Haber Girişi: 01.06.2021 - 20:42, Güncelleme: 01.06.2021 - 20:42

Bizim Sokaklar- Su ve Ceviz Diyarı

 

Bizim Sokaklar- Su ve Ceviz Diyarı

Çocukluğumuzun hatıralarıyla yoğrulmuş, tozu toprağıyla karılmış, alengirli günleriyle geçirilmiş, yaşanmış fakat tadına doyulmamış, arada sokak futbolu oynarken kırılan camların şangırtısıyla içi yanan ev sahibi Remziye teyzenin; ”Ciğeriniz ağzınıza gele he Vallah, heyr-bar görmiyesizvile yetimler!” beddualarının ardından kaçıştığımız bizim sokaklar…
Yedi iklim, dört mevsimde ikindi sonrası sokaklar biz çocukların toplanma yeriydi. Bizler sokağın değil, Mahallenin çocuklarıydık! Nazlı nazlı esen akşam rüzgârları bizim sokaklara el sallar, pencere içlerindeki begonyalar ise mis kokularını salardı. Rahmet olup semavattan sevgi damlaları yağmur olup yağardı bizim sokaklara. Günler, haftalar, aylar yarışır gibi geçti gitti seneler, bizim sokaklar sanki viraneye döndü nerde bizim haneler! Ömür yolculuğunda, biz sokakları nakış nakış işleyip, ilmek ilmek ördük, hece hece dokuduk! Kazım Karabekir Ortaokulu ve Atatürk Lisesi demlerinde, Van’ın sokaklarını güneşle doğan ışığın filizlendiği yere kadar arşınlayıp durduk… Bir bahar akşamı Çalık Sokak’ta leylak ve akasya kokusu duydum, bir kış sabahı Eski Banka Sokağı karlar altındaydı soğuk ile imtihan oldum! Bir yaz günü ikindi vakti Uzun sokak’ta buz gibi akan çeşmeden zernebat suyunu kana kana içerken ruhumdaki serinliği buldum. Sokaklar uzun ve esrarlıdır bitirmeye güç yetmez, encamını düşün ve bu sokaklardan canana giden kervana gönlünü ver zira bu yollar bitmez, tükenmez!.. Beşikten kabristana kadar birkaç mevsimlik güllü/dikenli yollar vardır, hazan sokaklarında ömürlerdir tükenen! Sokak olmasa da Arasat’a kadar yollar sürüp gidecektir sakın unutma! Bir şehir isterim; sokaklarında kanallar ve bu kanallardan sabah-akşam şırıl şırıl sular aksın, yol kenarlarında salkım söğüt ve akasya ağaçları, köşe başlarında bir çeşme, birde dibek taşı olsun. Nerde bilmem o vefakâr, derde derman olan, can verene can vermeye hazır olan komşularımız nerde?  Bizim sokakları seher vakti arşınlayan namaz aşığı büyüklerimiz nerede? Erol Metin’in sokağımızda yankılanan Java motosikletinin boğuk sesi nerde?  Gerçek sandıklarım anladım ki bir rüya, sokaklar ağlarını ördü boydan boya!      Bizim sokaklara bakan bahçeler tarumar, kanallar yıkılmış sular kurumuş! Sordum “-Güller nerde? Dediler ki ” Güller sararıp solmuş! Toprak evlerin dumanı tütmüyor bacalar mahzun durur. Hani gönüllere sevgi eken dedeler ile nineler, bağlar viran olmuş her taraftan yükselmiş betondan dikenler! Sevgisiz yaşayamazdı bizim sokaklar, hep umuda bağlanır giderdi sabah-akşam. Yalan yılları arasam da Şerefiye ve Hafiziye’de ki ufuk izlerini bulamam…  Mercimek Mahallesi’nde gönüllere taht kurmuş, unutulmaz iki civanmert âdem vardı! Biri Leblebicilerin Faruk, biri dahi Dalkıranların Şükrü idi! Bu Mahallenin sokaklarında vınlatarak fırfıra çevirmiş, bilye yuvarlamaktan elleri çatlamış, tarlalarında top oynamış, okula giderken koşarcasına yolları bitirmiş, kanal kenarında oturup ne samimi sohbetleri etmişlerdi birkaç arkadaş!  Âlem-i faniden terhis teskeresi almış,  âlem-i bakide umarım cennet yamaçlarındadırlar şimdi şehitler ile meleklere yoldaş…     Su ve Ceviz Diyarı… Harikulade güzel bir yer burası: her yer yemyeşil. Derin vadilerden şırıltıyla akan Botan Çayı, karşımızdaki dağın yamaçları ceviz ağaçlarıyla kaplı. Ceviz ağaçları koyu gölgelerini zümrüt yeşili çimenlerin üzerine seriyor. Alçak ceviz dalları yapraklarını oyun oynar gibi çılgın gibi akan çayın sularına vurup vurup çekiyor! Reyhan ve kekik kokusu, kekliklerin dereye inişi ve kelebeklerin bin bir motifli kanatlarının ilahi sanata ayine dar oluşuyla ömre bedel.  Oturduğum yerden tefekküre dalıp gitmişken şelalenin buz gibi beyaz sularının kayalara çarparak havada uçuşan damlacıkları yüzüme konuyordu! Yüksekteki kayaların arasından beyaz suların çağlayarak akması, çevrede açan çiçeklerin tarifsiz renkleri, bülbül ile çeşitli kuşların ötüşü, akarsuların bolluğu ve her taraftan fışkırması burada bir tabiat harikası oluşturuyor! Bütün hava Haziran ayının bereketiyle mis gibi kokuyor. Burası Van’ın su ve ceviz diyarı olarak bilinen Çatak ilçesi sınırları içinde bulunan Ganispi bölgesidir. Böyle iç açıcı bir manzara hayal edemezsiniz! Yaz gelince Ganispi Şelalesi ve buradaki tabi güzellikler insanı adeta büyülüyor… Allah Teâlâ, mülk Süresi 4. Ayet-i Kerimede şöyle buyuruyor; “Rahman’ın yaratmasında her hangi bir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak; Herhangi bir kusur görebilir misin?” “Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz.” Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun…   . 
Çocukluğumuzun hatıralarıyla yoğrulmuş, tozu toprağıyla karılmış, alengirli günleriyle geçirilmiş, yaşanmış fakat tadına doyulmamış, arada sokak futbolu oynarken kırılan camların şangırtısıyla içi yanan ev sahibi Remziye teyzenin; ”Ciğeriniz ağzınıza gele he Vallah, heyr-bar görmiyesizvile yetimler!” beddualarının ardından kaçıştığımız bizim sokaklar…

Yedi iklim, dört mevsimde ikindi sonrası sokaklar biz çocukların toplanma yeriydi. Bizler sokağın değil, Mahallenin çocuklarıydık! Nazlı nazlı esen akşam rüzgârları bizim sokaklara el sallar, pencere içlerindeki begonyalar ise mis kokularını salardı. Rahmet olup semavattan sevgi damlaları yağmur olup yağardı bizim sokaklara.

Günler, haftalar, aylar yarışır gibi geçti gitti seneler, bizim sokaklar sanki viraneye döndü nerde bizim haneler! Ömür yolculuğunda, biz sokakları nakış nakış işleyip, ilmek ilmek ördük, hece hece dokuduk! Kazım Karabekir Ortaokulu ve Atatürk Lisesi demlerinde, Van’ın sokaklarını güneşle doğan ışığın filizlendiği yere kadar arşınlayıp durduk…

Bir bahar akşamı Çalık Sokak’ta leylak ve akasya kokusu duydum, bir kış sabahı Eski Banka Sokağı karlar altındaydı soğuk ile imtihan oldum! Bir yaz günü ikindi vakti Uzun sokak’ta buz gibi akan çeşmeden zernebat suyunu kana kana içerken ruhumdaki serinliği buldum.

Sokaklar uzun ve esrarlıdır bitirmeye güç yetmez, encamını düşün ve bu sokaklardan canana giden kervana gönlünü ver zira bu yollar bitmez, tükenmez!.. Beşikten kabristana kadar birkaç mevsimlik güllü/dikenli yollar vardır, hazan sokaklarında ömürlerdir tükenen! Sokak olmasa da Arasat’a kadar yollar sürüp gidecektir sakın unutma!

Bir şehir isterim; sokaklarında kanallar ve bu kanallardan sabah-akşam şırıl şırıl sular aksın, yol kenarlarında salkım söğüt ve akasya ağaçları, köşe başlarında bir çeşme, birde dibek taşı olsun.

Nerde bilmem o vefakâr, derde derman olan, can verene can vermeye hazır olan komşularımız nerde?  Bizim sokakları seher vakti arşınlayan namaz aşığı büyüklerimiz nerede? Erol Metin’in sokağımızda yankılanan Java motosikletinin boğuk sesi nerde?  Gerçek sandıklarım anladım ki bir rüya, sokaklar ağlarını ördü boydan boya!     

Bizim sokaklara bakan bahçeler tarumar, kanallar yıkılmış sular kurumuş!

Sordum “-Güller nerde?

Dediler ki ” Güller sararıp solmuş!

Toprak evlerin dumanı tütmüyor bacalar mahzun durur. Hani gönüllere sevgi eken dedeler ile nineler, bağlar viran olmuş her taraftan yükselmiş betondan dikenler! Sevgisiz yaşayamazdı bizim sokaklar, hep umuda bağlanır giderdi sabah-akşam. Yalan yılları arasam da Şerefiye ve Hafiziye’de ki ufuk izlerini bulamam… 

Mercimek Mahallesi’nde gönüllere taht kurmuş, unutulmaz iki civanmert âdem vardı! Biri Leblebicilerin Faruk, biri dahi Dalkıranların Şükrü idi! Bu Mahallenin sokaklarında vınlatarak fırfıra çevirmiş, bilye yuvarlamaktan elleri çatlamış, tarlalarında top oynamış, okula giderken koşarcasına yolları bitirmiş, kanal kenarında oturup ne samimi sohbetleri etmişlerdi birkaç arkadaş!  Âlem-i faniden terhis teskeresi almış,  âlem-i bakide umarım cennet yamaçlarındadırlar şimdi şehitler ile meleklere yoldaş…    

Su ve Ceviz Diyarı…

Harikulade güzel bir yer burası: her yer yemyeşil. Derin vadilerden şırıltıyla akan Botan Çayı, karşımızdaki dağın yamaçları ceviz ağaçlarıyla kaplı. Ceviz ağaçları koyu gölgelerini zümrüt yeşili çimenlerin üzerine seriyor. Alçak ceviz dalları yapraklarını oyun oynar gibi çılgın gibi akan çayın sularına vurup vurup çekiyor! Reyhan ve kekik kokusu, kekliklerin dereye inişi ve kelebeklerin bin bir motifli kanatlarının ilahi sanata ayine dar oluşuyla ömre bedel.  Oturduğum yerden tefekküre dalıp gitmişken şelalenin buz gibi beyaz sularının kayalara çarparak havada uçuşan damlacıkları yüzüme konuyordu!

Yüksekteki kayaların arasından beyaz suların çağlayarak akması, çevrede açan çiçeklerin tarifsiz renkleri, bülbül ile çeşitli kuşların ötüşü, akarsuların bolluğu ve her taraftan fışkırması burada bir tabiat harikası oluşturuyor! Bütün hava Haziran ayının bereketiyle mis gibi kokuyor.

Burası Van’ın su ve ceviz diyarı olarak bilinen Çatak ilçesi sınırları içinde bulunan Ganispi bölgesidir. Böyle iç açıcı bir manzara hayal edemezsiniz! Yaz gelince Ganispi Şelalesi ve buradaki tabi güzellikler insanı adeta büyülüyor…

Allah Teâlâ, mülk Süresi 4. Ayet-i Kerimede şöyle buyuruyor;

“Rahman’ın yaratmasında her hangi bir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak; Herhangi bir kusur görebilir misin?”

“Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz.”

Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun…   . 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.