DEVA Partisi'nden çevre alarmı: Van'ın üç kadim değeri risk altında
DEVA Partisi İpekyolu İlçe Başkanı Eray Bilgisel, Türkiye bütçesinin yaklaşık yüzde 14,5'inin faiz ödemelerine ayrıldığı bir dönemde, Van ve çevresini yakından ilgilendiren üç kadim soruna dikkat çekerek, Van Gölü'nde yaşanan ekolojik çöküş, 3 bin yıllık Şamran Kanalı'nın kaderine terk edilmesi ve Edremit ilçesinin plansız yapılaşma tehdidiyle karşı karşıya kalmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“EKONOMİ KONUŞULUYOR AMA VAN’IN ÇIĞLIĞI DUYULMUYOR”
2025 yılı bütçesinde faiz giderlerinin 2 trilyon 742 milyar TL’ye ulaştığını ve bunun toplam bütçenin yaklaşık yüzde 14,5’ine karşılık geldiğini hatırlatan Bilgisel, ekonomik krizin derinliğine dikkat çekti. Ancak yaşanan ekonomik tablo kadar hayati bir diğer başlığın çevresel ve ekolojik krizler olduğunu vurguladı.
Bilgisel açıklamasında, “Faiz ödemeleri ekonomimizin tam ortasında bir yıldız gibi parlıyor ve buna dair söyleyecek çok sözümüz var. Ancak bugün bu tabloyu bir anlığına kenara bırakarak, Van’ın üç kadim sorununa dikkat çekmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
BİRİNCİ KADİM SORUN: VAN GÖLÜ KADERİNE Mİ TERK EDİLDİ?
Van Gölü’nün son yıllarda iklim değişikliği, kuraklık ve insan kaynaklı yanlış uygulamalar nedeniyle ciddi alarm verdiğini belirten Bilgisel, bazı bölgelerde göl suyunun 3 kilometreye varan oranlarda çekildiğini ifade etti. Özellikle doğu kıyılarında gölün fiziksel görünümünün değişmeye başladığını belirten Bilgisel, bunun yalnızca görsel bir sorun değil, ekosistemin tamamını tehdit eden bir süreç olduğuna dikkat çekti.
“YAĞIŞLAR AZALDI, BUHARLAŞMA ARTTI”
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu’nun değerlendirmelerine yer veren Bilgisel, yağış yetersizliği ve artan buharlaşmanın Van Gölü üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek Alaeddinoğlu’nun, “Son yıllarda yağışların yetersizliği ve buharlaşmanın şiddeti çok daha belirgin hale geldi. Bu durum gölün doğal dengesini ciddi biçimde tehdit ediyor” sözlerini hatırlattı.
METEOROLOJİ RAPORLARI ENDİŞEYİ DERİNLEŞTİRİYOR
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Su Yılı Raporu’na göre Türkiye genelinde 12 aylık yağış miktarının son 52 yılın en düşük seviyesine gerilediğini aktaran Bilgisel, Van Gölü Havzası’nın bu durumdan en ağır etkilenen bölgelerden biri olduğunu ifade etti. 2024 yılında sınırlı iyileşmeler görülse de 2025 itibariyle kuraklığın yeniden derinleştiğini belirtti.
KURAK DÖNEMLER UZADI, TEHLİKE BÜYÜDÜ
Geçmişte Van Havzası’nda yağışsız dönemlerin ortalama bir ay sürdüğünü hatırlatan Bilgisel, bu sürenin önce 1,5 aya, ardından 2 aya çıktığını, 2025 yılı itibariyle 3 aya kadar uzadığını ifade etti. Bu değişimin yalnızca iklimsel değil, insan kaynaklı faktörlerle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
İNSAN KAYNAKLI TAHRİBAT KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR
Uzman görüşlerine dayanan değerlendirmesinde Bilgisel, Van Gölü’nü besleyen dere ve akarsuların zayıflamasında yalnızca yağış eksikliğinin değil; plansız barajlar, bilinçsiz kuyu ve sondaj çalışmaları, yeraltı sularının kontrolsüz çekilmesi ve aşırı su kullanımının etkili olduğunu vurguladı. Bu tablo devam ettiği takdirde Van Gölü’nün yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik bir krizle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.
TARIM, HAYVANCILIK VE TURİZM TEHDİT ALTINDA
Göl çevresinde sahil şeridinin metrelerce çekilmesinin tarım ve hayvancılıkla geçinen binlerce Vanlıyı doğrudan etkilediğini belirten Bilgisel, sulama sıkıntıları nedeniyle ciddi verim kayıpları yaşandığını ifade etti. Ayrıca turizm potansiyelinin hızla zarar gördüğünü, bu durumun orta ve uzun vadede kent ekonomisini olumsuz etkileyeceğini dile getirdi.
ÇÖZÜM VAR, SİYASİ İRADE EKSİK
DEVA Partisi’nin Van Gölü’nün korunmasına yönelik çözüm önerilerini sıralayan Bilgisel; su kaynaklarının korunması, tarımsal sulamada tasarruflu yöntemlerin yaygınlaştırılması, havza genelinde ağaçlandırma çalışmaları, atık suların etkin arıtılması ve iklim değişikliğine uyum politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
İKİNCİ KADİM SORUN: 3 BİN YILLIK ŞAMRAN KANALI YOK OLUYOR
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması için 2020 yılında süreci başlatılan Şamran Kanalı’nın, Urartu Kralı Menua tarafından inşa edilen eşsiz bir mühendislik eseri olduğunu hatırlatan Bilgisel, kanalın bugün bakımsızlık, defineci tahribatı, çöp birikintileri ve plansız yapılaşma nedeniyle yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
“Definecilerin açtığı kaçak kazılar nedeniyle kanalın bazı bölümleri çökmüş durumda. Bu tablo Van’a ve Vanlıya yakışmıyor” ifadelerine yer veren Bilgisel, acil rehabilitasyon çağrısında bulundu.
ÜÇÜNCÜ KADİM SORUN: EDREMİT BETONA TESLİM
Van’ın nefes borusu olarak görülen Edremit ilçesinin plansız ve kontrolsüz yapılaşma nedeniyle hızla doğal kimliğini kaybettiğini ifade eden Bilgisel, Kızılderili atasözünü hatırlatarak, “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacağız. Peki bunu anlamak için daha neyi bekliyoruz?” dedi.
“VAN İÇİN GEÇ KALMADAN HAREKETE GEÇİLMELİ”
Açıklamasının sonunda Bilgisel, Van’ın doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin korunmasının siyasi değil, insani bir sorumluluk olduğunu vurguladı. “Van Gölü’nü, Şamran Kanalı’nı ve Edremit’i kaybedersek sadece bir çevre felaketi yaşamayız; tarihimizden, kimliğimizden ve geleceğimizden koparız” ifadelerinde bulunan Bilgisel, tüm yetkilileri bilimsel veriler ışığında acil ve kararlı adımlar atmaya davet etti.
Irak- İran- il- ilçe ve köylere yolcu taşıyan minibüsler için 500 minibüs kapasiteli minibüs otogarı yapılmalıydı. İki tane 500'er araçlık çok katlı otopark yapılmalıydı. İki tane 500'er araçlık yer altı otoparkı yapılmalıydı. İki tane 500'er araçlık açık otopark alanı yapılmalıydı. On adet 3 gidiş 3 geliş şeklinde büyük bulvar yapılmalıydı. Yüzlerce adet asfaltlı, modern ve yeni cadde, sokak ve ara sokak açılmalıydı. Şehirdeki bozuk, çukur, kazılı, sorunlu ve kullanışsız yüzlerce yol yenilenip asfaltlanmalıydı. Şehre on adet köprülü kavşak yapılmalıydı. Şehirde geniş kavşaklar, döner kavşaklar, prestij cadde ve sokaklar, butik sokaklar, trafiğe kapalı yaya yolları yapılmalıydı. Çevre yolunun tamamı bitirilmeliydi. Çevre yoluna bağlanan onlarca modern bağlantı yolu yapılmalıydı.
13 İLÇEMİZDE, 590 KÖY VE MAHALLEMİZDE : Tarihi camiler, medreseler, hanlar, kervansaraylar, kaleler, kuleler, surlar, tarihi yerleşim alanları, köprüler, onlarca manastır, kilise ve şapel başta olmak üzere yüzlerce tarihi eser, tarihi alan ve tarihi kalıntı kaderine terk haldedir. VAN, sadece Van Kalesi, Hoşap Kalesi, Çavuştepe Kalesi, Ayanıs Kalesi, Hüsrevpaşa Camii, Akdamar Kilisesi, Gevaş Mezarlığı ve kümbetleri gibi öne çıkan on tane tarihi esere değil HİÇ ABARTMADAN yüzlerce tarihi esere, alana, kalıntıya ve mirasa sahiptir. Van'ın neresine gitseniz bakımsız, sahipsiz, ıslah ve ihya edilmeyi, turizme kazandırılmayı bekleyen eserler görüyorsunuz. VAN ve Van'daki kurumlar ne zaman bunları ayağa kaldıracak?
VAN'DA MUAZZAM BİR TARİHİ MİRAS VAR. VAN'DA ÜLKENİN EN BÜYÜK GÖLÜ VAR. VAN'DA ERÇEK GÖLÜ, AKGÖL, KEŞİŞ GÖLÜ, SIHKE GÖLÜ GİBİ BAŞKA GÖLLER DE VAR. VAN'DA FARKLI COĞRAFİ GÜZELLİKLERE, DOĞAL ZENGİNLİKLERE SAHİP 13 İLÇE VAR. VAN'DA ÇARPICI GÜZELLİKTE DÖRT ADA VAR. VAN'DA DAĞLAR, OVALAR, YAYLALAR, VADİLER, KANYONLAR, ŞELALER VAR. VAN'DA TERMAL ALANLAR VAR. VAN'DA KAYAK İMKÂNLARI VAR. VAN'DA KARA YOLU, HAVA YOLU, DEMİR YOLU İMKÂNI VAR. VAN'DA BİRÇOK ŞEHİRDE BULUNMAYAN NİCE İMKÀNLAR, FIRSATLAR VE POTANSİYELLER VAR. FAKAT BUNLARIN ÇOK BÜYÜK KISMI DEĞERLENDİRİLMİYOR. SAHİP ÇIKILMAYI, ISLAH VE İHYA EDİLMEYİ, TURİZME KAZANDIRILMAYI BEKLİYORLAR.
GÖL KIYISINDAKİ BU İLÇELER : Gevaş, Edremit, İpekyolu, Tuşba, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Tatvan. GÖL KIYISINDAKİ ONLARCA KÖY... Tüm buralardan her yıl ve 365 gün boyunca aralıksız VAN GÖLÜ'ne atık sular, kirli sular, katı atıklar ve çöpler karışıyor. Nereden biliyoruz? Elbetteki yetersiz arıtma tesislerinden, kirli ve berbat durumdaki dere, kanal ve arklardan, göl kıyıları ve sahillerindeki kirlilikten, onlarca büz ve borudan akıp göle dökülen kirli ve bulanık sulardan biliyoruz. Van Gölü kıyılarındaki kirlilik ve bulanıklık, sıcak havalarda gölden yükselen ağır kokular, gölün birçok noktasında yüzülememesi, göl dibindeki milyonlarca tonluk lağım, balçık ve pislik bu gölün adeta foseptik çukuru, çöp deryası, atık çukuru ve lağım deposu muamelesi gördüğünü gösteriyor. Havzadaki nice insanın bilinçsizlik ve duyarsızlıkları, havzadaki kurumların çoğunlukla yetersiz tedbirler almaları, temizlik ve ıslah çalışmalarının devam eden kirliliğe nisbetle az olması ciddi bir sorundur.
TOPRAKKALE TEPESİ'NİN ÜÇ TARAFI ... SIHKE GÖLÜ'NÜN TÜM ÇEVRESİ... Şu anda muhteşem bir peyzaj, muhteşem bir çevre düzenlemesi, kilometrelerce yürüyüş yolları, yüzlerce oturma alanı, binlerce bank ve kamelya, yürüyüş yolları, binlerce adet muhteşem aydınlatma lambası, 65 bin adet çeşitli türlerde boy boy ağaç ve yeşil alanlarla dolu bir göz alıcı rekreasyon alanı, yeşil alan, dinlenme ve eğlenme alanı olması gerekmiyor muydu? Bu devasa tepe, bu tepenin binlerce dönümlük yamaçları, bu göl ve etrafındaki yüzlerce dönümlük boş ve bakımsız alan KAYSERİ, KONYA, BURSA, KOCAELİ, G.ANTEP, D.BAKIR vb. birçok şehrimizde olsaydı bu halde mi olurdu? Şehrin ilgisiz hâli bu alanlara da yansımış. Bu bahsi geçen yerlere on yıllardır yapılan tek şey son iki senede yapılan SEYİR TERASI VE ASFALT YOL oldu. Neden bu halde kalmış ? Çünkü bu şehir, bu potansiyellerini, bu gibi alanlarını çağdaş kentlerdeki gibi değerlendirmiyor?
