Köşe Yazıları Haber Girişi: 11.06.2022 - 13:12, Güncelleme: 11.06.2022 - 13:12

Gölümüz var denizimiz yok!

 

Gölümüz var denizimiz yok!

Şahbettin Uluat yazdı...
Uzun zamandır Edremit’e gitmemiştim. Önceki hafta gittim. Gördüm ki sahiller işgalden kurtarılmış, yeni ve çarpıcı çevre düzenlemeleri yapılmış. İlçenin en azından benim gördüğüm sahil bandı yenilenmiş, güzelleştirilmiş; çok harcama yapılmış, çok emek verilmiş. Yine gördüm ki, geçmiş yıllarda Mayıs ayının son haftalarından itibaren Van Gölü’nün (denizimizin) kıyılarına akın eden çocuklar ve gençler ortalıkta yok. Hani o bilenler bilirler; Edremit’te de, İskele Mahallesinde de eskiden kalma, bakımsız tahta iskeleler vardı. Kış boyunca deniz mevsimi açılsın diye hasretle bekleyen çocuklar o tahta iskelelere de, o sahil bandındaki az çok, kirli temiz kumu, kumsalı olan yerlere de daha mevsim açılmadan akın ederlerdi.  (Çok zaman geçmez, babalar ve dedeler de gelirdi.) Edremit’te bir şekilde Karayolları kurumuna devredilmiş uzun sahil kısmında, o kurumda çalışanlarla kimi başka seçilmiş kimseler diğer herkese nispet yapar gibi piknik yapar, göle girerlerdi. Hemen bitişiğinde çok daha sınırlı alanıyla Kaymakamlık Plajı vardı.  Küçük alanına rağmen şehrin ve semtin insanlarına açık yerlerden birisi orasıydı. Belediye izniyle çalıştığını söyleyen bir işletmeci çok da fazla olmayan bir bedelle orayı işletirdi. Müşterileri kullansın diye duvarın dibine dizilmiş demir soyunma kutularına giysilerimizi koyar, kendi getirdiğimiz kilitlerle kilitler ve sınırlı kumsalı, yetersiz tahta iskelesi de olsa orada denize girer, serinlerdik. Karayolları kampına taraf olan kısmındaki küçük bir yapıda su, meşrubat ve hatta sınırlı da olsa yiyecek şeyler de bulundurulurdu. Bakımsız bir tuvaleti ve iki ya da üç tane de duş yeri vardı. Yani eksiğiyle, yanlışıyla önemli bir yerdi Kaymakamlık Plajı. Şu an ne yazık ki yok! Plajdan sonra, Edremit çarşısına gelirken göle girilen bir yer de tahta iskeleydi.  Yanlış değilsem orada da az çok kumsal ve denize daha uygun yerden dalmamızı sağlayan bir eski iskele vardı. Giysilerimizi kıyıda bir yere çıkarıp oradan da denize girebilirdik.  Ben görmedim ama çarşıyı hemen geçtikten sonra valiliğe ait olduğu söylenen alanın ön tarafında da, oraları bilen kadınların denize girdiği bir yer varmış. Orada da bir kadın kendini yetki sahibi göstererek denizin keyfini yaşamak için gelen başka kadınlardan bir şeyler alır, su ile buluşmalarına izin verirmiş ki bizim tanıdıkların da kullandıkları bir yerdi.  Ondan öteye denize girdiğimiz bir başka yer de Şahin Tepesi olarak bilinen alandı. Orada da sığ, kumlu bir açıklık ve sahilin her yerinde olduğu gibi kayalık yerler vardı.  Halka açık, insanların yoğun olarak kullandığı bir yüzme yeriydi. Bu gidişimde oranın da kapatılmış olduğunu gördüm.  Yanlış görmediysem orada özel bir tesis kurulmuştu. Ve Kadembas vardı eskiden. Jandarma Kampı’nın hemen karşısında diğer yerlere göre nispeten daha uzun bir kumsalı olan ve her yaz binlerce deniz sevdalısını ağırlayan Kadembas.   Oranın da taş barikatlarla yeniden düzenlenip kullanımdan çıkarıldığını gördüm. Çocukluğumuzda kullandığımız öteki başlıca deniz yerlerinden biri de İskele Mahallesindeydi.  Bazen belediye otobüsleriyle bazen de büyük bir hevesle yaya olarak şehirden geldiğimiz İskele sahillerinde İskele Mahallesinin çocuklarını güneşten yanmış bedenleri, denizin suyundan sararmış saçlarıyla hep suyun içinde ya da kıyısında bulurduk.  Orada da bir tahta iskele, feribot iskelesi, güney tarafında sazlıkların önünde uzun kumsallar ve hatta çok daha önceleri şimdiki İskele Merkez olarak bilinen ve park alanına dönüştürülmüş olan yerlerde de bahçeler ve denize girilen yerler vardı. O günlerde ailelerin piknik alanı olarak tercih ettikleri bir başka alan da Şamranaltı Mahallesinde bulunan fidanlık bahçesiydi. Sabahın erken saatlerinden itibaren iyi yerleri, iyi ağaç altlarını kapmak için aileler oraya, yüksek kavak ağaçlarının altına yerleşir, semaverlerini yakar, salıncaklarını bağlarlardı. * Aradan geçen yıllar boyunca Van gelişti, büyüdü, kalabalıklaştı. Van’ın ve Van Gölü’nün güzelliğine, cazibesine kapılan pek çok insan gelişen haberleşme ve ulaşım olanakları sayesinde şehrin farkına vardı. Kalıcı göçler için önemli bir merkez oldu. Deprem nedeniyle devlet eliyle yaptırılmış olan çok sayıda konut bu göçlerde önemli rol oynadı. Nispeten ılık iklimi, tarihi, coğrafyası Van’ı yerli ve yabancı turistler için de ciddi bir çekim merkezi haline getirdi. Eski ile kıyaslandığında şimdi çok şeyimiz var. Daha bayındır ve gelişmiş cadde ve sokaklarımız, daha konforlu evlerimiz var. Van Gölümüz hep vardı, yine var. Var lakin artık denizimiz yok! İster inanın ister inanmayın bu kayıp bütün o kazanımlarımızı zorlayabilecek nitelikte bir kayıp. Mevsim yaz, memleket Van ve büyük kalabalıklar denize hasret. Özel araçları olmayan ya da uygun plajlara belediyeler tarafından yapılan az sayıdaki otobüs seferlerine güvenemeyen hemşerilerimiz kırgın, kararsız. Evet Edremit’imiz de, İskele sahilimiz de yapılan çalışmalarla güzelleşmiş ve hormonlu domatesler gibi parlak, çekici ve katı hale gelmiş. Ama nedense biz Vanlılar çarığı, çürüğü olsa da eski sahillerimizi özlüyoruz. Eskiyi bilen Vanlılar olarak özgür sahillerinde denize girebildiğimiz eski sahillerimizi istiyoruz.  Ve ayrıca resmi ve özel kurumlara tahsis edilmiş sahil bantlarını da sevmiyoruz. Hani sahiller herkesindi…
Şahbettin Uluat yazdı...

Uzun zamandır Edremit’e gitmemiştim. Önceki hafta gittim.

Gördüm ki sahiller işgalden kurtarılmış, yeni ve çarpıcı çevre düzenlemeleri yapılmış. İlçenin en azından benim gördüğüm sahil bandı yenilenmiş, güzelleştirilmiş; çok harcama yapılmış, çok emek verilmiş.

Yine gördüm ki, geçmiş yıllarda Mayıs ayının son haftalarından itibaren Van Gölü’nün (denizimizin) kıyılarına akın eden çocuklar ve gençler ortalıkta yok.

Hani o bilenler bilirler; Edremit’te de, İskele Mahallesinde de eskiden kalma, bakımsız tahta iskeleler vardı. Kış boyunca deniz mevsimi açılsın diye hasretle bekleyen çocuklar o tahta iskelelere de, o sahil bandındaki az çok, kirli temiz kumu, kumsalı olan yerlere de daha mevsim açılmadan akın ederlerdi.  (Çok zaman geçmez, babalar ve dedeler de gelirdi.)

Edremit’te bir şekilde Karayolları kurumuna devredilmiş uzun sahil kısmında, o kurumda çalışanlarla kimi başka seçilmiş kimseler diğer herkese nispet yapar gibi piknik yapar, göle girerlerdi.

Hemen bitişiğinde çok daha sınırlı alanıyla Kaymakamlık Plajı vardı.  Küçük alanına rağmen şehrin ve semtin insanlarına açık yerlerden birisi orasıydı. Belediye izniyle çalıştığını söyleyen bir işletmeci çok da fazla olmayan bir bedelle orayı işletirdi. Müşterileri kullansın diye duvarın dibine dizilmiş demir soyunma kutularına giysilerimizi koyar, kendi getirdiğimiz kilitlerle kilitler ve sınırlı kumsalı, yetersiz tahta iskelesi de olsa orada denize girer, serinlerdik. Karayolları kampına taraf olan kısmındaki küçük bir yapıda su, meşrubat ve hatta sınırlı da olsa yiyecek şeyler de bulundurulurdu. Bakımsız bir tuvaleti ve iki ya da üç tane de duş yeri vardı.

Yani eksiğiyle, yanlışıyla önemli bir yerdi Kaymakamlık Plajı. Şu an ne yazık ki yok!

Plajdan sonra, Edremit çarşısına gelirken göle girilen bir yer de tahta iskeleydi.  Yanlış değilsem orada da az çok kumsal ve denize daha uygun yerden dalmamızı sağlayan bir eski iskele vardı.

Giysilerimizi kıyıda bir yere çıkarıp oradan da denize girebilirdik.

 Ben görmedim ama çarşıyı hemen geçtikten sonra valiliğe ait olduğu söylenen alanın ön tarafında da, oraları bilen kadınların denize girdiği bir yer varmış. Orada da bir kadın kendini yetki sahibi göstererek denizin keyfini yaşamak için gelen başka kadınlardan bir şeyler alır, su ile buluşmalarına izin verirmiş ki bizim tanıdıkların da kullandıkları bir yerdi. 

Ondan öteye denize girdiğimiz bir başka yer de Şahin Tepesi olarak bilinen alandı.

Orada da sığ, kumlu bir açıklık ve sahilin her yerinde olduğu gibi kayalık yerler vardı.  Halka açık, insanların yoğun olarak kullandığı bir yüzme yeriydi. Bu gidişimde oranın da kapatılmış olduğunu gördüm.  Yanlış görmediysem orada özel bir tesis kurulmuştu.

Ve Kadembas vardı eskiden. Jandarma Kampı’nın hemen karşısında diğer yerlere göre nispeten daha uzun bir kumsalı olan ve her yaz binlerce deniz sevdalısını ağırlayan Kadembas.

  Oranın da taş barikatlarla yeniden düzenlenip kullanımdan çıkarıldığını gördüm.

Çocukluğumuzda kullandığımız öteki başlıca deniz yerlerinden biri de İskele Mahallesindeydi.  Bazen belediye otobüsleriyle bazen de büyük bir hevesle yaya olarak şehirden geldiğimiz İskele sahillerinde İskele Mahallesinin çocuklarını güneşten yanmış bedenleri, denizin suyundan sararmış saçlarıyla hep suyun içinde ya da kıyısında bulurduk.  Orada da bir tahta iskele, feribot iskelesi, güney tarafında sazlıkların önünde uzun kumsallar ve hatta çok daha önceleri şimdiki İskele Merkez olarak bilinen ve park alanına dönüştürülmüş olan yerlerde de bahçeler ve denize girilen yerler vardı.

O günlerde ailelerin piknik alanı olarak tercih ettikleri bir başka alan da Şamranaltı Mahallesinde bulunan fidanlık bahçesiydi. Sabahın erken saatlerinden itibaren iyi yerleri, iyi ağaç altlarını kapmak için aileler oraya, yüksek kavak ağaçlarının altına yerleşir, semaverlerini yakar, salıncaklarını bağlarlardı.

*

Aradan geçen yıllar boyunca Van gelişti, büyüdü, kalabalıklaştı. Van’ın ve Van Gölü’nün güzelliğine, cazibesine kapılan pek çok insan gelişen haberleşme ve ulaşım olanakları sayesinde şehrin farkına vardı. Kalıcı göçler için önemli bir merkez oldu. Deprem nedeniyle devlet eliyle yaptırılmış olan çok sayıda konut bu göçlerde önemli rol oynadı. Nispeten ılık iklimi, tarihi, coğrafyası Van’ı yerli ve yabancı turistler için de ciddi bir çekim merkezi haline getirdi.

Eski ile kıyaslandığında şimdi çok şeyimiz var. Daha bayındır ve gelişmiş cadde ve sokaklarımız, daha konforlu evlerimiz var.

Van Gölümüz hep vardı, yine var.

Var lakin artık denizimiz yok!

İster inanın ister inanmayın bu kayıp bütün o kazanımlarımızı zorlayabilecek nitelikte bir kayıp.

Mevsim yaz, memleket Van ve büyük kalabalıklar denize hasret.

Özel araçları olmayan ya da uygun plajlara belediyeler tarafından yapılan az sayıdaki otobüs seferlerine güvenemeyen hemşerilerimiz kırgın, kararsız.

Evet Edremit’imiz de, İskele sahilimiz de yapılan çalışmalarla güzelleşmiş ve hormonlu domatesler gibi parlak, çekici ve katı hale gelmiş.

Ama nedense biz Vanlılar çarığı, çürüğü olsa da eski sahillerimizi özlüyoruz.

Eskiyi bilen Vanlılar olarak özgür sahillerinde denize girebildiğimiz eski sahillerimizi istiyoruz. 

Ve ayrıca resmi ve özel kurumlara tahsis edilmiş sahil bantlarını da sevmiyoruz.

Hani sahiller herkesindi…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.