Olmadı... Olmuyor... Olmayacak...

                                             
Boğaza karşı iki kadehi tarihe gömmeye çalışanlar mermerden duvarları tırmaladıklarını fark ettiklerinde seçim sandıklarında ne çok oy kaybettiklerini anlayıp üzülecekler. Şimdiden kendi tabanlarında yasakçı tavra karşı muhalefet oluştu bile. İslami kesime yakın köşe yazarlarından Ali Bayramoğlu yazdığı yazısında işin tadının kaçtığını anlattı.
İçen de içmeyen de olup bitene merak ve hayretle bakıyor.
Türkiye gibi iç ve dış siyaseti birbiri içine geçmiş, sıkıntılı bir sürecin yol ayrımında ve onca çözüm bekleyen sorunlar varken rakı ile ayran şişesi arasına sıkışıp kalmanın ne âlemi vardı ki? Okurun sesini duyar gibi oluyorum:
"Gündem pusulasına yön vermek!"
 Tarih bugünleri yaşanmış birer kara mizah olarak yazmayacak mı? Şimdiden karikatüristlerin fırçasında şekillenen karikatürlerde derin eleştiri, garipseyen göndermeler yer almaya başladı bile.
Nefes alma hakkı bile tanımayan liderlerin bugün adını anımsayanlarımız var mı? Elbette ki hayır! Çünkü onlar çoktan bu devranın bir varmış bir yokmuşları arasına karışıp gitmişler…
Amerika'da dünyanın en azılı mafya lideri Al Copone'yi (Alkapon) yaratan neden neydi biliyor musunuz? Alkol kaçakçılığı!
Yakalandıktan sonra Alkapon'a neden suç yolunu seçtin diye sorduklarında yanıtı ilginç ve bir o kadar ders verici olur:
"Yoksul bir çocukken her gece uyumadan Tanrının bana bir bisiklet vermesini dua ederdim. Ve gün geldi anladım ki Tanrının çalışma yöntemi bu değilmiş. Ve ben de bir gün yeni bir bisiklet çaldım. Ve ondan sonra her gece Tanrıya bisiklet çaldığım için beni affetmesi için dua ettim."

 

Bakmadan Geçme