Köşe Yazıları Haber Girişi: 20.05.2021 - 17:29, Güncelleme: 20.05.2021 - 17:29

Nureddin Mahmud Zengi'nin Kudüs ve İstanbul Hayali(1)

 

Nureddin Mahmud Zengi'nin Kudüs ve İstanbul Hayali(1)

Halep atabeyi Nureddin Mahmud Zengi 1118’de Musul’da dünyaya gelmiştir.
Bütün tarihçiler üstün nitelikli bir şahsiyet olduğu hususunda ittifak halindedirler. İslam’ın büyük mücahidi olan Sultan Nureddin kendisinden sonra gelen nesillere örnek bir şahsiyettir. Adil hükümdar olarak da anılmıştır. Bazı kaynaklarda onu Ömer B. Abdülaziz’den sonra 6.Hulafa-i Raşidin olarak kabul ederler. İlme çok önem verir. İlmi kurumların inşasına ehemmiyet gösterirdi. Kendisi iyi bir eğitim almış. Farsça ve Rumcayı da bilen Nureddin Mahmud Zengi Osmanlı’ya kadar devam eden ‘’Darül hadis’’i(Hadis Üniversitesi) kurmuştur. Halep’te ulu camiyi yeniden inşa etmekle birlikte Urfa ulu camii de onun eseridir. Müsbet ilimlere önem verdiği gibi manevi ilimler hususunda da ileri düzeydeydi. Abid kişiliğiyle de tanınmıştır. Gece namazlarına önem veren Nureddin Mahmud Zengi Hazretleri teheccüd namazından sonra uyur. Efendimizi rüyasında görür. Efendimizi rüyada görmek büyük bir lütuftur. Zira Peygamberimiz ‘’Kim beni rüyasında görürse gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez’’ buyurmuştur. Rüyasında Efendimiz kendisine iki kişiyi işaret ederek, kabrimi bunlardan kurtar, diye emir verir. Abdest alır ve tekrar uyur. Aynı rüyayla müşerref olur. Bu durum üç kere tekrarlanır. Gece Salih Veziri Musullu Cemaleddin’i çağırır onunla istişare eder. Veziri kendisine hemen Medine-i Münevvere’ye gitmeniz lazım efendim der. Gizlice sefer hazırlıklarını yapar yirmi askerle beraber yanına çokça hediyeler alarak, sahibine salat ve selam olsun on altı günde Medine-i Münevvere’ye ulaşırlar. Mescid-i Nebevi’de iki rekat namaz kılarlar. Efendimizi ziyaret ettikten sonra valiye bütün erkeklerin toplanması talimatını verir. Vali, Medine’de bulunan bütün erkekleri toplar. Sultan Nureddin Mahmud tek tek herkese hediye dağıttıktan sonra Efendimizin rüyada gösterdiği kişileri gelenler içerisinde göremez. Hiç kimse kaldı mı der. Endülüslü iki kişinin dışında herkes geldi efendim. Onlarda fazla dışarı çıkmazlar iyi insanlardır. Beş vakit namazlarını mescidde kılarlar onun dışında evlerine çekilirler, dediler. Bu izahattan sonra onları çağırtır. Nerden geldiklerini sual eder. Onlarda, biz hac mevsiminde Mağripli hacılar ile birlikte hacca geldik. Dönüşte Medine’de kalmaya karar verdik, derler. Bunlar Hristiyan iki casus kişilerdi. Peygamber Efendimizin kabri şerifini kendi devletlerine teslim etmek üzere hac mevsiminde Müslüman hacılar ile beraber bu planlarını gerçekleştirmek için gönderilmişlerdi. Nureddin Mahmud Zengi o iki yabancıya nerede kaldıklarını sorar.Onlarda Peygamber Efendimizin kabri şeriflerinin yakınında Baki mezarlığına bakan bir yerdedir dediler. Nureddin Zengi Hazretleri o eve girer ve o evin etrafını kontrol eder içini kontrol eder. Bir bölümde içinde hiç eşya olmayan sadece bir hasırın serildiği bir oda vardır. Nureddin Mahmud hasırı kaldırınca, hasırın altında bir tünel olduğunu gördü ve onları derhal tutuklattı. Sonra muhakeme etti ve sorgulama neticesinde bu iki casus, bizi devletimiz gönderdi bizler Hristiyanız gayemiz Peygamberinizin kabrini buradan Hristiyan dünyasına teslim etmekti. Biz gündüz uyuyor, gece tüneli kazıyor çıkan toprağıda Baki mezarlığına taşıyorduk, dediler. Bunun üzerine Nureddin Mahmud onların ölüm emrini verdi. Nureddin Mahmud Peygamber Efendimizin kabri şerifinin bulunduğu yerin etrafında derin ve geniş bir hendek kazdırdı.Bu hendeğe kurşun eriterek doldurtmuştur. Nureddin Mahmud, Bağdat’ta zayıflamaya ve yıkılmaya yüz tutmuş Abbasi devletini fırsat bilen haçlıların hücumlarına karşı çok büyük kahramanlıklar göstermiştir. Fatımi devleti onun döneminde yıkılmış ve kontrolü altına girmiştir. Nureddin kısa süreliğine haçlıların eline geçen Urfa’yı ani bir baskınla 1146’da tekrar fethetti. İkinci haçlı seferinin başarısızlıkla sonuçlanmasını sağladı. Harin kalesini ele geçirdi.1149’da Antakya prensi Raymond’u Afrin muharebesinde öldürdü. Familya kalesini zaptetti.1153’de yukarı Mezopotamya, güneydoğu Anadolu ve Suriye’yi tek hakimiyet altında toplayarak sultanlığını ilan etti.1174’de Şam’da vefat etti. Nureddin Mahmud Zengi kendisinden sonra gelecek nesillere örnek olmak üzere sürekli himmetini ali (kendisine büyük hedefler tayin etmiştir) tutmuştur. Onun hayalinde Kudüs’ün haçlılardan temizlenmesi ve orada bulunan Müslümanların hürriyetine kavuşması, ikincisi Peygamber Efendimizin İstanbul’un fethinin müjdesine nail olması vardı. Halep atabeyi iken bir marangozu çağırır. Mescid-i Aksa’ya koymak üzere layık bir minberin yapılmasını kendisinden ister. Marangozda kendisine, ben böyle bir emir bekliyordum zaten, hiç olmazsa ömrümün sonunda mesleğimin bütün inceliklerini maharetimle birlikte böyle bir minberi yapmam için, Allahu Teala bu şerefli hizmete beni layık eyledi dedi. Kudüs henüz esirdi fakat minber yapılıyordu. Esir olan bir Kudüs için bu bir hayalden öte değildir dediklerinde, elbet bir gün bir genç Kudüs’ü fethedecek ve bu minberi oraya götürecektir. Minberin yapım hazırlığı bütün İslam dünyasında konuşulur oldu. Her meclis, her bölge, her yer minber haberiyle çalkalanıyordu. Bu bir psikolojik savaştı. Selahaddin Eyyubi o zaman dokuz on yaşlarındaydı. Bu haberi duyunca içinden ‘’Ya Rabbi bu minberi Mescid-i Aksaya koymayı bana nasip eyle’’ dedi. Ömrü boyunca bu hayalle yaşadı. (Devam edecek)
Halep atabeyi Nureddin Mahmud Zengi 1118’de Musul’da dünyaya gelmiştir.

Bütün tarihçiler üstün nitelikli bir şahsiyet olduğu hususunda ittifak halindedirler. İslam’ın büyük mücahidi olan Sultan Nureddin kendisinden sonra gelen nesillere örnek bir şahsiyettir. Adil hükümdar olarak da anılmıştır. Bazı kaynaklarda onu Ömer B. Abdülaziz’den sonra 6.Hulafa-i Raşidin olarak kabul ederler. İlme çok önem verir. İlmi kurumların inşasına ehemmiyet gösterirdi. Kendisi iyi bir eğitim almış. Farsça ve Rumcayı da bilen Nureddin Mahmud Zengi Osmanlı’ya kadar devam eden ‘’Darül hadis’’i(Hadis Üniversitesi) kurmuştur. Halep’te ulu camiyi yeniden inşa etmekle birlikte Urfa ulu camii de onun eseridir.

Müsbet ilimlere önem verdiği gibi manevi ilimler hususunda da ileri düzeydeydi. Abid kişiliğiyle de tanınmıştır. Gece namazlarına önem veren Nureddin Mahmud Zengi Hazretleri teheccüd namazından sonra uyur. Efendimizi rüyasında görür. Efendimizi rüyada görmek büyük bir lütuftur. Zira Peygamberimiz ‘’Kim beni rüyasında görürse gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez’’ buyurmuştur. Rüyasında Efendimiz kendisine iki kişiyi işaret ederek, kabrimi bunlardan kurtar, diye emir verir. Abdest alır ve tekrar uyur. Aynı rüyayla müşerref olur. Bu durum üç kere tekrarlanır. Gece Salih Veziri Musullu Cemaleddin’i çağırır onunla istişare eder. Veziri kendisine hemen Medine-i Münevvere’ye gitmeniz lazım efendim der. Gizlice sefer hazırlıklarını yapar yirmi askerle beraber yanına çokça hediyeler alarak, sahibine salat ve selam olsun on altı günde Medine-i Münevvere’ye ulaşırlar. Mescid-i Nebevi’de iki rekat namaz kılarlar. Efendimizi ziyaret ettikten sonra valiye bütün erkeklerin toplanması talimatını verir. Vali, Medine’de bulunan bütün erkekleri toplar. Sultan Nureddin Mahmud tek tek herkese hediye dağıttıktan sonra Efendimizin rüyada gösterdiği kişileri gelenler içerisinde göremez. Hiç kimse kaldı mı der. Endülüslü iki kişinin dışında herkes geldi efendim. Onlarda fazla dışarı çıkmazlar iyi insanlardır. Beş vakit namazlarını mescidde kılarlar onun dışında evlerine çekilirler, dediler. Bu izahattan sonra onları çağırtır. Nerden geldiklerini sual eder. Onlarda, biz hac mevsiminde Mağripli hacılar ile birlikte hacca geldik. Dönüşte Medine’de kalmaya karar verdik, derler. Bunlar Hristiyan iki casus kişilerdi. Peygamber Efendimizin kabri şerifini kendi devletlerine teslim etmek üzere hac mevsiminde Müslüman hacılar ile beraber bu planlarını gerçekleştirmek için gönderilmişlerdi. Nureddin Mahmud Zengi o iki yabancıya nerede kaldıklarını sorar.Onlarda Peygamber Efendimizin kabri şeriflerinin yakınında Baki mezarlığına bakan bir yerdedir dediler. Nureddin Zengi Hazretleri o eve girer ve o evin etrafını kontrol eder içini kontrol eder. Bir bölümde içinde hiç eşya olmayan sadece bir hasırın serildiği bir oda vardır. Nureddin Mahmud hasırı kaldırınca, hasırın altında bir tünel olduğunu gördü ve onları derhal tutuklattı. Sonra muhakeme etti ve sorgulama neticesinde bu iki casus, bizi devletimiz gönderdi bizler Hristiyanız gayemiz Peygamberinizin kabrini buradan Hristiyan dünyasına teslim etmekti. Biz gündüz uyuyor, gece tüneli kazıyor çıkan toprağıda Baki mezarlığına taşıyorduk, dediler. Bunun üzerine Nureddin Mahmud onların ölüm emrini verdi. Nureddin Mahmud Peygamber Efendimizin kabri şerifinin bulunduğu yerin etrafında derin ve geniş bir hendek kazdırdı.Bu hendeğe kurşun eriterek doldurtmuştur.

Nureddin Mahmud, Bağdat’ta zayıflamaya ve yıkılmaya yüz tutmuş Abbasi devletini fırsat bilen haçlıların hücumlarına karşı çok büyük kahramanlıklar göstermiştir. Fatımi devleti onun döneminde yıkılmış ve kontrolü altına girmiştir. Nureddin kısa süreliğine haçlıların eline geçen Urfa’yı ani bir baskınla 1146’da tekrar fethetti. İkinci haçlı seferinin başarısızlıkla sonuçlanmasını sağladı. Harin kalesini ele geçirdi.1149’da Antakya prensi Raymond’u Afrin muharebesinde öldürdü. Familya kalesini zaptetti.1153’de yukarı Mezopotamya, güneydoğu Anadolu ve Suriye’yi tek hakimiyet altında toplayarak sultanlığını ilan etti.1174’de Şam’da vefat etti.

Nureddin Mahmud Zengi kendisinden sonra gelecek nesillere örnek olmak üzere sürekli himmetini ali (kendisine büyük hedefler tayin etmiştir) tutmuştur. Onun hayalinde Kudüs’ün haçlılardan temizlenmesi ve orada bulunan Müslümanların hürriyetine kavuşması, ikincisi Peygamber Efendimizin İstanbul’un fethinin müjdesine nail olması vardı. Halep atabeyi iken bir marangozu çağırır. Mescid-i Aksa’ya koymak üzere layık bir minberin yapılmasını kendisinden ister. Marangozda kendisine, ben böyle bir emir bekliyordum zaten, hiç olmazsa ömrümün sonunda mesleğimin bütün inceliklerini maharetimle birlikte böyle bir minberi yapmam için, Allahu Teala bu şerefli hizmete beni layık eyledi dedi. Kudüs henüz esirdi fakat minber yapılıyordu. Esir olan bir Kudüs için bu bir hayalden öte değildir dediklerinde, elbet bir gün bir genç Kudüs’ü fethedecek ve bu minberi oraya götürecektir. Minberin yapım hazırlığı bütün İslam dünyasında konuşulur oldu. Her meclis, her bölge, her yer minber haberiyle çalkalanıyordu. Bu bir psikolojik savaştı. Selahaddin Eyyubi o zaman dokuz on yaşlarındaydı. Bu haberi duyunca içinden ‘’Ya Rabbi bu minberi Mescid-i Aksaya koymayı bana nasip eyle’’ dedi. Ömrü boyunca bu hayalle yaşadı.

(Devam edecek)

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.