Güncel Haber Girişi: 08.03.2021 - 16:08, Güncelleme: 08.03.2021 - 16:08

Dijital dünya ve yeni iletişim teknolojileri konuşuldu

 

Dijital dünya ve yeni iletişim teknolojileri konuşuldu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının destekleriyle Anadolu Yayıncılar Derneği tarafından düzenlenen Dijital Dünya Çalıştayı İstanbul’da gerçekleştirildi. Çalıştayda yeni iletişim teknolojileri, yerel ve ulusal medyanın ülke tanıtımına katkısı, yeni tür yayıncılık ve Türkiye'nin tanıtımı, global bilgi ağları ve veri güvenliği gibi konular ele alındı. Panelistler konuşmalarında 5G'nin, dijitalleşmede yeni bir çağ açacağına, teknoloji kullanımının yaygınlaşacağına ve veri güvenliğinin önemine dikkat çektiler.
Vansesi Haber  Merkezi Beşiktaş Dolmabahçe Sarayı  Çalışma Ofisi'nde düzenlenen çalıştaya, Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan, Radyo-Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, öğretim üyeleri, yerel ve dijital medya platformlarından temsilciler   katıldı.  Çalıştaya Van'dan gazetemizin yazı işleri müdürü ve köşe yazarı İkram Kali  Van adına davet edildi. Büyük ilgi gören ve alanlarında önemli  isimlerin panelist olarak katıldığı çalıştay Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun'un açılış konuşmasıyla başladı.  "Bugün medyada 5N1K kuralını hatırlayan var mı?" Dijitalleşmeyi ele alırken fırsatlar kadar meydan okumaları da göz önünde bulundurmak gerektiğini belirten Altun, bu sürecin olumsuz etkilerini en çok geleneksel medya mensuplarının hissettiğini ifade etti.  Bugün de tam belki de bu çalıştayın yapılma amacı bu olduğunu kaydeden   Fahrettin Altun, "Son yıllarda sosyal medya ve haber sitelerinin gazeteleri, dijital yayıncıların televizyonu, müzik servislerinin radyoyu olumsuz etkilediği hepimizin malumu. Ayrıca yaklaşık bir yıldır devam eden koronavirüs salgınının özellikle reklam gelirlerini düşürerek, geleneksel medyanın sorunlarını derinleştirdi. Bu durum, yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde yaşanan somut ve çıplak bir gerçek. Nitekim irili ufaklı birçok kuruluş, uzun yıllardan sonra küresel salgın koşulları nedeniyle faaliyetlerine son vermek durumunda kaldı. New York Times, Guardian gibi dev medya şirketleri birçok çalışanının işine son verdi. Benzer süreçler dünyanın farklı yerlerinde de devam ediyor. Dijitalleşme sürecinin medya alanındaki bir başka yan etkisinin de haberciliğin tıklanma sayılarına ve okunma sürelerine indirgenmesi, Bu tabii, sansasyonel içeriklerin kamu yararının önüne geçmesi anlamına geliyor. Bugün medyada 5N1K kuralını hatırlayan var mı? Hepimizin hatırında, hatıralarda kalan bu kural ne yazık ki hatırlanmayan bir referansa dönüşmüş durumda. Bu kabul edilemez. Hız, tıklanma, sansasyon, tiraj, reyting... Bunların merkeze alındığı, gerçek haberin, kamu yararının ikinci planda tutulduğu bir medya eko-sisteminden bahsediyoruz. Biz bugün Türkiye'de, İletişim Başkanlığı olarak bu sorunu çözmek için elimizden gelen bütün çabayı gösteriyoruz. Bu noktada medya sektörümüzle iş birliğimizi sürdürüyoruz" diye konuştu. "Gazetecilik yapanların mağdur edilmesi  kabul edilemez " Fahrettin Altun, internet üzerinden yapılan gazetecilik faaliyetlerine değinerek, şunları kaydetti: "Dünyada ve Türkiye'de bilgi hızla fiziksel ortamdan dijital ortama taşınırken bu faaliyetleri düzenleyen kuralların kapsamlı şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnternet artık ana akım medyanın bir parçası haline gelirken, bu gerçeğe gözümüzü kapatamayız. İnternet, sosyal medya ifadelerini kullandığımızda aklımıza kaos geliyor. Elbette burada hassas bir denge gözetmek durumundayız. Kendi imkânlarıyla basit bir internet sitesi kuran, buradan bir tür yayıncılık faaliyeti yürüten kişiler ile profesyonel gazetecileri birbirinden ayırmak elzemdir. Bu ayrım, öncelikle, gazetecilik mesleğinin evrensel standartlarını muhafaza etmek ve gazetecileri korumak için gereklidir. Diğer yandan, sadece belirli bir mecra üzerinden çalıştıkları için gazetecilik yapanların mağdur edilmesi de kabul edilemez. Hep birlikte internet gazeteciliğinin mesleki standartlarını ortaya koymalı, bu alanı rasyonel ve şeffaf bir şekilde düzenlemeliyiz. Bu çalıştayın, bu sürecin önemli bir parçası olacağını düşünüyorum." "Dijital faşizm  büyük tehdit" Dünyanın belirli bir bölgesinde kümelenmiş bir avuç şirketin "hakikatin tekelini ellerinde tuttuğunu iddia ettiğini dile getiren Altun, "Bu iddia milletin seçilmiş temsilcilerine sorgusuz sualsiz sansür uygulamaya kadar varan bir cüretkarlıkla birleşmiş durumda. Bu tür anti-demokratik uygulamaların meşrulaştırılması için ellerinden gelen gayreti ortaya koyuyor, her tür manipülasyonu yapıyorlar. Böylece bir grup özel şirket, kamunun bilgiye erişimi noktasında hem avukat hem savcı hem hakim görevini üstleniyor. Bu gidişatın ne kadar sorunlu olduğu açıktır" dedi. "Küresel anlamda bir çifte standartla muhatabız" Dijital faşizmin bir başka unsurunun da ifade özgürlüğü ve tolerans gibi kavramların dejenere ve politize edilmesi olduğunu belirten Altun, "Açık ve net bir biçimde vurgulamak istiyorum. Ortada apaçık bir çifte standart var. Bugün, küresel anlamda bir çifte standartla muhatabız. Bakınız, küresel şirketler ne yapıyor? Bir yandan siyasetçileri 'şiddeti teşvik ettiği' gerekçesiyle susturuyorlar, sansürlüyorlar. Öte yandan aynı küresel şirketler, terör propagandasına ortak olmaya, bunu da bile isteye yapmaya devam ediyorlar. Nitekim ABD'nin, AB'nin terör listesindeki PKK'nın veya 15 Temmuz'da 251 masum insanımızı şehit eden FETÖ'nün elebaşıları, sosyal medya platformlarında serbestçe ahkam kesiyor, propaganda yapmaya devam ediyorlar. Bu sistematik bir kötülüktür. Buna ilaveten ülkemiz terör örgütleriyle bağlantılı hesapların kapatılmasını istediğinde otoriterlik ve ifade özgürlüğüne saygı göstermemekle itham ediliyor" ifadelerini kullandı. "Egemenliğimize saygı gösterilmesini istedik" Dijital faşizmin bir diğer boyutunun da bir avuç şirketin özgürlük adı altında kendilerini kanunların üzerinde konumlandırma gayreti olduğunu belirten Altun, şöyle devam etti: "Bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda düzenleme yapmaya çalıştığımız için içeride ve dışarıda olağanüstü bir baskıyla karşı karşıya bırakıldık. Son derece makul olan taleplerimiz, ifade özgürlüğüne saldırı olarak lanse edildi. AB'de yapılan, orada hukuki olan düzenlemeler, bizim için lüks sayıldı. Hayır, biz hükümet olarak vatandaşlarımızın küresel şirketlere karşı haklarını, hukuklarının korunması adına bir düzenleme talep ettik. Açıkçası bu süreçte bazı muhalefet temsilcileri de bu küresel şirketlerin maaşlı sözcüleri gibi mesai yaptı. Biz bu süreçte hem Türkiye hem de dünya için doğru bir iş yaptığımızın bilinciyle sağlam durduk. Her türlü baskıya göğüs gerdik. Dünyanın hiçbir yerinde sınırsız özgürlük diye bir şey olamayacağını söyleyip, egemenliğimize saygı gösterilmesini istedik. Bu kadar açık ve net. Neticede meşru taleplerimizin ilgili şirketler tarafından kabul edildiğini hep birlikte gördük. Aynı şekilde, özgürlük ve hoşgörü gibi kavramların istismarına hep birlikte şahitlik ettik. Biz, özgürlük ve hoşgörü gibi kavramların hiçbir şekilde eşcinsellik propagandası için yozlaştırılmasına; bu yolla ailelerimizin ve çocuklarımızın hedef alınmasına kesin olarak karşı çıkıyoruz. Bahsettiğimiz küresel şirketler için bu propaganda neredeyse bir yasa hükmünde. Hiçbir şekilde eşcinsellik propagansının yanında yer almayacağız. Vatandaşlarımızı her türlü aşırılıktan korumak devletin başlıca görevidir. Bu tür çirkinliklerin özellikle gençlere 'normal' bir şey gibi sunulması, toplumsal düzenimize ve milletimizin asil karakterine yapılmış bir saldırıdır. Bugün bu konuda birilerine hoş görünmek için en ufak taviz verilmesi, gelecekte çok daha ciddi sorunlarla karşılaşmamıza neden olacaktır. Buna izin vermiyoruz, vermeyeceğiz" "Milyonlarca insan bizim uygulamamızı tercih etti" "Türkiye'nin verisinin Türkiye'de kalması için gereken tüm önlemleri almak, tüm adımları atmak zorundayız" diyen Altun, bu açıdan son haftalarda bir haberleşme uygulamasının aldığı karar sonrasında yaşanan sürecin sevindirici olduğunu dile getirerek, "Bu süreçte hem Cumhurbaşkanlığımız hem de diğer kurumlarımız medya bilgilendirme gruplarını yerli ve milli uygulamamız BİP'e taşıyarak bu harekete destek oldu. Yalnızca Türkiye'nin değil, Türkiye'nin dostlarının yaşadığı birçok ülkeden milyonlarca insanın bizim uygulamamızı tercih etmesi hiç kuşkusuz bir gurur vesilesidir. Bu sürecin güçlü bir şekilde devam edeceğini ümit ediyorum" ifadelerini kullandı. "Yeni iletişim teknolojileri  Türkiye'nin tanıtımına önemli katkılarda bulunacak" Tehditlerle mücadele ederken, dijitalleşmenin Türkiye'ye sunduğu fırsatları görmezlikten gelinemeyeceğine vurgu yapan Altun, "Ülkemizin haklı tezlerini her ortamda savunmak, özellikle milli güvenliğimizi ilgilendiren konularla ilgili ulusal ve uluslararası kamuoyunu doğru bilgilendirmek zorundayız. Bu anlamda biz bu amaca ulaşmak için elimizdeki tüm araçları en iyi bir şekilde kullanmak, bunlardan faydalanmak durumundayız. Bu itibarla yeni iletişim teknolojilerinin özellikle Türkiye'nin tanıtımına önemli katkılarda bulunabileceğine inanıyorum" dedi. "Sanal tehdit hiç olmadığı kadar hayatımıza girmiş durumdadır" Dijital alanın, yeni güvenlik sorunlarını da beraberinde getirdiğini vurgulayan RTÜK Başkanı Şahin ise, "Ucu bucağı bilinmeyen ancak özgürlüklerin sınırsız olmaması gereken internet yayıncılık alanında ve sosyal ağlarda, kişi hak ve hürriyetlerinin kolayca ihlal edilebiliyor olması düşünülmesi gereken bir konudur. Sanal tehdit hiç olmadığı kadar hayatımıza girmiş durumdadır. Siber güvenlik konusu ayrı bir dal haline gelmiştir. Üst kurulumuz özellikle çocuklarımız ve gençlerimizi korumak adına kendi alanına düşen görevlerini yerine getirmiştir. Sanal alemin bu denli hayatımızın bir parçası olması ile birlikte, yaptığımız çocukların yeni medya kullanım alışkanlıkları ve siber zorbalık konusunda çıkan verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. 14-18 yaş arasındaki çocuklarımızın dijital sosyal alanı kullanma oranı yüzde 97'dir. Çok büyük bir rakam. Araştırmanın çarpıcı sonuçlarından biri de öğrencilerin yüzde 56'sının internete bağlandığında tek başına olduğu ve çevrimiçiyken hoşlanmadıkları kişi veya içerikle karşılaştığında yüzde 44 oranında yalnız olduğu şeklinde bir veri var elimizde. Aynı zamanda her 4 öğrenciden 1'i, internette hoşlanmadığı içerikle karşılaştığında bunu kimseyle paylaşamamaktadır. Gençler arasında yeni medya kullanımının artması, bu alanda bilinçli bir medya tüketicisi olmalarını da gerektirmektedir. Bunun için medya okur-yazarlığını önemsiyoruz. Milli Eğitim müfredatında yer alan medya okuryazarlığı dersini, dijital çağın gerçeklerine uygun hale getirerek güncelledik" diye konuştu. "Yeni İletişim Teknolojileri-Yerel ve Ulusal Medyanın Ülke Tanıtımına Katkısı" Çalıştayın, "Yeni İletişim Teknolojileri-Yerel ve Ulusal Medyanın Ülke Tanıtımına Katkısı" başlıklı ilk oturumunun moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir yaptı. "Türkiye'yi kötü göstermeye çalışmanın kimseye faydası  yok" Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş,  konuşmasında, yeni medya konusunda üzerinde ittifak edilmesi gereken konunun, "birtakım problemlerin kendi içinde konuşulup halledilmesi, her şeyin aşikar edilmemesi, siyasi münazaralar ve ideolojik birtakım değerlendirmelerle var olan itibarsızlaştırmanın, her şeyi kötüye yormanın anlamlı olmadığını ve dışa karşı Türkiye'yi kötü göstermeye çalışmanın kimseye faydası olmayacağını" kavramak olduğunu söyledi.  Yeni medya" denildiğinde sosyal medya diye bir vakanın ortaya çıktığını belirten Kızıltaş, "Türkiye hakkında fikir sahibi olmak isteyen birtakım çevrelerin, bu ülkedeki sosyal medya mecralarında konuşulan, tartışılan, gündeme getirilen, haber olarak pazarlanmaya çalışılan şeylere baktıklarında ciddi manada kötü fikir sahibi olacakları aşikar. Zaten hale baktığımızda sosyal medya mecralarında dolaşan birçok haberin, iddianın, itibarsızlaştırma gayretlerinin bir anlamda belki dışarıdan sipariş verildiğini ve içeriden birilerinin icra ettiğini söyleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu. Panelistlerden Star TV Genel Yayın Yönetmeni Nazlı Çelik, Türkiye'de ve dünyada internet ile sosyal medya kullanım oranlarının büyüklüğüne ve orada geçirilen vakitlerin uzunluğuna değinerek, sosyal medyanın etkisi üzerinde durdu. Habertürk TV Ana Haber Spikeri Veyis Ateş, Türkiye'nin yurt dışındaki algısının ve yaptığı güzel işlerin çeşitli lobiler tarafından gölgelenmeye çalışıldığını anlatarak, bu konuda ulusal medyaya önemli bir görev düştüğünü vurguladı üç oturumda gerçekleştirildi.  "Yerel medyanın sorunları çözülmeli" Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asaf Varol, yerel medyanın sorunlarına değinerek, sorunlar çözüldüğü takdirde yerel medyanın etkinliğinin artacağını ve ülkenin tanıtımına daha çok katkı sağlayacağını belirtti. Kontv Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Toy da, yerel ve ulusal medyanın ülke tanıtımına katkısı üzerine değerlendirmelerde bulundu.  "Yeni İletişim Teknolojileri-Yeni Tür Yayıncılık ve Türkiye'nin Tanıtımı" Çalıştayın, "Yeni İletişim Teknolojileri-Yeni Tür Yayıncılık ve Türkiye'nin Tanıtımı"baslıklı ikinci oturumu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkan Yardımcısı İbrahim Uslu moderatörlüğünde gerçekleştirildi.  Oturumda konuşan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, her seferinde denetim faaliyetlerini yerine getirirken olmazlardan bahsettiklerini ama olanların da görülmesi gerektiğini, marifetin iltifata tabi olduğunu söyledi. Şahin, Türkiye'ye gelerek, burada yatırım yapan, ülkenin güzelliklerini dünyaya anlatan uluslararası kuruluşlara ve Türkiye'den çıkıp da ülkenin güzelliklerini uluslararası alanda tanıtan kuruluşlara teşekkürlerini iletti. Türkiye gelen yatırımların önünü her zaman açtıklarını ifade eden Şahin, “Yerel medyanın imkanlarını daha ileriye taşımada imkanların seferber edilmesi anlamında (isteğe bağlı yayın yapan platformlardan) istirhamda bulunabilirim.” diye konuştu. “29 kuruluş isteğe bağlı yayın hizmeti lisansı aldı” RTÜK Başkan Yardımcısı İbrahim Uslu ise özellikle 15-20 yıldır Türk dizi ve yapımcılık sektörünün yurt dışına açıldığını belirtti. Uslu, yapımcılara, yönetmenlere ve senaristlere önemli bir sorumluluk yüklediğini ifade ederek, “Amerika'dan sonra dünyada en çok yapım ihraç eden ülke konumuna geldik. RTÜK olarak Çin, Endonezya, Japonya ve Avrupa Birliği'ndeki ülkelerle ikili protokollerle sektörün önünü nasıl açabiliriz hep bunun kaygısı içerisinde olduk.” dedi. Uslu, yayıncılığın yeni bir mecraya geçtiğini anlatarak, RTÜK tarafından 46 civarında kuruluşun ulusal ve uluslararası lisanslamasının yapıldığını, 29 kuruluşun isteğe bağlı yayın hizmeti lisansı aldığını dile getirdi. “Platform olarak 3,5 milyon aboneye ulaştık” Netflix Kamu Politikaları Direktörü Pelin Mavili, RTÜK lisansı ile isteğe bağlı yayın hizmetini verdiklerini belirterek, bugün 3,5 milyon aboneye ulaştıklarını kaydetti. Mavili, ülkenin birer temsilcisi, büyükelçisi gibi bir görev hissederek çalıştıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'nin tanıtılması için kuvvetli bir fırsat var. Üreteceğimiz Türkçe içerikli dizilerimizde de fırsat var. Bununla alakalı 8 ülkede 8 bin Netflix üyesi üzerinden yaptırdığımız bir araştırmada Türkçe içerik izleyenlerin Türkiye'ye karşı nasıl hissettiklerini merak ettik. Türkiye'ye merak ve ilgilerinin 2 kat arttığını gördük. Türk ürünlerini almak istemelerinin, Türkçe öğrenme istemelerinin arttığını gördük. Türkçe içerik izlemekteki etkinin Kovid sonrasında turizm sektörüne yansıyacağını düşünüyoruz. Bu endüstrinin ekonomimize yapacağı çok büyük katkılar var.” "Anadolu insanının çok kuvvetli hikayeleri var" Netflix üzerinden içerik izlendiğinde Türkçe'yi duyarak izleme eğiliminin yüksek olduğunu aktaran Mavili, “Yurt dışında Netflix üzerinden Türkçe şovlar dinleyen bir kısım aile çocuklarını Türkçe kursuna göndermeye başladı. Tam da Sayın Cumhurbaşkanımızın dilimizin kullanılmasıyla ilgili seferberliğinin başladığı dönemde bu data da çok anlamlı. Anadolu insanının çok kuvvetli hikayelerinin  var" dedi.  “5G'den hemen hemen her sektör etkilenecek” Türk Telekom TV/OTT İçerik ve Platform Yönetimi Direktörü Muhammed Ziyad Varol, hayatın birçok alanında dijitalleşmeye geçilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Varol, medyanın dönüşümünün dijitalleşme ile çok hızlı geliştiğini anlatarak, “5G ile birlikte kilometre başına düşen bağlantı sayımız artacak. Hem bireysel, hem kurumsal hem de nesnelerin birbirine bağlandığını göreceğiz. Hemen hemen her sektör bundan etkilenecek. Yayıncılık da bundan nasibini alacak.” dedi. Tivibu olarak 1,5 milyon (hane) abonelerinin bulunduğunu aktaran Varol, Türk Telekom olarak çok güçlü altyapılarının bulunduğunu dile getirdi. "Dijital yatırım yapılmalı "  Blu TV Genel Müdürü Aydın Doğan Yalçındağ da dijital yatırım yapılmazsa, yaptıkları geleneksel işlere yakın zamanda tehdit olacağını ailesine anlatmaya çalıştığını belirterek, daha sonra Blu TV platformunu kurduklarını söyledi. Üye çekmenin kolay olduğu aktaran Yalçındağ, üyeyi platform kapsamında tutmanın zor olduğunu kaydetti. "Ulusal düzenleme yapılmalı " beIN Media Group Genel Müdür Yardımcısı Onur Günel ise canlı spor yayıncılığının niteliği itibarıyla bir eser gibi terakki edilmediği için korumakta ve yatırımın ticarileştirerek geri dönmesini sağlamakta zorluk çekildiğini söyledi. İllegal yayıncılık faaliyetlerine yönelik yasal düzenleme yapılmasının önemine işaret eden Günel, Türkiye'de içerik üretmek ve Türkiye'nin tanıtılmasının çok önemli olduğunu söyledi. Exxen Genel Müdürü Ümmü Burdan Arda da Türkiye'de üretilen yerli içeriklerin dünyada çok iyi bir şekilde karşılık bulduğunu dile getirdi. "Global bilgi ağları - Veri Güvenliği ve İletişim" Etkinlik kapsamında düzenlenen üçüncü  ve son oturumda  "Global bilgi ağları - Veri Güvenliği ve İletişim" paneli yapıldı. Sektör temsilcileri, KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir moderatörlüğünde veri güvenliğini ve yerlilik konusunu ele aldı. Dr. Faruk Bilir, günümüzde teknolojinin sunduğu imkan ve fırsatların göz ardı edilemeyeceğine işaret ederek, ancak teknolojinin insan odaklı, mahremiyet odaklı düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi. "İnsani değerleri ile verileri ile birlikte düşünmek gerek" Dijital dünyada insanın verilerini korumanın önemine dikkati çeken Bilir, şunları kaydetti: "Günümüzde teknoloji ile birlikte veri güvenliği de çok önemli. Özellikle verilerin gizliliği, bütünlüğü ve erişilebilir olup olmaması çok önemli. İnsanı, o insanın değerleri ile verileri ile birlikte düşünmek gerek. Türkiye'nin başlattığı ve başarıyla yürüttüğü Milli Teknoloji Hamlesi'nde de veri güvenliğine, siber güvenliğe daha fazla önem vermemiz gerek. Veri güvenliğinde iki evre çok önemli, birincisi ihlal meydana gelmeden önceki evre, ikincisi de ihlal meydana geldikten sonraki evre. Birinci evrede alınabilecek idari ve teknik tedbirler aslında ikinci evreyi hiç yaşatmayabilir. Kurum olarak Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalmalı idealini benimsiyoruz." "VERBİS kayıt süresi 31 Mart'ta doldu" Bilir, sorulan bir soru üzerine, eczaneler, diş hekimleri, tıp merkezleri, psikologlar, özel muayenehaneler, yaşlı bakım evleri, laboratuvarlar ve diyetisyenler gibi ana faaliyeti özel nitelikli kişisel veri işleyen işletmelerin Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi'ne (VERBİS) kayıt süresi 31 Mart'ta dolduğunu anımsatarak, "Bu süreyi üç defa uzattık, son sürenin yeniden uzatılmasına ilişkin talepler geliyor, konuyu önümüzdeki hafta Kurul'da değerlendireceğiz. Bizim için pandemi süreci belirleyici bir süreç." değerlendirmesinde bulundu. "5G ile birlikte yeni bir çağ açılacak" Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan Yardımcısı Gazali Çiçek, 5G ile birlikte yeni bir çağın açılacağını dile getirerek, teknolojinin artık her tarafı sardığını ve vazgeçilmezler arasına girdiğini anlattı. Çiçek, yazılım konusunda Türkiye'de çok iddialı firmalar bulunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Yaay, BİP, Dedi gibi yerli uygulamalarımızın olması çok önemli, vatandaşlarımız ölçeğinde yerli uygulama kullanımı farkındalığını oluşturmamız gerek. 5G özelinde bir çok sektör teknolojik gelişmelerden etkilenecek ve bu gelişmelerden payını alacak. Dolayısıyla her sektörde yerli ve milli üretimi arar olmamız gerek. Üçüncü dünya ülkeleri ölçeğinde bir ülke olmamak için, dünyadaki ilk 10 ülke arasında yer almak için yüksek teknolojili üretimde başarılı olmak zorundayız. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte en önemli konulardan biri veri. Veri ortaya çıktığı zaman, bu verinin analiz edilmesi ve kullanılması ortaya çıkıyor." Veriye hakim olmak için ülke çapında bir bakış açısı ve stratejinin olması gerektiğine dikkati çeken Çiçek, verilerin kıymetinin bilinmesi gerektiğini aksi halde pazar olmaktan kurtulmanın zor olduğunu aktardı. Çiçek, bundan sonra veri konusunun konuşulacak en önemli konulardan biri olduğuna dikkati çekerek, devamında da veri güvenliğinin sağlanması olduğunu söyledi. "Türkiye'de üretilen verilere sahip çıkmamız gerekir" Türkiye'de üretilen verilere sahip çıkılması gerektiğini bildiren Çiçek, 5G ile birlikte açığa çıkacak verilerin kontrol edilmesinin ve güvenliğinin sağlanmasının daha da önemli hale geleceğini vurguladı. Çiçek, dünyadaki ve Türkiye'deki kullanım sayılarına ilişkin bilgi vererek "Dünyada çok dengeli bir internet kullanım oranından bahsedemeyiz. Gelişmişlik düzeyini ölçmek için internet kullanımlarına bakabiliriz. Yerli ürünlerimizi ülkemizde sabırla kullanmamız gerektiğinin özellikle altını çiziyorum. Ne kadar çok firmamız olsa da bu işin bir yönü tüketiciye bakıyor. Global firmalar bizi çok önce ikna etti ve onlara alıştık, yerli firmalarımız bu alışkanlıkları değiştirmeye çalışıyor, sabırla bu uygulamaları kullanmamız gerek." yorumunu yaptı. " Yaay'da kullanıcı sayımız 2 milyona yakın" Türk Telekom İş Geliştirme ve Yeni Girişimler Direktörü Muhammed Özhan, yerli sosyal medya platformu Yaay hakkında bilgi vererek, şu an 2 milyona yakın kullanıcı olduğunu söyledi. Dünyada ve Türkiye'deki sosyal medya kullanımı hakkında değerlendirmelerde bulunan Özhan, dünyada her 2 kişiden birinin sosyal medya hesabı bulunduğunu, yapılan araştırmaya göre kişilerin birinci yanıt olarak gelişmelerden ve haberlerden öncelikli haber almak cevabını verdiğini anlattı. Özhan, kişilerin bilgiye en hızlı sosyal medya üzerinden ulaşacağını düşündüğünü belirterek, şunları söyledi: "İnsanlar artık sosyal medyayı en hızlı bilgiye ulaşmak için ikinci olarak da eğlenceli içerikler için kullandığını söylüyor. En büyük pay bu iki sebebi içeriyor. Bu, ciddi avantajları da riskleri de barındıran bir durum, burada doğru bilginin paylaşımı önemli. Ortaya çıkacak sağlıklı olmayan bilgi, kitlelerin yanlış bilgilendirilmesine neden olabilir. Bu, bizim ciddi bir sorumluluğumuz. Biz insanların belli bir özgürlük alanının içinde hareket etmelerini ve bu özgürlüğün limitsiz olmadığının bilmesini istiyoruz, uygulamamızda rafine ve sağlıklı bir ortam sağlıyoruz." Konuşmasında veri güvenliğinin öneminin altını çizen Özhan, verileri Türkiye'de tuttuklarını dile getirdi. Özhan, "Tamamen Türkiye'deki imkanlarla, kendi veri merkezlerimizde bütün kullanıcılarımızın verilerini tutuyoruz hatta geliştirdiğiniz kodlar ve yazılım tarafında geliştirdiğimiz şeyler de tamamen yerli imkanlarla yapılıyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz kullanıcı sayımızı hızlı şekilde artırmak. Yurt dışında da bu ürünü kullanacak şekilde konumlandırma hedefindeyiz." dedi. "BİP olarak kullanıcıların verisi ile ne yapıyorsak söyleyip, onlardan izin alarak yapmamız gerektiği inancımızı hiç değiştirmedik" Turkcell BiP İletişim Teknolojileri ve Dijital Servisler Genel Müdürü Burak Akıncı, iletişim uygulamaları hakkında bilgi verdi. Mesajlaşmanın kişilerin hayatındaki önemine ve zaman içindeki gelişimine dikkati çeken Akıncı, şu değerlendirmelerde bulundu: "OTT mesajlaşma uygulamalarının giderek hayatımızdaki yeri fazlalaştı. Mesajlaşma olarak başlamıştı, giderek iletişim uygulaması haline geldi. Sosyal medyanın büyümesi gibi, iletişim uygulamaları da başta hiç hayal edilemeyecek kullanım alanları bulduğu için, üzerlerinde oluşan veri miktarı da şu an hayal edilemeyecek boyuta geldi ve hayatımızda özel olarak eğilmemiz gereken bir başlık oldu. "Veriler hangi güvenlik önlemleri ile saklandığı çok önemli" Veri gizliliği ve korunması kısmına baktığımızda, şeffaflık bizim için önemli, ne yapıyorsak müşteriden izin alarak yapıyoruz. BİP olarak en çok kullanıcıdan çok fazla izin istediğimiz için eleştirildik, bunun için de şaşırdık, bizce doğrusu oydu. Kullanıcıların verisi ile ne yapıyorsak, nedeni ile birlikte söyleyip, onlardan izin alarak yapmamız gerektiği inancımızı hiç değiştirmedik. Hala 8'e yakın izin alıyoruz ve böyle yapmak gerekir." Akıncı, toplanan verilerin nasıl saklanacağı ve hangi güvenlik önlemleri ile saklandığının çok önemli olduğunu dile getirerek, verinin hem Türkiye'de olmasının hem de iyi korunmasının önemine dikkati çekti. 2013 yılından beri BİP'e yatırım yaptıklarını anlatan Akıncı, şu an 30 milyondan fazla aylık aktif kullanıcılarının bulunduğunu, yılmadan yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi. Akıncı, "Ocakta kişisel verilerin paylaşılması ve ticari olarak kullanılması ile ilgili dalga olduğu zaman, Türkiye'den on milyonlarca yeni kullanıcı aldık ama daha çok global kullanıcı da aldık. Malezya kullanıcı sayısı şu an bizim üçüncü pazarımız, Endonezya ikinci pazarımız oldu. Yaay gibi Dedi gibi başka yatırımlarımız da geldikçe, birbirimizle rekabet ederek daha iyi servisler geliştireceğimize, bölgeselden başlayarak globale gidebilecek servisler yaratabileceğiz." ifadelerini kullandı. "Çocukları bilgilendirmeliyiz" Dedi İletişim, Bilgi Teknolojileri ve İnternet Güvenliği Derneği (BTİDER) Başkanı Ömer Faruk Sorgun, Dedi'nin, Türkiye'nin Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi'ne katkıda bulunmak amacıyla sundukları ticari olmayan bir ürün olduğu bilgisini paylaştı. Sorgun, Dedi'de hiç bir verinin işlenmediğinin ve tutulmadığının altını çizerek, şu bilgileri verdi: "Yaklaşık 1 milyona yakın kullanıcımız var, süreci geliştirmeye devam ediyoruz. Bu bizim aynı zamanda sosyal sorumluluk projemiz oldu, bunu yapabileceğimizi göstermek bizim için önemliydi. İnanarak başladık, bu şekilde de çalışmaya devam ettik. İnternet yok sayacağımız bir şey değil, çocukların elinden bunu almak da yapabileceğimiz bir şey değil, ama çocuklarımızı nasıl koruruz, süreci nasıl rehabilite ederiz bunları düşünmek gerek. Amatör başladığımız bir işi profesyonelce devam ettirmeye çalışıyoruz, gençleri sürece dahil etmek önemli. Türkiye olarak toplam 60 milyon sosyal medya hesabımız var, yaklaşık 8 milyon twit atılan bir ülkede yaşıyoruz. İnternetten kopmak diye bir şey şu an için görünmüyor, o zaman bu süreçlerde iyileştirmeyi nasıl yaparız, teknolojileri nasıl yerlileştiririz bunlara bakmak gerek." Verilerin Türkiye'de kalmasının öneminin altını çizen Sorgun, genç nüfustan dolayı önümüzdeki dönemde Türkiye'nin teknolojiyi en iyi kullanan ülkelerden biri olacağını dile getirdi. Çalıştay katılımcıların panelistlere yönelttiği soruların cezalandırılmasıyla son buldu.  
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının destekleriyle Anadolu Yayıncılar Derneği tarafından düzenlenen Dijital Dünya Çalıştayı İstanbul’da gerçekleştirildi. Çalıştayda yeni iletişim teknolojileri, yerel ve ulusal medyanın ülke tanıtımına katkısı, yeni tür yayıncılık ve Türkiye'nin tanıtımı, global bilgi ağları ve veri güvenliği gibi konular ele alındı. Panelistler konuşmalarında 5G'nin, dijitalleşmede yeni bir çağ açacağına, teknoloji kullanımının yaygınlaşacağına ve veri güvenliğinin önemine dikkat çektiler.

Vansesi Haber  Merkezi

Beşiktaş Dolmabahçe Sarayı  Çalışma Ofisi'nde düzenlenen çalıştaya, Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan, Radyo-Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, öğretim üyeleri, yerel ve dijital medya platformlarından temsilciler   katıldı.  Çalıştaya Van'dan gazetemizin yazı işleri müdürü ve köşe yazarı İkram Kali  Van adına davet edildi. Büyük ilgi gören ve alanlarında önemli  isimlerin panelist olarak katıldığı çalıştay Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun'un açılış konuşmasıyla başladı. 

"Bugün medyada 5N1K kuralını hatırlayan var mı?"

Dijitalleşmeyi ele alırken fırsatlar kadar meydan okumaları da göz önünde bulundurmak gerektiğini belirten Altun, bu sürecin olumsuz etkilerini en çok geleneksel medya mensuplarının hissettiğini ifade etti. 

Bugün de tam belki de bu çalıştayın yapılma amacı bu olduğunu kaydeden   Fahrettin Altun, "Son yıllarda sosyal medya ve haber sitelerinin gazeteleri, dijital yayıncıların televizyonu, müzik servislerinin radyoyu olumsuz etkilediği hepimizin malumu. Ayrıca yaklaşık bir yıldır devam eden koronavirüs salgınının özellikle reklam gelirlerini düşürerek, geleneksel medyanın sorunlarını derinleştirdi. Bu durum, yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde yaşanan somut ve çıplak bir gerçek. Nitekim irili ufaklı birçok kuruluş, uzun yıllardan sonra küresel salgın koşulları nedeniyle faaliyetlerine son vermek durumunda kaldı. New York Times, Guardian gibi dev medya şirketleri birçok çalışanının işine son verdi. Benzer süreçler dünyanın farklı yerlerinde de devam ediyor. Dijitalleşme sürecinin medya alanındaki bir başka yan etkisinin de haberciliğin tıklanma sayılarına ve okunma sürelerine indirgenmesi, Bu tabii, sansasyonel içeriklerin kamu yararının önüne geçmesi anlamına geliyor. Bugün medyada 5N1K kuralını hatırlayan var mı? Hepimizin hatırında, hatıralarda kalan bu kural ne yazık ki hatırlanmayan bir referansa dönüşmüş durumda. Bu kabul edilemez. Hız, tıklanma, sansasyon, tiraj, reyting... Bunların merkeze alındığı, gerçek haberin, kamu yararının ikinci planda tutulduğu bir medya eko-sisteminden bahsediyoruz. Biz bugün Türkiye'de, İletişim Başkanlığı olarak bu sorunu çözmek için elimizden gelen bütün çabayı gösteriyoruz. Bu noktada medya sektörümüzle iş birliğimizi sürdürüyoruz" diye konuştu.

"Gazetecilik yapanların mağdur edilmesi  kabul edilemez "

Fahrettin Altun, internet üzerinden yapılan gazetecilik faaliyetlerine değinerek, şunları kaydetti: "Dünyada ve Türkiye'de bilgi hızla fiziksel ortamdan dijital ortama taşınırken bu faaliyetleri düzenleyen kuralların kapsamlı şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnternet artık ana akım medyanın bir parçası haline gelirken, bu gerçeğe gözümüzü kapatamayız. İnternet, sosyal medya ifadelerini kullandığımızda aklımıza kaos geliyor. Elbette burada hassas bir denge gözetmek durumundayız. Kendi imkânlarıyla basit bir internet sitesi kuran, buradan bir tür yayıncılık faaliyeti yürüten kişiler ile profesyonel gazetecileri birbirinden ayırmak elzemdir. Bu ayrım, öncelikle, gazetecilik mesleğinin evrensel standartlarını muhafaza etmek ve gazetecileri korumak için gereklidir. Diğer yandan, sadece belirli bir mecra üzerinden çalıştıkları için gazetecilik yapanların mağdur edilmesi de kabul edilemez. Hep birlikte internet gazeteciliğinin mesleki standartlarını ortaya koymalı, bu alanı rasyonel ve şeffaf bir şekilde düzenlemeliyiz. Bu çalıştayın, bu sürecin önemli bir parçası olacağını düşünüyorum."

"Dijital faşizm  büyük tehdit"

Dünyanın belirli bir bölgesinde kümelenmiş bir avuç şirketin "hakikatin tekelini ellerinde tuttuğunu iddia ettiğini dile getiren Altun, "Bu iddia milletin seçilmiş temsilcilerine sorgusuz sualsiz sansür uygulamaya kadar varan bir cüretkarlıkla birleşmiş durumda. Bu tür anti-demokratik uygulamaların meşrulaştırılması için ellerinden gelen gayreti ortaya koyuyor, her tür manipülasyonu yapıyorlar. Böylece bir grup özel şirket, kamunun bilgiye erişimi noktasında hem avukat hem savcı hem hakim görevini üstleniyor. Bu gidişatın ne kadar sorunlu olduğu açıktır" dedi.

"Küresel anlamda bir çifte standartla muhatabız"

Dijital faşizmin bir başka unsurunun da ifade özgürlüğü ve tolerans gibi kavramların dejenere ve politize edilmesi olduğunu belirten Altun, "Açık ve net bir biçimde vurgulamak istiyorum. Ortada apaçık bir çifte standart var. Bugün, küresel anlamda bir çifte standartla muhatabız. Bakınız, küresel şirketler ne yapıyor? Bir yandan siyasetçileri 'şiddeti teşvik ettiği' gerekçesiyle susturuyorlar, sansürlüyorlar. Öte yandan aynı küresel şirketler, terör propagandasına ortak olmaya, bunu da bile isteye yapmaya devam ediyorlar. Nitekim ABD'nin, AB'nin terör listesindeki PKK'nın veya 15 Temmuz'da 251 masum insanımızı şehit eden FETÖ'nün elebaşıları, sosyal medya platformlarında serbestçe ahkam kesiyor, propaganda yapmaya devam ediyorlar. Bu sistematik bir kötülüktür. Buna ilaveten ülkemiz terör örgütleriyle bağlantılı hesapların kapatılmasını istediğinde otoriterlik ve ifade özgürlüğüne saygı göstermemekle itham ediliyor" ifadelerini kullandı.

"Egemenliğimize saygı gösterilmesini istedik"

Dijital faşizmin bir diğer boyutunun da bir avuç şirketin özgürlük adı altında kendilerini kanunların üzerinde konumlandırma gayreti olduğunu belirten Altun, şöyle devam etti: "Bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda düzenleme yapmaya çalıştığımız için içeride ve dışarıda olağanüstü bir baskıyla karşı karşıya bırakıldık. Son derece makul olan taleplerimiz, ifade özgürlüğüne saldırı olarak lanse edildi. AB'de yapılan, orada hukuki olan düzenlemeler, bizim için lüks sayıldı. Hayır, biz hükümet olarak vatandaşlarımızın küresel şirketlere karşı haklarını, hukuklarının korunması adına bir düzenleme talep ettik. Açıkçası bu süreçte bazı muhalefet temsilcileri de bu küresel şirketlerin maaşlı sözcüleri gibi mesai yaptı. Biz bu süreçte hem Türkiye hem de dünya için doğru bir iş yaptığımızın bilinciyle sağlam durduk. Her türlü baskıya göğüs gerdik. Dünyanın hiçbir yerinde sınırsız özgürlük diye bir şey olamayacağını söyleyip, egemenliğimize saygı gösterilmesini istedik. Bu kadar açık ve net. Neticede meşru taleplerimizin ilgili şirketler tarafından kabul edildiğini hep birlikte gördük. Aynı şekilde, özgürlük ve hoşgörü gibi kavramların istismarına hep birlikte şahitlik ettik. Biz, özgürlük ve hoşgörü gibi kavramların hiçbir şekilde eşcinsellik propagandası için yozlaştırılmasına; bu yolla ailelerimizin ve çocuklarımızın hedef alınmasına kesin olarak karşı çıkıyoruz. Bahsettiğimiz küresel şirketler için bu propaganda neredeyse bir yasa hükmünde. Hiçbir şekilde eşcinsellik propagansının yanında yer almayacağız. Vatandaşlarımızı her türlü aşırılıktan korumak devletin başlıca görevidir. Bu tür çirkinliklerin özellikle gençlere 'normal' bir şey gibi sunulması, toplumsal düzenimize ve milletimizin asil karakterine yapılmış bir saldırıdır. Bugün bu konuda birilerine hoş görünmek için en ufak taviz verilmesi, gelecekte çok daha ciddi sorunlarla karşılaşmamıza neden olacaktır. Buna izin vermiyoruz, vermeyeceğiz"

"Milyonlarca insan bizim uygulamamızı tercih etti"

"Türkiye'nin verisinin Türkiye'de kalması için gereken tüm önlemleri almak, tüm adımları atmak zorundayız" diyen Altun, bu açıdan son haftalarda bir haberleşme uygulamasının aldığı karar sonrasında yaşanan sürecin sevindirici olduğunu dile getirerek, "Bu süreçte hem Cumhurbaşkanlığımız hem de diğer kurumlarımız medya bilgilendirme gruplarını yerli ve milli uygulamamız BİP'e taşıyarak bu harekete destek oldu. Yalnızca Türkiye'nin değil, Türkiye'nin dostlarının yaşadığı birçok ülkeden milyonlarca insanın bizim uygulamamızı tercih etmesi hiç kuşkusuz bir gurur vesilesidir. Bu sürecin güçlü bir şekilde devam edeceğini ümit ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Yeni iletişim teknolojileri  Türkiye'nin tanıtımına önemli katkılarda bulunacak"

Tehditlerle mücadele ederken, dijitalleşmenin Türkiye'ye sunduğu fırsatları görmezlikten gelinemeyeceğine vurgu yapan Altun, "Ülkemizin haklı tezlerini her ortamda savunmak, özellikle milli güvenliğimizi ilgilendiren konularla ilgili ulusal ve uluslararası kamuoyunu doğru bilgilendirmek zorundayız. Bu anlamda biz bu amaca ulaşmak için elimizdeki tüm araçları en iyi bir şekilde kullanmak, bunlardan faydalanmak durumundayız. Bu itibarla yeni iletişim teknolojilerinin özellikle Türkiye'nin tanıtımına önemli katkılarda bulunabileceğine inanıyorum" dedi.

"Sanal tehdit hiç olmadığı kadar hayatımıza girmiş durumdadır"

Dijital alanın, yeni güvenlik sorunlarını da beraberinde getirdiğini vurgulayan RTÜK Başkanı Şahin ise, "Ucu bucağı bilinmeyen ancak özgürlüklerin sınırsız olmaması gereken internet yayıncılık alanında ve sosyal ağlarda, kişi hak ve hürriyetlerinin kolayca ihlal edilebiliyor olması düşünülmesi gereken bir konudur. Sanal tehdit hiç olmadığı kadar hayatımıza girmiş durumdadır. Siber güvenlik konusu ayrı bir dal haline gelmiştir. Üst kurulumuz özellikle çocuklarımız ve gençlerimizi korumak adına kendi alanına düşen görevlerini yerine getirmiştir. Sanal alemin bu denli hayatımızın bir parçası olması ile birlikte, yaptığımız çocukların yeni medya kullanım alışkanlıkları ve siber zorbalık konusunda çıkan verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. 14-18 yaş arasındaki çocuklarımızın dijital sosyal alanı kullanma oranı yüzde 97'dir. Çok büyük bir rakam. Araştırmanın çarpıcı sonuçlarından biri de öğrencilerin yüzde 56'sının internete bağlandığında tek başına olduğu ve çevrimiçiyken hoşlanmadıkları kişi veya içerikle karşılaştığında yüzde 44 oranında yalnız olduğu şeklinde bir veri var elimizde. Aynı zamanda her 4 öğrenciden 1'i, internette hoşlanmadığı içerikle karşılaştığında bunu kimseyle paylaşamamaktadır. Gençler arasında yeni medya kullanımının artması, bu alanda bilinçli bir medya tüketicisi olmalarını da gerektirmektedir. Bunun için medya okur-yazarlığını önemsiyoruz. Milli Eğitim müfredatında yer alan medya okuryazarlığı dersini, dijital çağın gerçeklerine uygun hale getirerek güncelledik" diye konuştu.

"Yeni İletişim Teknolojileri-Yerel ve Ulusal Medyanın Ülke Tanıtımına Katkısı"

Çalıştayın, "Yeni İletişim Teknolojileri-Yerel ve Ulusal Medyanın Ülke Tanıtımına Katkısı" başlıklı ilk oturumunun moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir yaptı.

"Türkiye'yi kötü göstermeye çalışmanın kimseye faydası  yok"

Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş,  konuşmasında, yeni medya konusunda üzerinde ittifak edilmesi gereken konunun, "birtakım problemlerin kendi içinde konuşulup halledilmesi, her şeyin aşikar edilmemesi, siyasi münazaralar ve ideolojik birtakım değerlendirmelerle var olan itibarsızlaştırmanın, her şeyi kötüye yormanın anlamlı olmadığını ve dışa karşı Türkiye'yi kötü göstermeye çalışmanın kimseye faydası olmayacağını" kavramak olduğunu söyledi. 

Yeni medya" denildiğinde sosyal medya diye bir vakanın ortaya çıktığını belirten Kızıltaş, "Türkiye hakkında fikir sahibi olmak isteyen birtakım çevrelerin, bu ülkedeki sosyal medya mecralarında konuşulan, tartışılan, gündeme getirilen, haber olarak pazarlanmaya çalışılan şeylere baktıklarında ciddi manada kötü fikir sahibi olacakları aşikar. Zaten hale baktığımızda sosyal medya mecralarında dolaşan birçok haberin, iddianın, itibarsızlaştırma gayretlerinin bir anlamda belki dışarıdan sipariş verildiğini ve içeriden birilerinin icra ettiğini söyleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Panelistlerden Star TV Genel Yayın Yönetmeni Nazlı Çelik, Türkiye'de ve dünyada internet ile sosyal medya kullanım oranlarının büyüklüğüne ve orada geçirilen vakitlerin uzunluğuna değinerek, sosyal medyanın etkisi üzerinde durdu.

Habertürk TV Ana Haber Spikeri Veyis Ateş, Türkiye'nin yurt dışındaki algısının ve yaptığı güzel işlerin çeşitli lobiler tarafından gölgelenmeye çalışıldığını anlatarak, bu konuda ulusal medyaya önemli bir görev düştüğünü vurguladı üç oturumda gerçekleştirildi. 

"Yerel medyanın sorunları çözülmeli"

Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asaf Varol, yerel medyanın sorunlarına değinerek, sorunlar çözüldüğü takdirde yerel medyanın etkinliğinin artacağını ve ülkenin tanıtımına daha çok katkı sağlayacağını belirtti.

Kontv Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Toy da, yerel ve ulusal medyanın ülke tanıtımına katkısı üzerine değerlendirmelerde bulundu. 

"Yeni İletişim Teknolojileri-Yeni Tür Yayıncılık ve Türkiye'nin Tanıtımı"

Çalıştayın, "Yeni İletişim Teknolojileri-Yeni Tür Yayıncılık ve Türkiye'nin Tanıtımı"baslıklı ikinci oturumu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkan Yardımcısı İbrahim Uslu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. 

Oturumda konuşan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, her seferinde denetim faaliyetlerini yerine getirirken olmazlardan bahsettiklerini ama olanların da görülmesi gerektiğini, marifetin iltifata tabi olduğunu söyledi.

Şahin, Türkiye'ye gelerek, burada yatırım yapan, ülkenin güzelliklerini dünyaya anlatan uluslararası kuruluşlara ve Türkiye'den çıkıp da ülkenin güzelliklerini uluslararası alanda tanıtan kuruluşlara teşekkürlerini iletti.

Türkiye gelen yatırımların önünü her zaman açtıklarını ifade eden Şahin, “Yerel medyanın imkanlarını daha ileriye taşımada imkanların seferber edilmesi anlamında (isteğe bağlı yayın yapan platformlardan) istirhamda bulunabilirim.” diye konuştu.

“29 kuruluş isteğe bağlı yayın hizmeti lisansı aldı”

RTÜK Başkan Yardımcısı İbrahim Uslu ise özellikle 15-20 yıldır Türk dizi ve yapımcılık sektörünün yurt dışına açıldığını belirtti.

Uslu, yapımcılara, yönetmenlere ve senaristlere önemli bir sorumluluk yüklediğini ifade ederek, “Amerika'dan sonra dünyada en çok yapım ihraç eden ülke konumuna geldik. RTÜK olarak Çin, Endonezya, Japonya ve Avrupa Birliği'ndeki ülkelerle ikili protokollerle sektörün önünü nasıl açabiliriz hep bunun kaygısı içerisinde olduk.” dedi.

Uslu, yayıncılığın yeni bir mecraya geçtiğini anlatarak, RTÜK tarafından 46 civarında kuruluşun ulusal ve uluslararası lisanslamasının yapıldığını, 29 kuruluşun isteğe bağlı yayın hizmeti lisansı aldığını dile getirdi.

“Platform olarak 3,5 milyon aboneye ulaştık”

Netflix Kamu Politikaları Direktörü Pelin Mavili, RTÜK lisansı ile isteğe bağlı yayın hizmetini verdiklerini belirterek, bugün 3,5 milyon aboneye ulaştıklarını kaydetti.

Mavili, ülkenin birer temsilcisi, büyükelçisi gibi bir görev hissederek çalıştıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'nin tanıtılması için kuvvetli bir fırsat var. Üreteceğimiz Türkçe içerikli dizilerimizde de fırsat var. Bununla alakalı 8 ülkede 8 bin Netflix üyesi üzerinden yaptırdığımız bir araştırmada Türkçe içerik izleyenlerin Türkiye'ye karşı nasıl hissettiklerini merak ettik. Türkiye'ye merak ve ilgilerinin 2 kat arttığını gördük. Türk ürünlerini almak istemelerinin, Türkçe öğrenme istemelerinin arttığını gördük. Türkçe içerik izlemekteki etkinin Kovid sonrasında turizm sektörüne yansıyacağını düşünüyoruz. Bu endüstrinin ekonomimize yapacağı çok büyük katkılar var.”

"Anadolu insanının çok kuvvetli hikayeleri var"

Netflix üzerinden içerik izlendiğinde Türkçe'yi duyarak izleme eğiliminin yüksek olduğunu aktaran Mavili, “Yurt dışında Netflix üzerinden Türkçe şovlar dinleyen bir kısım aile çocuklarını Türkçe kursuna göndermeye başladı. Tam da Sayın Cumhurbaşkanımızın dilimizin kullanılmasıyla ilgili seferberliğinin başladığı dönemde bu data da çok anlamlı. Anadolu insanının çok kuvvetli hikayelerinin  var" dedi. 

“5G'den hemen hemen her sektör etkilenecek”

Türk Telekom TV/OTT İçerik ve Platform Yönetimi Direktörü Muhammed Ziyad Varol, hayatın birçok alanında dijitalleşmeye geçilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Varol, medyanın dönüşümünün dijitalleşme ile çok hızlı geliştiğini anlatarak, “5G ile birlikte kilometre başına düşen bağlantı sayımız artacak. Hem bireysel, hem kurumsal hem de nesnelerin birbirine bağlandığını göreceğiz. Hemen hemen her sektör bundan etkilenecek. Yayıncılık da bundan nasibini alacak.” dedi.

Tivibu olarak 1,5 milyon (hane) abonelerinin bulunduğunu aktaran Varol, Türk Telekom olarak çok güçlü altyapılarının bulunduğunu dile getirdi.

"Dijital yatırım yapılmalı " 

Blu TV Genel Müdürü Aydın Doğan Yalçındağ da dijital yatırım yapılmazsa, yaptıkları geleneksel işlere yakın zamanda tehdit olacağını ailesine anlatmaya çalıştığını belirterek, daha sonra Blu TV platformunu kurduklarını söyledi.

Üye çekmenin kolay olduğu aktaran Yalçındağ, üyeyi platform kapsamında tutmanın zor olduğunu kaydetti.

"Ulusal düzenleme yapılmalı "

beIN Media Group Genel Müdür Yardımcısı Onur Günel ise canlı spor yayıncılığının niteliği itibarıyla bir eser gibi terakki edilmediği için korumakta ve yatırımın ticarileştirerek geri dönmesini sağlamakta zorluk çekildiğini söyledi.

İllegal yayıncılık faaliyetlerine yönelik yasal düzenleme yapılmasının önemine işaret eden Günel, Türkiye'de içerik üretmek ve Türkiye'nin tanıtılmasının çok önemli olduğunu söyledi.

Exxen Genel Müdürü Ümmü Burdan Arda da Türkiye'de üretilen yerli içeriklerin dünyada çok iyi bir şekilde karşılık bulduğunu dile getirdi.

"Global bilgi ağları - Veri Güvenliği ve İletişim"

Etkinlik kapsamında düzenlenen üçüncü  ve son oturumda  "Global bilgi ağları - Veri Güvenliği ve İletişim" paneli yapıldı. Sektör temsilcileri, KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir moderatörlüğünde veri güvenliğini ve yerlilik konusunu ele aldı. Dr. Faruk Bilir, günümüzde teknolojinin sunduğu imkan ve fırsatların göz ardı edilemeyeceğine işaret ederek, ancak teknolojinin insan odaklı, mahremiyet odaklı düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

"İnsani değerleri ile verileri ile birlikte düşünmek gerek"

Dijital dünyada insanın verilerini korumanın önemine dikkati çeken Bilir, şunları kaydetti: "Günümüzde teknoloji ile birlikte veri güvenliği de çok önemli. Özellikle verilerin gizliliği, bütünlüğü ve erişilebilir olup olmaması çok önemli. İnsanı, o insanın değerleri ile verileri ile birlikte düşünmek gerek. Türkiye'nin başlattığı ve başarıyla yürüttüğü Milli Teknoloji Hamlesi'nde de veri güvenliğine, siber güvenliğe daha fazla önem vermemiz gerek. Veri güvenliğinde iki evre çok önemli, birincisi ihlal meydana gelmeden önceki evre, ikincisi de ihlal meydana geldikten sonraki evre. Birinci evrede alınabilecek idari ve teknik tedbirler aslında ikinci evreyi hiç yaşatmayabilir. Kurum olarak Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalmalı idealini benimsiyoruz."

"VERBİS kayıt süresi 31 Mart'ta doldu"

Bilir, sorulan bir soru üzerine, eczaneler, diş hekimleri, tıp merkezleri, psikologlar, özel muayenehaneler, yaşlı bakım evleri, laboratuvarlar ve diyetisyenler gibi ana faaliyeti özel nitelikli kişisel veri işleyen işletmelerin Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi'ne (VERBİS) kayıt süresi 31 Mart'ta dolduğunu anımsatarak, "Bu süreyi üç defa uzattık, son sürenin yeniden uzatılmasına ilişkin talepler geliyor, konuyu önümüzdeki hafta Kurul'da değerlendireceğiz. Bizim için pandemi süreci belirleyici bir süreç." değerlendirmesinde bulundu.

"5G ile birlikte yeni bir çağ açılacak"

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan Yardımcısı Gazali Çiçek, 5G ile birlikte yeni bir çağın açılacağını dile getirerek, teknolojinin artık her tarafı sardığını ve vazgeçilmezler arasına girdiğini anlattı.

Çiçek, yazılım konusunda Türkiye'de çok iddialı firmalar bulunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Yaay, BİP, Dedi gibi yerli uygulamalarımızın olması çok önemli, vatandaşlarımız ölçeğinde yerli uygulama kullanımı farkındalığını oluşturmamız gerek. 5G özelinde bir çok sektör teknolojik gelişmelerden etkilenecek ve bu gelişmelerden payını alacak. Dolayısıyla her sektörde yerli ve milli üretimi arar olmamız gerek. Üçüncü dünya ülkeleri ölçeğinde bir ülke olmamak için, dünyadaki ilk 10 ülke arasında yer almak için yüksek teknolojili üretimde başarılı olmak zorundayız. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte en önemli konulardan biri veri. Veri ortaya çıktığı zaman, bu verinin analiz edilmesi ve kullanılması ortaya çıkıyor."

Veriye hakim olmak için ülke çapında bir bakış açısı ve stratejinin olması gerektiğine dikkati çeken Çiçek, verilerin kıymetinin bilinmesi gerektiğini aksi halde pazar olmaktan kurtulmanın zor olduğunu aktardı.

Çiçek, bundan sonra veri konusunun konuşulacak en önemli konulardan biri olduğuna dikkati çekerek, devamında da veri güvenliğinin sağlanması olduğunu söyledi.

"Türkiye'de üretilen verilere sahip çıkmamız gerekir"

Türkiye'de üretilen verilere sahip çıkılması gerektiğini bildiren Çiçek, 5G ile birlikte açığa çıkacak verilerin kontrol edilmesinin ve güvenliğinin sağlanmasının daha da önemli hale geleceğini vurguladı.

Çiçek, dünyadaki ve Türkiye'deki kullanım sayılarına ilişkin bilgi vererek "Dünyada çok dengeli bir internet kullanım oranından bahsedemeyiz. Gelişmişlik düzeyini ölçmek için internet kullanımlarına bakabiliriz. Yerli ürünlerimizi ülkemizde sabırla kullanmamız gerektiğinin özellikle altını çiziyorum. Ne kadar çok firmamız olsa da bu işin bir yönü tüketiciye bakıyor. Global firmalar bizi çok önce ikna etti ve onlara alıştık, yerli firmalarımız bu alışkanlıkları değiştirmeye çalışıyor, sabırla bu uygulamaları kullanmamız gerek." yorumunu yaptı.

" Yaay'da kullanıcı sayımız 2 milyona yakın"

Türk Telekom İş Geliştirme ve Yeni Girişimler Direktörü Muhammed Özhan, yerli sosyal medya platformu Yaay hakkında bilgi vererek, şu an 2 milyona yakın kullanıcı olduğunu söyledi.

Dünyada ve Türkiye'deki sosyal medya kullanımı hakkında değerlendirmelerde bulunan Özhan, dünyada her 2 kişiden birinin sosyal medya hesabı bulunduğunu, yapılan araştırmaya göre kişilerin birinci yanıt olarak gelişmelerden ve haberlerden öncelikli haber almak cevabını verdiğini anlattı.

Özhan, kişilerin bilgiye en hızlı sosyal medya üzerinden ulaşacağını düşündüğünü belirterek, şunları söyledi:

"İnsanlar artık sosyal medyayı en hızlı bilgiye ulaşmak için ikinci olarak da eğlenceli içerikler için kullandığını söylüyor. En büyük pay bu iki sebebi içeriyor. Bu, ciddi avantajları da riskleri de barındıran bir durum, burada doğru bilginin paylaşımı önemli. Ortaya çıkacak sağlıklı olmayan bilgi, kitlelerin yanlış bilgilendirilmesine neden olabilir.

Bu, bizim ciddi bir sorumluluğumuz. Biz insanların belli bir özgürlük alanının içinde hareket etmelerini ve bu özgürlüğün limitsiz olmadığının bilmesini istiyoruz, uygulamamızda rafine ve sağlıklı bir ortam sağlıyoruz."

Konuşmasında veri güvenliğinin öneminin altını çizen Özhan, verileri Türkiye'de tuttuklarını dile getirdi.

Özhan, "Tamamen Türkiye'deki imkanlarla, kendi veri merkezlerimizde bütün kullanıcılarımızın verilerini tutuyoruz hatta geliştirdiğiniz kodlar ve yazılım tarafında geliştirdiğimiz şeyler de tamamen yerli imkanlarla yapılıyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz kullanıcı sayımızı hızlı şekilde artırmak. Yurt dışında da bu ürünü kullanacak şekilde konumlandırma hedefindeyiz." dedi.

"BİP olarak kullanıcıların verisi ile ne yapıyorsak söyleyip, onlardan izin alarak yapmamız gerektiği inancımızı hiç değiştirmedik"

Turkcell BiP İletişim Teknolojileri ve Dijital Servisler Genel Müdürü Burak Akıncı, iletişim uygulamaları hakkında bilgi verdi.

Mesajlaşmanın kişilerin hayatındaki önemine ve zaman içindeki gelişimine dikkati çeken Akıncı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"OTT mesajlaşma uygulamalarının giderek hayatımızdaki yeri fazlalaştı. Mesajlaşma olarak başlamıştı, giderek iletişim uygulaması haline geldi. Sosyal medyanın büyümesi gibi, iletişim uygulamaları da başta hiç hayal edilemeyecek kullanım alanları bulduğu için, üzerlerinde oluşan veri miktarı da şu an hayal edilemeyecek boyuta geldi ve hayatımızda özel olarak eğilmemiz gereken bir başlık oldu.

"Veriler hangi güvenlik önlemleri ile saklandığı çok önemli"

Veri gizliliği ve korunması kısmına baktığımızda, şeffaflık bizim için önemli, ne yapıyorsak müşteriden izin alarak yapıyoruz. BİP olarak en çok kullanıcıdan çok fazla izin istediğimiz için eleştirildik, bunun için de şaşırdık, bizce doğrusu oydu. Kullanıcıların verisi ile ne yapıyorsak, nedeni ile birlikte söyleyip, onlardan izin alarak yapmamız gerektiği inancımızı hiç değiştirmedik. Hala 8'e yakın izin alıyoruz ve böyle yapmak gerekir."

Akıncı, toplanan verilerin nasıl saklanacağı ve hangi güvenlik önlemleri ile saklandığının çok önemli olduğunu dile getirerek, verinin hem Türkiye'de olmasının hem de iyi korunmasının önemine dikkati çekti.

2013 yılından beri BİP'e yatırım yaptıklarını anlatan Akıncı, şu an 30 milyondan fazla aylık aktif kullanıcılarının bulunduğunu, yılmadan yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Akıncı, "Ocakta kişisel verilerin paylaşılması ve ticari olarak kullanılması ile ilgili dalga olduğu zaman, Türkiye'den on milyonlarca yeni kullanıcı aldık ama daha çok global kullanıcı da aldık. Malezya kullanıcı sayısı şu an bizim üçüncü pazarımız, Endonezya ikinci pazarımız oldu. Yaay gibi Dedi gibi başka yatırımlarımız da geldikçe, birbirimizle rekabet ederek daha iyi servisler geliştireceğimize, bölgeselden başlayarak globale gidebilecek servisler yaratabileceğiz." ifadelerini kullandı.

"Çocukları bilgilendirmeliyiz"

Dedi İletişim, Bilgi Teknolojileri ve İnternet Güvenliği Derneği (BTİDER) Başkanı Ömer Faruk Sorgun, Dedi'nin, Türkiye'nin Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi'ne katkıda bulunmak amacıyla sundukları ticari olmayan bir ürün olduğu bilgisini paylaştı.

Sorgun, Dedi'de hiç bir verinin işlenmediğinin ve tutulmadığının altını çizerek, şu bilgileri verdi:

"Yaklaşık 1 milyona yakın kullanıcımız var, süreci geliştirmeye devam ediyoruz. Bu bizim aynı zamanda sosyal sorumluluk projemiz oldu, bunu yapabileceğimizi göstermek bizim için önemliydi. İnanarak başladık, bu şekilde de çalışmaya devam ettik. İnternet yok sayacağımız bir şey değil, çocukların elinden bunu almak da yapabileceğimiz bir şey değil, ama çocuklarımızı nasıl koruruz, süreci nasıl rehabilite ederiz bunları düşünmek gerek.

Amatör başladığımız bir işi profesyonelce devam ettirmeye çalışıyoruz, gençleri sürece dahil etmek önemli. Türkiye olarak toplam 60 milyon sosyal medya hesabımız var, yaklaşık 8 milyon twit atılan bir ülkede yaşıyoruz. İnternetten kopmak diye bir şey şu an için görünmüyor, o zaman bu süreçlerde iyileştirmeyi nasıl yaparız, teknolojileri nasıl yerlileştiririz bunlara bakmak gerek."

Verilerin Türkiye'de kalmasının öneminin altını çizen Sorgun, genç nüfustan dolayı önümüzdeki dönemde Türkiye'nin teknolojiyi en iyi kullanan ülkelerden biri olacağını dile getirdi.

Çalıştay katılımcıların panelistlere yönelttiği soruların cezalandırılmasıyla son buldu.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.