(İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 17.08.2013 - 09:12, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:19

Geçmiş depremlerden ders çıkartılmalı

 

Geçmiş depremlerden ders çıkartılmalı

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şube Başkanı Baran Özaydın, Türkiye'de yapı stokunun tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiği ifade ederek, "Ülkemizde yapı stokunun hali içler acısıdır. Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak stokun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir.  17 Ağustos Depremi'nin yıldönümü nedeniyle oda binasında bir açıklama yapan Baran Özaydın, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 14 yılın geçtiğini belirtti. 14 yıl önce başta Gölcük olmak üzere neredeyse tüm Marmara Bölgesi'nin depremin yıkıcı etkisini yaşadığını ifade eden Özaydın, binlerce insanın hayatını kaybettiğini ve binlercesinin ise ağır yaralandığını kaydetti. Özaydın, "Öncesinde de yıkıcı pek çok deprem yaşanmasına rağmen, 1999 depremleri devlet için bir milat olarak kabul edildi, nitelikli ve güvenli yapı üretimi, yapı denetimi ve ilgili mevzuat tartışma gündeminin ilk sırasında kendisine yer açtı, yapı üretim süreci bileşenlerinin görev sorumlulukları, deprem esnasında ve sonrasında nelerin yapılması gerektiğine dair pek çok bilinmez, sorun olarak varlığını hissetti. Bugünün kritik sorusu, depremlerden gerekli dersin alınıp alınmadığıdır. Türkiye bir deprem ülkesidir. Topraklarının ve nüfusunun büyük bir bölümü deprem tehlikesi altındadır. Anadolu coğrafyasında 1900'lü yılların başından günümüze otuza yakın büyük ölçekli deprem meydana gelmiş ve resmi kayıtlara göre 100 bin civarında insan hayatını kaybetmiştir. Türkiye, dünyanın önemli deprem kuşakları üzerindedir. Ülke topraklarının yüzde 66'sı 1 ve 2. derecede deprem bölgesinde yer almakta, nüfusu bir milyonun üzerindeki 11 büyük kent, ülke nüfusunun ise yüzde 70'i ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75'i deprem tehlikesi altında bulunmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası, bilimsel-mesleki bilgi ve gerekliliklere dayanarak, depremin yıkıcı etkisinin ancak yapı üretiminin ve yapı denetiminin nitelikli hale getirilmesi ile azaltılabileceğini savunmaktadır; bundan sonra da savunmaya devam edecektir. Yapı denetimi güvenli, sağlıklı, yaşanabilir yapı üretimin olmazsa olmazıdır. Yapı denetiminin sahip olduğu önem, ülkemiz topraklarının değişik düzeylerde depremselliği ile görünür olmaktadır ki,  denetim eksikliğinin veya sistemdeki zafiyetin doğurduğu sonuçlar kamuoyunun malumudur. TMMOB ve bağlı Odaları, yapı denetimin önemine işaret etmekle kalmamış, meslektaşlar tarafından gerçekleştirilen mesleki faaliyetlerin de denetlenmesi konusu üzerinde hassasiyetle durmuş, mesleğin gelişmesi, mesleki niteliğin artırılması, meslektaşların belgelendirilmesi doğrultusunda girişimlerde bulunmuştur" dedi.  "ÜLKEMİZDE YAPI STOKUNUN HALİ İÇLER ACISIDIR"  Türkiye'de yapı stokunun tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiğini de sözlerine ekleyen Baran Özaydın şöyle konuştu;  "Ülkemizde yapı stokunun hali içler acısıdır. Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak stokun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir. Bilinen, mevcut binaların yüzde 67'sinin ruhsatsız, yüzde 60'ının 20 yaşından büyük olduğudur. Bu veriler, kentsel dönüşüm projelerinin kamuoyu nezdinde meşruluğunu ve kabul edilebilirliğini sağlamış, uygulama başlamıştır. Uzun yıllar deprem önlemleri adı altında herhangi bir girişimde bulunmayan, adeta insanları kaderleriyle baş başa bırakan siyasi iktidar, kentsel dönüşüm projelerini tek çözüm yolu olarak gündemine almıştır. Depreme karşı kentlerimizi, binalarımızı hazır hale getirmek iddiasıyla başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin bu amaca ne kadar hizmet edeceği tam bir muammaya işaret etmekte, kamu binalarının akıbeti ise belirsizliğini korumaktadır. Kamu kurumları arasındaki iletişimsizlik, bilgi karmaşası bizleri kaygılandırmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde, "unutuşun ve ölümün kolay ülkesi" olmaktan hızla uzaklaşıp, yaşamın ve insan hayatının savunulduğu bir ülke yaratılması çağrısında bulunmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıldönümünde çeşitli eylem ve etkinlikler düzenleyerek, bir yandan siyasi erkin sorumluluğunu hatırlatacak diğer yandan deprem sırasında ve sonrasında neler yapabileceğiyle ilgili vatandaşlarımızı bilgilendirecektir. Tüm Şube ve Temsilciliklerimizde fotoğraf sergisi açılacak, Odamız tarafından bilgilendirici broşürler dağıtılacaktır. Siz değerli basın mensuplarının sergimize ve diğer etkinliklerimize gereken ilgiyi göstereceğine inanıyor, basın toplantımıza katıldığınız için teşekkür ediyoruz." vanhaber,van,haber,van haber İnşaat Mühendisleri Odası,Van,Şube,Başkan,Baran Özaydın,temsilcilik,17 Ağustos,deprem,kent
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şube Başkanı Baran Özaydın, Türkiye'de yapı stokunun tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiği ifade ederek, "Ülkemizde yapı stokunun hali içler acısıdır. Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak stokun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir.
  17 Ağustos Depremi'nin yıldönümü nedeniyle oda binasında bir açıklama yapan Baran Özaydın, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 14 yılın geçtiğini belirtti. 14 yıl önce başta Gölcük olmak üzere neredeyse tüm Marmara Bölgesi'nin depremin yıkıcı etkisini yaşadığını ifade eden Özaydın, binlerce insanın hayatını kaybettiğini ve binlercesinin ise ağır yaralandığını kaydetti. Özaydın, "Öncesinde de yıkıcı pek çok deprem yaşanmasına rağmen, 1999 depremleri devlet için bir milat olarak kabul edildi, nitelikli ve güvenli yapı üretimi, yapı denetimi ve ilgili mevzuat tartışma gündeminin ilk sırasında kendisine yer açtı, yapı üretim süreci bileşenlerinin görev sorumlulukları, deprem esnasında ve sonrasında nelerin yapılması gerektiğine dair pek çok bilinmez, sorun olarak varlığını hissetti. Bugünün kritik sorusu, depremlerden gerekli dersin alınıp alınmadığıdır. Türkiye bir deprem ülkesidir. Topraklarının ve nüfusunun büyük bir bölümü deprem tehlikesi altındadır. Anadolu coğrafyasında 1900'lü yılların başından günümüze otuza yakın büyük ölçekli deprem meydana gelmiş ve resmi kayıtlara göre 100 bin civarında insan hayatını kaybetmiştir. Türkiye, dünyanın önemli deprem kuşakları üzerindedir. Ülke topraklarının yüzde 66'sı 1 ve 2. derecede deprem bölgesinde yer almakta, nüfusu bir milyonun üzerindeki 11 büyük kent, ülke nüfusunun ise yüzde 70'i ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75'i deprem tehlikesi altında bulunmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası, bilimsel-mesleki bilgi ve gerekliliklere dayanarak, depremin yıkıcı etkisinin ancak yapı üretiminin ve yapı denetiminin nitelikli hale getirilmesi ile azaltılabileceğini savunmaktadır; bundan sonra da savunmaya devam edecektir. Yapı denetimi güvenli, sağlıklı, yaşanabilir yapı üretimin olmazsa olmazıdır. Yapı denetiminin sahip olduğu önem, ülkemiz topraklarının değişik düzeylerde depremselliği ile görünür olmaktadır ki,  denetim eksikliğinin veya sistemdeki zafiyetin doğurduğu sonuçlar kamuoyunun malumudur. TMMOB ve bağlı Odaları, yapı denetimin önemine işaret etmekle kalmamış, meslektaşlar tarafından gerçekleştirilen mesleki faaliyetlerin de denetlenmesi konusu üzerinde hassasiyetle durmuş, mesleğin gelişmesi, mesleki niteliğin artırılması, meslektaşların belgelendirilmesi doğrultusunda girişimlerde bulunmuştur" dedi.
  "ÜLKEMİZDE YAPI STOKUNUN HALİ İÇLER ACISIDIR"
  Türkiye'de yapı stokunun tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiğini de sözlerine ekleyen Baran Özaydın şöyle konuştu;
  "Ülkemizde yapı stokunun hali içler acısıdır. Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak stokun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir. Bilinen, mevcut binaların yüzde 67'sinin ruhsatsız, yüzde 60'ının 20 yaşından büyük olduğudur. Bu veriler, kentsel dönüşüm projelerinin kamuoyu nezdinde meşruluğunu ve kabul edilebilirliğini sağlamış, uygulama başlamıştır. Uzun yıllar deprem önlemleri adı altında herhangi bir girişimde bulunmayan, adeta insanları kaderleriyle baş başa bırakan siyasi iktidar, kentsel dönüşüm projelerini tek çözüm yolu olarak gündemine almıştır. Depreme karşı kentlerimizi, binalarımızı hazır hale getirmek iddiasıyla başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin bu amaca ne kadar hizmet edeceği tam bir muammaya işaret etmekte, kamu binalarının akıbeti ise belirsizliğini korumaktadır. Kamu kurumları arasındaki iletişimsizlik, bilgi karmaşası bizleri kaygılandırmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde, "unutuşun ve ölümün kolay ülkesi" olmaktan hızla uzaklaşıp, yaşamın ve insan hayatının savunulduğu bir ülke yaratılması çağrısında bulunmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıldönümünde çeşitli eylem ve etkinlikler düzenleyerek, bir yandan siyasi erkin sorumluluğunu hatırlatacak diğer yandan deprem sırasında ve sonrasında neler yapabileceğiyle ilgili vatandaşlarımızı bilgilendirecektir. Tüm Şube ve Temsilciliklerimizde fotoğraf sergisi açılacak, Odamız tarafından bilgilendirici broşürler dağıtılacaktır. Siz değerli basın mensuplarının sergimize ve diğer etkinliklerimize gereken ilgiyi göstereceğine inanıyor, basın toplantımıza katıldığınız için teşekkür ediyoruz."
vanhaber,van,haber,van haber
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.