Köşe Yazıları (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 24.07.2013 - 10:42, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:19

Yüzgörgüsü

 

Yüzgörgüsü

İnsan ister istemez başkalarına muhtaçtır.Kendisine bakarken bile kendi içindeki başka birine bakar aslında. Ben varsa, sen de vardır gibi bir şey.Bunu bize en iyi gösterende sanırım aynalardır.Ona bakarken başka bir seni arama ya da kendi varlığını ona izah etme, gösterme isteği.Aynalar,hani şu vazgeçilmezimiz.Hemen hemen her gün hepimizin bir kaç kez ziyaret ettiği,olmazssa olmazlarımız.Hep merak etmişim aynayı ilk bulanlar kimler.Ufak bir araştırma yaptım.Tarihi çok eski. Çatalhöyük'te bulunan obsidiyen aynaların tarihi MÖ 6000 yılına kadar uzanmaktadır. Eski Mısır'da 2900, İndus'ta 2800, Çin'de 1500 yıllık metal aynalar bulunmuştur. Cam ayna Fenikeliler tarafından bulunmuşsa da, 13.yüzyıla kadar Avrupa'ya girmemiş ve modern zamanlara kadar yaygınlaşmamıştır.Anadolu ağızlarında da şu adlar verilir: bakanak, bakar, bakbakı, gözgeç, gözgör, gözünke, kılıklık, yüzgörgü, yüzgörgüsü…Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalılar'ın bronz el aynaları kullandığı bilinmektedir.Daha değerli olanları ise gümüşten yapılırdı.Çok eskiden metalle kaplanmış cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlara da rastlanmaktadır.Fakat bu yöntem o zamanlar yaygınlaşmamıştır.Venedik liler'in kullandığı yöntem, 19.Yüzyılda yerini yeni bir yönteme bırakmıştır.Alman kimyacı Justus von Liebig (1803-1873), camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini bulmuş, bu yöntem günümüzde bile günlük amaçlar için kullanılan aynaların üretiminde uygulanmaya başlanmıştır.Aynalarda ışıkların yansıması kanunlarını bulan ise İbn-i Heysem'dir.Teknik olarak yapılışı üzerinde geniş bilgiler bulabilirisiniz ufak bir internet araştırmasıyla. Benim için  aynalar neden bu kadar önemlidir? Derseniz.Bence aynalar bizim varoluşumuzun temel sebebidir.Onlara ışık tutmalıyız.Bir gün önümüze sunulacaktır.Bütün yaşantımız, belki aynalar sorgulayacaktır bizi.Kare kare geçirilecektir bütün yapılanlar,yaptıklarımız.Her sabah bakarken acaba bütün yaşamı hayalimizden geçirme cesaretini kaçımız gösterip kaçımız vicdanımızı sorguluyoruz.Öyle demeyin aynalar,olmazsa olmazımız.Bence  aynalar olmazsa bizlerde olmazdık yani yaratılmazdık. Varlığımızı aynalara borçluyuz.Üstat Dücane'nin dediği gibi Allah bilinmek için seni yarattım, dediği duyulmuştur toprağın derinliklerinden. Kendini seyretmek için aynaya muhtaçtır, yetkin bir mazhara. Sırf zuhur etmek için.Ayna deyip geçmemek lazım. Bakarken bir kez daha düşünmek gerek. Geçmiş aynalara ve geleceğin altın kaplama aynalarına…Sevgi ile kalın. vanhaber, van, haber, van haber yüzgörgüsü, millattan önce, vedat yazıcı
İnsan ister istemez başkalarına muhtaçtır.Kendisine bakarken bile kendi içindeki başka birine bakar aslında. Ben varsa, sen de vardır gibi bir şey.Bunu bize en iyi gösterende sanırım aynalardır.Ona bakarken başka bir seni arama ya da kendi varlığını ona izah etme, gösterme isteği.
Aynalar,hani şu vazgeçilmezimiz.Hemen hemen her gün hepimizin bir kaç kez ziyaret ettiği,olmazssa olmazlarımız.Hep merak etmişim aynayı ilk bulanlar kimler.Ufak bir araştırma yaptım.Tarihi çok eski. Çatalhöyük'te bulunan obsidiyen aynaların tarihi MÖ 6000 yılına kadar uzanmaktadır.
 Eski Mısır'da 2900, İndus'ta 2800, Çin'de 1500 yıllık metal aynalar bulunmuştur. Cam ayna Fenikeliler tarafından bulunmuşsa da, 13.yüzyıla kadar Avrupa'ya girmemiş ve modern zamanlara kadar yaygınlaşmamıştır.
Anadolu ağızlarında da şu adlar verilir: bakanak, bakar, bakbakı, gözgeç, gözgör, gözünke, kılıklık, yüzgörgü, yüzgörgüsü…
Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalılar'ın bronz el aynaları kullandığı bilinmektedir.Daha değerli olanları ise gümüşten yapılırdı.Çok eskiden metalle kaplanmış cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlara da rastlanmaktadır.Fakat bu yöntem o zamanlar yaygınlaşmamıştır.
Venedik liler'in kullandığı yöntem, 19.Yüzyılda yerini yeni bir yönteme bırakmıştır.Alman kimyacı Justus von Liebig (1803-1873), camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini bulmuş, bu yöntem günümüzde bile günlük amaçlar için kullanılan aynaların üretiminde uygulanmaya başlanmıştır.
Aynalarda ışıkların yansıması kanunlarını bulan ise İbn-i Heysem'dir.Teknik olarak yapılışı üzerinde geniş bilgiler bulabilirisiniz ufak bir internet araştırmasıyla. Benim için  aynalar neden bu kadar önemlidir? Derseniz.Bence aynalar bizim varoluşumuzun temel sebebidir.Onlara ışık tutmalıyız.
Bir gün önümüze sunulacaktır.Bütün yaşantımız, belki aynalar sorgulayacaktır bizi.Kare kare geçirilecektir bütün yapılanlar,yaptıklarımız.Her sabah bakarken acaba bütün yaşamı hayalimizden geçirme cesaretini kaçımız gösterip kaçımız vicdanımızı sorguluyoruz.
Öyle demeyin aynalar,olmazsa olmazımız.Bence  aynalar olmazsa bizlerde olmazdık yani yaratılmazdık. Varlığımızı aynalara borçluyuz.
Üstat Dücane'nin dediği gibi Allah bilinmek için seni yarattım, dediği duyulmuştur toprağın derinliklerinden. Kendini seyretmek için aynaya muhtaçtır, yetkin bir mazhara. Sırf zuhur etmek için.
Ayna deyip geçmemek lazım. Bakarken bir kez daha düşünmek gerek. Geçmiş aynalara ve geleceğin altın kaplama aynalarına…Sevgi ile kalın.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.