Köşe Yazıları Haber Girişi: 11.04.2022 - 13:10, Güncelleme: 11.04.2022 - 13:10

SUN TZU'NUN RUHU VE UKRAYNA - RUSYA ÇATIŞMASI

 

SUN TZU'NUN RUHU VE UKRAYNA - RUSYA ÇATIŞMASI

Yusuf Kazak yazdı...
‘’Her son, aslında yeni bir başlangıçtır. Bütün bunlar bittiğinde gri yağmur perdesi kalkar ve böylece ak kıyılar görünür’’ Ünlü bir filmde geçen ve bilge bir aksakalın, yanındaki fazlaca endişe yüklü kişiye yaptığı bu teskin edici konuşma, bugünlerde Ukrayna hattında yaşananlar ve küreye yansımaları noktasında fazlaca ilham vericidir. İsmini karalığından alan ve çokça kara hadiseye tanıklık etmiş Karadeniz özelinde yaşananların, bölgesel ve küresel çapta yeni oyun kuralları oluşturmak amacıyla, kimi aktörlerin, karanlıktan çıkarak ‘’Ak Kıyıları’’ görmek için global dalgalarda sörf yapması ile tasvir edilebilecek bir tablo üretmiştir. Bu yönüyle; kimlerin deniz, kimlerin sörf tahtası ve kimlerin de usta sörfçü olduğuna dair mercek doğrultmak, fazlasıyla rasyonel bir tercih olacaktır. Karadeniz bölgesinde vuku bulanlar, ‘’Seni zafere ulaştıran stratejiyi tekrarlama, yönteminin sonsuz bir çeşitlilikte olmasını sağla’’ askeri mottosunu içeren ‘’Savaş Sanatı’’ adlı kitabın, bölge bazında uygulanması ve realize edilmesi manzarasını ortaya çıkarmıştır. Görünen ve görünmeyen tüm aktörler çerçevesinde bölgede sürpriz konuşlanışlar sağlanmış ve çok çeşitli stratejiler yürürlüğe sokulmuştur. Dolayısıyla Sun Tzu’nun ruhu bu kez Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışma hattında ortaya çıkmıştır. Bunun, antikite ile modernitenin epeyce girift hale geldiği ve sentezlendiği bu yeni dönemde vuku bulması, pek de şaşırtıcı olmamıştır. Rusya’nın Ukrayna harekâtının, görülen ve gösterilen salt askeri nitelikler dışına ultrasonik bir hızla evrilmesi; aktör, hesap, ajanda, coğrafya ve global konjonktür gibi parametrelerin bir neticesi olduğu görülecektir. Lorenz Fraktalı modülasyonunda ifade edilen ve evrendeki en önemsiz ve cılız görülen etkilerin dahi, devasa olayları ve devinimleri tetikleyebileceği ve her şeyin görülenden ve düşünülenden çok daha bağıntılı olduğu hipotezi, yaşananları en açık şekilde özetlemektedir. Kürenin sınırlı bir bölgesinde ve yine sınırlı addedilebilecek içeriklerle başlamış olan harekât, süreç içerisinde ve halihazırda askeri ve jeopolitik hesapların çok ötesine geçerek; gıda, enerji, kıtlık, dünya savaşı, nükleer silah kullanımı, neo-finansal rejimler ve saire gibi unsurları içerisine serpiştirerek, konvansiyonel tüm öngörüleri pasifize etmesiyle apokaliptik (kıyametvari) bir genel görünüş oluşturmuştur. Ukrayna’ya atfedilen önem, bu bölgeye hayati bir pencerede bakış açısı, başlangıçtan itibaren sergilenen ciddi motivasyon ve konu özelinde varoluşsal kaygıları epeyce barındıran deklarasyonu ile Rusya, bölgedeki harekâta bir ölüm kalım hüviyeti kazandırmıştır. Bunda, George Friedman gibi bazı Batı menşeili isimlerin ve yine bazı Batılı strateji merkezlerinin, artık kehanet çerçevesinden çıkıp uygulamaya ve stratejik girişimlere sahne olan öngörüleri ekseninde, ‘’Rusya’sız Yeni Milenyum’’ beyanatlarının etkili olduğu söylenebilir. Ayı ve sürüsünü ortadan kaldırma niyetleri, Ayı’yı daha da hırçın ve atak hale getirmiştir. Bugüne değin, rutin bir şekilde ağacın aynı yerindeki kovandan bal yiyen Ayı, Ukrayna özelinde, balın alışılmışın dışında bu kez normal yerine değil de ağacın en tepesine bırakıldığını görmekte ve yine de bu çetin tırmanışı göze almaktadır. Böylece, kovanı değiştirenler tarafından ayının nefesi, stratejik kapasitesi ve sabrı ölçülmek ve zorlanmak istenerek bir kapasite haritası oluşturmak arzulanmaktadır. Ukrayna ve bölge bazında müdahil aktörler tarafından birçok boyutuyla yeni formülasyonlar, sahte bayraklar ve yıpratma savaşı unsurları devrededir. Yaşanmakta olanlar, yeni ittifak şemsiyelerini zoraki oluşturucu ve görünmez blokları daha da görünür yapma sonuçları doğurmuştur. ABD tarafından, Avrupa ekseninde edinilen fazlaca konsolidasyon manzarası, gelecek günler bağlamında yeni değişimlere kapı aralaması bakımından kritik bir eşik niteliğindedir. Almanya’nın, ‘’Mumya’nın canlanması’’ mealindeki savunma deklarasyonu ve geniş çaplı bir savaşın kapıda olmasından ötürü AB bloğunda ihtiyacı gözlenen ve hissedilen ‘’ordu’’ ihtiyacı, NATO vasıtasıyla Avrupa’yı uzun zamandır kontrol eden ABD için konfüze edici bir ortam oluşturmuştur. Washington, samimiyet ve hamiyet sınavını, bölgedeki yerleşik üsler ve sıkı müttefikler temelinde bir fortifikasyon (güçlendirme) stratejisi ile aşmak istemektedir. Bunun, ‘’Avrupa Aklı’’nın yürürlüğe sokmak istediği uzun vadeli planları engellemesi ve yine tarihi tekerrür döngüsüne koyacak kehanetlerin gerçekleşmesini engellemesi zor görünmektedir. Öte yandan, bunlara mukabil olarak Rusya ve Çin’in; küresel gıda, enerji, finans, yönetişim ve jeopolitik alanlarında statükoyu değiştirici ve güncelleyici bir noktaya geldiği söylenebilir. Epeydir konuşulan ve küresel çapta gündemde olan değişim ve dönüşüm arzusunun ortaya çıkışında, Ukrayna’daki yaşananların, Çin ve Rusya tarafından bir katalizör olarak görülmesine ve kullanılmasına şahitlik edilmektedir. Pekin’in, bünyesinde birçok farklı boyut barındıran Demir İpek Yolu projesine karşın, Rusya’nın da enerji üzerindeki dominasyonunu daha da pekiştirmek nihai amacı taşıdığı Boru İpek Yolu projesi mevcuttur. Tam da küresel aforozların fazlaca sahnede olduğu bugünlerde, iki ülke arasındaki iş birliği sahalarının daha da belirginleşeceği ve maksimize edileceği söylenebilir. Karadeniz lokasyonunda yaşananlar, süregelen statükoyu koruma ve değiştirme savaşı olarak sürmektedir. NATO unsurları dahilinde ve yine ABD açısından devreye sokulanların, Karadeniz’deki finans ve enerji rejiminin dönüştürülmesi amacına matuf olduğu ifade edilebilir. Blöf ve şantaj aracı olarak enerji kartının Rusya’dan alınması, yeni ittifak şemsiyelerinin oluşturulması, enerji nakli açısından bazı limanların teşekkülü ve yeni enerji temin rotaları arayışı NATO açısından mega boyutta gündemdedir. Buna karşın Rusya’nın, süregiden hakimiyet unsurlarını koruma mantalitesi, devasa bir çıkarlar muharebesi meydana getirerek Ukrayna için kronik bir destabilizasyon devresi oluşturacağa benzemektedir. Bu proses içerisindeki bir diğer önemli nokta Belarus’tur. Uzun yıllar boyunca NATO yayılım ajandasının temel hedef ülkelerinden biri olan Belarus, bu çatışma ikliminde, Rusya için bir ön karargâh ve saldırıları ilk karşılama üssü olma pozisyonunu yinelemiş ve pekiştirmiştir. Dolayısıyla ülke, Rusya ile eşdeğer tutularak aforoz dalgasına muhatap olmaktadır. Bu durumun; Belarus üzerinden başlayan, tarafını tayin etme noktasında, Rusya’nın; Sovyetler Birliği benzeri güçlendirilmiş bir yapıyı tesis etmeyi düşünmesi açısından ilham verici olduğunu belirtmekte fayda vardır. Bu çerçevede, önümüzdeki günlerde Orta Asya ve Balkanlar bölgesinde daha farklı bir sinerji ve devinim tablosunun ortaya çıkması kuvvetle ihtimal görünmektedir. Hem Rusya ve hem Ukrayna ile farklı boyutlarda ilişkileri olan İsrail ise, bugünlerde finans, enerji ve oligarklar temelinde incelikli bir diplomasi yürütmesi gerektiğinin farkındadır. Oligarkların yaşadığı ikilemler ve efektif manevralar tablosu, İsrail diplomasisinin aktüalitesi ile benzerlikler içermektedir. Bu süreçte en dikkat çekici ülke ise İngiltere’dir. Rusya ile derin bir çatışma ve çekişme tarihine sahip olan Londra, Rus uçaklarının karşısına çıkmadan, onları fırtına ve şimşekler vasıtasıyla alt etmenin taktisyenliğini yürütmektedir. Bu yönüyle, diplomatik bilgeliğin merkezlerinden olan Londra; ve buna karşın, ‘’Daha çok açık ve balyozvari güç’’ diyen Moskova arasında, baya modernize ve restore edilmiş bir ideolojiler ve stratejiler savaşı yürütülmektedir. Burada Londra’nın, heybesindekilerin bolluğu nedeniyle daha rahat olduğunu belirtmeye gerek yoktur. Netice olarak, Rusya tarafından bir ölüm kalım mücadelesi olarak addedilen Ukrayna’daki çatışma, Batı bloğu tarafından tatbikata sokulan çok kapsamlı ve çok fonksiyonlu konuşlanış ve stratejiler ve halihazırda başlangıçtaki tansiyonun düşmesine paralel olarak artık doğal sınırlara daha çok yaklaşmıştır. Diplomasinin daha fazla gündemde olduğu bugünlerde, yine de Ukrayna için, yaşamakta olduğu destabilizasyonu aşmaya dair umutlar pek azdır. Sorunlu bölgelerin, bir ‘’de facto – de jure’’ çıkmazına sürükleneceği açıktır. Finans, gıda, ticaret yolları, jeopolitik ve enerji boyutlu dönüşümlerin meydana getirdiği global değişim olgusu, Ukrayna meselesinde sonik bir ivme kazanmıştır. Saydığımız faktörler az görülebilir, fakat bunların birleşimi sayısız derecede durum, strateji ve bilinmeyen üretmiştir.  
Yusuf Kazak yazdı...

‘’Her son, aslında yeni bir başlangıçtır. Bütün bunlar bittiğinde gri yağmur perdesi kalkar ve böylece ak kıyılar görünür’’

Ünlü bir filmde geçen ve bilge bir aksakalın, yanındaki fazlaca endişe yüklü kişiye yaptığı bu teskin edici konuşma, bugünlerde Ukrayna hattında yaşananlar ve küreye yansımaları noktasında fazlaca ilham vericidir. İsmini karalığından alan ve çokça kara hadiseye tanıklık etmiş Karadeniz özelinde yaşananların, bölgesel ve küresel çapta yeni oyun kuralları oluşturmak amacıyla, kimi aktörlerin, karanlıktan çıkarak ‘’Ak Kıyıları’’ görmek için global dalgalarda sörf yapması ile tasvir edilebilecek bir tablo üretmiştir. Bu yönüyle; kimlerin deniz, kimlerin sörf tahtası ve kimlerin de usta sörfçü olduğuna dair mercek doğrultmak, fazlasıyla rasyonel bir tercih olacaktır.

Karadeniz bölgesinde vuku bulanlar, ‘’Seni zafere ulaştıran stratejiyi tekrarlama, yönteminin sonsuz bir çeşitlilikte olmasını sağla’’ askeri mottosunu içeren ‘’Savaş Sanatı’’ adlı kitabın, bölge bazında uygulanması ve realize edilmesi manzarasını ortaya çıkarmıştır. Görünen ve görünmeyen tüm aktörler çerçevesinde bölgede sürpriz konuşlanışlar sağlanmış ve çok çeşitli stratejiler yürürlüğe sokulmuştur. Dolayısıyla Sun Tzu’nun ruhu bu kez Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışma hattında ortaya çıkmıştır. Bunun, antikite ile modernitenin epeyce girift hale geldiği ve sentezlendiği bu yeni dönemde vuku bulması, pek de şaşırtıcı olmamıştır.

Rusya’nın Ukrayna harekâtının, görülen ve gösterilen salt askeri nitelikler dışına ultrasonik bir hızla evrilmesi; aktör, hesap, ajanda, coğrafya ve global konjonktür gibi parametrelerin bir neticesi olduğu görülecektir. Lorenz Fraktalı modülasyonunda ifade edilen ve evrendeki en önemsiz ve cılız görülen etkilerin dahi, devasa olayları ve devinimleri tetikleyebileceği ve her şeyin görülenden ve düşünülenden çok daha bağıntılı olduğu hipotezi, yaşananları en açık şekilde özetlemektedir. Kürenin sınırlı bir bölgesinde ve yine sınırlı addedilebilecek içeriklerle başlamış olan harekât, süreç içerisinde ve halihazırda askeri ve jeopolitik hesapların çok ötesine geçerek; gıda, enerji, kıtlık, dünya savaşı, nükleer silah kullanımı, neo-finansal rejimler ve saire gibi unsurları içerisine serpiştirerek, konvansiyonel tüm öngörüleri pasifize etmesiyle apokaliptik (kıyametvari) bir genel görünüş oluşturmuştur.

Ukrayna’ya atfedilen önem, bu bölgeye hayati bir pencerede bakış açısı, başlangıçtan itibaren sergilenen ciddi motivasyon ve konu özelinde varoluşsal kaygıları epeyce barındıran deklarasyonu ile Rusya, bölgedeki harekâta bir ölüm kalım hüviyeti kazandırmıştır. Bunda, George Friedman gibi bazı Batı menşeili isimlerin ve yine bazı Batılı strateji merkezlerinin, artık kehanet çerçevesinden çıkıp uygulamaya ve stratejik girişimlere sahne olan öngörüleri ekseninde, ‘’Rusya’sız Yeni Milenyum’’ beyanatlarının etkili olduğu söylenebilir. Ayı ve sürüsünü ortadan kaldırma niyetleri, Ayı’yı daha da hırçın ve atak hale getirmiştir.

Bugüne değin, rutin bir şekilde ağacın aynı yerindeki kovandan bal yiyen Ayı, Ukrayna özelinde, balın alışılmışın dışında bu kez normal yerine değil de ağacın en tepesine bırakıldığını görmekte ve yine de bu çetin tırmanışı göze almaktadır. Böylece, kovanı değiştirenler tarafından ayının nefesi, stratejik kapasitesi ve sabrı ölçülmek ve zorlanmak istenerek bir kapasite haritası oluşturmak arzulanmaktadır. Ukrayna ve bölge bazında müdahil aktörler tarafından birçok boyutuyla yeni formülasyonlar, sahte bayraklar ve yıpratma savaşı unsurları devrededir.

Yaşanmakta olanlar, yeni ittifak şemsiyelerini zoraki oluşturucu ve görünmez blokları daha da görünür yapma sonuçları doğurmuştur. ABD tarafından, Avrupa ekseninde edinilen fazlaca konsolidasyon manzarası, gelecek günler bağlamında yeni değişimlere kapı aralaması bakımından kritik bir eşik niteliğindedir. Almanya’nın, ‘’Mumya’nın canlanması’’ mealindeki savunma deklarasyonu ve geniş çaplı bir savaşın kapıda olmasından ötürü AB bloğunda ihtiyacı gözlenen ve hissedilen ‘’ordu’’ ihtiyacı, NATO vasıtasıyla Avrupa’yı uzun zamandır kontrol eden ABD için konfüze edici bir ortam oluşturmuştur. Washington, samimiyet ve hamiyet sınavını, bölgedeki yerleşik üsler ve sıkı müttefikler temelinde bir fortifikasyon (güçlendirme) stratejisi ile aşmak istemektedir. Bunun, ‘’Avrupa Aklı’’nın yürürlüğe sokmak istediği uzun vadeli planları engellemesi ve yine tarihi tekerrür döngüsüne koyacak kehanetlerin gerçekleşmesini engellemesi zor görünmektedir.

Öte yandan, bunlara mukabil olarak Rusya ve Çin’in; küresel gıda, enerji, finans, yönetişim ve jeopolitik alanlarında statükoyu değiştirici ve güncelleyici bir noktaya geldiği söylenebilir. Epeydir konuşulan ve küresel çapta gündemde olan değişim ve dönüşüm arzusunun ortaya çıkışında, Ukrayna’daki yaşananların, Çin ve Rusya tarafından bir katalizör olarak görülmesine ve kullanılmasına şahitlik edilmektedir. Pekin’in, bünyesinde birçok farklı boyut barındıran Demir İpek Yolu projesine karşın, Rusya’nın da enerji üzerindeki dominasyonunu daha da pekiştirmek nihai amacı taşıdığı Boru İpek Yolu projesi mevcuttur. Tam da küresel aforozların fazlaca sahnede olduğu bugünlerde, iki ülke arasındaki iş birliği sahalarının daha da belirginleşeceği ve maksimize edileceği söylenebilir.

Karadeniz lokasyonunda yaşananlar, süregelen statükoyu koruma ve değiştirme savaşı olarak sürmektedir. NATO unsurları dahilinde ve yine ABD açısından devreye sokulanların, Karadeniz’deki finans ve enerji rejiminin dönüştürülmesi amacına matuf olduğu ifade edilebilir. Blöf ve şantaj aracı olarak enerji kartının Rusya’dan alınması, yeni ittifak şemsiyelerinin oluşturulması, enerji nakli açısından bazı limanların teşekkülü ve yeni enerji temin rotaları arayışı NATO açısından mega boyutta gündemdedir. Buna karşın Rusya’nın, süregiden hakimiyet unsurlarını koruma mantalitesi, devasa bir çıkarlar muharebesi meydana getirerek Ukrayna için kronik bir destabilizasyon devresi oluşturacağa benzemektedir.

Bu proses içerisindeki bir diğer önemli nokta Belarus’tur. Uzun yıllar boyunca NATO yayılım ajandasının temel hedef ülkelerinden biri olan Belarus, bu çatışma ikliminde, Rusya için bir ön karargâh ve saldırıları ilk karşılama üssü olma pozisyonunu yinelemiş ve pekiştirmiştir. Dolayısıyla ülke, Rusya ile eşdeğer tutularak aforoz dalgasına muhatap olmaktadır. Bu durumun; Belarus üzerinden başlayan, tarafını tayin etme noktasında, Rusya’nın; Sovyetler Birliği benzeri güçlendirilmiş bir yapıyı tesis etmeyi düşünmesi açısından ilham verici olduğunu belirtmekte fayda vardır. Bu çerçevede, önümüzdeki günlerde Orta Asya ve Balkanlar bölgesinde daha farklı bir sinerji ve devinim tablosunun ortaya çıkması kuvvetle ihtimal görünmektedir.

Hem Rusya ve hem Ukrayna ile farklı boyutlarda ilişkileri olan İsrail ise, bugünlerde finans, enerji ve oligarklar temelinde incelikli bir diplomasi yürütmesi gerektiğinin farkındadır. Oligarkların yaşadığı ikilemler ve efektif manevralar tablosu, İsrail diplomasisinin aktüalitesi ile benzerlikler içermektedir.

Bu süreçte en dikkat çekici ülke ise İngiltere’dir. Rusya ile derin bir çatışma ve çekişme tarihine sahip olan Londra, Rus uçaklarının karşısına çıkmadan, onları fırtına ve şimşekler vasıtasıyla alt etmenin taktisyenliğini yürütmektedir. Bu yönüyle, diplomatik bilgeliğin merkezlerinden olan Londra; ve buna karşın, ‘’Daha çok açık ve balyozvari güç’’ diyen Moskova arasında, baya modernize ve restore edilmiş bir ideolojiler ve stratejiler savaşı yürütülmektedir. Burada Londra’nın, heybesindekilerin bolluğu nedeniyle daha rahat olduğunu belirtmeye gerek yoktur.

Netice olarak, Rusya tarafından bir ölüm kalım mücadelesi olarak addedilen Ukrayna’daki çatışma, Batı bloğu tarafından tatbikata sokulan çok kapsamlı ve çok fonksiyonlu konuşlanış ve stratejiler ve halihazırda başlangıçtaki tansiyonun düşmesine paralel olarak artık doğal sınırlara daha çok yaklaşmıştır. Diplomasinin daha fazla gündemde olduğu bugünlerde, yine de Ukrayna için, yaşamakta olduğu destabilizasyonu aşmaya dair umutlar pek azdır. Sorunlu bölgelerin, bir ‘’de facto – de jure’’ çıkmazına sürükleneceği açıktır. Finans, gıda, ticaret yolları, jeopolitik ve enerji boyutlu dönüşümlerin meydana getirdiği global değişim olgusu, Ukrayna meselesinde sonik bir ivme kazanmıştır. Saydığımız faktörler az görülebilir, fakat bunların birleşimi sayısız derecede durum, strateji ve bilinmeyen üretmiştir.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.