Köşe Yazıları (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 15.07.2013 - 09:13, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:19

Kırık leblebiler

 

Kırık leblebiler

                                Sarı yirmi beş kuruşların, kırmızı on kuruşlukların revaçta olduğu günler bizim çocukluğumuza rastlamıştı.Sarı yirmi beşliğin yanına bir kırmızı on kuruş koydunuz mu Uludağ gazoz alabiliyordunuz. Tek bir sarı yirmi beş kuruşla pantolonunuzun sağ ve sol cebini ağzına kadar kırık leblebiyle doldurabilirdiniz. Ya gümüş renkli ince bir liralar. Onlar sinema biletlerimizin bedeliydi.Tabak oruçtan tam oruca terfi ettiğim yıllarda Bahçıvan mahallesinden çarşıya çıkan paket taşlı yoldan leblebiciye uğramış ve bir sarı yirmi beşlik toslayıp pantolon ceplerimi mis gibi kavrulmuş kırık leblebilerle doldurmuştum.Yolda yürürken bir ara iç sesimin "Dikkat et! Bak oruçsun!" Seslenişini unutmuş, cebimdeki leblebileri bir sağ, bir sol cebimden çıkarıp atıştırmaya başlamıştım.Kirvem rahmetli Hasan Özkök'ün (Yusuf oğulları) demirci, hırdavatçı dükkânının önünden geçerken atıştırdığımı fark eden kirvemin kardeşi Muzaffer ağabey: "Henüz çok var iftar saatine." Diye seslenince afallamış, utanmış ve kızarmıştım. Hızlı adımlarla oradan uzaklaşırken bir taraftan da elimin tersiyle ağız kenarlarımı, dudaklarımı siliyor içimden de kendime unutkanlığım için sövüyordum.Annemiz dert ortağımız ya. Utana sıkıla ona anlatınca; "Sesini çıkarma, baban bilmesin. Kaza olmuş oğlum." Diye teselli edince biraz olsun rahatlamıştım.Saklayamazdım. Kabahatimi hiç ama hiç saklayamazdım.İşçi babamızın bin bir emekle çevirdiği hanemizde iftar sofrası kurulduğunda ve yer sofrasında çevrelendiğimizde, babamızın hepimize yaşımızın sırasıyla uzattığı hurma tanelerini alıp ezanın bitmesini beklerken birden elimdeki hurma tanesini olduğum yerde bırakarak kalkmış dışarı çıkmıştım.İçeriden rahmetli babam seslenmişti: "Kaza yapmışsan ramazan bitiminde bir oruç tutarsın gel oğlum, sofrayı bekletme." Demişti.Babamın uyarmasına rağmen o akşam mutfakta tek başıma karnımı doyurdum. Anneme, babamın nasıl haberdar olduğunu sorduğumda:"Kırık leblebileri kömürlüğün önüne serpmişsin. Karlar üzerindeki leblebileri fark etmiş. Sorunca da anlattım. Ama kazaen orucu bozduğunu söylemedim. Babaların gözünden bir şey kaçmaz oğlum. Üzülme. Ramazan bayramından sonra bozduğun orucun borcu için bir oruç tutarsın. Ben seni hazırlarım o güne." Dedi. Ve o günden sonra küçük şehrimizin paket taşlarla döşeli meydan pazarının kıyısındaki leblebici dükkânına hiç ama hiç uğramadım. vanhaber, van, haber, van haber şahin akçap, kırık leblebiler, ramazan ayı
                               
Sarı yirmi beş kuruşların, kırmızı on kuruşlukların revaçta olduğu günler bizim çocukluğumuza rastlamıştı.
Sarı yirmi beşliğin yanına bir kırmızı on kuruş koydunuz mu Uludağ gazoz alabiliyordunuz. Tek bir sarı yirmi beş kuruşla pantolonunuzun sağ ve sol cebini ağzına kadar kırık leblebiyle doldurabilirdiniz. Ya gümüş renkli ince bir liralar. Onlar sinema biletlerimizin bedeliydi.
Tabak oruçtan tam oruca terfi ettiğim yıllarda Bahçıvan mahallesinden çarşıya çıkan paket taşlı yoldan leblebiciye uğramış ve bir sarı yirmi beşlik toslayıp pantolon ceplerimi mis gibi kavrulmuş kırık leblebilerle doldurmuştum.
Yolda yürürken bir ara iç sesimin "Dikkat et! Bak oruçsun!" Seslenişini unutmuş, cebimdeki leblebileri bir sağ, bir sol cebimden çıkarıp atıştırmaya başlamıştım.
Kirvem rahmetli Hasan Özkök'ün (Yusuf oğulları) demirci, hırdavatçı dükkânının önünden geçerken atıştırdığımı fark eden kirvemin kardeşi Muzaffer ağabey: "Henüz çok var iftar saatine." Diye seslenince afallamış, utanmış ve kızarmıştım. Hızlı adımlarla oradan uzaklaşırken bir taraftan da elimin tersiyle ağız kenarlarımı, dudaklarımı siliyor içimden de kendime unutkanlığım için sövüyordum.
Annemiz dert ortağımız ya. Utana sıkıla ona anlatınca; "Sesini çıkarma, baban bilmesin. Kaza olmuş oğlum." Diye teselli edince biraz olsun rahatlamıştım.
Saklayamazdım. Kabahatimi hiç ama hiç saklayamazdım.
İşçi babamızın bin bir emekle çevirdiği hanemizde iftar sofrası kurulduğunda ve yer sofrasında çevrelendiğimizde, babamızın hepimize yaşımızın sırasıyla uzattığı hurma tanelerini alıp ezanın bitmesini beklerken birden elimdeki hurma tanesini olduğum yerde bırakarak kalkmış dışarı çıkmıştım.
İçeriden rahmetli babam seslenmişti: "Kaza yapmışsan ramazan bitiminde bir oruç tutarsın gel oğlum, sofrayı bekletme." Demişti.
Babamın uyarmasına rağmen o akşam mutfakta tek başıma karnımı doyurdum. Anneme, babamın nasıl haberdar olduğunu sorduğumda:"Kırık leblebileri kömürlüğün önüne serpmişsin. Karlar üzerindeki leblebileri fark etmiş. Sorunca da anlattım. Ama kazaen orucu bozduğunu söylemedim. Babaların gözünden bir şey kaçmaz oğlum. Üzülme. Ramazan bayramından sonra bozduğun orucun borcu için bir oruç tutarsın. Ben seni hazırlarım o güne." Dedi.
Ve o günden sonra küçük şehrimizin paket taşlarla döşeli meydan pazarının kıyısındaki leblebici dükkânına hiç ama hiç uğramadım.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.