Haber Girişi: 09.09.2015 - 12:31, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:20

Birileri ısrarla iç savaş istiyor

 

Birileri ısrarla iç savaş istiyor

Bu yazıyı dün üç dört kez değiştirmek zorunda kaldım. Düşünce ve yazı hızım gelen ölüm haberlerine, olaylara yetişmekte aciz kaldı. Bekledim, sonra tamamlayabildim.
Zihnim, vicdanım, yüreğim paramparça oldu. Başı, sonu bilinmeyen çözüm süreci ölüm sürecine döndü maalesef. Çok tehlikeli, ürkütücü gidişat var. Yaraya tuz dökülüyor. Yüreğimiz kan ağlıyor. Acılar dayanılmaz boyutlara varıyor. Ekonomi en kötü dönemini yaşıyor. Anlamakta, anlatmakta, anlaşılmakta zorluk çekiyoruz. Dağlıca’da şehit düşen 16 asker daha Van’dan memleketlerine uğurlanmadan, memleketlerinde kara toprağa verilmeden, daha yasları tutulmadan, anaları babaları, eşleri çocukları tabutlara sarılmadan ve cenaze namazları kılınmadan Iğdır’dan kara haber geldi.  Iğdır'dan Nahcivan'a açılan Dilucu Sınır Kapısı'nda görev yapan polisleri götüren servis minibüsüne PKK'lıların bombalı saldırıda bulunması sonucu 13 polis şehit düşerken 2 polis de ağır yaralandı. Sağduyu yok edilmek isteniyor. Akıl tutulması yaşanıyor. Aktöreler ısrarla devletin, toplumun cinnet geçirmesi için çabalıyor. Birileri planlı şekilde toplumu tahrik ederek, toplumun psikolojik genleriyle oynayarak herkesi çıldırtmak istiyor. Birileri demokratik yasal düzene, özgürlüklere, insan haklarına son vermeye çalışıyor. Şalter indirilsin, motor durdurulsun isteniyor.  Aktörler akan kardeşkanını yeterli bulmuyor,  açık bir şekilde iç savaş isteniyor. Durum gerçekten kötü. Üç gün içinde 16’sı asker 14 polisin topluca şehit edilmesi sıradan bir olay değildir. Son iki saldırı düşündürücüdür. Doğru okumak lazım. Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin varlığına, bütün  milletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelik dış aktörlerin tezgahladığı, desteklediği uluslararası saldırı yapılıyor. Ne yapılmak isteniyor? Bir taraftan iki noktada üç günde 30 güvenlik görevlisi şehit ediliyor, diğer taraftan Hakkari ve Van'dan haftalar önce kaçırılan toplam 20 gümrük muhafaza memuru serbest bırakılıyor. Allahım aklımızı, memleketimizi bütün milletimizi koru. Çok zor günlerden geçiyoruz. Asker, polis, şehirdeki, dağdaki, yoldaki, doktor, çocuk, sivil ölüyor. Cizre’nin acısı da , Dağlıca’nın acısı da ağırdır. Ölümler ölümlere ekleniyor. Dağlıca ve Iğdır’daki saldırılarda şehit düşen asker ve polisler için yurt genelinde camilerde sela verildi. Ülke geneli yasta. Kazananı olmayan ölümler yaşanıyor. Öngörülerde bulunarak vicdanımızla uyardık. Analar ağlamasın derken babalar da ağlamaya başladı dedik. Ortadoğu’yu kendi ulusal çıkarlarına göre yeniden şekillendirme kararı alan Almanya, İran gibi dış aktörlerin fitnesine işaret ettik. Büyük Ortadoğu Projesi’nin Suriye, Irak ayağından sonra Türkiye bölümünün devreye sokulduğunu dile getirdik. Ülkemizde iç savaş, kargaşa çıkarılarak kardeşin kardeşe kırdırılmaya çalışıldığını yazdık. Bin yıldır bir arada yaşayan kardeş halkların birlikteliği coğrafyanın zorunlu kıldığı bir sonuç değildir. Bu kaçınılmaz kader birliğidir. Türk ve Kürt birlikteliği yalnızca Türkiye ile sınırlı değildir. Suriye’de, Irak’ta, İran’da yaşayan Kürdün dostu, akrabası Türk’tür. Türkmenlerin kız alıp verdiği,  ticaret yaptığı kardeşi Kürt’tür. Bir başka  plan devreye sokuluyor. Tehlikeli provokasyonlar sergileniyor. Çılgın ırkçı gruplar birçok ilde Doğu plakalı araçlara, mevsimlik işçilere saldırıyor. Evler, iş yerleri taşlanıyor.  Batı da Kürtlere Doğu da asker ve polislere saldıran mantık ve güç aynı kaynaktan besleniyor. Uyarıyoruz! Erzurum-Erzincan karayolu üzerinde toplanan yaklaşık 300 kişilik grubun, karayolunda lastik yakarak yolu trafiğe kapatması, yoldan geçen araçlara kimlik kontrolü yaparak Doğu’dan giden araçlara saldırıda bulunması dış aktörlerin istediği eylemlerdir.  PKK’lıların yol keserek kimlik sorması ne kadar suç ve tehlikeliyse Erzurum da birilerinin yol kesmesi kimlik sorması da o kadar yanlıştır, tehlikelidir. Acılar ne denli yakıcı derin ve büyük olursa olsun herkes bugün memleketin huzuru ve barışı için sağduyulu, sabırlı davranılmalıdır. Batı illerinde yaşayan insanlarımıza yönelik ırkçı saldırılar, karanlık oyuna hizmettir. Ülkemizin şu an birlikteliğe, kardeşliğe ihtiyacı var. Birlikteliğimize fitne, fesat, kin nefret tohumu ekmek isteyenlere, kardeş kavgası çıkararak bu güzel ülkeyi yangın yerine çevirmeye çalışanlara izin verilmemelidir. Yanlış yapan gözü dönmüş ahali, Aklınızı başınıza toplayın. Siz devlet değilsiniz. Hiçbir kimse kendini kanunların, devletin yerine koyamaz. Başkasının malına, canına, yaşam özgürlüğüne saldırarak suç işleme lüksü ve özgürlüğünüz olmaz. Ama, fakat diyerek yanlışı kendinize örnek gösterirseniz işte o zaman kargaşa doğar. İş zıvanadan çıkar. İşte o zaman dış aktörlerin beklentileri sayenizde amacına ulaşır. Yanlış, suç işlemek hoş görülmemeli. Hangi amaçla yapılırsa yapılsın tahriklere destek verilmemelidir. Siyasiler konuşmalarına azmi dikkat etmeleri gerekir. Sosyal paylaşım sitelerinde insanları yalan yanlış bilgilerle tahrik etmek, kışkırtmak, hakaret etmek vatanseverlik değildir. Sosyal medya kötü amaçlı kullanılıyor.Medenice sergilenen yasal tepkilere, protestolara evet. Ama ırkçı yaklaşımlara, yakıp yıkmalara, ötekileştirmelere kine, nefrete hayır diyoruz. Gün Batı da, Doğu da her yerde herkesin kardeşine, komşusuna, dostuna birbirine sahip çıkarak omuz verme günüdür. Gün sağduyulu davranarak kirli tezgahları bozma zamanıdır. Zalimler, alçaklar  iç savaş çıkarmak isteyebilir, ama Kürtler ve Türkler buna izin vermeyecektir.  
Bu yazıyı dün üç dört kez değiştirmek zorunda kaldım. Düşünce ve yazı hızım gelen ölüm haberlerine, olaylara yetişmekte aciz kaldı. Bekledim, sonra tamamlayabildim.

Zihnim, vicdanım, yüreğim paramparça oldu.

Başı, sonu bilinmeyen çözüm süreci ölüm sürecine döndü maalesef.

Çok tehlikeli, ürkütücü gidişat var.

Yaraya tuz dökülüyor.

Yüreğimiz kan ağlıyor.

Acılar dayanılmaz boyutlara varıyor.

Ekonomi en kötü dönemini yaşıyor.

Anlamakta, anlatmakta, anlaşılmakta zorluk çekiyoruz.

Dağlıca’da şehit düşen 16 asker daha Van’dan memleketlerine uğurlanmadan, memleketlerinde kara toprağa verilmeden, daha yasları tutulmadan, anaları babaları, eşleri çocukları tabutlara sarılmadan ve cenaze namazları kılınmadan Iğdır’dan kara haber geldi.  Iğdır'dan Nahcivan'a açılan Dilucu Sınır Kapısı'nda görev yapan polisleri götüren servis minibüsüne PKK'lıların bombalı saldırıda bulunması sonucu 13 polis şehit düşerken 2 polis de ağır yaralandı.

Sağduyu yok edilmek isteniyor.

Akıl tutulması yaşanıyor.

Aktöreler ısrarla devletin, toplumun cinnet geçirmesi için çabalıyor. Birileri planlı şekilde toplumu tahrik ederek, toplumun psikolojik genleriyle oynayarak herkesi çıldırtmak istiyor. Birileri demokratik yasal düzene, özgürlüklere, insan haklarına son vermeye çalışıyor. Şalter indirilsin, motor durdurulsun isteniyor.  Aktörler akan kardeşkanını yeterli bulmuyor,  açık bir şekilde iç savaş isteniyor.

Durum gerçekten kötü.

Üç gün içinde 16’sı asker 14 polisin topluca şehit edilmesi sıradan bir olay değildir. Son iki saldırı düşündürücüdür. Doğru okumak lazım. Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin varlığına, bütün  milletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelik dış aktörlerin tezgahladığı, desteklediği uluslararası saldırı yapılıyor.

Ne yapılmak isteniyor?

Bir taraftan iki noktada üç günde 30 güvenlik görevlisi şehit ediliyor, diğer taraftan Hakkari ve Van'dan haftalar önce kaçırılan toplam 20 gümrük muhafaza memuru serbest bırakılıyor.

Allahım aklımızı, memleketimizi bütün milletimizi koru.

Çok zor günlerden geçiyoruz.

Asker, polis, şehirdeki, dağdaki, yoldaki, doktor, çocuk, sivil ölüyor. Cizre’nin acısı da , Dağlıca’nın acısı da ağırdır.

Ölümler ölümlere ekleniyor. Dağlıca ve Iğdır’daki saldırılarda şehit düşen asker ve polisler için yurt genelinde camilerde sela verildi. Ülke geneli yasta. Kazananı olmayan ölümler yaşanıyor.

Öngörülerde bulunarak vicdanımızla uyardık.

Analar ağlamasın derken babalar da ağlamaya başladı dedik. Ortadoğu’yu kendi ulusal çıkarlarına göre yeniden şekillendirme kararı alan Almanya, İran gibi dış aktörlerin fitnesine işaret ettik. Büyük Ortadoğu Projesi’nin Suriye, Irak ayağından sonra Türkiye bölümünün devreye sokulduğunu dile getirdik. Ülkemizde iç savaş, kargaşa çıkarılarak kardeşin kardeşe kırdırılmaya çalışıldığını yazdık.

Bin yıldır bir arada yaşayan kardeş halkların birlikteliği coğrafyanın zorunlu kıldığı bir sonuç değildir. Bu kaçınılmaz kader birliğidir. Türk ve Kürt birlikteliği yalnızca Türkiye ile sınırlı değildir. Suriye’de, Irak’ta, İran’da yaşayan Kürdün dostu, akrabası Türk’tür. Türkmenlerin kız alıp verdiği,  ticaret yaptığı kardeşi Kürt’tür.

Bir başka  plan devreye sokuluyor.

Tehlikeli provokasyonlar sergileniyor. Çılgın ırkçı gruplar birçok ilde Doğu plakalı araçlara, mevsimlik işçilere saldırıyor. Evler, iş yerleri taşlanıyor.  Batı da Kürtlere Doğu da asker ve polislere saldıran mantık ve güç aynı kaynaktan besleniyor.

Uyarıyoruz!

Erzurum-Erzincan karayolu üzerinde toplanan yaklaşık 300 kişilik grubun, karayolunda lastik yakarak yolu trafiğe kapatması, yoldan geçen araçlara kimlik kontrolü yaparak Doğu’dan giden araçlara saldırıda bulunması dış aktörlerin istediği eylemlerdir.  PKK’lıların yol keserek kimlik sorması ne kadar suç ve tehlikeliyse Erzurum da birilerinin yol kesmesi kimlik sorması da o kadar yanlıştır, tehlikelidir.

Acılar ne denli yakıcı derin ve büyük olursa olsun herkes bugün memleketin huzuru ve barışı için sağduyulu, sabırlı davranılmalıdır. Batı illerinde yaşayan insanlarımıza yönelik ırkçı saldırılar, karanlık oyuna hizmettir. Ülkemizin şu an birlikteliğe, kardeşliğe ihtiyacı var. Birlikteliğimize fitne, fesat, kin nefret tohumu ekmek isteyenlere, kardeş kavgası çıkararak bu güzel ülkeyi yangın yerine çevirmeye çalışanlara izin verilmemelidir.

Yanlış yapan gözü dönmüş ahali,

Aklınızı başınıza toplayın. Siz devlet değilsiniz. Hiçbir kimse kendini kanunların, devletin yerine koyamaz. Başkasının malına, canına, yaşam özgürlüğüne saldırarak suç işleme lüksü ve özgürlüğünüz olmaz. Ama, fakat diyerek yanlışı kendinize örnek gösterirseniz işte o zaman kargaşa doğar. İş zıvanadan çıkar. İşte o zaman dış aktörlerin beklentileri sayenizde amacına ulaşır.

Yanlış, suç işlemek hoş görülmemeli.

Hangi amaçla yapılırsa yapılsın tahriklere destek verilmemelidir. Siyasiler konuşmalarına azmi dikkat etmeleri gerekir. Sosyal paylaşım sitelerinde insanları yalan yanlış bilgilerle tahrik etmek, kışkırtmak, hakaret etmek vatanseverlik değildir. Sosyal medya kötü amaçlı kullanılıyor.Medenice sergilenen yasal tepkilere, protestolara evet. Ama ırkçı yaklaşımlara, yakıp yıkmalara, ötekileştirmelere kine, nefrete hayır diyoruz.

Gün Batı da, Doğu da her yerde herkesin kardeşine, komşusuna, dostuna birbirine sahip çıkarak omuz verme günüdür. Gün sağduyulu davranarak kirli tezgahları bozma zamanıdır. Zalimler, alçaklar  iç savaş çıkarmak isteyebilir, ama Kürtler ve Türkler buna izin vermeyecektir.  

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.