kürt aşiretleridir. Sırasıyla Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı devletlerine tabii olarak Hoşap ve çevresini yönetmişlerdir.”…” 1839’da Tanzimat Fermanının getirdiği yeni idari düzenleme ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki ırsi yönetim şekline son verildiğinden Mahmudi (Hoşap) Beyliği Van Eyaletine bağlı bir kaza merkezi haline getirilmiştir. 1869’da Mahmudi kazasının merkezi Saray Kasabasına nakledilmiş, Hoşap bu kazaya bağlı nahiyeler arasında yer almıştır. Ancak 1880 yılında teşekkül ettirilen Hamidiye Kazasının merkezi Hoşap olmuştur…..”

 “Ortaçağ ve Sonrasında Van Gölü Çevresi Mimarlığı” isimli kitap Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam tarafından yazılmış. Kültür Bakanlığı Yayınlarından piyasaya çıkmış ve iki cilt halindedir. Birinci ciltte Van sınırları içinde bulunan sanat eserleri yer almaktadır. İkinci ciltte Bitlis vilayeti sınırları içinde yer alan sanat eserleri yer almaktadır. Kitabın iki cildi toplamda altı yüz sayfadan oluşmaktadır. Kitabın birinci cildi 2000 yılında, ikinci cildi 2002 yılında Türk Tarih Kurumu Basımevi tarafından kuşe kâğıda basılmıştır. Kitap konu edindiği sanat yapılarının son derece kaliteli fotoğraflarını da içermektedir ve tarihi eserlerin yanı sıra yerleşim birimleri hakkında da birçok bilgi içermektedir. Kitabı ilimizde ve Van Gölü Havzasında Ortaçağ ve sonrası sanat tarihi yapılarını merak eden herkesin okumasını ve kütüphanesinde bulundurmasını  tavsiye ederim…Kalın sağlıcakla….

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.