Ayhan Çelenk'in 'Denizden Gelenler – Tjeker'in Yolu' adlı romanı okurla buluştu
Yazar Ayhan Çelenk'in kaleme aldığı 'Denizden Gelenler – Tjeker'in Yolu' adlı roman, Erda Yayınları etiketiyle yayımlanarak edebiyat dünyasındaki yerini aldı.
Kurulduğu günden bu yana yazarlara destek olmayı ve nitelikli eserleri okurla buluşturmayı amaçlayan Erda Yayınları, bu kez tarih ile mitolojiyi bir araya getiren özgün romanı edebiyatseverlerin beğenisine sundu.
M.Ö. 12. yüzyıla odaklanan roman, Akdeniz'in bilinmez sularında başlayan büyük bir yolculuğu merkezine alıyor. Tarih kitaplarında 'Deniz Kavimleri' olarak anılan topluluklardan biri olan Tjekerlerin hikyesini konu alan eser, yalnızca bir göç anlatısı olmanın ötesine geçerek; umut, sevgi, ihanet, kayıp ve yeniden doğuş temalarını derinlikli bir anlatımla ele alıyor. Ayhan Çelenk, romanında tarihsel verilerden ilham alırken, mitolojik unsurlar ve güçlü bir anlatım diliyle okuru binlerce yıl öncesine taşıyor.
Yazar Ayhan Çelenk, romanın temel ruhunu şu sözlerle özetliyor:
'Denizin çağrısı… M.Ö. 12. yüzyılda, Akdeniz'in karanlık sularında yeni bir yolculuk başlar. Tjekerler, topraklarını, sevdiklerini ve tüm geçmişlerini ardında bırakıp bilinmeyene doğru yelken açar. Bu, yalnızca bir göç hikyesi değil; aynı zamanda umut, sevgi, ihanet ve yeniden doğuşun romanıdır.'
Bu ifadeler, romanın yalnızca tarihsel bir anlatı olmadığını; insanlığın ortak hafızasına dokunan evrensel bir hikye sunduğunu ortaya koyuyor.
Toplam 168 sayfadan oluşan Denizden Gelenler – Tjeker'in Yolu, Bronz Çağı'nın son döneminde yaşanan büyük çöküşü ve bu çöküşün insan toplulukları üzerindeki etkilerini merkeze alıyor. Yıldızların fısıltısını dinleyerek yol bulan denizciler, spiral taşın sırrını çözmeye çalışan bilge figürler ve denizin çağrısına kulak veren göçmenler aracılığıyla, tarih ile mit iç içe geçiyor. Roman, 'Geldiğimiz yeri unutursak, gittiğimiz yer bize hep yabancı kalır' cümlesiyle hafıza, kimlik ve aidiyet kavramlarını sorguluyor.
Ayhan Çelenk, kitabın önsözünde okura seslenerek eserin amacını ve duygusal derinliğini güçlü bir dille ifade ediyor. Ön sözde yer alan şu ifadeler, romanın yalnızca bir kurgu olmadığını, aynı zamanda tarihin sessiz kalmış sayfalarına bir ses verme çabası olduğunu gösteriyor:
'Bu bir hikye değil; bu, sesini yitirmiş bir kavmin hatırasıdır. Yıldızlara bakarak yolunu bulmaya çalışanların, gökyüzünden bir yön, topraktan bir yuva arayanların öyküsüdür.'
Yazar, Deniz Kavimleri'nin tarih sahnesinde yarattığı büyük fırtınaya dikkat çekiyor. Savaş, göç, yangın ve yıkımın bu halkların ardından nasıl geldiğini anlatan roman; yalnızca yıkımı değil, yaşamı, sevgiyi, umudu ve insanın yeni bir başlangıç yapma cesaretini ön plana çıkarıyor. Tjekerler, romanda yalnızca savaşan bir topluluk olarak değil; hayalleri olan, yanılan, seven ve sonunda unutulan insanlar olarak yeniden hayat buluyor.
Erda Yayınları yetkilileri, 'Denizden Gelenler – Tjeker'in Yolu'nun hem tarih meraklılarına hem de edebi derinlik arayan okurlara hitap ettiğini belirterek, romanın kısa sürede geniş bir okur kitlesine ulaşmasını beklediklerini ifade etti. Bronz Çağı'nın sonundaki kırılma anlarını insan hikyeleri üzerinden anlatan eser, tarihsel roman türüne farklı bir bakış açısı kazandırmasıyla dikkat çekiyor.
Ayhan Çelenk'in yeni romanı, geçmişin unutulmuş halklarına kulak vermek, denizin çağrısını hissetmek ve tarih ile mitin kesiştiği uzun bir yolculuğa çıkmak isteyen okurlar için raflardaki yerini aldı.