Van Gölü İncileri

GÖNÜL HERKESİ DOST BİLİR

ATİLLA GÜNEY

Herkes gönle misafir olur bir vakit

Lakin her misafir ehil değildir

Gönül, Hakk'ın nazarghıdır

Her nefes orada barınamaz

Dost bildiklerimiz gölgemizde soluklandı

Nefisleri doyana dek yanımızda durdu

Menfaat çekilince muhabbet söndü

Yüzler değişti, safiyet kayboldu

Biz içimizdeki iyiliği ikram bildik

Karşımızdakini Hak bilir sandık

Meğer niyet gizli bir teraziydi

Tartısını bilmeyene ağır geldi

İkram bizden, niyet onlardan idi

Vebal, kirli kalpte gizliydi

Biz hüsn-ü zanla yürüdük bu yolda

Onlar suizanla bekledi köşede

Anlayamadık muhannetin niyetini

Çünkü biz kötülük bilmezdik

Gönlümüzü saray sandık, kapı açtık

Meğer imtihanmış, biz secdede fark ettik.

YOKSUL ÇATILAR

AYŞE KARADAĞ

Ak güvercinler salsam evrene kaç yazar

Yoksul çatılara baykuşlar tünemiş

Arkasız evlerin arkasızları yaşar bu evlerde

Yürek gümbürtüsünden temel tutmazlar

Dün al bayrak asılmış ansızın bir pencereye

Dünyayı maviye boyasam ne çıkar…

Diş izleri görünür tabutlarda kenelerin

Bayram yaparlar birazdan

Ölüm ağıtları yükselirken yoksul evlerde

Kur'anlar okunur varsın okunsun

Aynı ezgiyle hep bir ağızdan

Derler ki 'Vatan sağ olsun!'

Ak güvercinler uçursam evrene yüzlerce

Maviyle beyaz kavuşsa gökyüzünde

Umutla ak düşler sarılabilseydi eğer

Askerim birkaç pula satılmış meğer

Yine de umutlarım var

Koynumda ak güvercinler besliyorum

Korkusuz yaşasın diye yoksul çatılar…

TAM ADRES

ŞIK HARUN USTAOĞLU

Beni şaşırttılar, kafam karıştı,

Kalmışım düz ile ters arasında.

Böbürlenen havalıyla yarıştı,

Rekabet kibirle fors arasında.

Dili dürüstlerin, çalıyor eli;

Torpilin havlusu siliyor eli.

Yalaka azimle yalıyor eli,

Şoktayım gayretle hırs arasında.

Kılıçtım, kınından, çekti parladım;

Savurdular, kafalarda turladım.

Ham demirken, gür ateşte narladım;

Dövüldüm balyozla örs arasında.

Harun, sana köklü çınar dediler;

Saçtığın ışığa fener dediler.

Doğudan kaynayan pınar dediler;

Köyün Ardahan'la Kars arasında.

MAVİYE UYANMAK

AYŞE ÇELİK

Bu sabah küçük bir çocuk gibi uyandım

Her yer mavi ve her yer umuttu

Güneşin bir tebessümle hissettirdiği o sıcaklık

Babamın şefkatinin varlığı

Annemin yavrum diye seslenişi

Mavinin ferahlığı, kuşların sesi

Sevginin gücü

Huzurun göstergesi

Dünyadaki bütün çocukların çizdiği

Ev resminin birbiriyle aynı olmasının manası

Ve benim yaşadıklarım

Ve benim yaşamak istediklerim...

Babamın şefkati,

Annemin yavrum, diye seslenişi

Bu sabah küçük bir çocuk gibi uyandım.

Her yer mavi ve her yer umuttu...

KUŞLAR GÖKYÜZÜNE TUTUNAMADI

ERDEM MÜHÜRDAROĞLU

Sokaklarına nergisler ekmiştim,

İçimin şehrine ayak bastığın gün.

Kötülükleri toplayıp cam kavanoza doldurmuş ve

Ruhumun acemi korkuları ile sıkmıştım kapaklarını.

Nazar duaları ezberlemiştim o gün,

Mavi boncuklar asmıştım demirden korkuluklara.

Her şey senin yüreğime gelişineydi.

Türküler ezberleyip, şiirler yazmıştım; sonları hep umutla biten.

Muhabbet kuşlarım, geldiğin gün caddelerdeki ağaçlara tüneyip,

Kedilere eşlik ederek şarkılar söylemişlerdi.

Güneş, günde iki defa doğmaya başlamıştı;

Bir şafak sökerken, bir de sen gözlerini açarken.

Pencerelerin önlerine doluşmuştu, yaseminler, papatyalar, menekşeler…

Her kapı senin adınla açılmış,

Her çiçek suretinle süslenerek açmıştı.

Adınla güne başlayan şehrim adımlarınla yaşam bulmuştu…

Sonra sen gittin, e ben sessiz ve kasvetli bir şafağın,

Yüzüme vuran bıçak gibi keskin karanlığıyla uyandım.

Etrafta yaşama dair hiçbir şey yoktu.

Şehir, koca bir mezarlığı andırırcasına suskun ve soğuktu.

Ayaklarının kaldırımlarımı terk ettiğini anladığım da,

Gece erken çöktü dağlarıma.

Gökyüzünde tek bir yıldız yoktu; sanki yıldızların her biri

Siyaha boyanmış, ay ışıklarını söndürmüştü.

Sensiz kaldığımı fark ettiğim de

Korkmuş bir çocuğun titremesi düştü şakaklarıma.

O gün kuşlar tutunmayı bırakıp gökyüzünden düşmüş; kırılmıştı kanatları.

Ben de kuşlarla birlikte düşmüştüm kaldırımlara

Ve dizlerim canımı çocukluğum kadar acıtarak kanamıştı.

Rüzgr teselli etmeye çalışıp gökyüzündeki bütün uğultuları

Toplayarak kulaklarıma 'Bu dünyada tamamlanan hiçbir sevinç yoktur.'

Sözünü fısıldıyordu.

O günden sonra adınla boğulayım diye seni anlatan ne kadar çığlık varsa

Topladım ve dilime değmesinler diye boğazımda hapsetmeye başladım.

Çünkü gidişine yaraşır en güzel intihar şekli buydu…

Bak, yine nüksetti gidişin şehrimin ölü kuş kokan sokaklarına.

ESKİ KAFALIY

AYŞEGÜL AYAZ

Eski Kafalıyım

Eski kafalı biriyim,

Eski sevdalarda kalan

Yalansız, dolansız, tertemiz

Seven şıklar gezsin

Yanı başımda

Ben eski kafalı biriyim

Eskileri özlerim

Sevginin dilde yalan değil

Yürekte yanan bir yangın

Olduğuna inanırım

Böyle sever, böyle yaşarım

Yapmacık sözlere değil ilgim

Ben...

Sevdiği kadın için ölen değil

Onu yaşatan bir yüreği isterim.

YANINA

ERTUĞRUL KAYA

Sen gittin

Nehirler çağıldayarak aktı yine

Yosunlu sazlıklar arasından

Şelaleden kendini bıraktı

Çoşkun sular

Bir oyunmuş gibi tıpkı

Bir buzul çatladı kuzeyde

Bir kıyamet koptu güneyde

Adı savaştı

Henüz hiçbir tarih yazmadı

Ve sen gitmiştin

Görmedin hüznümü

Ben hissettim senin yerine de

Ağladım iki kişilik

Güldüm de yerine

Dinleyip kuşların türküsünü

Gömdüm hüznümü de

Gülen göğün yüzüne

Yanına…

AYRI BİR ÖZLEM'SİN...

SERHAT YILDIZ

Hep aynı yerden kırılıyorum

Sebepli sebepsiz

Başım duvarda,

Sırtımı kemiren böcekler

Yüreği yorgun bir adamım ben

Nerede görsem seni

Ellerinde hep kirli eller

Ne o ;

Gözlerini hüzünlü gördüm bugün

Elini uzat

Yüreğime dokunacak kadar

Yüzmeyi bilmiyorum mesela

Gözlerinde akan yaşlarda boğulurum

Cehennemine sarılmak istiyorum

Yansam bile incinmem söz

Korkularımda var elbet

Hissedecek kadar

Gözlerinde korkunu görüyorum

Bu gün çok güzel olmuşsun

Gözlerin ayrı

Saçların, dudakların ayrı sevinçte

İnsan aklındakilerini unutamaz

Şu sıralar ölmekle meşgulüm affet

Biliyorum susuz bir ağaç gibisin

Senle ilgilenemeyecek kadar

Yaşlandım artık

Oysa inatla sevmek istiyorum seni

Hiç bilmediğim kaldırımlarda

Yürüyorum

Her kaldırımın sonunda

Sana varmanın umudunu

Taşıyarak...

YEŞİL GÖZLÜ KIZ

RUA İSA

Yeşil gözlerini görünce durdu

Kalbimin içinde yaktı ateşi

Bakışıyla dünya yeniden döndü

Sevdası kalbimde sabah güneşi

Sokakta yürürken adını andı

Ses içinde sesi sonsuz bir andı

Bakışıyla cihan yeni uyandı

Düşlerde yaktığı hasret ateşi

Gülüşünde saklı bir bahar vardı

Rüzgr bile onu görse susardı

Geçtikçe özlem yüreği sardı

Umuda selamı bitmez neşesi.

Bakmadan Geçme