Köşe Yazıları Haber Girişi: 01.07.2022 - 21:41, Güncelleme: 01.07.2022 - 23:41

Malkoçoğlu da hakka yürüdü

 

Malkoçoğlu da hakka yürüdü

Ümit Kayaçelebi yazdı...
“Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler Ecel çiğnedi hepsini birer birer Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler.” Ömer Hayyam 30 Haziran 2022-06-30 Çocukluk yıllarımızda en büyük ve hatta en önde gelen zevklerimizden birisi sinema idi. Sinemaya gitmek sinemada o zaman ki artistlerin aktrislerin filmlerini adeta yaşayarak hissederek seyrederdik. Van’da sinema 1942 yılında başlamışsa da bizler o yıllar da yoktuk. Tevellüt itibariyle sinemanın ne olduğunu anladığımız yıllar 1960’lı yılların başı oldu. İşte o yıllarda Ayhan Işık, Eşref Kolçak, Kartal Tibet, Yılmaz Güney, Yılmaz Duru,Tanju Gürsu, Feridun Karakaya, Sadri Alışık, Öztürk Serengil,  Ahmet Mekin gibi isimlerin ön planda olduğu yıllarda bütün bunlara ilaveten bir de Cüneyt Arkın var.Cüneyt Arkın veya gerçek ismiyle “Fahrettin Cüreklibatır” Türk sinemasının gelmiş geçmiş en büyük jönü olarak biliniyor: Yapımcı, yönetmen ve Doktor Cüneyt Arkın. 1937’de Eskişehir’in Karaçay köyünde doğan Cüneyt Arkın baba anne ve tüm ailesiyle senelerce çobanlık yapmış ve aynı zamanda toprak ekip biçmiş . Yani çocukluğunu belki de gençliğini hep çalışarak ve uğraşarak çocukluğu yaşayamamış birisi. Bu yaşadıklarını da her zaman her mahfilde utanmadan sıkılmadan dile getiren birisi. Tahsilini Eskişehir’de sürdürüp liseden sonra İstanbul Tıp Fakültesini kazandığında da bir yandan okuyarak beri yandan çalışarak Tıp Fakültesini 196l yılında bitirerek buradan mezun olmuş. Tahsil hayatının bitimin de Eskişehir’de askerlik yaptığı sırada o sıralar rahmetli Halit Refik de orada “Şafak Bekçileri” filmini çevirirken dikkatini çeker. Sinemaya karşı aşırı ilgisi ve sevgisi olan Cüneyt Arkın o yıllarda sürekli aktris ve artist yarışmaları düzenleyen Ses Dergisi ve Artist dergileri vardır. 1963 yılında Artist Dergisinin düzenlediği artist yarışmasına girer ve bu yarışmada birinci olarak Yeşilçama ilk adımını atar. Ve 1963 yılında sinema serüveni başlayan Arkın önce “Gurbet kuşları” adlı filmde yer aldı. Akabinde o yıllarda çok moda olan aşk filmlerinde romantik jön olarak “Sevgim ve gururum” adlı filmle bu tür aşk filmlerinde uzun süre rol aldı ki o yıllarda özellikle Kerime Nadir, Muazzez Tahsin  Berkand, Peride Celal, Reşat Nuri Güntekinin romanlarından sinemaya uyarlanan yüzlerce film vardı. O yıllarda romanlardan sinemaya uyarlanan filmler sinema gişelerinde büyük hasılat topluyordu. Bir müddet sonra bu romantik film furyasına veda eden Arkın bu kez seyircinin de çok istediği ve ilgisin çeken vurdulu kırdılı filmlere başladı. Aksiyon filmlerine merak salan Arkın 60’lı yıllarda İstanbul’a gösteri için gelen “Medrano” sirkinde 6 ay eğitim aldıktan sonra akabinde aksiyon filmlerine ya bismillah deyip adımını attı. Duru Filmde Rejisör Süreyya Durunun çevirdiği “Kara Murat Devler savaşıyor”, “Kara Murat fatihin fedaisi”, “Kara Murat ölüm emri”, “Kara Murat Denizler Hakimi” gibi seri halinde Kara Murat rolüyle çevirdiği filmlerden sonra bu kez Malkoçoğlu olarak bir seri filme başladı.”Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor”. “Malkoçoğlu Ölüm Emri”, “Malkoçoğlu Cem Sultan”, “Kara Murat Şeyh Gaffar'a Karşı” filmlerde iyice ün kattı ününe ve sinema artık onu tarihi filmlerde tarihi canlandıran en önemli aktörlerden biri olarak tanıdı ve sevdi. Doğrusu o filmlerde heyecanlanmamak ne mümkündü. O eski filmlere bu gün baktığımı zaman bile sanki o zamanlardaki çocukluk ve gençlik heyecanını az da olsa hissedebiliyorum. İlginçtir vefat haberini duyduğum günden evvel o gece onun “Çaresizler” adlı filmini seyrediyordum. O yıllarda Kartal Tibet’te vardı elbette onun Karaoğlan filmleri, Tarkan filmleri Serdar Gökhan’ın Kara pençe filmleri seri olan filmlerdi ama bizi en çok heyecanlandıran yine Cüneyt Arkının filmleriydi. Ve bu filmler 70’li yılların başına kadar devam edip giderken televizyonun yayın hayatına girmesiyle zamanın rejisörleri ve film şirketleri bir arayış içinde olarak sağ ve solu konu alan filmler çevirmeye başladıklarında Arkında bu tür filmlerde bir halk kahramanı olarak göründü. Avantür filmler çekti hepsi de sinemalarda ses getirdi. Çünkü o artık bir halk adamıydı halk onu “Cino” olarak yüceltmiş ve öyle anıyordu.Kısa zamanda aksiyon filmlerin aranan oyuncusu oldu. Kariyeri boyunca birçok farklı karaktere can verdi. Komedi, macera ve toplumsal birçok türü içeren filmlerde de rol aldı. Cüneyt Arkın, binicilik ve karatede uzman sporcu unvanına sahip. Oyunculuğun yanı sıra televizyon izlenceleri sundu, gazetelerde sağlık ile ilgili köşe yazarlığı da yaptı.Sinema alanında 2021 Kültür ve Sanat Ödülü’ne layık görüldü. Cüneyt Arkın, dünyada en çok başrol film oyuncusu olarak da bir rekora sahip. Koca bir hayat içini bir dantela gibi örüp giden Cüneyt Arkın. Bu gün vefat haberini duyduğumda ağladım. Çünkü yıllarca onunla olmuş onunla sinemada beyaz perde de nice heyecanlar yaşamıştık. Biz onlarla koca bir ömür beraber olduk. Bir aile gibiydik. Ben bu gün bile hala kendi sinema arşivimdeki o eski siyah-beyaz ve renkli filmleri sanki hala 60’lı 70’li yıllarda yaşıyormuşum gibi heyecanla ve iştiyakla seyrediyorum.O günler o filmler, o sanatçılar unutulmaz. Bu gün aramızda olmasa bile aziz hatırası hep bizimle olacak büyük usta Cüneyt Arkını rahmetle ve hürmetle anıyorum “Benim halimden haber sorarsan, Bir çift sözüm var sana, yürekten: Sevginle gireceğim toprağa, Sevginle çıkacağım topraktan.” Ruhun şad mekanın cennet olsun  Malkoç oğlu…
Ümit Kayaçelebi yazdı...

“Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler

Ecel çiğnedi hepsini birer birer

Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına

Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler.”

Ömer Hayyam

30 Haziran 2022-06-30

Çocukluk yıllarımızda en büyük ve hatta en önde gelen zevklerimizden birisi sinema idi. Sinemaya gitmek sinemada o zaman ki artistlerin aktrislerin filmlerini adeta yaşayarak hissederek seyrederdik.

Van’da sinema 1942 yılında başlamışsa da bizler o yıllar da yoktuk. Tevellüt itibariyle sinemanın ne olduğunu anladığımız yıllar 1960’lı yılların başı oldu. İşte o yıllarda Ayhan Işık, Eşref Kolçak, Kartal Tibet, Yılmaz Güney, Yılmaz Duru,Tanju Gürsu, Feridun Karakaya, Sadri Alışık, Öztürk Serengil,  Ahmet Mekin gibi isimlerin ön planda olduğu yıllarda bütün bunlara ilaveten bir de Cüneyt Arkın var.Cüneyt Arkın veya gerçek ismiyle “Fahrettin Cüreklibatır” Türk sinemasının gelmiş geçmiş en büyük jönü olarak biliniyor: Yapımcı, yönetmen ve Doktor Cüneyt Arkın.

1937’de Eskişehir’in Karaçay köyünde doğan Cüneyt Arkın baba anne ve tüm ailesiyle senelerce çobanlık yapmış ve aynı zamanda toprak ekip biçmiş . Yani çocukluğunu belki de gençliğini hep çalışarak ve uğraşarak çocukluğu yaşayamamış birisi. Bu yaşadıklarını da her zaman her mahfilde utanmadan sıkılmadan dile getiren birisi.

Tahsilini Eskişehir’de sürdürüp liseden sonra İstanbul Tıp Fakültesini kazandığında da bir yandan okuyarak beri yandan çalışarak Tıp Fakültesini 196l yılında bitirerek buradan mezun olmuş. Tahsil hayatının bitimin de Eskişehir’de askerlik yaptığı sırada o sıralar rahmetli Halit Refik de orada “Şafak Bekçileri” filmini çevirirken dikkatini çeker. Sinemaya karşı aşırı ilgisi ve sevgisi olan Cüneyt Arkın o yıllarda sürekli aktris ve artist yarışmaları düzenleyen Ses Dergisi ve Artist dergileri vardır.

1963 yılında Artist Dergisinin düzenlediği artist yarışmasına girer ve bu yarışmada birinci olarak Yeşilçama ilk adımını atar. Ve 1963 yılında sinema serüveni başlayan Arkın önce “Gurbet kuşları” adlı filmde yer aldı. Akabinde o yıllarda çok moda olan aşk filmlerinde romantik jön olarak “Sevgim ve gururum” adlı filmle bu tür aşk filmlerinde uzun süre rol aldı ki o yıllarda özellikle Kerime Nadir, Muazzez Tahsin  Berkand, Peride Celal, Reşat Nuri Güntekinin romanlarından sinemaya uyarlanan yüzlerce film vardı. O yıllarda romanlardan sinemaya uyarlanan filmler sinema gişelerinde büyük hasılat topluyordu.

Bir müddet sonra bu romantik film furyasına veda eden Arkın bu kez seyircinin de çok istediği ve ilgisin çeken vurdulu kırdılı filmlere başladı. Aksiyon filmlerine merak salan Arkın 60’lı yıllarda İstanbul’a gösteri için gelen “Medrano” sirkinde 6 ay eğitim aldıktan sonra akabinde aksiyon filmlerine ya bismillah deyip adımını attı.

Duru Filmde Rejisör Süreyya Durunun çevirdiği “Kara Murat Devler savaşıyor”, “Kara Murat fatihin fedaisi”, “Kara Murat ölüm emri”, “Kara Murat Denizler Hakimi” gibi seri halinde Kara Murat rolüyle çevirdiği filmlerden sonra bu kez Malkoçoğlu olarak bir seri filme başladı.”Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor”. “Malkoçoğlu Ölüm Emri”, “Malkoçoğlu Cem Sultan”, “Kara Murat Şeyh Gaffar'a Karşı” filmlerde iyice ün kattı ününe ve sinema artık onu tarihi filmlerde tarihi canlandıran en önemli aktörlerden biri olarak tanıdı ve sevdi.

Doğrusu o filmlerde heyecanlanmamak ne mümkündü. O eski filmlere bu gün baktığımı zaman bile sanki o zamanlardaki çocukluk ve gençlik heyecanını az da olsa hissedebiliyorum. İlginçtir vefat haberini duyduğum günden evvel o gece onun “Çaresizler” adlı filmini seyrediyordum.

O yıllarda Kartal Tibet’te vardı elbette onun Karaoğlan filmleri, Tarkan filmleri Serdar Gökhan’ın Kara pençe filmleri seri olan filmlerdi ama bizi en çok heyecanlandıran yine Cüneyt Arkının filmleriydi. Ve bu filmler 70’li yılların başına kadar devam edip giderken televizyonun yayın hayatına girmesiyle zamanın rejisörleri ve film şirketleri bir arayış içinde olarak sağ ve solu konu alan filmler çevirmeye başladıklarında Arkında bu tür filmlerde bir halk kahramanı olarak göründü.

Avantür filmler çekti hepsi de sinemalarda ses getirdi. Çünkü o artık bir halk adamıydı halk onu “Cino” olarak yüceltmiş ve öyle anıyordu.Kısa zamanda aksiyon filmlerin aranan oyuncusu oldu. Kariyeri boyunca birçok farklı karaktere can verdi. Komedi, macera ve toplumsal birçok türü içeren filmlerde de rol aldı.

Cüneyt Arkın, binicilik ve karatede uzman sporcu unvanına sahip. Oyunculuğun yanı sıra televizyon izlenceleri sundu, gazetelerde sağlık ile ilgili köşe yazarlığı da yaptı.Sinema alanında 2021 Kültür ve Sanat Ödülü’ne layık görüldü. Cüneyt Arkın, dünyada en çok başrol film oyuncusu olarak da bir rekora sahip.

Koca bir hayat içini bir dantela gibi örüp giden Cüneyt Arkın. Bu gün vefat haberini duyduğumda ağladım. Çünkü yıllarca onunla olmuş onunla sinemada beyaz perde de nice heyecanlar yaşamıştık. Biz onlarla koca bir ömür beraber olduk. Bir aile gibiydik.

Ben bu gün bile hala kendi sinema arşivimdeki o eski siyah-beyaz ve renkli filmleri sanki hala 60’lı 70’li yıllarda yaşıyormuşum gibi heyecanla ve iştiyakla seyrediyorum.O günler o filmler, o sanatçılar unutulmaz.

Bu gün aramızda olmasa bile aziz hatırası hep bizimle olacak büyük usta Cüneyt Arkını rahmetle ve hürmetle anıyorum

“Benim halimden haber sorarsan,

Bir çift sözüm var sana, yürekten:

Sevginle gireceğim toprağa,

Sevginle çıkacağım topraktan.”

Ruhun şad mekanın cennet olsun  Malkoç oğlu…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.