Köşe Yazıları Haber Girişi: 23.02.2022 - 09:03, Güncelleme: 23.02.2022 - 09:03

CACIKÇI SOFİ DAYI VE SEBZECİLER ÇARŞISI

 

CACIKÇI SOFİ DAYI VE SEBZECİLER ÇARŞISI

Ümit Kayaçelebi yazdı...
Bir zamanlar bir sebze pazarımız vardı. Üstü kapalı olan doğudan , güneyden ve kuzeyden üç kapısı olduğu gibi. Birde batıya Bilal Karakaş’ın dükkanının içinden geçen bir ara kapısı  bulunurdu. Ve tam karşısında da dört tarafından mis gibi zernebat suyunun aktığı bir çeşme vardı. Esnaf bu çeşmeden içme suyunu tedarik eder ve namaz  kılanlar da bu çeşmeden abdest alırlardı. Çeşme temiz ve bakımlıydı. Daha doğrusu Van halkı çok temizliğe riayet ederdi. İster sebze pazarı deyin, ister sebzeciler çarşısı deyin, isterseniz sebze hali deyin Van’ın sebze ve meyvesi 12 ay oradan alınırdı. Onun dışında başka yerde sebze ve meyve satılmazdı. Yalnız 70 li yıllardan sonra sofi dediğimiz bir efendi ve Mustafa adlı bir arkadaşımız halin kenarında yer aldı. Bunun dışında seyyar veya başka yerde meyve satan sebze satan esnaf yoktu. İşte dediğim gibi artık dışarıda da sebze ve meyve satanlar çıkmaya başladı. Tabi sebzeciler çarsının güney ve kuzey kapılarından girdiğiniz zaman orada da  tüm kasap esnafı yer alırdı.Yani T şeklinde olan çarşının bir tarafı sebze ve meyve satan esnafla dolu iken beri tarafı da kasap esnafı ile doluydu. Bu yazımda ben sadece sebze pazarındaki sebze ve meyve satan esnaflarla alakalı yazmaya çalışacağım. Kasaplar bahsine girersem konu dağılacak. Çünkü kasap esnafı ile de alakalı çok yazılacak şeyler var onu bir başka yazıma bırakıyorum şimdilik. Bundan 60-70 yıl öncesinde şimdiki gibi sebze ve meyve sonbahar ve kış aylarında çok zor nadiren bulunurdu. Kış aylarında çok nadiren bir deste maydanoz soğan urfa tarafından geldiği zaman çölde su bulmuş gibi sevinirdik. Biz muz, kivi, Hindistan cevizi , brokoli, kereviz, enginar, karnabahar ve benzeri sebzeleri hiç bilmedik ve görmedik. Van halkı sebzeciler çarşısına geldiği zaman sadece sebze alırdı. Meyveyi almaya hacet yoktu. Çünkü herkesin bağında bahçesinde çeşit çeşit elma, armut, erik, alo, alça,kiraz, vişne, ceviz ağaçları vardı. Yalnız cevize ihtiyaç olduğunda Edremit’e giderek alınırdı veya Edremit’ten gelenlerden satın alınırdı. Çünkü bahçelerimizde aslik elma, pamuk elma, dığdığı armut, mellaki armut melleçi armut ve daha nice çeşitleri vardı ve bu yazlık ve kışlık meyveler bize on iki ay yeterdi. Sebze ve meyveye en çok ihtiyaç duyanlar vazife icabı Van da bulunan memurin takımıydı. Yani Van’da vazife icabı olan görevlilerdi onlar ne çare sebze ve meyve ihtiyaçlarını haliyle bağ ve bahçeleri olmadığı için sebze halinden alma durumundaydılar. Sebze hali esnafı çok temiz ve titizdiler. Yani Belediyenin temizlemesine ihtiyaç bırakmazlardı. Kendileri sil süpür işini çok güzel ifa ederlerdi. Şimdi bu mekan peynirciler çarşısına dönüştü oysa o zamanlar orada peynir ve cacık satanlar da vardı. Cacığıyla tanınan meşhur tek kişi Sofi dayıydı.  Sarı toprak ailesine mensup amcamız kendi halinde sesiz sedasız bir zattı. Asıl ismini hatırlayamıyorum. Van halkı ve Van esnafı ona hep Sofi dayı diye hitap ederlerdi.  Nedense cacık dendiği zaman gidin Sofi Dayıdan alın derlerdi ve biz de o zamanlar cacık almak için özellikle Sofi Dayıya giderdik. Mekanı cennet olsun. Diğer esnafta da tek tük peynir ve cacık, gurut satan olsa da cacığın doğru adresi Sofi Dayıydı. Sofi Dayıyı severde diğer büyüklerimizi  sevmez miydik! Sevmemek ne kelime hepsi de birbirinden hoş insanlardı. Sabah olduğu zaman rahmetli dedemle ben birlikte benim elimde bir hasır sepet doğru sebzeciler çarşısına giderdik. Önce kasap Ziya’ya (Ziya Türközü)  uğrardık. O yıllarda her şey bir kasap veya bir manavdan alınırdı çok istisnai durumlarda olmasa başka yere yönelirdik. Bizim kasabımız da Ziya amcaydı. Burada bir şeyi ifade edeyim; o günkü esnafla mal alan arasında beşeri ilişkiler mal alma satma mevzusu değildi. Ahbaplık dostluk vardı. Kazıklama kandırma akıllarından bile geçmezdi. Çünkü herkesin birbirine her zaman bakacak yüzü vardı. Bu yüzü kimse dünya malı için yitirmek istemezdi. Ve istemdiler de. Allah hepsinden razı olsun. Hakkımız onlara helal hoş olsun. Ve derken gelirdik elimiz de sepetle doğru Niyazi Dayıoğlu’na. Niyazi Dayıoğlu dedemim manavıydı. Kolay kolay başkasına gitmezdi. Ancak onda olamasa başkasına giderdi. Adap usul erkan böyleydi. Değil biz herkes için öyleydi. Ama bunun haricinde alanla satan birbirlerini tanırlardı ondan aldın benden almadın diye darılma yoktu. Rahmetli Niyazi Dayıoğlu o yıllarda hem manavdı hem de Çavuş başı mahallesinin muhtarıydı. Dedem rahmete gidene kadar hep ondan aldık. Her gittiğimizde mutlaka otururlardı konuşurlardı çay içerlerdi ve ondan sonra bir daha görüşmek üzere ayrılırlardı. İşte eskiler böyleydi. Al malını git değildi! Dert dava mal satmak değildi! Hile hurda onların kitaplarında yazmazdı. Kese kağıdının içine çürük çarık sebze  yerleştirmek sokuşturmak akıllarından bile geçmezdi. Hele bi bakın o sebzeciler çarşısında kimler yoktu ki? Daha doğrusu ben yazayım da siz de bi hatırlayın şöyle bir gözlerinizin  önünden resmi geçit yapsınlar! Bakın hele bu sebzeciler çarşısından ve yanındaki sebze halinde kimler yaşamış ve kimler bu fani dünyaya konup göçmüşler.(unuttuğum olabilir) İşte o güzel insanları bir bir sayayım sizde onları hatırlayıp yad etmiş olursunuz ; Abdullah Çakır Bilal Karakaş (Çeşmenin başında) Suat İlvan Fehim Gürbüz Oco Dayı Mahsun Apaydın Hakkı Hacırüstemoğlu Fuat Gürbüz Sebzeci Doğan Vefik Akay Niyazi Mescioğlu Metin Avcı Muğdat Karakaş Cevdet Babalar Bahri Beyaz Mustafa altınbaş Remzi Coşkun Sofi Sarıtoprak Rıza Akköprü Mahmut Kılavuz Niyazi Dayıoğlu Hacı Refik Refik Akay Sultan Erkan Şerif Can Mevlüt Can İbrahim Yeniyurt Selahattin Gültepe Sevgili dostlar bunları böyle bir bir sıralarken sebzeciler çarşısının hemen güney tarafında yer alan sebze ve meyve toptancılarını da listeye dahil ederek öyle yazdım Sebzeciler çarşısı güzel bir mekandı ve içinde de güzel insanlar yaşadı. Senelerce gittik alış veriş yaptık. Ama hiç kandırılmadık,hiç hileye şahit olmadık ve bu gün de bu gün yeri gelmişken onları anmayı ve sizlere hatırlatmayı da bir vazife addettim. Ölenleri rahmetle ve minnetle anıyorum Yaşayanlar varsa onlara sağlık ve afiyet diliyorum. Hey gidi günler hey…
Ümit Kayaçelebi yazdı...

Bir zamanlar bir sebze pazarımız vardı.

Üstü kapalı olan doğudan , güneyden ve kuzeyden üç kapısı olduğu gibi. Birde batıya Bilal Karakaş’ın dükkanının içinden geçen bir ara kapısı  bulunurdu. Ve tam karşısında da dört tarafından mis gibi zernebat suyunun aktığı bir çeşme vardı. Esnaf bu çeşmeden içme suyunu tedarik eder ve namaz  kılanlar da bu çeşmeden abdest alırlardı. Çeşme temiz ve bakımlıydı. Daha doğrusu Van halkı çok temizliğe riayet ederdi.

İster sebze pazarı deyin, ister sebzeciler çarşısı deyin, isterseniz sebze hali deyin Van’ın sebze ve meyvesi 12 ay oradan alınırdı. Onun dışında başka yerde sebze ve meyve satılmazdı. Yalnız 70 li yıllardan sonra sofi dediğimiz bir efendi ve Mustafa adlı bir arkadaşımız halin kenarında yer aldı. Bunun dışında seyyar veya başka yerde meyve satan sebze satan esnaf yoktu. İşte dediğim gibi artık dışarıda da sebze ve meyve satanlar çıkmaya başladı.

Tabi sebzeciler çarsının güney ve kuzey kapılarından girdiğiniz zaman orada da  tüm kasap esnafı yer alırdı.Yani T şeklinde olan çarşının bir tarafı sebze ve meyve satan esnafla dolu iken beri tarafı da kasap esnafı ile doluydu.

Bu yazımda ben sadece sebze pazarındaki sebze ve meyve satan esnaflarla alakalı yazmaya çalışacağım. Kasaplar bahsine girersem konu dağılacak. Çünkü kasap esnafı ile de alakalı çok yazılacak şeyler var onu bir başka yazıma bırakıyorum şimdilik.

Bundan 60-70 yıl öncesinde şimdiki gibi sebze ve meyve sonbahar ve kış aylarında çok zor nadiren bulunurdu. Kış aylarında çok nadiren bir deste maydanoz soğan urfa tarafından geldiği zaman çölde su bulmuş gibi sevinirdik. Biz muz, kivi, Hindistan cevizi , brokoli, kereviz, enginar, karnabahar ve benzeri sebzeleri hiç bilmedik ve görmedik.

Van halkı sebzeciler çarşısına geldiği zaman sadece sebze alırdı. Meyveyi almaya hacet yoktu. Çünkü herkesin bağında bahçesinde çeşit çeşit elma, armut, erik, alo, alça,kiraz, vişne, ceviz ağaçları vardı. Yalnız cevize ihtiyaç olduğunda Edremit’e giderek alınırdı veya Edremit’ten gelenlerden satın alınırdı. Çünkü bahçelerimizde aslik elma, pamuk elma, dığdığı armut, mellaki armut melleçi armut ve daha nice çeşitleri vardı ve bu yazlık ve kışlık meyveler bize on iki ay yeterdi.

Sebze ve meyveye en çok ihtiyaç duyanlar vazife icabı Van da bulunan memurin takımıydı. Yani Van’da vazife icabı olan görevlilerdi onlar ne çare sebze ve meyve ihtiyaçlarını haliyle bağ ve bahçeleri olmadığı için sebze halinden alma durumundaydılar.

Sebze hali esnafı çok temiz ve titizdiler. Yani Belediyenin temizlemesine ihtiyaç bırakmazlardı. Kendileri sil süpür işini çok güzel ifa ederlerdi.

Şimdi bu mekan peynirciler çarşısına dönüştü oysa o zamanlar orada peynir ve cacık satanlar da vardı. Cacığıyla tanınan meşhur tek kişi Sofi dayıydı.  Sarı toprak ailesine mensup amcamız kendi halinde sesiz sedasız bir zattı. Asıl ismini hatırlayamıyorum. Van halkı ve Van esnafı ona hep Sofi dayı diye hitap ederlerdi.  Nedense cacık dendiği zaman gidin Sofi Dayıdan alın derlerdi ve biz de o zamanlar cacık almak için özellikle Sofi Dayıya giderdik. Mekanı cennet olsun. Diğer esnafta da tek tük peynir ve cacık, gurut satan olsa da cacığın doğru adresi Sofi Dayıydı.

Sofi Dayıyı severde diğer büyüklerimizi  sevmez miydik!

Sevmemek ne kelime hepsi de birbirinden hoş insanlardı.

Sabah olduğu zaman rahmetli dedemle ben birlikte benim elimde bir hasır sepet doğru sebzeciler çarşısına giderdik. Önce kasap Ziya’ya (Ziya Türközü)  uğrardık. O yıllarda her şey bir kasap veya bir manavdan alınırdı çok istisnai durumlarda olmasa başka yere yönelirdik. Bizim kasabımız da Ziya amcaydı.

Burada bir şeyi ifade edeyim; o günkü esnafla mal alan arasında beşeri ilişkiler mal alma satma mevzusu değildi. Ahbaplık dostluk vardı. Kazıklama kandırma akıllarından bile geçmezdi. Çünkü herkesin birbirine her zaman bakacak yüzü vardı. Bu yüzü kimse dünya malı için yitirmek istemezdi. Ve istemdiler de. Allah hepsinden razı olsun. Hakkımız onlara helal hoş olsun.

Ve derken gelirdik elimiz de sepetle doğru Niyazi Dayıoğlu’na. Niyazi Dayıoğlu dedemim manavıydı. Kolay kolay başkasına gitmezdi. Ancak onda olamasa başkasına giderdi. Adap usul erkan böyleydi. Değil biz herkes için öyleydi. Ama bunun haricinde alanla satan birbirlerini tanırlardı ondan aldın benden almadın diye darılma yoktu.

Rahmetli Niyazi Dayıoğlu o yıllarda hem manavdı hem de Çavuş başı mahallesinin muhtarıydı. Dedem rahmete gidene kadar hep ondan aldık. Her gittiğimizde mutlaka otururlardı konuşurlardı çay içerlerdi ve ondan sonra bir daha görüşmek üzere ayrılırlardı.

İşte eskiler böyleydi.

Al malını git değildi!

Dert dava mal satmak değildi!

Hile hurda onların kitaplarında yazmazdı.

Kese kağıdının içine çürük çarık sebze  yerleştirmek sokuşturmak akıllarından bile geçmezdi.

Hele bi bakın o sebzeciler çarşısında kimler yoktu ki?

Daha doğrusu ben yazayım da siz de bi hatırlayın şöyle bir gözlerinizin  önünden resmi geçit yapsınlar!

Bakın hele bu sebzeciler çarşısından ve yanındaki sebze halinde kimler yaşamış ve kimler bu fani dünyaya konup göçmüşler.(unuttuğum olabilir)

İşte o güzel insanları bir bir sayayım sizde onları hatırlayıp yad etmiş olursunuz ;

Abdullah Çakır

Bilal Karakaş (Çeşmenin başında)

Suat İlvan

Fehim Gürbüz

Oco Dayı

Mahsun Apaydın

Hakkı Hacırüstemoğlu

Fuat Gürbüz

Sebzeci Doğan

Vefik Akay

Niyazi Mescioğlu

Metin Avcı

Muğdat Karakaş

Cevdet Babalar

Bahri Beyaz

Mustafa altınbaş

Remzi Coşkun

Sofi Sarıtoprak

Rıza Akköprü

Mahmut Kılavuz

Niyazi Dayıoğlu

Hacı Refik

Refik Akay

Sultan Erkan

Şerif Can

Mevlüt Can

İbrahim Yeniyurt

Selahattin Gültepe

Sevgili dostlar bunları böyle bir bir sıralarken sebzeciler çarşısının hemen güney tarafında yer alan sebze ve meyve toptancılarını da listeye dahil ederek öyle yazdım Sebzeciler çarşısı güzel bir mekandı ve içinde de güzel insanlar yaşadı. Senelerce gittik alış veriş yaptık.

Ama hiç kandırılmadık,hiç hileye şahit olmadık ve bu gün de bu gün yeri gelmişken onları anmayı ve sizlere hatırlatmayı da bir vazife addettim.

Ölenleri rahmetle ve minnetle anıyorum Yaşayanlar varsa onlara sağlık ve afiyet diliyorum.

Hey gidi günler hey…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.