Köşe Yazıları Haber Girişi: 29.07.2021 - 11:26, Güncelleme: 29.07.2021 - 11:26

Mavi Şehrin Kalemleri

 

Mavi Şehrin Kalemleri

Mavi Şehrin Kalemleri
İNSANOĞLUNA ÂDEM KILIÇ SERHEDİ Bir gece vaktinde düşerken yola Menzil uzak olur insanoğluna Bu gidişin sonu bilemem n'ola Nefsi tuzak olur insanoğluna   Gönül hasret iken bir damla suya Yollar yürümekle biterdi güya Yaşanılan her şey birer duş rüya Visal firak olur insanoğluna   Garibin hanına göz dikilmesin Safi gönüllere dert ekilmesin Allah'tan gayrısı bel bükülmesin Namaz burak olur insanoğluna   Dünya semasında hızla dönerken Şu yıldızlar birer birer sönerken Boş bir ömür için dizin döverken Elbet yazık olur insanoğluna   Söyle hekim var mı derde bir çare? Günü gelir beden atılır nare Beyhude gezinip durdun avare Hayat azık olur insanoğluna   Katlanır nimetin helal kazancı Gönüller müreffeh diller duacı Hoş bir muhabbettir derdin ilacı Her nan rızık olur insanoğluna   Bir sabır gerekir ekin eken de Hasat günü geçte olur erken de Her şeyiyle güzel gülü diken de Buğday başak olur insanoğluna   Bir gece ki hüzün giymiş sanırsın Bülbül ahvalinde güle konarsın Sevda dehlizinde kimi anarsın Yollar ışık olur insanoğluna   Ansızın ölümle can çekişince Beden yalnız kalıp ruh çekilince Ölüm ferişteği başa dikilince Mezar beşik olur insanoğluna   Şu zamanın lahze lahze geçerken Ölüm hakikatı nabzın ölçerken Beşer birer birer konar göçerken Kabir durak olur insanoğluna   Haktan gelen kader baş göz üstüne O dar günde nazın geçmez dostuna Her bir ruh cekilir kendi postuna Mahşer konak olur insanoğluna   GÖNÜL DOSTUM ARKADAŞIM BİLAL SİLİ (AŞIK ALEMİ) Bir senin yokluğuna üzülürüm Bir sana Akar su gibi gözyaşlarım Bir sana dökülürüm Bir sana yorulurum böyle Yastığa düşer başım Yok ki benim senden başka Gönül Dostum Arkadaşım   Bir seni düşünürüm sabahları Gün ortası gece yarıları Sanadır tüm iyi dileklerim dua'larım Mutluluğundur tek temennim Gülüşündür beni mutlu kılan Daha o kadar çok şey var ki 'demek istediğim Diyemediğim içimde kalan Bir sevdandır gerçek gerisi yalan billahi yalan Bilsem ki bu hasret bitecek Bilsem ki kader bizi güldürecek Ah ah neler vermezdim neler Bilsem ki bu rüya hiç bitmeyecek Gönül Dostum Arkadaşım   Bilirsin sen beni, yüreğimdekileri Bir dünya kurmak isterim, sana bir dunya ''Toplayip tüm melekleri ' Sevdana coşup sana koşup gelmek isterim Elimde tüm dünyanın çiçekleri Belki Tanrının gücüne gidecek Belki beni sınamaya devam edecek Sitem edişimi yollara yıllara sensizliğe Belki affedecek yüzüme gülecek   Bir senin yokluğuna üzülürüm Bir sana Akar su gibi gözyaşlarım Bir sana dökülürüm Bir sana yorulurum böyle Yastığa düşer başım Gönül Dostum Arkadaşım   BİR KÂĞIT BİR KALEM HAMİYET SU KOPARTAN  Yine hazan, yine yaprak dökümü, Hayat ağacımın kökten sökümü, Bilmem diri miyim yoksa ölü mü? Geriye kalan: Bir kâğıt, bir kalem.   Ruhum engin denizlere dönüktü. Dilim elemini döktükçe döktü. Lakin mavinin rengi de sönüktü. Derya yerine: Bir kâğıt, bir kalem.   Rûz-gâra yakışan esip geçmektir. Aşığın murâdı sevdâ çekmektir. Çölde bir yudum suyu beklemektir. Benim yağmurum: Bir kâğıt, bir kalem.   Ay güneşe, gün geceye yanaştı. Ak karaya, kara aka karıştı. Tüm yumaklar birbirine dolaştı. Düğümü çözdüm: Bir kâğıt, bir kalem.   Nevşehrî’yim, bir canım var, bir ismim. Ne duyulur ne de görülür cismim. Cebimde bozuk param, eski resmim, Hicran sermâyem: Bir kâğıt, bir kalem.   CİNNET LEYLA MİHRİNAZ ENGİN Sanki bu değil Gök yırtılmalı kâinatın sahibi oradan kamçı sallamalı Toprağa gömdüğümüz ruhlar ruhumuza darbe indirmeli Bu değil sanki Kan yüzümüzden gözümüzden akıp kan gölü olmalı Ve zomlar kürek çekmeli kayıklarda Sanki bir fırtına bir deprem bir yanardağ güreş tutmalı Ve dünyanın sırtı yere gelmeli Bir şey eksik bir şey Bir mana bir renk bir algı bir pencere bir çeşme Aklımın almadığı bir şey Belki buz belki tuz belki naz belki haz çamur belki Kuyu zincir belki Ayak kendini gökte aramalı El kendini ayakta Beden bir tenekedir belki Kibrit çakıp tümünü yakmalı Duyguları cinler bahşetti Cinleri periler Perileri kalem tutan şizofren beyinler Bir yol olmalı Yolun dibi har olmalı Ya da tüm yollar yılan gibi bizi sarmalı zehirlemeli çaparivari dilimize bir kilit bir hançer bir bilye bir salya bir hiç asılmalı Evet! Bir hiç eksik   Hiçliğe giydirilecek bir aba Bir hırka Yamalı sadaka eksik Dünyanın tüm süslü kelimelerinin tutuşturamadığı bir perde Kaldıramadığı bir duvak Ressamın bozduğu bir tablo Şairin tükürdüğü kan Yazarın çılgın düşü Ayağı yerden kesik bir rakkase Tarihin çeken cilvesi iten badiresi Anın kendine yetmez an'ı Bir yalan eksik bir doğru Bir çıngıraklı yılan Gururlu akrep ve çıyan Ulumayı unutan kurt Çakalın baykuş gözü eksik Tam olmayacak biliyorum Kalemimden kelamımdan umut eksik Uff! Uyan şair uyan Hummalı nöbet geçsin GENÇ KUŞAĞA MEKTUP LOKMAN TEKİN Sevgili arkadaşım… Bir gün daha doğuyor. Yeni ve taze bir gün… Yeni günler, beraberinde yeni umutlar getirir. Capcanlı… Kim bilir, bekli de bu gün senin için doğuyor. Belki bu yeni günde en iyisini sen yapacaksın. Buna inan! Neden mi? Çünkü hayat, senin verdiğini sana verendir. Hayat, cesur ve amacı net olanları yüceltir, korkak ve dayanıksız olanları savurur. Gel şimdi seninle hayatı anlamaya çalışalım… Diyelim ki bir nehirde yüzerken, sulara kapıldın ve sürükleniyorsun. Tutunacak bir dalın yok. Ne yaparsın? Söyleyeyim: Sadece çırpın. Yüzmeyi bilmediğin halde bir havuza düştün. Seni kurtaracak bir el vardır, uzat ellerini… Bir dağa tırmanırken ayağın kaydı. Düşmek üzeresin. Bedenin boşlukta sallanıyor. Tırnaklarını kanatırcasına geçir dağın sırtına, tırman. Unutma, düşersen tırnaklarının güzelliği bir işe yaramayacak. O tırnaklar, sen hayata tutunabilesin diye var. Hayat iki yönlüdür: yanlış ve doğru. Bazen yanlış yaparak doğruyu bulacaksın. Yanlış yapma hakkından vazgeçmemelisin. Sen insansın ve korkabilirsin. Ama unutma, heyecanlarını ve korkularını göğüslemelisin. Yaşamdaki bütün engellere karşı göğsünü siper etmelisin. Bazen her şeyin bittiğini sanırsın. Tükendiğini, her şeyin anlamsız kaldığını… Ama unutma, her şeyin bittiğini sandığın yerde, senin inancın, bileklerin ve alın terin var.  Bir insan hayatta güzel şeyler başarır. Yeter ki hayatta “ben de varım” desin. Kendini asla yaşamda fazlalıkmış gibi görmemelisin. Sen dünyanın ve yaşamın tam kalbindesin. Dünya dönüyorsa, dünyanın dönmesinde senin payın var. Güneş doğuyorsa, güneşin doğmasında senin de etkin var. Rüzgâr esiyorsa, rüzgârın esmesinde senin de payın var. Düşün… Sahildesin. İki grup insan var. Sol yanındakiler giden gemiye bakıyor. Onlar denize açılan gemiye el sallayarak veda ediyorlar. Gemi yalnızca yelken direği görünene kadar uzaklaşırken, direk de kaybolunca, solundaki grup bir şey mırıldanıyor:  “Gitti.”  Evet, “gitti” diyorlar ve hepsi sessizce uzaklaşıyor oradan. Ama tam o sırada, sağ yanındaki başka bir grup insan ufku tarıyor ve direğin yüksekliğini görüyor. Onlar da gülümseyerek bir şey mırıldanıyorlar: İşte geldi… Hayat bir “gitti” ve “geldi ”den ibarettir! Hayatta gelen gemilerin her zaman çok olsun. Aslında hayat bizden, onunla oyun oynamamızı bekler. Karşısında güçlü bir rakip ister. Onun rakibi sensin. Ama sen, hayatın en güçlü tarafısın. Ona doğru atılmalısın. Unutma, en kötü şey yerinde saymaktır. Sevdanı korkmadan söylemelisin. Çünkü sevda kavga ile güzeldir. Düşün… Bir yokuşu tırmanıyorsun. Ayağın kayıyor, düşüp kalkıyorsun. Çok terliyorsun. Bu defa düştüğünde yuvarlanıyorsun. Tırnaklarını toprağa geçirmeye çalışıyorsun ama parmakların kanamış. Hiçbir yere tutunamıyorsun. Kendini çok çaresiz hissediyorsun. Bir an başını koyup uyumak istiyorsunuz ama korkunç bir gürültü ile sarsılıyorsun. Üzerine doğru büyük bir sel suyu akmakta… Yerinde dursan seni yutacak. Göz bebeklerin büyüyor ne yapağını bilemiyorsun. Yaşamak hiç bu kadar güzel olmamıştı. Birden çok güçlü olduğunu hissediyorsun ve bir çırpıda dimdik ayağa kalkıyorsun. Kollarını açıyorsun ve üzerine doğru akan sel sularına karşı savaşıyorsun. Ayağın o kadar sağlam ki, seller seni kıpırdatamıyor dahi. Bütün güçler sende toplanmış sanki. Kendini çok güçlü hissediyorsun. Sel suları akıp gidiyor. Sen oradasın. Güçlü kalan sensin. Sevgili arkadaşım… Seni alnı açık, başı dik görmek istiyorum. Ne olursa olsun, alnı açık ve başı dik. Unutma! Sen bütün gecelerin beklediği yıldızsın. Gökyüzünün göğsünde yatıyorsun ve yeryüzünü aydınlatıyorsun. Hayata karşı ezilmemek ve kendini en iyi şekilde ifade etmek için şimdiden daha güzel bir zaman yoktur. O halde atıl, bağır, çağır, çağla ve coştur kendini. Berrak ırmaklara doğru, en yüksek dağlara doğru, özgürlüğün mavisine doğru, umudun yeşiline doğru sür umutlarını. Yaşam senin, yaşamak senin. En derin okyanusların ardında, henüz keşfedilmemiş ülke senin. Aç kollarını yarınlarına arkadaşım. Göğüslerini ört gökkuşağının, gökyüzü üşümesin. Sarıl fırtınada savrulan yağmur damlalarına. Gün kendine inanma günüdür. Gün, yaşam öykünü yeniden yazma günüdür. Gün, herkese ne kadar güçlü olduğunu gösterme günüdür. Gün, yumruğunu masaya vurup, yüreğini ortaya koyma günüdür. Şimdi güne çevir yüzünü, aydınlat toprağın narin yüreğini. Sıklaştır adımlarını. Dar mekânlar ve beton yığınlardan kurtarıp bedenini, koş; umudun yeşiline, özgürlüğün mavisine. En güzel yaşam ırmağına…   LÜTFUNLA AYAKTAYIZ RAMAZAN ŞAŞMAZ Ey tenlere can veren; gözlere ziya çalan, Çamur, balçık içinden; varlık âleme alan, Vicdanlara rahmetten; esintileri salan, Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.   Dua dua yakarış; cevabı bekliyoruz, Hazinelerin geniş; sevabı ekliyoruz, Şayet bağışlamazsan; yollarda tekliyoruz, Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.   Senin engin rahmetin; başlarımıza bir taç, Kurak yüreklerimiz; yağmurlarına muhtaç, Kapında dilenciyiz; engin rahmetini saç, Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.   Kömür ruhlara göster; elmas olma yolunu, Muhabbetle güçlenir; müminlerin kolunu, Güzel güne eriştir; vatanın sağ solunu, Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.   Baş açık, yalın ayak; yürekler sana muhtaç, Kapının sadık kulu; Beraat müjdene aç, Şah damarımdan yakın; kulluğum başımda taç, Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.
Mavi Şehrin Kalemleri

İNSANOĞLUNA

ÂDEM KILIÇ SERHEDİ

Bir gece vaktinde düşerken yola

Menzil uzak olur insanoğluna

Bu gidişin sonu bilemem n'ola

Nefsi tuzak olur insanoğluna

 

Gönül hasret iken bir damla suya

Yollar yürümekle biterdi güya

Yaşanılan her şey birer duş rüya

Visal firak olur insanoğluna

 

Garibin hanına göz dikilmesin

Safi gönüllere dert ekilmesin

Allah'tan gayrısı bel bükülmesin

Namaz burak olur insanoğluna

 

Dünya semasında hızla dönerken

Şu yıldızlar birer birer sönerken

Boş bir ömür için dizin döverken

Elbet yazık olur insanoğluna

 

Söyle hekim var mı derde bir çare?

Günü gelir beden atılır nare

Beyhude gezinip durdun avare

Hayat azık olur insanoğluna

 

Katlanır nimetin helal kazancı

Gönüller müreffeh diller duacı

Hoş bir muhabbettir derdin ilacı

Her nan rızık olur insanoğluna

 

Bir sabır gerekir ekin eken de

Hasat günü geçte olur erken de

Her şeyiyle güzel gülü diken de

Buğday başak olur insanoğluna

 

Bir gece ki hüzün giymiş sanırsın

Bülbül ahvalinde güle konarsın

Sevda dehlizinde kimi anarsın

Yollar ışık olur insanoğluna

 

Ansızın ölümle can çekişince

Beden yalnız kalıp ruh çekilince

Ölüm ferişteği başa dikilince

Mezar beşik olur insanoğluna

 

Şu zamanın lahze lahze geçerken

Ölüm hakikatı nabzın ölçerken

Beşer birer birer konar göçerken

Kabir durak olur insanoğluna

 

Haktan gelen kader baş göz üstüne

O dar günde nazın geçmez dostuna

Her bir ruh cekilir kendi postuna

Mahşer konak olur insanoğluna

 

GÖNÜL DOSTUM ARKADAŞIM

BİLAL SİLİ (AŞIK ALEMİ)

Bir senin yokluğuna üzülürüm

Bir sana Akar su gibi gözyaşlarım

Bir sana dökülürüm

Bir sana yorulurum böyle

Yastığa düşer başım

Yok ki benim senden başka

Gönül Dostum Arkadaşım

 

Bir seni düşünürüm sabahları

Gün ortası gece yarıları

Sanadır tüm iyi dileklerim dua'larım

Mutluluğundur tek temennim

Gülüşündür beni mutlu kılan

Daha o kadar çok şey var ki 'demek istediğim

Diyemediğim içimde kalan

Bir sevdandır gerçek gerisi yalan billahi yalan

Bilsem ki bu hasret bitecek

Bilsem ki kader bizi güldürecek

Ah ah neler vermezdim neler

Bilsem ki bu rüya hiç bitmeyecek

Gönül Dostum Arkadaşım

 

Bilirsin sen beni, yüreğimdekileri

Bir dünya kurmak isterim, sana bir dunya

''Toplayip tüm melekleri '

Sevdana coşup sana koşup gelmek isterim

Elimde tüm dünyanın çiçekleri

Belki Tanrının gücüne gidecek

Belki beni sınamaya devam edecek

Sitem edişimi yollara yıllara sensizliğe

Belki affedecek yüzüme gülecek

 

Bir senin yokluğuna üzülürüm

Bir sana Akar su gibi gözyaşlarım

Bir sana dökülürüm

Bir sana yorulurum böyle

Yastığa düşer başım

Gönül Dostum Arkadaşım

 

BİR KÂĞIT BİR KALEM

HAMİYET SU KOPARTAN 

Yine hazan, yine yaprak dökümü,

Hayat ağacımın kökten sökümü,

Bilmem diri miyim yoksa ölü mü?

Geriye kalan: Bir kâğıt, bir kalem.

 

Ruhum engin denizlere dönüktü.

Dilim elemini döktükçe döktü.

Lakin mavinin rengi de sönüktü.

Derya yerine: Bir kâğıt, bir kalem.

 

Rûz-gâra yakışan esip geçmektir.

Aşığın murâdı sevdâ çekmektir.

Çölde bir yudum suyu beklemektir.

Benim yağmurum: Bir kâğıt, bir kalem.

 

Ay güneşe, gün geceye yanaştı.

Ak karaya, kara aka karıştı.

Tüm yumaklar birbirine dolaştı.

Düğümü çözdüm: Bir kâğıt, bir kalem.

 

Nevşehrî’yim, bir canım var, bir ismim.

Ne duyulur ne de görülür cismim.

Cebimde bozuk param, eski resmim,

Hicran sermâyem: Bir kâğıt, bir kalem.

 

CİNNET

LEYLA MİHRİNAZ ENGİN

Sanki bu değil

Gök yırtılmalı kâinatın sahibi oradan kamçı sallamalı

Toprağa gömdüğümüz ruhlar ruhumuza darbe indirmeli

Bu değil sanki

Kan yüzümüzden gözümüzden akıp kan gölü olmalı

Ve zomlar kürek çekmeli kayıklarda

Sanki bir fırtına bir deprem bir yanardağ güreş tutmalı

Ve dünyanın sırtı yere gelmeli

Bir şey eksik bir şey

Bir mana bir renk bir algı bir pencere bir çeşme

Aklımın almadığı bir şey

Belki buz belki tuz belki naz belki haz çamur belki

Kuyu zincir belki

Ayak kendini gökte aramalı

El kendini ayakta

Beden bir tenekedir belki

Kibrit çakıp tümünü yakmalı

Duyguları cinler bahşetti

Cinleri periler

Perileri kalem tutan şizofren beyinler

Bir yol olmalı

Yolun dibi har olmalı

Ya da tüm yollar yılan gibi bizi sarmalı zehirlemeli

çaparivari dilimize bir kilit bir hançer bir bilye bir salya bir hiç asılmalı

Evet!

Bir hiç eksik

 

Hiçliğe giydirilecek bir aba

Bir hırka

Yamalı sadaka eksik

Dünyanın tüm süslü kelimelerinin tutuşturamadığı bir perde

Kaldıramadığı bir duvak

Ressamın bozduğu bir tablo

Şairin tükürdüğü kan

Yazarın çılgın düşü

Ayağı yerden kesik bir rakkase

Tarihin çeken cilvesi iten badiresi

Anın kendine yetmez an'ı

Bir yalan eksik bir doğru

Bir çıngıraklı yılan

Gururlu akrep ve çıyan

Ulumayı unutan kurt

Çakalın baykuş gözü eksik

Tam olmayacak biliyorum

Kalemimden kelamımdan umut eksik

Uff!

Uyan şair uyan

Hummalı nöbet geçsin

GENÇ KUŞAĞA MEKTUP

LOKMAN TEKİN

Sevgili arkadaşım…

Bir gün daha doğuyor. Yeni ve taze bir gün…

Yeni günler, beraberinde yeni umutlar getirir. Capcanlı…

Kim bilir, bekli de bu gün senin için doğuyor. Belki bu yeni günde en iyisini sen yapacaksın. Buna inan!

Neden mi? Çünkü hayat, senin verdiğini sana verendir. Hayat, cesur ve amacı net olanları yüceltir, korkak ve dayanıksız olanları savurur.

Gel şimdi seninle hayatı anlamaya çalışalım…

Diyelim ki bir nehirde yüzerken, sulara kapıldın ve sürükleniyorsun. Tutunacak bir dalın yok. Ne yaparsın? Söyleyeyim: Sadece çırpın.

Yüzmeyi bilmediğin halde bir havuza düştün. Seni kurtaracak bir el vardır, uzat ellerini…

Bir dağa tırmanırken ayağın kaydı. Düşmek üzeresin. Bedenin boşlukta sallanıyor. Tırnaklarını kanatırcasına geçir dağın sırtına, tırman. Unutma, düşersen tırnaklarının güzelliği bir işe yaramayacak. O tırnaklar, sen hayata tutunabilesin diye var.

Hayat iki yönlüdür: yanlış ve doğru. Bazen yanlış yaparak doğruyu bulacaksın. Yanlış yapma hakkından vazgeçmemelisin. Sen insansın ve korkabilirsin. Ama unutma, heyecanlarını ve korkularını göğüslemelisin. Yaşamdaki bütün engellere karşı göğsünü siper etmelisin.

Bazen her şeyin bittiğini sanırsın. Tükendiğini, her şeyin anlamsız kaldığını… Ama unutma, her şeyin bittiğini sandığın yerde, senin inancın, bileklerin ve alın terin var.

 Bir insan hayatta güzel şeyler başarır. Yeter ki hayatta “ben de varım” desin. Kendini asla yaşamda fazlalıkmış gibi görmemelisin. Sen dünyanın ve yaşamın tam kalbindesin.

Dünya dönüyorsa, dünyanın dönmesinde senin payın var. Güneş doğuyorsa, güneşin doğmasında senin de etkin var. Rüzgâr esiyorsa, rüzgârın esmesinde senin de payın var.

Düşün… Sahildesin. İki grup insan var. Sol yanındakiler giden gemiye bakıyor. Onlar denize açılan gemiye el sallayarak veda ediyorlar. Gemi yalnızca yelken direği görünene kadar uzaklaşırken, direk de kaybolunca, solundaki grup bir şey mırıldanıyor:  “Gitti.”

 Evet, “gitti” diyorlar ve hepsi sessizce uzaklaşıyor oradan.

Ama tam o sırada, sağ yanındaki başka bir grup insan ufku tarıyor ve direğin yüksekliğini görüyor. Onlar da gülümseyerek bir şey mırıldanıyorlar: İşte geldi…

Hayat bir “gitti” ve “geldi ”den ibarettir!

Hayatta gelen gemilerin her zaman çok olsun.

Aslında hayat bizden, onunla oyun oynamamızı bekler. Karşısında güçlü bir rakip ister. Onun rakibi sensin. Ama sen, hayatın en güçlü tarafısın.

Ona doğru atılmalısın. Unutma, en kötü şey yerinde saymaktır. Sevdanı korkmadan söylemelisin. Çünkü sevda kavga ile güzeldir.

Düşün…

Bir yokuşu tırmanıyorsun. Ayağın kayıyor, düşüp kalkıyorsun. Çok terliyorsun. Bu defa düştüğünde yuvarlanıyorsun. Tırnaklarını toprağa geçirmeye çalışıyorsun ama parmakların kanamış. Hiçbir yere tutunamıyorsun. Kendini çok çaresiz hissediyorsun. Bir an başını koyup uyumak istiyorsunuz ama korkunç bir gürültü ile sarsılıyorsun. Üzerine doğru büyük bir sel suyu akmakta… Yerinde dursan seni yutacak. Göz bebeklerin büyüyor ne yapağını bilemiyorsun.

Yaşamak hiç bu kadar güzel olmamıştı. Birden çok güçlü olduğunu hissediyorsun ve bir çırpıda dimdik ayağa kalkıyorsun. Kollarını açıyorsun ve üzerine doğru akan sel sularına karşı savaşıyorsun. Ayağın o kadar sağlam ki, seller seni kıpırdatamıyor dahi. Bütün güçler sende toplanmış sanki. Kendini çok güçlü hissediyorsun. Sel suları akıp gidiyor. Sen oradasın.

Güçlü kalan sensin.

Sevgili arkadaşım…

Seni alnı açık, başı dik görmek istiyorum. Ne olursa olsun, alnı açık ve başı dik. Unutma! Sen bütün gecelerin beklediği yıldızsın. Gökyüzünün göğsünde yatıyorsun ve yeryüzünü aydınlatıyorsun.

Hayata karşı ezilmemek ve kendini en iyi şekilde ifade etmek için şimdiden daha güzel bir zaman yoktur. O halde atıl, bağır, çağır, çağla ve coştur kendini. Berrak ırmaklara doğru, en yüksek dağlara doğru, özgürlüğün mavisine doğru, umudun yeşiline doğru sür umutlarını.

Yaşam senin, yaşamak senin. En derin okyanusların ardında, henüz keşfedilmemiş ülke senin.

Aç kollarını yarınlarına arkadaşım. Göğüslerini ört gökkuşağının, gökyüzü üşümesin. Sarıl fırtınada savrulan yağmur damlalarına. Gün kendine inanma günüdür. Gün, yaşam öykünü yeniden yazma günüdür. Gün, herkese ne kadar güçlü olduğunu gösterme günüdür.

Gün, yumruğunu masaya vurup, yüreğini ortaya koyma günüdür.

Şimdi güne çevir yüzünü, aydınlat toprağın narin yüreğini. Sıklaştır adımlarını.

Dar mekânlar ve beton yığınlardan kurtarıp bedenini, koş; umudun yeşiline, özgürlüğün mavisine.

En güzel yaşam ırmağına…

 

LÜTFUNLA AYAKTAYIZ

RAMAZAN ŞAŞMAZ

Ey tenlere can veren; gözlere ziya çalan,

Çamur, balçık içinden; varlık âleme alan,

Vicdanlara rahmetten; esintileri salan,

Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.

 

Dua dua yakarış; cevabı bekliyoruz,

Hazinelerin geniş; sevabı ekliyoruz,

Şayet bağışlamazsan; yollarda tekliyoruz,

Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.

 

Senin engin rahmetin; başlarımıza bir taç,

Kurak yüreklerimiz; yağmurlarına muhtaç,

Kapında dilenciyiz; engin rahmetini saç,

Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.

 

Kömür ruhlara göster; elmas olma yolunu,

Muhabbetle güçlenir; müminlerin kolunu,

Güzel güne eriştir; vatanın sağ solunu,

Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.

 

Baş açık, yalın ayak; yürekler sana muhtaç,

Kapının sadık kulu; Beraat müjdene aç,

Şah damarımdan yakın; kulluğum başımda taç,

Lütfunla ayaktayız; gönlümüzü mamur kıl.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.